![]() |
| Şükrü Erbaş |
Şükrü Erbaş Kimdir?
Şükrü Erbaş, bireyin iç dünyası ile toplumun ortak acılarını aynı şiir ikliminde buluşturan, toplumcu gerçekçi şiiri lirik ve duygusal bir duyarlılıkla işleyen Türk şair ve yazardır. 1953 yılında Yozgat'ta doğan Erbaş, şiirlerinde bireysel yaşantılardan toplumsal gerçekliğe uzanan bir yol kurmuş; insanı, hayatı ve toplumun ortak hafızasını şiirin merkezine yerleştirmiştir.
Onun şiir dünyasında
birey, toplumdan kopuk bir varlık değildir. Kişisel bir duygu, bir acı ya da
bir yalnızlık, çoğu zaman daha geniş bir insanlık hâlinin parçasına dönüşür. Bu
nedenle Şükrü Erbaş'ın şiirini yalnızca toplumcu gerçekçilik başlığı
altında değerlendirmek yeterli olmaz. Şair, toplumsal gerçekliği doğrudan
sloganlaştırmak yerine onu insanın iç dünyasından geçirerek lirik bir şiir
diline dönüştürür.
Şükrü Erbaş'ın şiirindeki
asıl güç, bireysel olanla toplumsal olan arasında kurduğu bu duyarlı
geçiştedir. Bir insanın içindeki kırgınlık, yalnızlık
veya umut, onun şiirinde daha büyük bir toplumsal hakikatin yankısına
dönüşebilir.
Şükrü Erbaş'ın Hayatı
Şükrü Erbaş, 1953 yılında
Yozgat'ta, Lalezar Hanım ile çiftçi Doğan Erbaş'ın oğlu olarak dünyaya
geldi. İlk ve orta öğrenimini doğduğu şehir olan Yozgat'ta tamamladı. Çocukluk
ve gençlik yıllarının geçtiği bu coğrafyanın, onun sonraki edebi kişiliğinin
oluşumunda nasıl bir iz bıraktığına dair elimizde ayrıntılı bir kaynak
bulunmamakla birlikte, Erbaş'ın yaşamı boyunca insan ve toplum ilişkisini
şiirinin temel meselelerinden biri hâline getirdiği görülür.
1978 yılında Gazi
Eğitim Enstitüsü Sosyal Bilimler Bölümü'nü bitiren Erbaş, mesleki hayatını
uzun yıllar memurluk yaparak sürdürdü. 1972'den itibaren Toprak Mahsulleri
Ofisi'nde görev yaptı ve buradaki çalışma hayatını 1998 yılında emekli
olarak tamamladı.
Şairin hayatında edebiyat
yalnızca kişisel bir uğraş olarak kalmadı. Erbaş, edebiyatın örgütlü yapıları
içerisinde de sorumluluk üstlendi. Edebiyatçılar Derneği'nde 1993-1995
yılları arasında genel sekreterlik, 1998-1999 yılları arasında ise genel
başkanlık görevlerini yürüttü. Aynı zamanda PEN Yazarlar Derneği
üyesidir.
Şükrü Erbaş, Antalya'da
yaşamaktadır. Evli olan şairin iki çocuğu vardır.
Şükrü Erbaş'ın Edebi
Kişiliği
Şükrü Erbaş'ın edebiyat
dünyasındaki ilk görünürlüğü, şiirle kurduğu ilişkinin süreklilik kazanacağının
da işaretiydi. İlk şiiri "Sevi Dostluktur", 1978 yılında Varlık
dergisinde yayımlandı.
Bu ilk yayımlanma,
Erbaş'ın Türk şiirindeki yolculuğunun başlangıç noktalarından biri oldu.
Ardından şiir ve yazıları, dönemin farklı edebiyat ve kültür dergilerinde yer
aldı. Şükrü Erbaş'ın yazılarının ve şiirlerinin yayımlandığı dergiler arasında
şunlar bulunmaktadır:
- Yarın
- Sesimiz
- Dönemeç
- Türkiye Yazıları
- Düşlem
- Edebiyat ve Eleştiri
- Varlık
- Evrensel Kültür
Bu dergilerdeki
yayınları, onun edebiyat dünyasındaki yerini giderek sağlamlaştırırken, şiir
anlayışının da belirginleşmesine zemin hazırladı.
Şükrü Erbaş'ın Şiir Anlayışı
Şükrü Erbaş'ın edebi kişiliğinin temelinde, toplumcu gerçekçi şiir anlayışı ile lirik ve duygusal söyleyişin birleşimi bulunur. Ancak onun şiirini yalnızca toplumsal meseleleri dile getiren bir şiir olarak görmek, şairin asıl özgünlüğünü gözden kaçırmak olur.
Erbaş, toplumsal
gerçekliği insanın bireysel dünyası üzerinden kavrar. Şiirindeki birey, kendi
yalnızlığı ve acısıyla baş başa görünse bile, bu duyguların ardında daha geniş
bir toplumsal hayatın izleri vardır. Böylece kişisel olan ile toplumsal olan
arasında şiirsel bir bağ kurulur.
Şairin şiir anlayışında
dikkat çeken temel özelliklerden biri de, insanın iç dünyasını toplumdan
bağımsız düşünmemesidir. Bireyin yaşadığı duygu, onun şiirinde yalnızca kişisel
bir deneyim olarak kalmaz; daha büyük bir ortaklığın, ortak bir acının veya ortak
bir hayat deneyiminin parçası hâline gelir.
Bu yönüyle Erbaş'ın
şiirinde duyarlılık, toplumcu gerçekçi yaklaşımın sert ve doğrudan
anlatımını yumuşatan bir unsur değil; aksine şiirin insani derinliğini kuran
temel bir güçtür.
Şairin bu özelliği,
edebiyat araştırmacısı M. Y. Bilen tarafından da şu ifadeyle
değerlendirilmiştir:
"Bireysel olgulardan
toplumsal olguların bütününe varma ustalığı gösterir."
Bu değerlendirme, Şükrü
Erbaş'ın şiir dünyasını anlamak açısından önemli bir anahtar sunar. Çünkü onun
şiirinde başlangıç noktası çoğu zaman insandır; fakat şiir, insanın
yalnızlığıyla sınırlı kalmaz. Bir bireyin yaşadığı duygu, daha geniş bir
toplumsal gerçekliğe açılır.
Bireyselden Toplumsala
Uzanan Bir Şiir
Şükrü Erbaş'ın şiirindeki
toplumcu gerçekçi damar, yalnızca dış dünyayı anlatmakla yetinmez. Şair,
toplumsal gerçekliği insanın ruhsal dünyasıyla birlikte ele alır. Bu nedenle
şiirlerinde bireysel duygu ile toplumsal hayat arasında sürekli bir hareket vardır.
Onun şiir dünyasını
anlamak için bu hareket özellikle önemlidir. Çünkü Erbaş, toplumun büyük
meselelerini bireyin küçük ve kırılgan dünyasından geçirerek anlatır.
Böylece şiir, bir yandan yaşanan hayatın gerçekliğine bağlı kalırken, diğer
yandan insanın iç dünyasının inceliklerini korur.
Bu yaklaşım, Şükrü
Erbaş'ın şiirini yalnızca belirli bir edebi anlayışın temsilcisi olmaktan
çıkararak kendine özgü bir duyarlılık alanına taşır. Toplumsal olanın içinde
bireyi, bireysel olanın içinde ise toplumu arayan bir şiir anlayışıdır bu.
Şairin edebi yolculuğunun
temelinde de bu arayışın bulunduğu söylenebilir: İnsanı kendi yalnızlığında
bırakmadan, onun hikâyesini daha büyük bir hayatın parçası olarak görmek.
Şükrü Erbaş'ın Türk Şiirindeki Yeri
Şükrü Erbaş, Türk
şiirinde toplumcu gerçekçi duyarlılığı lirik bir söyleyişle buluşturan
şairlerden biri olarak değerlendirilir. Şiir ve yazılarıyla uzun yıllara
yayılan edebiyat yolculuğu boyunca, bireyin dünyası ile toplumun ortak
gerçekliği arasında şiirsel bir köprü kurmuştur.
Onun şiirindeki temel
değer, büyük toplumsal meseleleri insanın duygusal dünyasından koparmamasında
yatar. Bu nedenle Erbaş'ın şiirinde insan yalnızca toplumun bir parçası
değildir; aynı zamanda toplumun bütün yükünü, acısını ve umudunu kendi içinde
taşıyan bir varlıktır.
Şükrü Erbaş'ın edebi
kişiliğine bakıldığında, şiirinin merkezinde insan, çevresinde ise toplum
ve hayat vardır. Bireysel deneyimlerden yola çıkarak toplumsal olguların
bütününe ulaşan şiir anlayışı, onun Türk şiirindeki özgün yerini belirleyen en
önemli özelliklerden biridir.
Bugün Şükrü Erbaş'ın şiir
serüvenine bakarken, yalnızca bir şairin edebi geçmişini değil; aynı zamanda insanın
kendi içinden yola çıkarak başkalarının acısına, yalnızlığına ve hayatına
ulaşma çabasını da görürüz. Onun şiiri, bireyin sesini toplumun geniş
yankısı içinde duyurmaya çalışan; duyarlılığını kaybetmeden gerçekliğe bakmayı
sürdüren bir şiir anlayışının temsilidir.
Şükrü Erbaş’ın Ödülleri
·
Yolculuk ile 1987 Ceyhun Atuf Kansu Şiir
Ödülü
·
Dicle Üstü Ay Bulanık ile 1996 Orhon Murat
Arıburnu Şiir Ödülü
Şükrü Erbaş’ın Eserleri
Şiir:
·
Küçük Acılar, Ank.: Yaba, 1984
·
Aykırı Yaşamak, (Küçük Acılar’la birlikte)
Ank.: Yarın, 1985
·
Yolculuk, İst.: Yarın, 1986
·
Kimliksiz Değişim, Ank.: Başak, 1992
·
Bütün Mevsimler Güz, Ank.: Promete, 1994
·
Dicle Üstü Ay Bulanık, Ank.: Ümit, 1995
·
Kül Uzun Sürer, Ank.: Ümit, 1996
·
Derin Kesik, Ank.: Ümit, 1999
·
Üç Nokta Beş Harf, Ank.: Ümit, 2001
·
Sarkacın Kalbi, Ank.: Ümit, 2002
·
Yalnızlık Heceleri, Ank.: Ümit, 2003
·
Gölge Masalı, İst.: Everest, 2005
·
Unutma Defteri, Ank.: Kanguru, 2007
·
Toplu Şiirler I-II, Ank.: Kanguru, 2008
Deneme:
·
İnsanın Acısını İnsan Alır, Ank.: Ümit,
1995
·
Gülün Sesi Gül Kokar, Ank.: Ümit, 1998
·
Bir Gün Ölümden Önce, Ank.: Ümit, 1999.
KAYNAKÇA: Necatigil,
İsimler, 144; Kurdakul, Sözlük, 237.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder