ANA SAYFA

Abdullah Sabri Karter Kimdir? Hayatı, Edebi Kişiliği ve Eserleri

 


Abdullah Sabri Karter portre fotoğrafı
Abdullah Sabri Karter

     Abdullah Sabri Karter Kimdir?

Abdullah Sabri Karter (1 Temmuz 1867 – 21 Temmuz 1939), Türk şairi, yazarı ve siyasetçisidir. Meclis-i Mebûsan 4. dönem Bursa mebusu olarak görev yapan Karter, yalnızca devlet hizmetleriyle değil; edebiyat, tarih, dil ve felsefeye uzanan geniş ilgi alanları ve özellikle Türk dili üzerine hazırladığı çalışmalarıyla da dikkat çeker.

Abdullah Sabri ibn-i Ali imzasını da kullanan Karter, yaşadığı dönemin devlet adamı ve aydın tipinin belirgin özelliklerini taşıyan isimlerden biridir. Onun hayatında bürokrasi, siyaset, edebiyat ve dil araştırmaları birbirinden kopuk alanlar değildir. Devlet görevleriyle geçen uzun yılların yanında kitaplara, kelimelere ve Türkçenin tarihî mirasına duyduğu ilgi, hayatının ikinci ve daha sessiz bir damarını oluşturur.

Abdullah Sabri Karter’in Hayatı

İstanbul’da öğrenim gören Abdullah Sabri Karter, 1889 yılında Mülkiye Mektebi’nden mezun oldu. Bu eğitim, onun uzun yıllar sürecek devlet hizmetinin de başlangıcıydı. Çeşitli devlet görevlerinde bulunan Karter, bürokrasinin içinde yükselirken kalemini de elinden bırakmadı. Sivas’ta yayımlanan vilayet gazetesinin başyazarlığını üstlenmesi, devlet görevi ile yazarlık arasında kurduğu bağın erken örneklerinden biridir.

1908’de II. Meşrutiyet’in ilanıyla birlikte siyasi hayatın içine daha doğrudan girdi ve Bursa mebusu olarak Meclis-i Mebusan’da yer aldı (1908-12). Böylece onun hayatında yalnızca devlet idaresinin değil, dönemin siyasi ve toplumsal dönüşümlerinin de belirleyici olduğu yeni bir dönem başladı.

Meclis-i Mebusan’daki görevinin ardından farklı idari makamlarda bulundu. Kırşehir mutasarrıflığı, ardından Aksaray, Edirne ve Mersin valilikleri onun devlet hizmetindeki sorumluluklarının kapsamını gösterir. Ancak Karter’in hayatı yalnızca devlet makamlarıyla açıklanabilecek bir hayat değildi. Millî Mücadele’ye katılması, onun devlet ve memleket meseleleri karşısındaki sorumluluk duygusunun başka bir aşamasını oluşturdu.

Cumhuriyet’in ilanından sonra Şûra-yı Devlet üyeliğine getirildi. 1932 yılında emekliye ayrıldı. Fakat onun için emeklilik, zihinsel üretimin sonu anlamına gelmedi. Bilakis, hayatının kitaplarla ve dil çalışmalarıyla örülü başka bir yönü daha görünür hâle geldi.

Abdullah Sabri Karter ve Kitaplara Adanmış Bir Hayat

Karter’in hayatındaki en dikkat çekici ayrıntılardan biri, 1936 yılında 1182 cilt kitabını Bursa Orhangazi İl Halk Kütüphanesi’ne bağışlamasıdır. Bu bağış, yalnızca bir kitap koleksiyonunun kamuya devredilmesi olarak görülmemelidir. Çünkü Karter’in kitaplara yaklaşımı, onun entelektüel dünyasının genişliğini de ortaya koyar. Koleksiyonda 18 yazma eser bulunuyordu.

Daha da önemlisi, bu kitapların arasında onun kendi el yazısıyla hazırladığı, Türk dili tarihine yönelik büyük bir çalışma da yer alıyordu. Karter’in kitaplara bıraktığı miras, onun yalnızca okuyan değil, kelimelerin peşine düşen bir aydın olduğunu gösterir.

Abdullah Sabri Karter’in Edebî Kişiliği

Abdullah Sabri Karter’in edebî kişiliğini yalnızca şiirleri üzerinden değerlendirmek yeterli değildir. Edebiyat, tarih ve felsefeye duyduğu merak, onun zihinsel dünyasının farklı alanlara açıldığını gösterir. Karter, kendi hal tercümesini kendisi yazmıştır. Bu ayrıntı, kendi hayatını ve entelektüel uğraşlarını değerlendirme biçimini anlamak açısından önemlidir.

Şiir konusunda ise oldukça ölçülü, hatta kendisine karşı eleştirel bir tavır içerisindedir. Şiirlerinde “yeteri kadar şiir kokusu bulmadığı” düşüncesiyle onları kitaplaştırmadığını ifade eder. Bu yaklaşım, onun şiire yalnızca yazılmış dizeler bütünü olarak bakmadığını; şiirin kendine özgü bir estetik niteliğe sahip olması gerektiğini düşündüğünü gösterir.

Karter’in şiir anlayışındaki en dikkat çekici noktalardan biri de şiirin amacı konusunda yaptığı açıklamadır. Şiirlerini sanat amacıyla değil, vatanî bir görev duygusuyla yazdığını belirtir.

Bu söz, onun edebiyat anlayışının temelindeki düşünceyi anlamak için anahtar niteliğindedir. Karter için kalem, yalnızca bireysel duyguların ifade aracı değildir. Aynı zamanda memlekete karşı yerine getirilmesi gereken bir sorumluluğun aracıdır.

Abdullah Sabri Karter’in Şiir Anlayışı

Karter, şiirlerinde aruz ölçüsünü kullanmıştır. Şiirlerinin dili ise dönemin klasik edebiyat geleneğinin etkisini taşıyan ağır bir dildir. Onun şiir dünyasında estetik kaygı ile vatanî sorumluluk düşüncesinin yan yana durduğu görülür. Şiirlerini yeterince başarılı bulmadığı için kitaplaştırmaması da bu bakımdan anlamlıdır. Karter, kendi yazdıklarına karşı dahi belirli bir mesafeyi korumuştur.

Bu nedenle onu yalnızca yayımlanmış şiirleri üzerinden değerlendirmek, edebiyatla kurduğu ilişkinin tamamını görmemize yetmez. Onun asıl dikkat çekici taraflarından biri, edebiyatı tarih, dil ve düşünceyle birlikte ele alan geniş entelektüel ilgisidir.

Abdullah Sabri Karter’in “Açar” Çalışması

Karter’in edebî ve entelektüel mirası içinde en özgün çalışmalardan biri Açar (Anahtar) adlı eseridir. 22 ciltten oluşan bu çalışma, Divanü Lügati’t-Türk içerisinde yer alan Türkçe kelimelerin anlamlarını açıklamakta ve bu kelimelerin eserdeki yerlerini göstermektedir.

Karter’in böyle kapsamlı bir çalışmaya yönelmesi, onun Türk dilinin geçmişine duyduğu ilgiyi açık biçimde ortaya koyar. Şiirlerinin kitaplaşmasını gerekli görmeyen bir edebiyat insanının, buna karşılık dil üzerine 22 ciltlik bir çalışma hazırlaması oldukça anlamlıdır.

Burada Karter’in edebiyat anlayışındaki temel ayrım daha belirgin hâle gelir: Onun için yazmak, yalnızca estetik bir üretim değildir. Dil, tarih ve kültürün korunması da yazının sorumluluk alanı içindedir. Açar, yazma hâlinde kalmış ve henüz yayımlanmamış bir çalışmadır. Buna rağmen Karter’in entelektüel dünyasını anlamak açısından önemli bir yere sahiptir.

Abdullah Sabri Karter’in Edebiyat Tarihindeki Yeri

Abdullah Sabri Karter, edebiyat tarihinde yalnızca şiirleriyle öne çıkan bir isim değildir. Onun hikâyesi, Osmanlı’nın son döneminden Cumhuriyet’in ilk yıllarına uzanan büyük dönüşüm içinde devlet görevleri, siyaset, edebiyat ve dil araştırmalarını bir arada taşıyan bir aydının hikâyesidir.

Mülkiye’den yetişmiş, devletin farklı kademelerinde görev almış, Meclis-i Mebusan’da Bursa’yı temsil etmiş, Millî Mücadele’ye katılmış ve Cumhuriyet döneminde Şûra-yı Devlet üyeliği yapmıştır. Fakat bütün bu resmî görevlerin yanında, onu daha sessiz bir alanda da tanımak gerekir: kitapların, kelimelerin ve geçmişin hafızasının içinde.

1182 ciltlik kitaplığını Bursa Orhangazi İl Halk Kütüphanesi’ne bağışlaması ve Açar adlı 22 ciltlik çalışması, onun geride yalnızca bir memuriyet ve siyaset hayatı bırakmadığını gösterir. Abdullah Sabri Karter’in asıl mirası, kalemin devlet hizmetinden edebiyata, edebiyattan dil tarihine uzanan uzun yolculuğunda saklıdır.

Şiirlerini sanat amacıyla değil, vatanî bir görev duygusuyla yazdığını söyleyen; kendi şiirlerini dahi yeterli görmeyerek kitaplaştırmayan; buna karşılık Türkçenin tarihî kelimelerini açıklamak için yıllarını veren Karter, kendi döneminin sorumluluk duygusu yüksek aydın tipini temsil eder.

Onu hatırlamak, yalnızca bir şairin veya eski bir devlet adamının biyografisini hatırlamak değildir. Aynı zamanda kitaba, dile ve memleket fikrine ömrünü adamış bir Osmanlı-Cumhuriyet aydınının sessiz emeğine hakkını teslim etmektir.

Abdullah Sabri Karter’in Eserleri

Şiir:

·         İmdat, Eskişehir: Ticaret Mtb., 1919

Diğer:

·         Osmanlı Tarihi, (manzum) İst., [Birinci kısım: Mekteb-i Sanayi Mtb., 1311] 1895-98

·         Çiftçim Diyor ki, (manzum) 1920

·         Açar, (yazma sözlük, Orhangazi İl Halk Ktp.)

KAYNAKÇA: Çankaya, II, 193; “Karter, Abdullah Sabri”, TDEA, V, 202

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Muzaffer İlhan Erdost Kimdir? Hayatı, Edebi Kişiliği ve Eserleri

  Muzaffer İlhan Erdost        Muzaffer İlhan Erdost Kimdir? Muzaffer İlhan Erdost (18 Eylül 1932, Artova – 25 Şubat 2020, Altındağ), Türk ...