![]() |
| Oya Baydar |
Oya Baydar: Siyaset, Sürgün ve Hafızanın Yazarı
Oya Baydar (3 Temmuz 1940, İstanbul), Türkiye’nin yakın tarihindeki sosyal ve siyasal kırılmaları bireysel hayatların, hafızanın ve kayıpların içinden anlatan yazarlarındandır. Sosyoloji eğitimi, akademik çalışmaları, sosyalist hareket içindeki etkinliği, askeri darbelerle kesişen hayatı ve uzun sürgün yılları, onun edebiyatını yalnızca bir anlatı alanı olmaktan çıkararak toplumsal hafızanın taşıyıcısı hâline getirmiştir.
Romanlarında Türkiye’nin
siyasal geçmişini doğrudan anlatmakla yetinmez; büyük tarihsel değişimlerin
insanlarda bıraktığı izlerin peşine düşer. Sürgün, yenilgi, idealler,
geçmişle hesaplaşma, aidiyet ve hafıza, Oya Baydar edebiyatının belirgin
izlekleri arasında yer alır.
Oya Baydar’ın Hayatı
Oya Baydar, öğretmen Behice
Hanım ile Albay Ahmet Cevat Baydar’ın kızı olarak 3 Temmuz 1940’ta
İstanbul’da dünyaya geldi. Sarıyer İlkokulu’nun ardından Notre Dame de Sion
Lisesini bitirdi. Daha sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi
Sosyoloji Bölümü’nde öğrenim gördü ve 1964’te mezun oldu.
Üniversite yılları, onun
yalnızca akademik yönünün değil, siyasal ve düşünsel kimliğinin de biçimlendiği
bir dönemdi. 1966’da Türkiye İşçi Partisi’ne (TİP) üye oldu. Sosyolojiye
duyduğu ilgi ile dönemin toplumsal meselelerine yönelik siyasal ilgisi böylece
aynı çizgide buluşmaya başladı.
Akademiden sosyalist harekete
Baydar, 1969’a kadar
İstanbul Üniversitesi’nde asistan olarak çalıştı. Akademik kariyerinin önemli
kırılma noktalarından biri, “Türkiye İşçi Sınıfının Doğuşu” başlıklı
doktora tezinin 1968’de kabul edilmemesi oldu. Tezin reddedilmesi üzerine
üniversiteden istifa etmesi, dönemin öğrenci hareketleri içinde yankı buldu ve
öğrenci olaylarına neden oldu. Böylece akademik hayatı, Türkiye’de giderek
sertleşen siyasal atmosferle doğrudan kesişmiş oldu.
1964-1971 yılları
arasında bilimsel yayınlarında ilk eşi Muzaffer Sencer’in soyadını
kullandı. 1969-1970 yılları arasında ise Hacettepe Üniversitesi Sosyoloji
Bölümü’nde asistanlık yaptı. 1970-1971 yıllarında yayımlanan Sosyalist Parti
İçin Teori ve Pratik dergisinin kurucuları arasında yer aldı. Bu dönem,
Baydar’ın sosyolog kimliğiyle siyasal mücadelesinin birbirinden ayrılmaz hâle
geldiği yıllardı.
12 Mart dönemi ve cezaevi
1971’deki askeri
müdahale, Oya Baydar’ın hayatında yeni ve daha sert bir dönemin başlangıcı
oldu. Müdahalenin ardından tutuklandı ve bir süre askeri cezaevinde kaldı.
Cezaevi deneyimi, sonraki yıllarda yaşayacağı siyasal baskıların yalnızca ilk
halkalarından biriydi.
1972-1979 yılları
arasında Yeni Ortam ve Politika gazetelerinde köşe yazarlığı
yaptı. 1974’te İlke dergisini çıkaranlar arasında yer aldı ve Türkiye
Sosyalist İşçi Partisi’nin (TSİP) kuruluşuna katıldı. Yazıları nedeniyle
hakkında Ceza Kanunu’nun 312, 142 ve 159. maddeleri kapsamında yaklaşık
otuz dava açıldı. Bu yoğun siyasal baskı, Baydar’ın hayatını giderek ülkenin
dışına taşımaya zorlayan koşulları hazırladı.
12 Eylül Darbesi ve Sürgün Yılları
1980 askeri darbesi,
Oya Baydar’ın hayatındaki en büyük kırılmalardan biri oldu. Darbenin ardından
yurtdışına çıkmak zorunda kaldı. Almanya’da 1984-1992 yılları arasında Türklere
sosyal danışmanlık hizmeti verdi. Ancak sürgün, onun için yalnızca bir
coğrafya değişikliği değildi. Türkiye’den uzaklaşmak, geçmişle, inançlarla ve
geride bırakılan siyasal mücadeleyle yeni bir ilişki kurmak anlamına da
geliyordu.
Yıllar sonra edebiyatına
yeniden döndüğünde, bu sürgün deneyiminin izleri eserlerinde belirgin biçimde
ortaya çıkacaktı. Özellikle Elveda Alyoşa, Kedi Mektupları ve Hiçbiryer’e
Dönüş, 1980 darbesi sonrasında yaşanan sürgün yıllarının, Berlin Duvarı’nın
yıkılışının ve sosyalist sistemin çözülüşünün bıraktığı kişisel ve toplumsal
izlerle beslenen eserler arasında yer aldı.
1992’de Türkiye’ye dönen
Baydar, bu kez gazetecilik ve yayıncılık deneyimlerini kültür ve tarih
çalışmalarıyla birleştirdi. Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı’nda Dünden
Bugüne İstanbul Ansiklopedisinde redaktör olarak çalıştı. Türkiye
Sendikacılık Ansiklopedisinin yayın yönetmenliğini üstlendi. Cumhuriyet’in
75. yılı kapsamında hazırlanan Bilanço’98 dizisinde koordinatör olarak
görev yaptı. İstanbul’da yaşayan Oya Baydar, gazeteci Aydın Engin ile
evlidir ve bir çocuk annesidir.
Oya Baydar’ın Edebi Kişiliği
Oya Baydar’ın edebiyatla
ilişkisi aslında çok erken yaşlarda başladı. Henüz genç bir yazar olarak kaleme
aldığı Allah Çocukları Unuttu, 1958’de Hürriyet gazetesinde
tefrika edildi. Ancak onun edebiyat yolculuğu doğrusal ilerlemedi. Siyasal
mücadele, akademik çalışmalar, gazetecilik, tutukluluk ve sürgün yılları
edebiyatın önüne geçti. Yaklaşık otuz yıllık bir aradan sonra yeniden öykü
ve romana yönelmesi, bu nedenle sıradan bir edebiyata dönüş hikâyesi
değildir.
Geri döndüğünde artık
yalnızca gençlik yıllarının yazarı değildir. Yaşadığı siyasal kırılmalar,
sürgün, değişen dünya ve çöken idealler, anlatısının temel malzemesine
dönüşmüştür. Sonraki yıllarda yazılarını Yeni Ortam, Politika
gazeteleri ve Yeni Düşün dergisinde yayımladı. Öykü ve roman yazmaya
ağırlık verdi. Eserleri Almanca, Fransızca ve Bulgarcaya çevrildi.
Sürgünün ve kaybedilen dünyanın edebiyatı
Baydar’ın özellikle
sürgün sonrasında kaleme aldığı eserlerde kişisel hafıza ile toplumsal tarih
sürekli birbirine yaklaşır. Elveda Alyoşa, Kedi Mektupları ve Hiçbiryer’e
Dönüşte 1980 askeri darbesinden sonra yaşanan sürgün yılları, Berlin
Duvarı’nın çöküşü ve sosyalist sistemin çözülüşü; hatıralar, gözlemler ve
geçmişin yeniden hatırlanması üzerinden işlenir. Burada tarih, yalnızca siyasal
olayların kronolojisi değildir. Bir kuşağın inandığı değerlerin değişmesi,
geride bırakılan ülke ve artık aynı şekilde geri dönülemeyen bir geçmiş söz
konusudur.
Sıcak Külleri Kaldı:
Geçmişin izinde bir yolculuk
Oya Baydar’ın
romanlarından Sıcak Külleri Kaldı, Paris’teki bir morgda başlar. Roman,
kadın kahramanın hatırlamaları aracılığıyla Ankara, İstanbul ve Moskova’ya
uzanır. Paris’te birkaç gün içerisinde yaşanan olaylar, Türkiye’nin ve dünyanın
yaklaşık son kırk yıllık tarihine göndermelerle genişler. Bu yapı, Baydar’ın
edebiyatındaki önemli bir özelliği ortaya koyar: Bireysel hafıza, tarihin
kapısını açan bir anlatı aracına dönüşür. Geçmiş, geride kalmış bir zaman
olmaktan çıkar; bugünün içinde yeniden ortaya çıkar.
Erguvan Kapısı:
İstanbul’un geçmişinde kaderlerin kesişmesi
Erguvan Kapısı,
İstanbul’da daha önce bilinmeyen bir Bizans kapısının izini sürme fikri
etrafında şekillenir. Bu arayış, birbirinden farklı dört kahramanın kaderlerini
kesiştirir. İstanbul’un tarihsel dokusu, böylece yalnızca bir dekor olmaktan
çıkar; karakterlerin arayışları ve geçmişleriyle ilişki kuran bir anlatı
alanına dönüşür.
Baydar’ın burada da
ilgisi yalnızca tarihin kendisi değildir. İnsanın geçmişin izlerini sürerken
kendi hayatının izlerine de ulaşması, romanın temel hareket noktalarından
biri olarak belirir.
Kayıp Söz:
Yazamayan yazar ve şiddetin hafızası
Kayıp Sözde
ise anlatının merkezinde artık yazamaz hâle gelmiş bir yazar ve ailesi bulunur.
Roman, Türkiye’de ve dünyada yaşanan şiddet olaylarına ve bu olayların
insanların hayatlarında bıraktığı izlere, acılara odaklanır. Burada yazarın
temel meselelerinden biri daha görünür hâle gelir: Yaşanan büyük travmalar
karşısında insanın sözü nasıl değişir? Yazmak, hatırlamak ve tanıklık etmek
arasındaki ilişki, Baydar’ın edebiyatında önemli bir yer tutar.
Oya Baydar Edebiyatının Temel İzlekleri
Oya Baydar’ın eserlerini
birbirine bağlayan ana damarlar, yaşadığı dönemin siyasal ve toplumsal
deneyimleriyle yakından ilişkilidir:
- Sürgün ve memleket duygusu
- Toplumsal ve siyasal hafıza
- Sosyalist idealler ve çözülüş
- 1980 askeri darbesinin bireysel
izleri
- Berlin Duvarı’nın yıkılması ve
sosyalist sistemin çöküşü
- Şiddet ve travma
- Geçmişle hesaplaşma
- İstanbul ve tarih
- Aidiyet ve kayıp
- Yazmak, hatırlamak ve tanıklık etmek
Bu temalar, Baydar’ın
hayatıyla edebiyatı arasındaki güçlü bağı da açıklar. Onun romanlarında tarih
dışarıdan gözlemlenen bir olaylar dizisi değildir; insanın içine yerleşen,
yıllar sonra bile konuşmaya devam eden bir geçmiştir.
Oya Baydar’ın Ödülleri
·
Elveda Alyoşa ile 1992 Sait Faik Hikâye
Ödülü
·
Kedi Mektupları ile 1993 Y nus
Nadi Roman Ödülü
·
Sıcak Külleri Kaldı ile 2001 Orhan Kemal
Roman Ödülü
·
Erguvan Kapısı ile 2004 Cevdet Kudret
Edebiyat Ödülü.
Oya Baydar’ın Eserleri
Roman:
·
Allah Çocukları Unuttu, İst.: İnkılâp,
1960
·
Savaş Çağı Umut Çağı, İst.: Habora, 1962
·
Kedi Mektupları, İst.: Can, 1992
·
Hiçbiryer’e Dönüş, İst.: Can, 1998
·
Sıcak Külleri Kaldı, İst.: Can, 2000
·
Erguvan Kapısı, İst.: Can, 2004
·
Kayıp Söz, İst.: Can, 2007
·
Çöplüğün Generali, İst.: Can, 2009
Öykü:
·
Elveda Alyoşa, İst.: Can, 1991
KAYNAKÇA: Necatigil,
İsimler, 77; Kurdakul, Sözlük (1999), 132-133

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder