ANA SAYFA

Ahmet Hamdi Tanpınar Kimdir? Hayatı, Edebi Kişiliği ve Eserleri

Türk edebiyatının önemli yazarı Ahmet Hamdi Tanpınar'ın siyah-beyaz portre fotoğrafı
Ahmet Hamdi Tanpınar

 Ahmet Hamdi Tanpınar Kimdir?

Türk edebiyatının modernleşme sürecinde özgün bir yerde duran Ahmet Hamdi Tanpınar, yalnızca bir romancı ya da şair değil; aynı zamanda düşünce dünyasıyla edebiyatın yönünü etkileyen çok katmanlı bir isim olarak öne çıktı. Ahmet Hamdi Tanpınar kimdir sorusu, onun eserleri kadar hayatındaki kırılmalarla da anlam kazandı.

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Hayatı

Ahmet Hamdi Tanpınar (İstanbul, 23 Haziran 1901 – İstanbul, 24 Ocak 1962), şair, romancı, öykücü, denemeci ve edebiyat tarihçisi kimlikleriyle tanındı. Kadı olarak görev yapan Hüseyin Fikri Efendi ile Trabzonlu Nesibe Hanım’ın oğlu olarak İstanbul Şehzadebaşı’nda dünyaya geldi. Çocukluğu, babasının görevleri nedeniyle farklı şehirlerde geçti ve bu durum onun hem karakterini hem de ileride kuracağı edebi dünyayı derinden etkiledi.

Sürekli yer değiştiren bir hayat sürmesi, onun eğitim sürecinin düzensiz ilerlemesine neden oldu. İstanbul’da başlayan öğrenimi, Sinop, Siirt ve Kerkük gibi farklı şehirlerde devam etti. Bu hareketli çocukluk, Tanpınar’ın eserlerinde sıkça görülen “zaman” ve “mekân” algısının temellerini oluşturdu.

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın hayatı, bireysel deneyimlerle kültürel birikimin iç içe geçtiği bir yolculuk olarak şekillendi ve bu yönüyle Türk edebiyatında benzersiz bir konum edindi.

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Eğitim Hayatı

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın eğitim süreci, çocukluk yıllarında yaşadığı şehir değişiklikleri nedeniyle kesintili ve çok yönlü bir yapı gösterdi. İlköğrenimine İstanbul’da Ravza-i Maarif İptidai Mektebi’nde başladı. Ardından Sinop (1908-1909) ve Siirt (1909-1910) rüştiyelerinde öğrenim gördü.

Siirt’te bulunduğu dönemde Katolik Dominiken misyonerleri tarafından yönetilen bir Fransız okulunda yaklaşık bir yıl eğitim aldı. Bu deneyim, onun erken yaşta Batı kültürüyle temas kurmasını sağladı ve ileride eserlerinde görülecek doğu-batı sentezi düşüncesinin temellerini oluşturdu.

Lise öğreniminin bir bölümünü Vefa ve Kerkük sultanilerinde geçirdi. Eğitimini Antalya Sultanisi’nde tamamladı ve 1917 yılında mezun oldu. 1918’de yükseköğrenim için İstanbul’a döndü ve önce Baytar Mektebi’ne yatılı öğrenci olarak kaydoldu. Ancak bu alanda uzun süre kalmadı ve bir yıl sonra Darülfünun Edebiyat Şubesi’ne geçti.

Başlangıçta tarih ve felsefe alanlarına yönelmeyi denedi, fakat bu süreçte aradığı yönü bulamadı. Daha sonra, yazılarından tanıdığı Yahya Kemal Beyatlı’nın burada ders verdiğini öğrenmesi üzerine Edebiyat Şubesi’ne kesin olarak kaydoldu (1919).

Üniversite yıllarında Hasan Âli Yücel, Necmettin Halil Onan ve Rıfkı Melûl Meriç gibi dönemin önemli isimleriyle aynı ortamda bulundu. Bu entelektüel çevre, onun edebi kimliğinin şekillenmesinde belirleyici rol oynadı.

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın eğitim hayatı, farklı disiplinler arasında yaptığı arayışlarla zenginleşti ve bu çok yönlü birikim, ileride kaleme alacağı eserlerin düşünsel derinliğini besledi.

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Meslek Hayatı ve Akademik Kariyeri

Ahmet Hamdi Tanpınar, 1923 yılında Darülfünun Edebiyat Şubesi’nden mezun olduktan sonra öğretmenlik mesleğine adım attı. Cumhuriyet’in ilk yıllarında yetişen öğretmen kuşağının bir üyesi olarak önce Erzurum Lisesi’nde görev aldı, ardından Konya (1925) ve Ankara (1927) liselerinde edebiyat öğretmenliği yaptı.

Ankara’daki görevi sırasında, daha sonra Gazi Eğitim Enstitüsü adını alacak olan Gazi Orta Muallim Mektebi’nde ders verdi. Bu kurum bünyesinde yer alan Musiki Muallim Mektebi’nin zengin arşivi sayesinde Batı müziğinin önemli eserlerini dinleme imkânı buldu. Bu deneyim, onun sanat anlayışını genişletti ve estetik duyarlılığını derinleştirdi.

1932 yılında İstanbul Kadıköy Lisesi’ne atandı. 1933’te Ahmet Haşim’in vefatı üzerine Güzel Sanatlar Akademisi’nde boşalan Sanat Tarihi Kürsüsü’nde estetik ve mitoloji dersleri verdi. Bu görev, Tanpınar’ın yalnızca edebiyatla değil, resim, heykel ve mimarlık gibi plastik sanatlarla da yakından ilgilenmesini sağladı.

Aynı dönemde Üsküdar Amerikan Koleji’nde de edebiyat dersleri verdi. Eski hocası Yahya Kemal Beyatlı ile yeniden bir araya gelerek onun kültürel ve sanatsal çevresinde bulundu. Bu dostluk, Tanpınar’ın estetik ve tarih anlayışını daha da derinleştirdi.

Tanzimat’ın 100. yılı dolayısıyla kurulan “19. Asır Türk Edebiyatı Kürsüsü”nün başına getirildi ve akademik kariyerinde önemli bir aşamaya ulaştı. Dönemin mevzuatına göre profesör unvanı aldı ve bu alandaki çalışmalarını sürdürdü.

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın akademik kariyeri, öğretmenlikten profesörlüğe uzanan bir çizgide ilerledi ve bu süreçte hem sanat hem düşünce dünyasını şekillendiren önemli katkılar sundu.

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Siyasi Hayatı

Ahmet Hamdi Tanpınar, akademik çalışmalarına daha fazla zaman ayırma isteğiyle 1943 genel seçimlerinde siyasete yöneldi. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne 7. dönem Maraş milletvekili olarak girdi ve 1943-1946 yılları arasında görev yaptı.

Bu süreçte aktif ve yoğun bir siyasi faaliyet içinde yer almadı. Daha çok gözlemci bir tutum sergiledi ve bürokratik yapıyı yakından tanıma fırsatı buldu. Siyaset deneyimi, onun toplumsal yapıya ve modernleşme sürecine dair düşüncelerini besleyen önemli bir arka plan oluşturdu.

1946 seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi tarafından yeniden aday gösterilmedi. Bunun üzerine siyasi yaşamı sona erdi ve Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde müfettiş olarak görev aldı.

1948 yılında İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’ne estetik dersleri vermek üzere yeniden atandı. 1949’da ise Edebiyat Fakültesi’ndeki profesörlük görevine geri döndü ve akademik çalışmalarına kaldığı yerden devam etti.

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın siyasi hayatı kısa süreli oldu, ancak bu deneyim onun eserlerinde görülen toplumsal eleştiri ve modernleşme tartışmalarına dolaylı katkı sağladı.

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Edebi Kişiliği

Ahmet Hamdi Tanpınar, Türk edebiyatında özellikle şiir merkezli bir estetik anlayış geliştiren sanatçılar arasında yer aldı. Onun edebi kimliği, yalnızca yazdığı türlerle değil; aynı zamanda sanat, zaman ve bilinç üzerine kurduğu derin düşünce sistemiyle şekillendi.

Tanpınar’ın şiir anlayışı, biçim ve ahenk konusunda son derece titiz bir yaklaşım üzerine kuruldu. Klasik şiir geleneğinden beslenerek hece veznini tercih etti, ancak aruzun müzikalitesini de aramaktan vazgeçmedi. Şiirlerinde ses, ritim ve kelime seçimi büyük bir dikkatle işlendi ve bu yönüyle estetik mükemmeliyet arayışı ön plana çıktı.

Onun şiirlerinde en belirgin temalar arasında zaman, rüya, sonsuzluk ve musiki yer aldı. Bu temalar, sadece birer konu değil; aynı zamanda Tanpınar’ın dünyayı algılama biçiminin yansımaları oldu. Şiirlerinde doğa, ölüm, ışık ve aşk gibi motifler de ikinci planda ama etkili bir şekilde yer buldu.

Edebi kişiliğinin oluşumunda Yahya Kemal Beyatlı ve Ahmet Haşim önemli etkiler bıraktı. Ancak Tanpınar, bu iki isimden aldığı etkileri birebir sürdürmek yerine, kendine özgü bir estetik sentez oluşturdu. Özellikle Ahmet Haşim’in izlenimci ve içe dönük şiir anlayışına daha yakın bir çizgi izledi.

Tanpınar’ın metinlerinde sıkça karşılaşılan “bakmak”, “hayranlık” ve “lezzet” kavramları, onun sanat anlayışının temel anahtarları olarak öne çıktı. Bu kavramlar, bir “temaşa” estetiği etrafında birleşti ve onun hem şiirlerinde hem düzyazılarında belirgin bir duyarlılık oluşturdu.

Edebi üretiminde yalnızca şiir değil; roman, öykü, deneme ve eleştiri türlerinde de eserler verdi. Ancak tüm bu türlerde şair kimliği belirleyici oldu. Kendi ifadesiyle, yazdığı her metinde “rüyanın nizamı”nı kurmaya çalıştı ve dili, bu estetik düzenin temel aracı olarak kullandı.

Ahmet Hamdi Tanpınar edebi kişiliği, doğu ile batı arasında kurduğu estetik denge, zaman kavramına yüklediği anlam ve sanat disiplinleri arasındaki geçişkenliğiyle Türk edebiyatında özgün bir yer edindi.

Ahmet Hamdi Tanpınar Romanları, Öyküleri ve Zaman Kavramı

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın edebiyat dünyasında en çok öne çıkan yönlerinden biri, roman ve öykülerinde kurduğu özgün anlatı yapısı oldu. Ahmet Hamdi Tanpınar romanları, yalnızca olay örgüsüne dayalı metinler değil; aynı zamanda zaman, bilinç ve estetik üzerine kurulmuş derinlikli yapılar olarak dikkat çekti.

Tanpınar’ın ilk romanı olan Mahur Beste, 1944 yılında yayımlandı. Bu eser, geçmişle kurulan bağ üzerinden karakterlerin iç dünyasını irdeleyen bir anlatı sundu. Yarım kalmış olmasına rağmen her bölümü kendi içinde bütünlük taşıdı.

Onun en bilinen eserlerinden biri olan Huzur, zaman kavramının edebi bir teknik olarak nasıl kullanılabileceğini gösteren önemli bir örnek oldu. Roman, görünürde 24 saatlik bir zaman dilimini kapsadı; ancak geri dönüşlerle genişleyen anlatı, bireysel hafızanın ve geçmişin etkisini güçlü bir şekilde yansıttı.

Bir diğer önemli eseri Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın eserlerinde doğu-batı sentezi/çatışması temasını ironik bir dille ele aldı. Modernleşme sürecini hiciv yoluyla anlatan bu roman, toplumsal yapıya dair eleştirel bir perspektif sundu.

Sahnenin Dışındakiler ise II. Meşrutiyet ve Mütareke döneminin ruhunu yansıtan, tarihsel arka planı güçlü bir eser olarak öne çıktı. Bu roman, Tanpınar’ın “nehir roman” anlayışının bir parçası olarak kurgulandı.

Tanpınar’ın öykülerinde de benzer bir estetik anlayış görüldü. “Abdullah Efendi’nin Rüyaları” ve “Rüyalar” gibi eserlerinde bilinçaltı, rüya ve gerçeklik arasındaki sınırlar sorgulandı. İlk öyküsü “Geçmiş Zaman Elbiseleri”nde ise açıkça rüyadan söz edilmese de atmosferin bütünü rüya hissi yarattı.

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın eserlerine zaman kavramı, yalnızca bir tema olarak değil; anlatının temel kurucu unsuru olarak yerleşti. Bu yaklaşımda Marcel Proust’un etkisi hissedildi. Tanpınar da tıpkı Proust gibi geçmişin izini süren bir anlatı kurdu.

Onun roman ve öykülerinde zaman, doğrusal bir akıştan çok; hatırlama, bilinç ve içsel deneyimlerle şekillenen estetik bir yapı oluşturdu. Bu yönüyle Tanpınar, Türk romanında modern anlatım tekniklerinin öncülerinden biri olarak kabul edildi.

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Edebiyat Tarihçiliği

Ahmet Hamdi Tanpınar, çok yönlü bir edebi üretim ortaya koyarak şiir, roman, öykü, deneme ve inceleme türlerinde kalıcı eserler verdi. Ahmet Hamdi Tanpınar eserleri, yalnızca estetik açıdan değil; aynı zamanda düşünsel derinliğiyle de Türk edebiyatında önemli bir yer edindi.

Şiir alanında sağlığında yayımladığı Şiirler (1961) kitabında 37 şiir yer aldı. Ölümünden sonra yayımlanan Bütün Şiirleri ile bu sayı daha da arttı. Şiirlerinde müzik, zaman ve rüya temaları belirgin bir şekilde işlendi.

Romanları arasında Huzur, Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Mahur Beste ve Sahnenin Dışındakiler öne çıktı. Bu eserlerde bireysel bilinç, toplumsal değişim ve zaman algısı iç içe geçti.

Deneme ve eleştiri alanında ise Yaşadığım Gibi ve Edebiyat Üzerine Makaleler adlı eserleriyle dikkat çekti. Bu metinlerde sanat, edebiyat ve kültür üzerine derinlikli değerlendirmeler yaptı.

Tanpınar’ın en önemli çalışmalarından biri olan XIX. Asır Türk Edebiyatı Tarihi, edebiyat tarihçiliğine getirdiği özgün yaklaşım ile öne çıktı. Bu eser, yalnızca kronolojik bir inceleme değil; aynı zamanda sanatçı, eser ve dönem ilişkisini çok boyutlu ele alan bir çalışma oldu.

Edebiyat tarihine yaklaşımında Hippolyte Taine, Ferdinand Brunetière ve Albert Thibaudet gibi isimlerin yöntemlerinden yararlandı. Ancak bu kuramsal çerçeveyi katı bir sistem olarak uygulamak yerine, her döneme ve yazara özgü bir değerlendirme anlayışı benimsedi.

Ahmet Hamdi Tanpınar eserleri, disiplinler arası bir bakış açısıyla şekillendi ve bu yönüyle Türk edebiyatında hem yaratıcı hem de eleştirel düşüncenin güçlü bir temsilcisi oldu.

Beş Şehir ve Ahmet Hamdi Tanpınar’da Kültür Anlayışı

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın düzyazı alanındaki en dikkat çekici eserlerinden biri olan Beş Şehir, onun estetik ve kültürel bakışını en açık biçimde ortaya koydu. Bu eser, yalnızca bir şehir anlatısı değil; aynı zamanda Ahmet Hamdi Tanpınar eserlerinde doğu-batı sentezi/çatışması temasının derinlemesine işlendiği bir metin olarak öne çıktı.

Kitapta Ankara, Erzurum, Konya, Bursa ve İstanbul şehirleri ele alındı. Tanpınar, bu şehirleri sadece tarihsel bilgilerle anlatmakla yetinmedi; onların ruhunu, kültürel sürekliliğini ve medeniyet birikimini edebi bir dille yorumladı. Böylece şehirler, birer coğrafi mekân olmaktan çıkarak kültürel kimliklerin taşıyıcısı haline geldi.

Eserde, Roma’dan Selçuklu’ya, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan tarihsel süreç içinde Türk toplumunun geçirdiği dönüşümler ele alındı. Bu bağlamda Tanpınar, geçmiş ile gelecek arasında bir köprü kurmaya çalıştı. Onun yaklaşımında tarih, yalnızca geçmişte kalmış bir zaman dilimi değil; bugünü anlamlandıran canlı bir hafıza olarak yer aldı.

Beş Şehir, Tanpınar’ın gözlem gücünü ve sanatçı sezgisini bir araya getirdiği bir eser oldu. Yazar, bu şehirlerde uzun süre bulunarak edindiği izlenimleri metne taşıdı. Bu nedenle eser, akademik bir incelemeden çok; kişisel deneyimlerle zenginleşmiş bir kültür anlatısı niteliği kazandı.

Tanpınar’ın bu eserinde mimarlık, müzik, sanat ve günlük yaşam unsurları iç içe geçti. Aynı zamanda metinde yer yer hissedilen nostalji duygusu, Osmanlı kültürünün yavaş yavaş kaybolmasına duyulan içsel bir hüznü yansıttı.

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın kültür anlayışı, geçmiş ile modernlik arasında bir denge kurma çabası üzerine inşa edildi. Bu yönüyle Beş Şehir, onun estetik dünyasının ve medeniyet tasavvurunun en önemli metinlerinden biri olarak kabul edildi.

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Son Yılları, Ölümü ve Edebi Mirası

Ahmet Hamdi Tanpınar, yaşamının son dönemlerinde hem akademik hem de sanatsal üretimini sürdürdü. Bu süreçte zaman zaman yurt dışına çıkarak Fransa başta olmak üzere Avrupa’nın farklı ülkelerini ziyaret etti. Özellikle Paris’te geçirdiği dönemler, onun düşünce dünyasını genişletti ve Batı sanatına bakışını derinleştirdi.

Sağlık sorunları hayatı boyunca onu etkiledi ve bu durum yazılarına da dolaylı biçimde yansıdı. Yoğun çalışma temposu içinde kalp rahatsızlıkları artarak devam etti. Son yıllarında hem akademik görevlerini hem de edebi çalışmalarını aynı anda yürütmeye çalıştı.

Ahmet Hamdi Tanpınar, 24 Ocak 1962 tarihinde İstanbul’da geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. İlk kriz sonrası kaldırıldığı hastanede ertesi gün ikinci bir krizle vefat etti. Cenazesi, Süleymaniye Camii’nde kılınan namazın ardından İstanbul Üniversitesi’ndeki törenle uğurlandı ve Rumelihisarı Kabristanı’nda hocası Yahya Kemal Beyatlı’ın yanına defnedildi.

Mezar taşına onun en bilinen dizelerinden biri yazıldı: “Ne içindeyim zamanın / Ne de büsbütün dışında.” Bu dizeler, onun zaman anlayışını ve edebi dünyasını özetleyen bir simge haline geldi.

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın edebi mirası, Türk edebiyatında modern anlatı teknikleri ile geleneksel estetik değerleri bir araya getiren güçlü bir yapı oluşturdu. Romanlarında zaman, bilinç ve toplum; şiirlerinde ise musiki, rüya ve estetik duyarlılık öne çıktı.

Onun eserleri, yalnızca edebi metinler olarak değil; aynı zamanda kültür, medeniyet ve insan algısını sorgulayan düşünsel yapılar olarak değerlendirildi. Ahmet Hamdi Tanpınar eserleri, günümüzde de hem akademik çevrelerde hem de edebiyat okurları arasında önemini korumaya devam etti.

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Eserleri

Şiir:

·         Şiirler, İst.: Yeditepe, 1961 (yb İst.: YKY, 1999)

·         Bütün Şiirleri, (önceki kitabındakilerle bunun dışında kalanlar) İst.: Dergâh, 1976

Öykü:

·         Abdullah Efendi’nin Rüyaları, İst.: Ahmet Halit, 1943

·         Yaz Yağmuru, İst.: Varlık, 1955

·         Hikâyeler, (önceki iki kitapta olanlarla bunların dışında kalanlar) İst.: Dergâh, 1983

Roman:

·         Huzur, İst.: Remzi, 1949 (eleştirel basım İst.: YKY, 2000)

·         Saatleri Ayarlama Enstitüsü, İst.: Remzi, 1961

·         Sahnenin Dışındakiler, İst.: Büyük Kitaplık, 1973

·         Mahur Beste, İst.: Dergâh, 1975

·         Aydaki Kadın, (ölümünden sonra bulundu ve tamamlandı; haz. G. Güven) İst.: Adam, 1987

 Deneme:

·         Beş Şehir, Ank.: Ziraat Bankası Mtb., 1946 (eleştirel basım İst.: YKY, 2000);

·         Yaşadığım Gibi, İst.: Türk Kültürü Ens., 1970 (eklerle yb İst.: Dergâh, 1996)

İnceleme-Araştırma:

·         Tevfik Fikret: Hayatı, Şahsiyeti, Şiirleri, İst.: Semih Lütfi, 1937

·         Namık Kemal Antolojisi, İst.: Ahmet Halit, 1942

·         XIX. Asır Türk Edebiyatı Tarihi, (cilt I) İst., 1949 (yeniden ele alınmış ve genişletilmiş 2. bas., İst.: İÜEF, 1956)

·         Yahya Kemal, İst.: Yahya Kemal’i Sevenler Cemiyeti, 1962

·         Edebiyat Üzerine Makaleler, İst.: MEB, 1969 (değişikliklerle yb İst.: Dergâh, 1977).

Senaryo:

·         İki Ateş Arasında, (Sahnenin Dışındakiler romanının bizzat yazarı tarafından bir film senaryosu olarak hazırlanmış metni) İst.: İyi Şeyler, 1998

Mektup-Günlük:

·         Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Mektupları, (haz. Z. Kerman) Ank.: Kültür Bakanlığı, 1974

·         Tanpınar’dan Hasan-Âli Yücel’e Mektuplar, (haz. C. Y. Eronat) İst.: YKY, 1998

·         Günlüklerin Işığında Tanpınar’la Başbaşa, (haz. Z. Kerman, İ. Enginün) İst.: Dergâh, 2007

 Çeviri:

·         Alkestis (Euripides), Ank.: Maarif Vekâleti, 1943

·         Elektra (Euripides), Ank.: Maarif Vekâleti, 1943

·         Medeia (Euripides), Ank.: Maarif Vekâleti, 1943

·         Yunan Heykeli (H. Lechat; Z. Müridoğlu ile), İst.: Güzel Sanatlar Akademisi, 1945

Diğer:

·         Mücevherlerin Sırrı: Derlenmemiş Yazılar, Anket ve Röportajlar, (haz. S. Özdemir-İ. Dirin), İst.: YKY, 2002

KAYNAKÇA: Ergun, Şairler, 285-287; M. Baydar, Edebiyatçılarımız Ne Diyorlar, İst., 1960, s. 192-195; Ö. F. Akün, “Ahmet Hamdi Tanpınar”, Türk Dili ve Edebiyatı, S. 12 (1963), s. 1-32; M. Kaplan, Tanpınar’ın Şiir Dünyası, İst., 1964; S. Hilâv, “Tanpınar Üzerine Notlar”, Yeni Dergi, S. 106 (Temmuz 1973); T. Alptekin, Bir Kültür Bir İnsan: Ahmet Hamdi Tanpınar ve Edebiyatımıza Bakışlar, İst., 1975; O. Okay, “Tanpınar, Ahmet Hamdi”, TDEA, VIII, 225-232; Özkırımlı, TEA, IV, 1095-1097; O. Demiralp, Kutup Noktası, İst., 1993; O. Okay, Ahmet Hamdi Tanpınar, İst., 2000; Ü. M. Yazan-S. Ü. Karışman, Ebediyetin Huzurunda Ahmet Hamdi Tanpınar, İst., 2000.

 

 

 

 

 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Haldun Taner Kimdir? Hayatı, Edebi Kişiliği ve Eserleri

Haldun Taner   Haldun Taner Kimdir? İronik Bir Bilgenin Rafine Dünyası: Haldun Taner Türk edebiyatı ve tiyatrosu, insanı insana anlatırk...