![]() |
| Behçet Necatigil |
Behçet Necatigil Kimdir?
Türk edebiyatında “evler şairi” olarak da bilinen Behçet Necatigil, Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin en önemli ve en özgün şairlerinden biri kabul edildi. 16 Nisan 1916 tarihinde İstanbul’da doğan sanatçı; şair, yazar, öğretmen, çevirmen ve radyo oyunu yazarı kimliğiyle Türk edebiyatında çok yönlü bir yere sahip oldu. Özellikle ev, aile, yalnızlık, şehir yaşamı ve modern insanın iç dünyasını konu alan şiirleriyle tanındı. Şiirde anlam yoğunluğunu önceleyen yaklaşımı, sözcükler üzerindeki titizliği ve çağrışım gücü yüksek dili sayesinde modern Türk şiirine yeni bir yön kazandırdı. Geleneksel şiirin imkânlarını modern anlatımla birleştiren Necatigil, hem biçim hem içerik bakımından kendine özgü bir şiir dünyası kurdu.
Behçet Necatigil’in edebi
kişiliği; içe dönük duyarlılığı, disiplinli dil işçiliği ve sıradan insanın
hayatını şiirin merkezine taşıyan yaklaşımıyla öne çıktı. Şair, büyük şehirde
yaşam mücadelesi veren orta sınıf insanın korkularını, sıkıntılarını ve umutlarını
derin bir gözlem gücüyle anlattı. Şiirin yalnızca duygu aktarımı değil; aynı
zamanda yoğunlaştırılmış bir düşünce ve biçim sanatı olduğunu savundu.
“Kapalıçarşı”, “Çevre”, “Arada”, “Dar Çağ”, “Yaz Dönemi” ve “Kareler” gibi
eserleriyle Türk şiirinin en etkili isimleri arasında yer aldı. Ayrıca radyo
oyunları, Almancadan yaptığı çeviriler ve hazırladığı edebiyat sözlükleriyle
Türk kültür hayatına önemli katkılar sundu.
Behçet Necatigil’in Hayatı
Behçet Necatigil, 16
Nisan 1916 tarihinde İstanbul’un Atikali semtinde dünyaya geldi. Asıl adı
Mehmet Behçet Gönül’dü. Şair, edebiyat hayatının ilk dönemlerinde “Behçet
Necati” adını kullandı. Daha sonraki yıllarda ise “Necatigil” soyadını
benimsedi ve bu isimle tanındı. Ortaokul yıllarında “Küçük Muharrir”, “Bedri
Tezgit” ve “İzzet Geyve” gibi takma adlarla şiirler ve yazılar yayımladı.
Babası, Beyoğlu ve
Sarıyer müftülüklerinde görev yapan Kastamonulu müderris ve vaiz Hacı Mehmet
Necati Gönül’dü. Annesi Fatma Bedriye Hanım ise Geyveli Hafız İbrahim Hakkı
Efendi’nin kızıydı. Behçet Necatigil henüz iki yaşındayken annesini mide
humması nedeniyle kaybetti. Çocukluk yıllarını büyük ölçüde babasının görevi
nedeniyle İstanbul ve Kastamonu arasında geçirdi.
İlköğrenimine 1923
yılında Beşiktaş Cevri Usta İlkokulu’nda başladı. İlk dört sınıfı burada okudu.
İlkokulun son sınıfını ise Kastamonu Erkek Muallim Tatbikat Mektebi’nde
tamamladı. Ortaokul eğitimine Kastamonu’da başladı ancak geçirdiği adenit
tüberkülozu nedeniyle öğrenimine iki yıl ara vermek zorunda kaldı. Daha sonra
İstanbul’a dönerek Kabataş Lisesi’nde eğitimine devam etti.
Necatigil’in edebiyata
ilgisi lise yıllarında belirginleşti. Henüz öğrenciyken şiirler yazmaya başladı
ve ilk şiiri “Gece ve Yas”, 1 Ekim 1935 tarihinde Varlık dergisinde yayımlandı.
1936 yılında Kabataş Lisesi Edebiyat Kolu’ndan mezun oldu. Ardından İstanbul
Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde öğrenim
gördü. Üniversite eğitimini birincilikle tamamladı.
Üniversite yıllarında
Almanya’ya giderek Berlin Üniversitesi’nin dil kurslarına katıldı. Ayrıca iki
yıl Alman Filolojisi eğitimi aldı. Bu süreç, Batı edebiyatını daha yakından
tanımasını sağladı ve ilerleyen yıllardaki çeviri çalışmalarına katkı sundu.
1940 yılında
mezuniyetinin ardından Kars Lisesi’ne edebiyat öğretmeni olarak atandı.
Kars’taki görevinden bir yıl sonra Zonguldak Çelikel Lisesi’ne geçti. Zonguldak
yıllarında Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu ile yakın dostluk kurdu.
Şiirlerini çeşitli gazete ve dergilerde yayımlamayı sürdürdü.
1943 yılında İstanbul
Pertevniyal Lisesi’nde göreve başladı ancak kısa süre sonra askere alındı.
Askerlik görevini İzmir’de levazım subayı olarak tamamladı. Askerlik dönüşünde
Kabataş Lisesi’nde öğretmenlik yapmaya başladı ve uzun yıllar burada görev aldı.
1960 ile 1972 yılları
arasında İstanbul Çapa Eğitim Enstitüsü’nde çalıştı. Bunun yanında İstanbul
Üniversitesi Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Enstitüsü’nde kompozisyon dersleri
verdi. Ayrıca Yıldız Yüksek Teknik Okulu’nda da öğretim görevlisi olarak görev
yaptı.
1949 yılında edebiyat
öğretmeni Huriye Korkut ile evlendi. Bu evlilikten iki çocuğu oldu. Aile
yaşamı, onun hem kişisel hayatında hem de şiir dünyasında önemli bir yere sahip
oldu.
Behçet Necatigil yalnızca
şiir alanında değil; radyo oyunu, çeviri ve edebiyat araştırmaları alanında da
çalışmalar yaptı. Almancadan önemli çeviriler gerçekleştirdi. Ayrıca “Edebiyatımızda
İsimler Sözlüğü” ve “Edebiyatımızda Eserler Sözlüğü” adlı kaynak eserleri
hazırladı.
Şair, yaşamının son
döneminde kanser tedavisi gördü. Behçet Necatigil, 13 Aralık 1979 tarihinde
İstanbul’da hayatını kaybetti. Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi. Ölümünün
ardından adına şiir ödülü düzenlendi ve uzun yıllar yaşadığı Beşiktaş’ta bir
sokağa adı verildi.
Behçet Necatigil’in Edebi
Kişiliği
Behçet Necatigil’in edebi
kişiliği, modern Türk şiirinde hem biçimsel yenilikleri hem de insanın iç
dünyasına yönelen derin duyarlılığı bir araya getiren özgün bir yapı taşıdı.
Şair, gündelik hayatın sıradan ayrıntılarını şiirin merkezine yerleştirirken büyük
söylemlerden uzak durdu. Onun şiirinde evler, odalar, aile bireyleri, akşam
saatleri, küçük korkular, yarım kalmış konuşmalar ve iç sıkıntıları önemli bir
yer tuttu. Necatigil, görünüşte sade olan hayat kesitlerinin içinde insan
ruhunun kırılgan taraflarını aradı. Bu nedenle şiiri, yüksek sesli bir
toplumsal söylemden çok; insanın iç sesiyle kurduğu sessiz bir hesaplaşmaya
dönüştü.
Necatigil’in şiir
anlayışında “ev” kavramı merkezi bir yere sahip oldu. Şair için ev yalnızca
fiziksel bir mekân anlamı taşımadı; aynı zamanda dış dünyanın baskısından
kaçılan, insanın kendi içine sığındığı ruhsal bir alanı temsil etti. Şiirlerinde
büyük şehrin bunaltıcı atmosferi içinde yaşayan orta halli insanların
tedirginliklerini, geçim kaygılarını, yalnızlıklarını ve kırgınlıklarını
işledi. Özellikle modern şehir hayatının birey üzerinde yarattığı
sıkışmışlık duygusunu güçlü gözlemlerle anlattı. Onun şiirindeki karakterler
çoğu zaman görünmez hayatlar yaşayan sıradan insanlardan oluştu.
Behçet Necatigil, şiir
yaşamını kendi içinde üç ayrı döneme ayırdı. Bu dönemleri “gurbet burcu”,
“hasret burcu” ve “hikmet burcu” olarak adlandırdı.
Şaire göre bir sanatçı şiir yolculuğu boyunca bu üç aşamadan geçmeliydi. İlk
dönem olan “gurbet burcu”, etkilenme ve arayış dönemiydi. Necatigil’in erken
dönem şiirlerinde Ziya Osman Saba, Necip Fazıl ve Cevdet Kudret gibi
şairlerin etkileri hissedildi. “Kapalıçarşı” ve “Çevre” kitaplarında yer alan
şiirlerde aile özlemi, yaşama arzusu, aşk ve yalnızlık gibi temalar öne çıktı.
Ancak bu şiirlerde bile onun kendine özgü içe kapanık duyarlılığı dikkat çekti.
“Hasret burcu” olarak
tanımladığı ikinci dönem, şairin kendi şiir sesini bulmaya başladığı süreç
oldu. “Arada” ve “Dar Çağ” kitaplarıyla birlikte
Necatigil’in şiiri daha yoğun, daha katmanlı ve daha bireysel bir yapıya
yöneldi. Bu dönemde modern insanın sıkışmışlığı, kararsızlığı ve yabancılaşması
ön plana çıktı. Şair, insanın hem kendi içinde hem de toplum karşısında
yaşadığı bölünmüşlüğü anlatmaya başladı. Günlük hayatın sıradan ayrıntıları
onun şiirinde derin psikolojik anlamlar taşıdı.
Necatigil’in şiirindeki
en önemli dönüşüm ise “hikmet burcu” adını verdiği son dönemde gerçekleşti.
Şair, bu aşamada hayatın karmaşıklığını ve insanın dünyayı değiştirme
konusundaki yetersizliğini daha yoğun biçimde hissetti.
“Yaz Dönemi”, “Divançe” ve özellikle “Kareler” kitaplarında anlam giderek
yoğunlaştı, simgeler arttı ve şiir daha kapalı bir yapıya büründü. Necatigil,
bu dönemde Divan şiirinin söz sanatlarından ve çağrışım tekniklerinden
yararlandı. Tevriye, tenasüp ve çok anlamlılık gibi geleneksel unsurları modern
şiir anlayışıyla yeniden yorumladı.
Şairin dil anlayışı son
derece titizdi. Behçet Necatigil’e göre şiir, az sözcükle derin anlamlar
kurabilme sanatıydı. Bu nedenle gereksiz ayrıntılardan kaçındı. Her sözcüğün
ses değerine, ritmine ve çağrışım gücüne dikkat etti. Şiiri yalnızca anlatım
aracı olarak değil, aynı zamanda biçimsel bir yapı olarak değerlendirdi. Ona
göre şiirin anlamı kadar kuruluş biçimi de önemliydi. Bu yaklaşım, onun
şiirlerinde yoğun bir disiplin duygusu yarattı.
Necatigil, sözcüklerin
farklı anlam katmanlarından yararlanmayı önemseyen şairlerden biri oldu.
Şiirlerinde kelimeleri bölerek kullanması, heceleri ayırması ve eğik çizgilerle
yeni anlam alanları oluşturması dikkat çekti. Özellikle
“Kareler” kitabında geliştirdiği merdiven şiir tekniğiyle Türk şiirinde farklı
bir biçim denemesi gerçekleştirdi. Şair, bu şiirlerde metnin yalnızca soldan
sağa değil; yukarıdan aşağıya ve farklı yönlerde okunabilecek anlamlar
taşımasını amaçladı. Böylece okuyucunun şiire aktif biçimde katılmasını istedi.
Behçet Necatigil’in şiiri
ilk bakışta kapalı ve zor anlaşılır bulundu. Ancak şair, şiirin okur tarafından
tamamlanması gereken bir sanat olduğunu savundu. Ona göre modern şiir, her şeyi
açık biçimde anlatmamalıydı. Okuyucu, şiirin bıraktığı boşlukları kendi
duyarlılığıyla doldurmalıydı. Bu nedenle Necatigil’in şiirlerinde çağrışım
önemli bir unsur haline geldi. Şair, doğrudan anlatmak yerine sezdirmeyi tercih
etti.
Onun şiirinde dikkat
çeken bir başka unsur da dramatik anlatım gücü oldu. Necatigil, sıradan
insanların yaşamlarını işlerken büyük trajedilere başvurmadı. Küçük
kırgınlıklar, sessiz acılar, konuşulamayan duygular ve gündelik hayatın
görünmeyen ağırlığı onun şiirinin temel atmosferini oluşturdu. Bu yönüyle şiiri
hem bireysel hem de toplumsal bir karakter taşıdı. Fethi Naci’nin de belirttiği
gibi Necatigil’in şiiri, görünüşte bireysel olsa da geniş bir insan kitlesinin
duygularını yansıtan sosyal bir derinlik içerdi.
Behçet Necatigil yalnızca
şiir alanında değil, radyo oyunu türünde de önemli eserler verdi. Ona göre
radyo oyunu, çağrışım gücü bakımından şiire en yakın türlerden biriydi.
“Kadın ve Kedi” ile başlayan radyo oyunlarında da bireyin yalnızlığını,
iletişimsizliğini ve modern dünyanın yarattığı ruhsal baskıları işledi. Bu
oyunlarda masallardan, mitolojiden ve sembolik anlatımlardan yararlandı.
Böylece şiirindeki atmosferi farklı bir tür içinde sürdürdü.
Şairin çevirmen kimliği
de edebi kişiliğinin önemli parçalarından biri oldu. Alman edebiyatına duyduğu
ilgi sayesinde Batı şiirini yakından tanıdı. Rainer Maria Rilke, Hermann Hesse,
Stefan Zweig, Thomas Mann ve Heinrich Heine gibi isimlerden yaptığı çeviriler,
onun dil duyarlılığını geliştirdi. Batı şiirindeki yoğunluk ve biçim anlayışı,
Necatigil’in şiir estetiği üzerinde etkili oldu.
Behçet Necatigil’in edebi
kişiliğini belirleyen en temel özelliklerden biri, şiirde gösterişten uzak ama
derin bir anlatım kurabilmesiydi. Şiirlerinde yüksek sesli söylemler yerine
insan ruhunun sessiz taraflarını öne çıkardı. Büyük olaylardan çok küçük ayrıntılara
yöneldi. Bu nedenle onun şiiri, dikkatli okundukça katmanları açılan bir yapı
kazandı.
Modern Türk şiirinde
bireyin iç dünyasını en güçlü biçimde anlatan isimlerden biri kabul edilen
Behçet Necatigil, biçimsel yenilikleri, yoğun dili ve çağrışım gücü yüksek şiir
anlayışıyla kendinden sonraki kuşakları etkiledi. Gelenek ile modern şiir arasında
kurduğu denge, onu Türk edebiyatının en özgün şairlerinden biri haline getirdi.
Behçet Necatigil’in
Önemli Eserleri
Behçet Necatigil’in
önemli eserleri, modern Türk şiirinin gelişim sürecinde hem biçimsel hem de
düşünsel açıdan özel bir yere sahip oldu. Şair, şiir kitaplarının yanı sıra
radyo oyunları, çevirileri ve edebiyat araştırmalarıyla da Türk kültür hayatına
önemli katkılar sundu. Özellikle şiirlerinde geliştirdiği yoğun anlatım dili,
çağrışım gücü ve insanın iç dünyasına yönelen bakışı, eserlerinin kalıcı bir
değer kazanmasını sağladı.
Necatigil’in şiir
serüveni boyunca yayımladığı kitaplar, onun edebi gelişiminin farklı
aşamalarını yansıttı. İlk dönem eserlerinde daha açık anlatımlı ve gözleme
dayalı şiirler görülürken, ilerleyen yıllarda anlamın yoğunlaştığı, simgesel ve
çok katmanlı bir şiir anlayışı öne çıktı. Şairin eserleri yalnızca bireysel
duygulara değil; aynı zamanda modern insanın yalnızlığına, şehir yaşamının
baskısına ve aile kurumuna dair güçlü gözlemler taşıdı.
Kapalıçarşı (1945)
Behçet Necatigil’in ilk
şiir kitabı olan Kapalıçarşı, şairin erken dönem şiir anlayışını
yansıtan önemli eserlerden biri oldu. Bu kitapta evlilik, aile özlemi, aşk,
doğa sevgisi ve gündelik hayatın küçük mutlulukları ön plana çıktı. Şairin
gözlem gücü ve sade görünen hayat ayrıntılarını şiire dönüştürme becerisi
dikkat çekti. Necatigil’in ilerleyen yıllarda geliştireceği şiir dünyasının ilk
izleri bu kitapta görüldü.
Çevre (1951)
Çevre,
şairin bireyin yalnızlığına ve aile kurma özlemine daha yoğun biçimde yöneldiği
eserlerden biri oldu. Bu kitapta şehir yaşamının yarattığı sıkışmışlık duygusu
daha belirgin hale geldi. Necatigil, sıradan insanların korkularını,
kırgınlıklarını ve hayal kırıklıklarını derin bir duyarlılıkla işledi. Şairin
içe dönük şiir anlayışı bu eserle birlikte daha belirgin bir kimlik kazandı.
Evler (1953)
Necatigil’in şiirinde
önemli bir yere sahip olan “ev” kavramı, Evler kitabında merkezî bir
tema haline geldi. Şair, evi yalnızca fiziksel bir mekân olarak değil; insanın
dış dünyanın baskısından sığındığı ruhsal bir alan olarak değerlendirdi.
Kitapta aile ilişkileri, yalnızlık, şehir hayatı ve insanın iç huzursuzluğu öne
çıktı. Behçet Necatigil’in şiir dünyasını anlamak için en önemli eserlerden
biri kabul edildi.
Eski Toprak (1956)
Eski Toprak,
şairin geçmişle kurduğu ilişkiyi ve insanın zamana karşı duyduğu kırılganlığı
işlediği eserlerinden biri oldu. Bu kitapta ölüm düşüncesi, geçmişe duyulan
özlem ve insan hayatının geçiciliği dikkat çekti. Necatigil’in dilindeki
yoğunluk ve çağrışım gücü bu eserle birlikte daha belirgin hale geldi.
Arada (1958)
Behçet Necatigil’in şiir
anlayışında önemli bir kırılma yaratan Arada, modern insanın
sıkışmışlığını ve kararsızlığını anlatan eserlerden biri oldu. Şair, bu kitapta
bireyin hem toplumla hem de kendi iç dünyasıyla yaşadığı çatışmaları işledi.
Günlük hayatın sıradan ayrıntıları psikolojik bir derinlik kazandı.
Necatigil’in “hasret burcu” olarak tanımladığı şiir döneminin önemli
eserlerinden biri kabul edildi.
Dar Çağ (1960)
Dar Çağ,
şairin modern hayatın bunaltıcı atmosferini daha yoğun biçimde işlediği
kitaplardan biri oldu. İnsan ilişkilerindeki kopukluk, iletişimsizlik ve
yalnızlık duygusu bu eserin temel temaları arasında yer aldı. Necatigil, büyük
şehirde yaşayan orta sınıf insanın iç dünyasını güçlü gözlemlerle anlattı.
Yaz Dönemi (1963)
Behçet Necatigil’in şiir
anlayışında yeni bir dönemi temsil eden Yaz Dönemi, şairin daha yoğun ve
simgesel bir dile yöneldiği eserlerden biri oldu. Bu kitapla birlikte anlam
katmanları çoğaldı ve şiir daha kapalı bir yapıya büründü. Şairin “hikmet
burcu” olarak tanımladığı dönemin başlangıcı kabul edildi.
Divançe (1965)
Divançe,
Behçet Necatigil’in geleneksel Türk şiiriyle kurduğu ilişkinin en belirgin
örneklerinden biri oldu. Şair bu kitapta Divan şiirinin söz sanatlarından,
çağrışım tekniklerinden ve mazmunlarından yararlandı. Ancak geleneksel
unsurları doğrudan tekrar etmek yerine modern şiir anlayışıyla yeniden
yorumladı. Bu yönüyle eser, klasik şiir ile modern şiir arasında kurulan özgün
bir köprü niteliği taşıdı.
En/Cam (1970)
En/Cam,
Necatigil’in biçimsel denemelerini artırdığı eserlerden biri oldu. Şair,
kelimelerin ses değerlerine ve çağrışım ilişkilerine daha yoğun biçimde
yöneldi. Şiirlerde anlam giderek yoğunlaştı ve okuyucudan daha dikkatli bir
okuma talep edildi.
Zebra (1973)
Zebra,
Behçet Necatigil’in modern şiirdeki deneysel arayışlarını sürdürdüğü
eserlerinden biri oldu. Şairin çok katmanlı anlatımı ve sembolik dili bu
kitapta daha belirgin hale geldi. Gündelik yaşam ayrıntıları ile soyut
düşünceler arasında güçlü bağlantılar kuruldu.
Kareler (1975)
Behçet Necatigil’in en
yenilikçi eserlerinden biri kabul edilen Kareler, şairin merdiven şiir
tekniğini uyguladığı önemli bir çalışma oldu. Bu kitapta sözcükler parçalanarak
farklı okuma biçimleri oluşturuldu. Şair, şiirin yalnızca soldan sağa değil;
farklı yönlerde okunabilecek çağrışımlar taşımasını amaçladı. Anlamın çoğaltıldığı
bu şiirler, Türk şiirinde deneysel çalışmaların önemli örnekleri arasında yer
aldı.
Beyler (1978)
Necatigil’in son dönem
eserlerinden biri olan Beyler, şairin olgunluk döneminin izlerini
taşıdı. İnsan ilişkileri, yalnızlık, yaşlanma duygusu ve hayatın geçiciliği bu
kitapta öne çıkan temalar arasında yer aldı. Şairin sade ama yoğun anlatımı bu
eserinde de dikkat çekti.
Radyo Oyunları
Behçet Necatigil yalnızca
şiir alanında değil, radyo oyunu türünde de önemli eserler verdi. İlk radyo
oyunu olan Kadın ve Kedi, 1963 yılında yayımlandı. Necatigil, radyo
oyununu şiire en yakın türlerden biri olarak değerlendirdi. Oyunlarında da
şiirlerinde işlediği yalnızlık, iletişimsizlik, korku ve içe kapanma temalarını
sürdürdü. Masallardan, mitolojiden ve sembolik anlatımlardan yararlanarak özgün
bir atmosfer oluşturdu.
Çevirileri ve Sözlük
Çalışmaları
Necatigil’in önemli
eserleri yalnızca şiir kitaplarıyla sınırlı kalmadı. Şair, Almanca bilgisini
geliştirerek Batı edebiyatından önemli çeviriler yaptı. Heinrich Heine, Rainer
Maria Rilke, Hermann Hesse, Stefan Zweig ve Thomas Mann gibi yazarların eserlerini
Türkçeye kazandırdı.
Ayrıca Türk edebiyatı
üzerine hazırladığı Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü ve Edebiyatımızda
Eserler Sözlüğü adlı çalışmalarıyla edebiyat araştırmaları alanında önemli
bir boşluğu doldurdu. Bu eserler, uzun yıllar araştırmacılar ve öğrenciler için
temel başvuru kaynakları arasında yer aldı.
Behçet Necatigil’in
eserleri, modern Türk şiirinin biçimsel dönüşümünü ve insanın iç dünyasına
yönelen derin duyarlılığını en güçlü biçimde yansıtan çalışmalar arasında kabul
edildi. Şairin kurduğu yoğun şiir dili ve çağrışım temelli anlatım, Türk edebiyatında
kalıcı bir etki bıraktı.
Behçet Necatigil’in Ödülleri
·
Eski Toprak ile 1956 Yeditepe Şiir
Armağanı
·
Yaz Dönemi ile 1964 TDK Şiir Ödülü
·
Carl Zuetmayer’den çevirdiği “Kurtlar”
adlı şiirle Türk-Alman Derneği’nin düzenlediği çeviri yarışmasında birincilik
ödülü.
Behçet Necatigil’in
Eserleri
Şiir:
·
Kapalı Çarşı, İst.: Marmara Kitabevi, 1945
·
Çevre, İst.: Varlık, 1951; Evler, İst.:
Yeditepe, 1953
·
Eski Toprak, İst.: Varlık, 1956
·
Arada, İst.: Varlık, 1958
·
Dar Çağ, İst.: Varlık, 1960
·
Yaz Dönemi, İst.: Ataç, 1963
·
Divançe, İst.: De, 1965
·
İki Başına Yürümek, İst.: De, 1968
·
En/Cam, İst.: De, 1970; Zebra, İst.: De,
1973
·
Kareler Aklar, Ank.: Bilgi, 1975
·
Sevgilerde (Bütün şiirlerinden seçmeler),
İst.: Hürriyet, 1976
·
Beyler, İst.: Cem, 1978; Söyleriz, İst.:
Cem, 1980
·
Eski Sokak: Seçme Şiirler (haz. S.
Özpalabıyıklar), İst.: YKY, 2009
Radyo Oyunu:
·
Yıldızlara Bakmak, Kadın ve Kedi, İst.: D,
1965
·
Gece Aşevi, Ank.: Bilgi, 1967
·
Uç Turunçlar, İst.: Varlık, 1970
·
Pencere, İst.: Varlık, 1975
·
Ertuğrul Faciası, İst.: YKY, 1995
Yazılar, Konuşma ve Konferanslar:
Yazı:
·
Bile/Yazdı, İst.: Ada, 1979
·
Düzyazılar 1, (Bile/Yazdı, yazılar; haz. A
Tanyeri-H. Yavuz) İst.: Cem, 1983
·
Düzyazılar 2, (Konuşmalar, Konferanslar;
haz. A. Tanyeri-H. Yavuz) İst.: Cem, 1983
Sözlük:
·
Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü,
İst.:Varlık, 1960
·
Edebiyatımızda Eserler Sözlüğü, İst.:
Varlık, 1971
İnceleme:
·
100 Soruda Mitologya, İst.: Gerçek, 1969
Antoloji:
·
Atatürk Şiirleri, Ank.: TDK, 1963
Mektup:
·
Mektuplar (haz. A. Tanyeri-H. Yavuz),
İst.: 1000 Tane, 1989
·
Serin Mavi (Behçet Necatigil’den Eşine
Mektuplar), İst.: YKY, 1999
Sadeleştirme:
·
Musullu Süleyman (Ahmet Mithat), İst.:
Milliyet, 1971
Çeviri:
·
Türk Halk Kitapları (Mukayeseli Masal
Bilgisine Bir İlave) (O. Spies; Behçet Gönül imzasıyla), İst.: Eminönü Halkevi
Neşriyatı, 1941
·
Sis (M. de Unamuno), Ank.: MEB, 1948
·
Malte Laurids Brigge’nin Notları, (M.
Rilke, A. Tietze ile), Ank.: MEB, 1948 (Necatigil bu yapıtı ayrıca 1966’da
kendisi çevirip yayımlamıştır İst.: De, 1966)
·
Bir Haylazın Hayatı (J. von Eichendorff),
Ank.: MEB, 1949
·
Sonbahar Yıldızları Altında (K. Hamsun),
Ank.: MEB, 1946
·
Dünya Nimeti 1 (K. Hamsun), Ank.: MEB,
1949
·
Dünya Nimeti 2 (K. Hamsun), Ank.: MEB,
1950
·
Açık Deniz Kenarında (A. Strindberg),
Ank.: MEB, 1951
·
Venedikte Ölüm (T. Mann), Ank.: MEB, 1952
·
Victoria (K. Hamsun), İst.: Varlık, 1952
·
Morbaçka (S. Lagerlöf; Salâh Birsel ile),
Ank.: MEB, 1952
·
Tarihte Garip Vakalar (M. Kemmerich) İst.:
Varlık, 1952
·
Korku (S. Zweig), İst.: Varlık, 1953
·
Yaman Adam (M. de Unamuno), İst.:
Varlık,1954
·
Tedirgin Gece (A. Goes), İst.: Varlık,
1954
·
Serserilik Günleri (K. Hamsun), İst.:
Varlık, 1955
·
Pan (K. Hamsun), Ank.: MEB, 1955
·
Açlık (K. Hamsun), İst.: Varlık, 1956
·
Garp Cephesinde Yeni Bir Şey Yok (E. M.
Remarque), İst.: Varlık,1956
·
Küçük Mitologya Sözlüğü (O. Hitbrunner),
İst.: Varlık, 1957
·
Benoni (K. Hamsun) Ank.: MEB 1960
·
Kapıların Dışında (W. Borchert), İst.: De,
1962
·
Fareler (G. Hauptmann), İst.: Varlık, 1962
·
Martı (A. Çehov), İst.: Kent, 1963
·
Fener, Gece ve Yıldızlar (W. Borchert),
İst.: De, 1963
·
Gençlik Güzel Şey (H. Hesse), İst.:
Varlık, 1963
·
Vanya Dayı, (A. Çehov), İst.: Kent., 1964
·
Dönemeç (T. Dorst), İst.: De, 1964
·
Kara Kız (T. Dorst), İst.: Ekin, 1965; Ve
O Hiç Birşey Demedi (H. Böll), İst.: Cem, 1966
·
İtiraz (W. von Scholz), Ank.:
MEB, 1966
·
Gondolda (seçilmiş hikâyeler) (H. Bender;
K. Şipal ve T. Noyan ile) İst.: Ekin, 1966
·
Göçebe (K. Hamsun), İst.: Cem, 1968
·
Rosa (K. Hamsun), İst.: Cem, 1968
·
Şarkılar Kitabı (H. Heine), İst.: Türkiye
İş Bankası, 1972
·
Andersen Masalları I (H. C. Andersen),
İst.: Bozok Yayınları, 1977
·
Kör Baykuş (Sâdık Hidayet), İst.: Varlık,
1977
·
Son Bölüm (K. Hamsun), İst.: Tur, 1980
·
Üç Kitap (Sonbahar Yıldızları Altında,
Hüzünlü Havalar, Son Mutluluk) (K. Hamsun), İst.: Cem, 1983
·
Yalnızlık Bir Yağmura Benzer, (Almanca
yazan 27 şairden 109 şiir; düzenleyen: A. Necatigil), İst.: Adam, 1984
·
Uçarı (K. Hamsun), İst.: Arma, 1990
KAYNAKÇA: Necatigil,
İsimler, 220; N. Çetin, Behçet Necatigil: Hayatı, Sanatı, Eserleri, Ank., 1997;
G. Gökalp, “Behçet Necatigil’in Şiirlerinde Aile”, Hacettepe Üni.,
yayımlanmamış yüksek lisans tezi, 1992; H. Cöntürk, Behçet Necatigil ve Edip
Cansever Üstüne, Ank., 1964; Y. Elçin, Behçet Necatigil, (fotobiyografi) 1988;
F. Türe, Bir Usta, Bir Dünya: Behçet Necatigil, İst., 1993; S. İleri, Kırık
İnceliklerin Şairi: Behçet Necatigil, İst., 1999; O. Akbal, Şair Dostlarım,
İst., 1977, s. 28-33; M. Belge, Edebiyat Üzerine Yazılar, İst., 1994, s.
257-268; İ. Enginün, Yeni Türk Edebiyatı Araştırmaları, İst., 1991, s. 250-261;
C. Külebi, İçi Sevda Dolu Yolculuk, İst., 1986, s. 84-92; A. Oktay, Yazılarla
Okunan, İst., 1983, s. 105-165; V. Timuroğlu, Yazınımızdan Portreler, Ank.,
1911, s. 113-117; H. Yavuz, Yazın Üzerine, İst., 1987, s. 116-127, 128-134; A.
Sarısayın, “Çok Şey Yarım Hâlâ”, Ayşe Sarısayın Babası Behçet Necatigil’i
Anlatıyor, İst.: YKY, 2001.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder