| Ahmet Hamdi Tanpınar |
Ahmet Hamdi Tanpınar Kimdir?
Türk edebiyatının modernleşme sürecinde özgün bir yerde duran Ahmet Hamdi Tanpınar, yalnızca bir romancı ya da şair değil; aynı zamanda düşünce dünyasıyla edebiyatın yönünü etkileyen çok katmanlı bir isim olarak öne çıktı. Ahmet Hamdi Tanpınar kimdir sorusu, onun eserleri kadar hayatındaki kırılmalarla da anlam kazandı.
Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Hayatı
Ahmet Hamdi Tanpınar
(İstanbul, 23 Haziran 1901 – İstanbul, 24 Ocak 1962), şair, romancı, öykücü,
denemeci ve edebiyat tarihçisi kimlikleriyle tanındı. Kadı olarak görev yapan
Hüseyin Fikri Efendi ile Trabzonlu Nesibe Hanım’ın oğlu olarak İstanbul Şehzadebaşı’nda
dünyaya geldi. Çocukluğu, babasının görevleri nedeniyle farklı şehirlerde geçti
ve bu durum onun hem karakterini hem de ileride kuracağı edebi dünyayı derinden
etkiledi.
Sürekli yer değiştiren
bir hayat sürmesi, onun eğitim sürecinin düzensiz ilerlemesine neden oldu.
İstanbul’da başlayan öğrenimi, Sinop, Siirt ve Kerkük gibi farklı şehirlerde
devam etti. Bu hareketli çocukluk, Tanpınar’ın eserlerinde sıkça görülen “zaman”
ve “mekân” algısının temellerini oluşturdu.
Ahmet Hamdi Tanpınar’ın
hayatı, bireysel deneyimlerle kültürel birikimin iç içe geçtiği bir yolculuk
olarak şekillendi ve bu yönüyle Türk edebiyatında benzersiz bir konum edindi.
Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Eğitim Hayatı
Ahmet Hamdi Tanpınar’ın
eğitim süreci, çocukluk yıllarında yaşadığı şehir değişiklikleri nedeniyle
kesintili ve çok yönlü bir yapı gösterdi. İlköğrenimine İstanbul’da Ravza-i
Maarif İptidai Mektebi’nde başladı. Ardından Sinop (1908-1909) ve Siirt
(1909-1910) rüştiyelerinde öğrenim gördü.
Siirt’te bulunduğu
dönemde Katolik Dominiken misyonerleri tarafından yönetilen bir Fransız
okulunda yaklaşık bir yıl eğitim aldı. Bu deneyim, onun erken yaşta Batı
kültürüyle temas kurmasını sağladı ve ileride eserlerinde görülecek doğu-batı
sentezi düşüncesinin temellerini oluşturdu.
Lise öğreniminin bir
bölümünü Vefa ve Kerkük sultanilerinde geçirdi. Eğitimini Antalya Sultanisi’nde
tamamladı ve 1917 yılında mezun oldu. 1918’de yükseköğrenim için İstanbul’a
döndü ve önce Baytar Mektebi’ne yatılı öğrenci olarak kaydoldu. Ancak bu alanda
uzun süre kalmadı ve bir yıl sonra Darülfünun Edebiyat Şubesi’ne geçti.
Başlangıçta tarih ve
felsefe alanlarına yönelmeyi denedi, fakat bu süreçte aradığı yönü bulamadı.
Daha sonra, yazılarından tanıdığı Yahya Kemal Beyatlı’nın burada ders
verdiğini öğrenmesi üzerine Edebiyat Şubesi’ne kesin olarak kaydoldu (1919).
Üniversite yıllarında Hasan
Âli Yücel, Necmettin Halil Onan ve Rıfkı Melûl Meriç gibi dönemin önemli
isimleriyle aynı ortamda bulundu. Bu entelektüel çevre, onun edebi kimliğinin
şekillenmesinde belirleyici rol oynadı.
Ahmet Hamdi Tanpınar’ın
eğitim hayatı, farklı disiplinler arasında yaptığı arayışlarla zenginleşti ve
bu çok yönlü birikim, ileride kaleme alacağı eserlerin düşünsel derinliğini
besledi.
Ahmet Hamdi Tanpınar’ın
Meslek Hayatı ve Akademik Kariyeri
Ahmet Hamdi Tanpınar,
1923 yılında Darülfünun Edebiyat Şubesi’nden mezun olduktan sonra öğretmenlik
mesleğine adım attı. Cumhuriyet’in ilk yıllarında yetişen öğretmen kuşağının
bir üyesi olarak önce Erzurum Lisesi’nde görev aldı, ardından Konya (1925) ve
Ankara (1927) liselerinde edebiyat öğretmenliği yaptı.
Ankara’daki görevi
sırasında, daha sonra Gazi Eğitim Enstitüsü adını alacak olan Gazi Orta Muallim
Mektebi’nde ders verdi. Bu kurum bünyesinde yer alan Musiki Muallim Mektebi’nin
zengin arşivi sayesinde Batı müziğinin önemli eserlerini dinleme imkânı buldu.
Bu deneyim, onun sanat anlayışını genişletti ve estetik duyarlılığını
derinleştirdi.
1932 yılında İstanbul
Kadıköy Lisesi’ne atandı. 1933’te Ahmet Haşim’in vefatı üzerine Güzel
Sanatlar Akademisi’nde boşalan Sanat Tarihi Kürsüsü’nde estetik ve mitoloji
dersleri verdi. Bu görev, Tanpınar’ın yalnızca edebiyatla değil, resim, heykel
ve mimarlık gibi plastik sanatlarla da yakından ilgilenmesini sağladı.
Aynı dönemde Üsküdar
Amerikan Koleji’nde de edebiyat dersleri verdi. Eski hocası Yahya Kemal
Beyatlı ile yeniden bir araya gelerek onun kültürel ve sanatsal çevresinde
bulundu. Bu dostluk, Tanpınar’ın estetik ve tarih anlayışını daha da
derinleştirdi.
Tanzimat’ın 100. yılı
dolayısıyla kurulan “19. Asır Türk Edebiyatı Kürsüsü”nün başına getirildi ve
akademik kariyerinde önemli bir aşamaya ulaştı. Dönemin mevzuatına göre
profesör unvanı aldı ve bu alandaki çalışmalarını sürdürdü.
Ahmet Hamdi Tanpınar’ın
akademik kariyeri, öğretmenlikten profesörlüğe uzanan bir çizgide ilerledi ve
bu süreçte hem sanat hem düşünce dünyasını şekillendiren önemli katkılar sundu.
Ahmet Hamdi Tanpınar’ın
Siyasi Hayatı
Ahmet Hamdi Tanpınar,
akademik çalışmalarına daha fazla zaman ayırma isteğiyle 1943 genel
seçimlerinde siyasete yöneldi. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne 7. dönem Maraş
milletvekili olarak girdi ve 1943-1946 yılları arasında görev yaptı.
Bu süreçte aktif ve yoğun
bir siyasi faaliyet içinde yer almadı. Daha çok gözlemci bir tutum sergiledi ve
bürokratik yapıyı yakından tanıma fırsatı buldu. Siyaset deneyimi, onun
toplumsal yapıya ve modernleşme sürecine dair düşüncelerini besleyen önemli bir
arka plan oluşturdu.
1946 seçimlerinde Cumhuriyet
Halk Partisi tarafından yeniden aday gösterilmedi. Bunun üzerine siyasi yaşamı
sona erdi ve Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde müfettiş olarak görev aldı.
1948 yılında İstanbul
Güzel Sanatlar Akademisi’ne estetik dersleri vermek üzere yeniden atandı.
1949’da ise Edebiyat Fakültesi’ndeki profesörlük görevine geri döndü ve
akademik çalışmalarına kaldığı yerden devam etti.
Ahmet Hamdi Tanpınar’ın
siyasi hayatı kısa süreli oldu, ancak bu deneyim onun eserlerinde görülen
toplumsal eleştiri ve modernleşme tartışmalarına dolaylı katkı sağladı.
Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Edebi Kişiliği
Ahmet Hamdi Tanpınar,
Türk edebiyatında özellikle şiir merkezli bir estetik anlayış geliştiren
sanatçılar arasında yer aldı. Onun edebi kimliği, yalnızca yazdığı türlerle
değil; aynı zamanda sanat, zaman ve bilinç üzerine kurduğu derin düşünce
sistemiyle şekillendi.
Tanpınar’ın şiir
anlayışı, biçim ve ahenk konusunda son derece titiz bir yaklaşım üzerine
kuruldu. Klasik şiir geleneğinden beslenerek hece veznini tercih etti, ancak
aruzun müzikalitesini de aramaktan vazgeçmedi. Şiirlerinde ses, ritim ve kelime
seçimi büyük bir dikkatle işlendi ve bu yönüyle estetik mükemmeliyet arayışı ön
plana çıktı.
Onun şiirlerinde en
belirgin temalar arasında zaman, rüya, sonsuzluk ve musiki yer aldı.
Bu temalar, sadece birer konu değil; aynı zamanda Tanpınar’ın dünyayı algılama
biçiminin yansımaları oldu. Şiirlerinde doğa, ölüm, ışık ve aşk gibi motifler
de ikinci planda ama etkili bir şekilde yer buldu.
Edebi kişiliğinin
oluşumunda Yahya Kemal Beyatlı ve Ahmet Haşim önemli etkiler bıraktı.
Ancak Tanpınar, bu iki isimden aldığı etkileri birebir sürdürmek yerine,
kendine özgü bir estetik sentez oluşturdu. Özellikle Ahmet Haşim’in
izlenimci ve içe dönük şiir anlayışına daha yakın bir çizgi izledi.
Tanpınar’ın metinlerinde
sıkça karşılaşılan “bakmak”, “hayranlık” ve “lezzet” kavramları, onun sanat
anlayışının temel anahtarları olarak öne çıktı. Bu kavramlar, bir “temaşa”
estetiği etrafında birleşti ve onun hem şiirlerinde hem düzyazılarında belirgin
bir duyarlılık oluşturdu.
Edebi üretiminde yalnızca
şiir değil; roman, öykü, deneme ve eleştiri türlerinde de eserler verdi. Ancak
tüm bu türlerde şair kimliği belirleyici oldu. Kendi ifadesiyle, yazdığı her
metinde “rüyanın nizamı”nı kurmaya çalıştı ve dili, bu estetik düzenin
temel aracı olarak kullandı.
Ahmet Hamdi Tanpınar
edebi kişiliği, doğu ile batı arasında kurduğu estetik denge, zaman kavramına
yüklediği anlam ve sanat disiplinleri arasındaki geçişkenliğiyle Türk
edebiyatında özgün bir yer edindi.
Ahmet Hamdi Tanpınar Romanları, Öyküleri ve Zaman Kavramı
Ahmet Hamdi Tanpınar’ın
edebiyat dünyasında en çok öne çıkan yönlerinden biri, roman ve öykülerinde
kurduğu özgün anlatı yapısı oldu. Ahmet Hamdi Tanpınar romanları, yalnızca olay
örgüsüne dayalı metinler değil; aynı zamanda zaman, bilinç ve estetik üzerine
kurulmuş derinlikli yapılar olarak dikkat çekti.
Tanpınar’ın ilk romanı
olan Mahur Beste, 1944 yılında yayımlandı. Bu eser, geçmişle
kurulan bağ üzerinden karakterlerin iç dünyasını irdeleyen bir anlatı sundu.
Yarım kalmış olmasına rağmen her bölümü kendi içinde bütünlük taşıdı.
Onun en bilinen
eserlerinden biri olan Huzur, zaman kavramının edebi bir teknik
olarak nasıl kullanılabileceğini gösteren önemli bir örnek oldu. Roman,
görünürde 24 saatlik bir zaman dilimini kapsadı; ancak geri dönüşlerle
genişleyen anlatı, bireysel hafızanın ve geçmişin etkisini güçlü bir şekilde
yansıttı.
Bir diğer önemli eseri Saatleri
Ayarlama Enstitüsü, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın eserlerinde doğu-batı
sentezi/çatışması temasını ironik bir dille ele aldı. Modernleşme sürecini
hiciv yoluyla anlatan bu roman, toplumsal yapıya dair eleştirel bir perspektif
sundu.
Sahnenin Dışındakiler
ise II. Meşrutiyet ve Mütareke döneminin ruhunu yansıtan, tarihsel arka planı
güçlü bir eser olarak öne çıktı. Bu roman, Tanpınar’ın “nehir roman”
anlayışının bir parçası olarak kurgulandı.
Tanpınar’ın öykülerinde
de benzer bir estetik anlayış görüldü. “Abdullah Efendi’nin Rüyaları”
ve “Rüyalar” gibi eserlerinde bilinçaltı, rüya ve gerçeklik
arasındaki sınırlar sorgulandı. İlk öyküsü “Geçmiş Zaman Elbiseleri”nde
ise açıkça rüyadan söz edilmese de atmosferin bütünü rüya hissi yarattı.
Ahmet Hamdi Tanpınar’ın
eserlerine zaman kavramı, yalnızca bir tema olarak değil; anlatının temel
kurucu unsuru olarak yerleşti. Bu yaklaşımda Marcel Proust’un etkisi
hissedildi. Tanpınar da tıpkı Proust gibi geçmişin izini süren bir anlatı
kurdu.
Onun roman ve öykülerinde
zaman, doğrusal bir akıştan çok; hatırlama, bilinç ve içsel deneyimlerle
şekillenen estetik bir yapı oluşturdu. Bu yönüyle Tanpınar, Türk romanında
modern anlatım tekniklerinin öncülerinden biri olarak kabul edildi.
Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Edebiyat
Tarihçiliği
Ahmet Hamdi Tanpınar, çok
yönlü bir edebi üretim ortaya koyarak şiir, roman, öykü, deneme ve inceleme
türlerinde kalıcı eserler verdi. Ahmet Hamdi Tanpınar eserleri, yalnızca
estetik açıdan değil; aynı zamanda düşünsel derinliğiyle de Türk edebiyatında
önemli bir yer edindi.
Şiir alanında sağlığında
yayımladığı Şiirler (1961) kitabında 37 şiir yer aldı. Ölümünden sonra
yayımlanan Bütün Şiirleri ile bu sayı daha da arttı. Şiirlerinde müzik,
zaman ve rüya temaları belirgin bir şekilde işlendi.
Romanları arasında Huzur,
Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Mahur Beste ve Sahnenin
Dışındakiler öne çıktı. Bu eserlerde bireysel bilinç, toplumsal değişim ve
zaman algısı iç içe geçti.
Deneme ve eleştiri
alanında ise Yaşadığım Gibi ve Edebiyat Üzerine Makaleler adlı
eserleriyle dikkat çekti. Bu metinlerde sanat, edebiyat ve kültür üzerine
derinlikli değerlendirmeler yaptı.
Tanpınar’ın en önemli
çalışmalarından biri olan XIX. Asır Türk Edebiyatı Tarihi,
edebiyat tarihçiliğine getirdiği özgün yaklaşım ile öne çıktı. Bu eser,
yalnızca kronolojik bir inceleme değil; aynı zamanda sanatçı, eser ve dönem
ilişkisini çok boyutlu ele alan bir çalışma oldu.
Edebiyat tarihine yaklaşımında
Hippolyte Taine, Ferdinand Brunetière ve Albert Thibaudet gibi isimlerin
yöntemlerinden yararlandı. Ancak bu kuramsal çerçeveyi katı bir sistem olarak
uygulamak yerine, her döneme ve yazara özgü bir değerlendirme anlayışı
benimsedi.
Ahmet Hamdi Tanpınar
eserleri, disiplinler arası bir bakış açısıyla şekillendi ve bu yönüyle Türk
edebiyatında hem yaratıcı hem de eleştirel düşüncenin güçlü bir temsilcisi
oldu.
Beş Şehir ve Ahmet Hamdi
Tanpınar’da Kültür Anlayışı
Ahmet Hamdi Tanpınar’ın
düzyazı alanındaki en dikkat çekici eserlerinden biri olan Beş Şehir,
onun estetik ve kültürel bakışını en açık biçimde ortaya koydu. Bu eser,
yalnızca bir şehir anlatısı değil; aynı zamanda Ahmet Hamdi Tanpınar
eserlerinde doğu-batı sentezi/çatışması temasının derinlemesine işlendiği bir
metin olarak öne çıktı.
Kitapta Ankara, Erzurum,
Konya, Bursa ve İstanbul şehirleri ele alındı. Tanpınar, bu
şehirleri sadece tarihsel bilgilerle anlatmakla yetinmedi; onların ruhunu,
kültürel sürekliliğini ve medeniyet birikimini edebi bir dille yorumladı.
Böylece şehirler, birer coğrafi mekân olmaktan çıkarak kültürel kimliklerin
taşıyıcısı haline geldi.
Eserde, Roma’dan
Selçuklu’ya, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan tarihsel süreç içinde Türk
toplumunun geçirdiği dönüşümler ele alındı. Bu bağlamda Tanpınar, geçmiş ile
gelecek arasında bir köprü kurmaya çalıştı. Onun yaklaşımında tarih, yalnızca
geçmişte kalmış bir zaman dilimi değil; bugünü anlamlandıran canlı bir hafıza
olarak yer aldı.
Beş Şehir,
Tanpınar’ın gözlem gücünü ve sanatçı sezgisini bir araya getirdiği bir eser
oldu. Yazar, bu şehirlerde uzun süre bulunarak edindiği izlenimleri metne
taşıdı. Bu nedenle eser, akademik bir incelemeden çok; kişisel deneyimlerle
zenginleşmiş bir kültür anlatısı niteliği kazandı.
Tanpınar’ın bu eserinde
mimarlık, müzik, sanat ve günlük yaşam unsurları iç içe geçti. Aynı zamanda
metinde yer yer hissedilen nostalji duygusu, Osmanlı kültürünün yavaş yavaş
kaybolmasına duyulan içsel bir hüznü yansıttı.
Ahmet Hamdi Tanpınar’ın
kültür anlayışı, geçmiş ile modernlik arasında bir denge kurma çabası üzerine
inşa edildi. Bu yönüyle Beş Şehir, onun estetik dünyasının ve medeniyet
tasavvurunun en önemli metinlerinden biri olarak kabul edildi.
Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Son Yılları, Ölümü ve Edebi Mirası
Ahmet Hamdi Tanpınar,
yaşamının son dönemlerinde hem akademik hem de sanatsal üretimini sürdürdü. Bu
süreçte zaman zaman yurt dışına çıkarak Fransa başta olmak üzere Avrupa’nın
farklı ülkelerini ziyaret etti. Özellikle Paris’te geçirdiği dönemler, onun
düşünce dünyasını genişletti ve Batı sanatına bakışını derinleştirdi.
Sağlık sorunları hayatı
boyunca onu etkiledi ve bu durum yazılarına da dolaylı biçimde yansıdı. Yoğun
çalışma temposu içinde kalp rahatsızlıkları artarak devam etti. Son yıllarında
hem akademik görevlerini hem de edebi çalışmalarını aynı anda yürütmeye çalıştı.
Ahmet Hamdi Tanpınar, 24
Ocak 1962 tarihinde İstanbul’da geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.
İlk kriz sonrası kaldırıldığı hastanede ertesi gün ikinci bir krizle vefat
etti. Cenazesi, Süleymaniye Camii’nde kılınan namazın ardından İstanbul Üniversitesi’ndeki
törenle uğurlandı ve Rumelihisarı Kabristanı’nda hocası Yahya Kemal Beyatlı’ın
yanına defnedildi.
Mezar taşına onun en
bilinen dizelerinden biri yazıldı: “Ne içindeyim zamanın / Ne de büsbütün
dışında.” Bu dizeler, onun zaman anlayışını ve edebi dünyasını özetleyen bir
simge haline geldi.
Ahmet Hamdi Tanpınar’ın
edebi mirası, Türk edebiyatında modern anlatı teknikleri ile geleneksel estetik
değerleri bir araya getiren güçlü bir yapı oluşturdu. Romanlarında zaman,
bilinç ve toplum; şiirlerinde ise musiki, rüya ve estetik duyarlılık öne çıktı.
Onun eserleri, yalnızca
edebi metinler olarak değil; aynı zamanda kültür, medeniyet ve insan algısını
sorgulayan düşünsel yapılar olarak değerlendirildi. Ahmet Hamdi Tanpınar
eserleri, günümüzde de hem akademik çevrelerde hem de edebiyat okurları arasında
önemini korumaya devam etti.
Ahmet Hamdi Tanpınar’ın
Eserleri
Şiir:
·
Şiirler, İst.: Yeditepe, 1961 (yb İst.: YKY,
1999)
·
Bütün Şiirleri, (önceki kitabındakilerle
bunun dışında kalanlar) İst.: Dergâh, 1976
Öykü:
·
Abdullah Efendi’nin Rüyaları, İst.: Ahmet
Halit, 1943
·
Yaz Yağmuru, İst.: Varlık, 1955
·
Hikâyeler, (önceki iki kitapta olanlarla
bunların dışında kalanlar) İst.: Dergâh, 1983
Roman:
·
Huzur, İst.: Remzi, 1949 (eleştirel basım
İst.: YKY, 2000)
·
Saatleri Ayarlama Enstitüsü, İst.: Remzi,
1961
·
Sahnenin Dışındakiler, İst.: Büyük
Kitaplık, 1973
·
Mahur Beste, İst.: Dergâh, 1975
·
Aydaki Kadın, (ölümünden sonra bulundu ve
tamamlandı; haz. G. Güven) İst.: Adam, 1987
Deneme:
·
Beş Şehir, Ank.: Ziraat Bankası Mtb., 1946
(eleştirel basım İst.: YKY, 2000);
·
Yaşadığım Gibi, İst.: Türk Kültürü Ens.,
1970 (eklerle yb İst.: Dergâh, 1996)
İnceleme-Araştırma:
·
Tevfik Fikret: Hayatı, Şahsiyeti,
Şiirleri, İst.: Semih Lütfi, 1937
·
Namık Kemal Antolojisi, İst.: Ahmet Halit,
1942
·
XIX. Asır Türk Edebiyatı Tarihi, (cilt I)
İst., 1949 (yeniden ele alınmış ve genişletilmiş 2. bas., İst.: İÜEF, 1956)
·
Yahya Kemal, İst.: Yahya Kemal’i Sevenler
Cemiyeti, 1962
·
Edebiyat Üzerine Makaleler, İst.: MEB,
1969 (değişikliklerle yb İst.: Dergâh, 1977).
Senaryo:
·
İki Ateş Arasında, (Sahnenin Dışındakiler
romanının bizzat yazarı tarafından bir film senaryosu olarak hazırlanmış metni)
İst.: İyi Şeyler, 1998
Mektup-Günlük:
·
Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Mektupları, (haz.
Z. Kerman) Ank.: Kültür Bakanlığı, 1974
·
Tanpınar’dan Hasan-Âli Yücel’e Mektuplar,
(haz. C. Y. Eronat) İst.: YKY, 1998
·
Günlüklerin Işığında Tanpınar’la Başbaşa,
(haz. Z. Kerman, İ. Enginün) İst.: Dergâh, 2007
Çeviri:
·
Alkestis (Euripides), Ank.: Maarif
Vekâleti, 1943
·
Elektra (Euripides), Ank.: Maarif
Vekâleti, 1943
·
Medeia (Euripides), Ank.: Maarif Vekâleti,
1943
·
Yunan Heykeli (H. Lechat; Z. Müridoğlu
ile), İst.: Güzel Sanatlar Akademisi, 1945
Diğer:
·
Mücevherlerin Sırrı: Derlenmemiş Yazılar,
Anket ve Röportajlar, (haz. S. Özdemir-İ. Dirin), İst.: YKY, 2002
KAYNAKÇA: Ergun, Şairler,
285-287; M. Baydar, Edebiyatçılarımız Ne Diyorlar, İst., 1960, s. 192-195; Ö.
F. Akün, “Ahmet Hamdi Tanpınar”, Türk Dili ve Edebiyatı, S. 12 (1963), s. 1-32;
M. Kaplan, Tanpınar’ın Şiir Dünyası, İst., 1964; S. Hilâv, “Tanpınar Üzerine
Notlar”, Yeni Dergi, S. 106 (Temmuz 1973); T. Alptekin, Bir Kültür Bir İnsan:
Ahmet Hamdi Tanpınar ve Edebiyatımıza Bakışlar, İst., 1975; O. Okay, “Tanpınar,
Ahmet Hamdi”, TDEA, VIII, 225-232; Özkırımlı, TEA, IV, 1095-1097; O. Demiralp,
Kutup Noktası, İst., 1993; O. Okay, Ahmet Hamdi Tanpınar, İst., 2000; Ü. M.
Yazan-S. Ü. Karışman, Ebediyetin Huzurunda Ahmet Hamdi Tanpınar, İst., 2000.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder