![]() |
| Nedim |
Nedim Kimdir?
Nedim, 18. yüzyıl Osmanlı edebiyatının en önemli divan şairlerinden biridir. Asıl adı Ahmet olan şair, özellikle gazel ve şarkılarıyla tanınır. İstanbul Türkçesinin inceliklerini şiir diline taşıması, geleneksel mazmunları yeni buluşlarla işlemesi ve gündelik hayatı şiirlerinin konusu hâline getirmesiyle divan edebiyatında kendine özgü bir yer edinmiştir.
Nedim’in şiirlerinde aşk,
tabiat, musiki, eğlence ve İstanbul hayatı geniş yer tutar. 1718-1730 yılları
arasında, sonradan Lale Devri olarak adlandırılan dönemde yaşamış; Sadabad
başta olmak üzere dönemin köşklerini, bahçelerini ve mesire yerlerini şiirlerine
taşımıştır. Sade, akıcı ve nükteli söyleyişiyle klasik şiirin kalıpları içinde
yenilik yapmayı başarmış, özellikle şarkı türünün gelişmesine önemli katkıda
bulunmuştur.
Nedim’in Hayatı
Ailesi ve Öğrenim Hayatı
Nedim’in İstanbul’da
hangi tarihte doğduğu kesin olarak bilinmemektedir. Babası, Anadolu’nun çeşitli
yerlerinde kadılık yapmış Mehmet Efendi’dir. Dedesi Merzifonlu Mustafa bin
Muslihiddin, kadıaskerlik makamına kadar yükselmiş; 1648 yılında Sultan İbrahim’in
tahttan indirilmesinin ardından çıkan ayaklanmada öldürülmüştür. Annesi Saliha
Hatun ise Fatih devri ulemasından Karaçelebizade Hüsamettin Efendi ailesine
mensuptur. Böylece Nedim, hem anne hem de baba tarafından ilim çevreleriyle
ilişkili bir ailede yetişmiş ve baba tarafından ailesinin Mevlevilikle de
bağlantısı bulunmaktadır.
Nedim, III. Ahmet
devrinde medrese öğrenimi gördü. Şeyhülislam Ebe-zade Abdullah’ın yaptığı
sınavı kazanarak mesleğe girişinin 1707-1713 yılları arasına rastladığı tahmin
edilmektedir. Ancak eğitimini tamamlaması, beklediği mesleki ilerlemeyi hemen
sağlayamadı. Annesini 1712 dolaylarında kaybettiği sırada henüz müderrisliğe
atanamamıştı. Şehit Ali Paşa’ya sunduğu, özellikle sadrazamlığı ve 1714 Mora
Seferi dolayısıyla yazdığı kasidelerde bu beklentisini dile getirdi. Aradığı
himayeyi bu dönemde bulamayan Nedim’in hayatı, Nevşehirli İbrahim Paşa’nın
desteğiyle değişmeye başladı.
Nevşehirli İbrahim
Paşa’nın Himayesinde Yükselişi
Nedim’in meslek hayatında
1716 yılı önemli bir dönüm noktasıdır. İbrahim Paşa’nın mirahurluğa
getirilmesinin ardından ona sunduğu kasidede barış ve huzur konularını işledi;
bu vesileyle bir hariç medresesine atanmayı başardı. Aynı yılın ekim ayında
İbrahim Paşa’nın vezir olması üzerine bir tarih kıtası yazdı. Paşa’nın Fatma
Sultan’la evlenerek sadrazamlığa yükselmesi dolayısıyla da 5 Mayıs 1718’de bir
kaside sundu.
Şairin şiirlerinde
hamisine duyduğu bağlılık kadar, geçmişte yaşadığı işsizlik ve maddi
sıkıntıların izleri de görülür. İbrahim Paşa’nın desteğiyle saray çevresinde
daha görünür hâle gelen Nedim, zamanla III. Ahmet’in de tanıdığı ve görmek
istediği bir şair oldu. Bu yakınlık, ona mesleki ilerleme ve kültürel çevrelere
katılma imkânı sağladı.
Lale Devri İstanbul’unda
Nedim
Nedim’in hayatının en
rahat ve verimli dönemi, 1718-1730 yılları arasına rastlar. Kağıthane’deki
Sadabad, Çağaloğlu’ndaki Ferruhabad, Kuruçeşme’deki Kasr-ı Süreyya ve Vefa
Bahçesi’ndeki Bağ-ı Ferruh, onun bulunduğu başlıca mekânlar arasındaydı. Şair,
Sadabad’ın yanı sıra Hayrabad, Kasr-ı Cenan, Kasr-ı Neşat, Cesr-i Sürur,
Tavanlı Köprü, Hürremabad, Saray-ı Asafi, Şerefabad ve Neşatabad gibi köşk,
kasır ve bahçeleri de şiirlerinde anlattı.
III. Ahmet ve İbrahim
Paşa’nın katıldığı lale gezintilerinde bulunan Nedim, bahçelerde açan çiçeklere
şiirsel adlar veriyor, dönemin eğlence kültürünü yakından gözlemliyordu.
Beşiktaş ve Fındıklı çevresindeki Çırağan safaları, Boğaz gezintileri ve yaz eğlenceleri
de şiirlerinin konuları arasındaydı. Sadabad’a duyduğu özel ilgi, bu mekânın
şiirlerinde sıkça anılmasını sağladı. 1723’ten itibaren ramazan aylarında
İbrahim Paşa’nın huzurunda düzenlenen tefsir derslerine kari, yani okuyucu
sıfatıyla katılması ise onun saray çevresindeki kültürel faaliyetlerde de yer
aldığını gösterir.
Son Görevleri ve İlim
Çalışmaları
Nedim’in meslek hayatı,
şiir ve saray çevresindeki ilişkilerinin yanı sıra ilmî görevlerle de
şekillendi. 1725-1726 yıllarında Mahmut Paşa Mahkemesi naipliğine atandı. Bu
tayin dolayısıyla yazdığı kasidede kendisine gösterilen ilgiden dolayı teşekkür
ederken maddi sıkıntılarından da söz etti. Aynı yıllarda Aynî Tarihi
çevirisi için oluşturulan heyete katıldı.
17 Temmuz 1727’de Molla
Kırımı Medresesi’ne tayin edilen Nedim, 4 Mayıs 1728’de Sadi Efendi
Medresesi’ne terfi ettirildi. Sahaifü’l-Ahbar çevirisi için çalışan
heyette de görev aldı. 1729’da Nevşehirli İbrahim Paşa’nın kütüphanesine
hafız-ı kütüp olarak atanması, kitaplara ve ilim çalışmalarına duyduğu ilgiyi
geliştirmesi açısından önemliydi. Bir süre sonra, 1730 yılının başlarında
Sekban Ali Medresesi’ne tayin edildi.
Nedim’in Ölümü ve Mezarı
Nedim’in hayatı, Patrona
Halil Ayaklanması’yla Lale Devri’nin sona erdiği 1730 yılında son buldu. Ölüm
biçimi hakkında farklı rivayetler bulunmakla birlikte, kesin ayrıntılar
tartışmalıdır. Ele geçen tereke sureti, ölümünün 23 Ekim 1730’dan kısa bir süre
önce gerçekleştiğini göstermektedir. Aynı belgeye göre Nedim’in evi,
Beşiktaş’tan Ortaköy’e giden yol üzerindeydi.
Nedim’in kızı Lübabe’nin
bulunduğu, Rukiye, Hamide ve Ayşe adlarında üç kız kardeşinin olduğu da tereke
kaydından öğrenilmektedir. Eşi Ümmü Gülsüm Hanım’ın babası İbrahim Çelebi bin
Elhaç Mustafa Çelebi, kızının vasisi olarak tayin edilmiştir. Şairin Abdurrahman
Şeref adlı amcasının da şair olduğu bilinmektedir.
Nedim’in mezarı,
Üsküdar’da Tunusbağı kabristanının biraz yukarısında, Selimiye Dergâhı
civarındaki Çiçekli mevkiindedir. Daha sonra annesi Saliha Hatun’un mezarı da
yanına nakledilmiştir.
Nedim’in Edebi Kişiliği
Şiir Anlayışı ve Dil Özellikleri
Nedim’in divan şiirine en
önemli katkılarından biri, şiir dilini konuşma diline yaklaştırmasıdır. Baki
ve Şeyhülislam Yahya gibi şairlerde de görülen bu eğilim, Nedim’in
şiirlerinde daha belirgin bir nitelik kazanmıştır. Halk deyimlerinden ve
İstanbul Türkçesinin söyleyiş özelliklerinden yararlanan şair, ağır ve
kalıplaşmış anlatımı yumuşatarak şiirine canlılık kazandırmıştır.
Nedim, geleneksel
mazmunları bütünüyle terk etmek yerine onları yeni benzetmeler ve farklı
duygusal çağrışımlarla işlemiştir. Sade, akıcı ve nükteli söyleyişi, yer yer
rahat ve laubali bir tavra yaklaşan anlatımıyla birleşir. Kendisine verilen “Nedim-i
taze zeban” adı da şiire getirdiği bu taze söyleyişle ilişkilidir.
Gazellerinde Aşk ve Yaşama Sevinci
Nedim’in gazelleri, aşkı
ve güzelliği canlı bir söyleyişle ele alması bakımından öne çıkar. Şairin
şiirlerinde duygular, yalnızca geleneksel benzetmeler aracılığıyla ifade
edilmez; gündelik hayatın ayrıntıları, kişisel gözlemler ve nükteli söyleyiş de
anlatımın parçası olur. Bu özellik, gazellerine zarif ve hareketli bir hava
kazandırır.
Aşk, tabiat ve hayatın
tadını çıkarma arzusu, Nedim’in şiir dünyasının başlıca unsurlarıdır.
Geleneksel şiir biçimlerini kullanırken kendi çağının duyarlılığını koruması,
onu divan edebiyatının özgün şairlerinden biri hâline getirmiştir.
Şarkıları ve Musikiyle
İlişkisi
Nedim, şarkı türünün
gelişmesinde önemli rol oynamıştır. Dönemin musiki ve eğlence kültürüyle
yakından ilişkili olan şarkıları; aşkı, tabiatı, İstanbul’un mesire yerlerini
ve toplumsal hayatın çeşitli yönlerini konu edinir. Dönemin giyim kuşam
anlayışına ilişkin ayrıntılar da bu şiirlerde yer bulur.
Şarkılarının bestelenerek
yaygınlaşması, şiirlerinin yazılı edebiyat çevrelerinin dışına taşmasını
sağlamıştır. Nedim Divanı’nın şarkılar bölümünde, 6+5 hece ölçüsüyle yazılmış
bir türkü de bulunmaktadır. Bu örnek, şairin halk şiiri geleneğiyle kurduğu ilişkinin
dikkat çekici bir göstergesidir.
Kasidelerinde Gündelik
Hayat
Nedim, kaside türünü
yalnızca devlet adamlarını övmek veya önemli olayları kayda geçirmek amacıyla
kullanmamıştır. Doğumlar, düğünler, bayramlar, ramazan ayı, yeni yıl
kutlamaları, köşk ve sarayların inşası, Boğaz gezintileri ve kış sohbetleri de
şiirlerinin konuları arasındadır. Ürgüp ve Nevşehir’de yapılan cami, hamam,
çarşı ve kervansaraylar için de kasideler yazmış, tarihler düşürmüştür.
Bu yaklaşım, kaside
türünün konu alanını genişletmiş, yerli töreler, tabiat güzellikleri, aşk ve
özel hayatın ayrıntıları, geleneksel övgü şiirinin sınırları içinde kendilerine
yer bulmuştur. Sadabad’ın yapılışı ve Revan’ın fethi gibi olayları kimi zaman
kaside yerine şarkıyla kutlaması da Nedim’in şiir biçimlerini esnek biçimde
kullandığını gösterir.
Lale Devri’nin Şiir
Dünyasındaki Yeri
Nedim’in şiirleri, 18.
yüzyıl İstanbul’unun mekânlarını ve hayat tarzını yansıtan önemli edebî
kaynaklar arasında yer alır. Bahçeler, laleler, köşkler, mesire yerleri, giyim
kuşam ve eğlence gelenekleri onun şiirlerinde geniş yer tutar. Ancak
şiirlerinin değeri yalnızca dönemin kültürel hayatını yansıtmasından
kaynaklanmaz. Bu ayrıntıları kendine özgü bir dil ve duyarlılıkla işlemesi,
Nedim’in asıl başarısını oluşturur.
Şair, divan edebiyatının
biçimsel özelliklerini korurken şiirin konu alanını genişletmiş; İstanbul’un
gündelik hayatını, insan ilişkilerini ve tabiat sevgisini klasik şiirin
dünyasına taşımıştır. Böylece yaşadığı dönemin kültürel özelliklerini kayda
geçirirken sonraki kuşakları da etkileyen bir söyleyiş geliştirmiştir.
Nedim’in Türk Edebiyatındaki Önemi
Nedim’in değeri, yaşadığı
dönemde herkes tarafından aynı ölçüde anlaşılmamıştır. Çağdaşları arasında
şiirlerini takdir edenler bulunsa da dönemin ileri gelenleri onu çoğunlukla hoş
sohbet ve zarif bir şair olarak değerlendirmiştir. Edebiyat tarihindeki konumu,
Tanzimat sonrasında daha belirgin hâle gelmiş; Millî Edebiyat döneminden
itibaren Türk edebiyatının büyük şairleri arasında kabul görmüştür.
Nedim’in şiirleri, klasik
divan şiirinin kendi içinden yenilenebileceğini göstermesi bakımından önemlidir.
İstanbul Türkçesini şiirin merkezine taşıması, gazel ve şarkı türlerine
kazandırdığı canlılık, kasidelerin konu alanını genişletmesi ve gündelik hayatı
edebî anlatımın parçası hâline getirmesi, onun kalıcı etkisini belirleyen
başlıca özelliklerdir.
Bugün Nedim, yalnızca
Lale Devri’nin eğlence hayatını anlatan bir şair olarak değil, Türk şiirinin
dilini ve anlatım olanaklarını geliştiren önemli bir sanatçı olarak
değerlendirilir. Şiirleri, hem kendi çağının kültürel hayatını tanımamıza hem
de divan edebiyatının değişen duyarlılıklarını anlamamıza yardımcı olmaktadır.
Nedim’in Eserleri
Nedim Divanı
Nedim’in başlıca eseri,
gazellerini, kasidelerini, şarkılarını, tarih kıtalarını ve diğer şiirlerini
içeren Nedim Divanı’dır. Şairin edebî kişiliğini en kapsamlı biçimde
yansıtan bu eser, özellikle İstanbul Türkçesine yaklaşan dili, yenilikçi
mazmunları ve şarkı türündeki örnekleriyle önem taşır.
Divanda aşk, tabiat,
eğlence hayatı ve dönemin kültürel çevresi önemli bir yer tutar. Nedim’in
şiirlerinde Sadabad ve Çırağan gibi mekânların yanı sıra dönemin toplumsal
alışkanlıkları da görülür. Eser, hem şairin sanat anlayışını hem de 18. yüzyıl
İstanbul’unun kültürel hayatını incelemek isteyenler için önemli bir kaynaktır.
Sahaifü’l-Ahbar
Nedim’in şiir dışındaki
çalışmalarından biri, Derviş Ahmet Dede’nin Sahaifü’l-Ahbar adıyla
anılan dünya tarihi çevirisidir. Üç ciltten oluştuğu ve bazı kaynaklara göre on
yılda tamamlandığı belirtilen eser, Nedim’in de katıldığı bir heyet tarafından
Türkçeye çevrilmiştir. Bu çalışma, şairin dönemin ilmî ve kültürel
faaliyetlerinde de görev aldığını göstermektedir.
Aynî Tarihi
Nedim, Aynî Tarihi
çevirisi için oluşturulan heyette de yer almıştır. Bu görev, onun tarih
eserlerinin Türkçeye aktarılması çalışmalarına katkıda bulunduğunu ortaya
koyar. Böylece Nedim’in edebî faaliyetleri, şiirin yanı sıra tarih ve çeviri
alanlarını da kapsamıştır.
KAYNAKÇA: Ahmet Haşim
(1991). “Nedîm Dîvânı’nın Yeni Tab‘ı”. Bütün Eserleri III. (hzl. İnci
Enginün-Zeynep Kerman). İstanbul: Dergâh Yay. Gölpınarlı, Abdülbaki (1951). Nedîm
Dîvânı. İstanbul: İnkılap Kitabevi. Gölpınarlı, Abdülbaki (1972). Nedîm
Dîvânı. İstanbul: İnkılap Kitabevi. Halil Nihat [Boztepe] (1338-40). Nedîm
Dîvânı. İstanbul: İkdam Matbaası. Hoca, Nazif (1960). “Nedîm’in Bizzat
Yazdığı İddia Edilen Bir Divanı Hakkında”. Tarih Dergisi XI/15:
143-148.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder