![]() |
| Erhan Bener |
Erhan Bener Kimdir?
Erhan Bener, 19 Nisan 1929'da Lefkoşa'da doğan, 8 Aralık 2007'de Ankara'da hayatını kaybeden Türk yazar ve bürokrattır. Türk edebiyatında 1950 kuşağı yazarları arasında yer alan Bener; roman, öykü, anı, deneme ve tiyatronun yanı sıra çocuk kitapları, radyo oyunları ve senaryolar kaleme aldı, çeviriler yaptı. Edebiyat dünyasında farklı türlerde verdiği eserlerle çok sayıda ödüle değer görüldü.
Ancak Erhan Bener'in
edebiyat serüvenini yalnızca eserlerinin çeşitliliği üzerinden okumak eksik
kalır. Onun hayatında bürokrasi ile edebiyat, dış dünyanın düzeni ile
insanın iç dünyasındaki karmaşa yan yana yürüdü. Devletin maliye ve hazine
bürokrasisinde üst düzey görevler üstlenen Bener, bir yandan kurumların ve
düzenin dünyasında yaşarken diğer yandan romanlarında insanın kendi içindeki çıkmazlara,
yalnızlığına, cinsel bunalımlarına ve varoluşsal sıkıntılarına eğildi. Belki de
onun edebiyatındaki en belirgin özelliklerden biri, tam burada ortaya çıkar: Dışarıdan
düzenli görünen hayatların içindeki çatlakları görmek.
Erhan Bener'in Hayatı
Erhan Bener'in tam adı Hikmet
Erhan Bener'dir. İlk kitaplarında Hikmet Erhan imzasını kullandı.
Mediha Hanım ile öğretmen M. Raşit Bener'in oğluydu. Edebiyat ve düşünce
dünyasına uzanan bir aile çevresinin içinde yetişti. Felsefeci Cemil Sena
Ongun amcası, öykücü Vüs'at O. Bener ise ağabeyiydi.
Çocukluğu ve gençliği
farklı şehirlerde geçti. İlkokulu 1940'ta Bolu'da, ortaokulu 1943'te
Bergama'da, liseyi ise 1946'da Kayseri'de tamamladı. Ardından Ankara
Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden 1950'de mezun oldu. 1956'da, fark
derslerini vererek Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden de sertifika aldı. Bu
eğitim, Bener'in ilerleyen yıllarda sürdüreceği iki farklı hayatın zeminini
hazırladı: devlet ve edebiyat.
Bürokrasi İçinde Geçen Yıllar
Erhan Bener, 1950'de
Maliye Bakanlığı'na memur olarak girdi. Meslek hayatı boyunca müfettiş
yardımcılığı, hesap uzmanlığı ve Hazine genel müdür yardımcılığı gibi
görevlerde bulundu. Kariyeri yalnızca Türkiye ile sınırlı kalmadı. 1963-1966
yılları arasında Paris Büyükelçiliği maliye müşavirliği görevini yürüttü.
1966-1969 yılları arasında Maliye Bakanlığı Hazine genel müşavirliği ve Kambiyo
Kontrol Dairesi başkanlığı yaptı. 1969-1974 arasında OECD nezdinde Türkiye
Daimi Temsilciliği başkan yardımcılığı görevinde bulundu.
1974'te Maliye Bakanlığı
müşavirliği ve aynı yıl Emekli Sandığı genel müdürlüğü görevini üstlendi.
1974-1975 döneminde sürdürdüğü bu görevin ardından emekliye ayrıldı.
Fakat emeklilik, onun
çalışma hayatının sonu anlamına gelmedi. 1975'ten itibaren çeşitli bankalarda
danışmanlık yaptı ve serbest avukat olarak çalıştı. Bütün bu mesleki
deneyimlerin yanında, edebiyatla bağını daima canlı tuttu. Özgür İnsan
dergisini 1975-1977 yılları arasında, Sanat Rehberini 1982'de, Mülkiyeliler
Birliği dergisini ise 1992-1993 yıllarında yönetti. TYS, Edebiyatçılar
Derneği, Dil Derneği ve Mülkiyeliler Birliği üyesiydi.
Böylece Erhan Bener'in
hayatında iki ayrı dünyanın birbirini dışlamadığı görülür. Bir tarafta devletin
işleyişini, kurumlarını ve bürokrasisini yakından tanıyan bir maliyeci ve
hukukçu; diğer tarafta insan ruhunun karanlıkta kalan yanlarını araştıran bir
romancı vardı. Bu iki kimlik, onun edebiyatını anlamak açısından birbirinden
ayrı düşünülemez.
Erhan Bener'in Edebiyata
Başlangıcı
Erhan Bener edebiyat
dünyasına şiirle adım attı. İlk şiiri 1945 yılında Yedigün
dergisinde yayımlandı. Ancak zaman içinde şiirden romana ve öyküye yöneldi;
edebiyatın farklı türlerinde eserler verdi. Öykü ve yazıları, dönemin önemli
dergi ve gazetelerinde yayımlandı. Erciyes, Seçilmiş Hikâyeler, Dost,
Varlık, Türk Dili, Özgür İnsan, Yazko Edebiyat, Somut,
Sanat Olayı, Gösteri, Milliyet Sanat, Adam Sanat, Adam
Öykü, Düşler Öyküler ve Biçem dergileriyle; Vatan, Ulus,
Akşam, Cumhuriyet ve Milliyet gazeteleri bu yayın
hayatının başlıca durakları arasında yer aldı.
Şiirle başlayan edebî
yolculuğunun ağırlık merkezi zamanla romana ve öyküye kaydı. Bener'in asıl gücü
de burada belirginleşti: İnsanın dışarıdan görünen hayatıyla içeride
yaşadığı hayat arasındaki mesafeyi anlatmak. Onun edebiyatında büyük
tarihsel olaylardan çok, bu olayların bireyin ruhunda bıraktığı izler önem
kazandı. İnsanların gündelik hayatları, ilişkileri ve toplumsal konumları
kadar; kendi içlerinde taşıdıkları huzursuzluklar, yalnızlıklar ve çözülemeyen
çatışmalar da anlatının merkezine yerleşti.
Erhan Bener'in Edebi Kişiliği
Erhan Bener'in
edebiyatının merkezinde birey vardır. Yazar, insanı toplumsal
kimliklerinden sıyırarak onun iç dünyasına yaklaşır. Bu nedenle romanlarında
psikolojik çözümlemeler önemli bir yer tutar. İnsanların kendileriyle
hesaplaşmaları, nesnelerle ve çevreleriyle kurdukları ilişkiler, yalnızlıkları
ve varoluşsal sıkıntıları Bener'in anlatı dünyasının temel meseleleri
arasındadır.
T. Alangu,
Bener'in bu yönüne dikkat çekerek, bireyin iç dünyasına yönelen; insanın
durumunu, nesnelerle ilişkilerini ve kendisiyle hesaplaşmasını ele alan
eserlerinde psikolojik öğeleri öne çıkardığını belirtir. Bener'in anlatımında
ise bu ağır meselelerin, sevimli, kıvrak ve samimi bir anlatım içinde
verilmeye çalışıldığı görülür. Bu yaklaşım, onun edebiyatını yalnızca bir
psikolojik çözümleme alanına dönüştürmez. Bener, bireyin iç dünyasını
anlatırken aynı zamanda belirli bir dönemin toplumsal gerçekliğini de görünür
kılar.
Özellikle küçük
burjuva dünyasının insanları, onun romanlarında kendi hayatlarının dar
sınırları içinde sıkışmış halde karşımıza çıkar. Sıkıntılar, ümitsizlikler,
cinsel bunalımlar ve yalnızlıklar, bu kişilerin yalnızca kişisel meseleleri
değildir. Bunlar aynı zamanda içinde yaşadıkları dönemin ve toplumsal çevrenin
ruhunu da taşır.
Erhan Bener'in insanları,
hayatın içinde yaşayan ama çoğu zaman kendi hayatlarına dışarıdan bakmak
zorunda kalan insanlardır. Bu bakımdan Bener'in roman dünyasında psikoloji
ile toplumsal gerçeklik birbirinden ayrılmaz. Bireyin içindeki kırılma,
çoğu zaman yaşadığı çevrenin, dönemin ve ilişkilerin de bir yansımasıdır.
Yalnızlar ve Bireyin İç Dünyası
Erhan Bener'in
romancılığının önemli duraklarından biri Yalnızlardır. F. Naci,
romanın özellikle "ustalıklı psikolojik saptamalarına" dikkat
çeker. Ona göre Bener'in bireyi anlatmayı temel amaç edinmesi, roman dünyasını
psikolojik gerçekliği güçlü karakterlerle doldurmuştur. Bu karakterler yalnızca
bir olay örgüsünün parçaları değildir; kendi özel hayatları, sorunları ve
dünyaya ve insanlara bakış açıları olan canlı kişiliklerdir.
Bu değerlendirme, Erhan
Bener romancılığının temelini de açıklar. Onun roman kişileri, yazarın
düşüncelerini aktarmak için yaratılmış tek boyutlu figürler olmaktan çıkar. Her
biri kendi iç dünyasına sahip, kendi çelişkileriyle yaşayan bireylere dönüşür.
Yalnızlar
bu yönüyle Bener'in edebiyatındaki önemli çizgilerden birini görünür kılar: İnsan,
kendi hayatının içinde bile yalnızdır ve bu yalnızlık çoğu zaman başkalarıyla
kurduğu ilişkilerde daha da belirginleşir.
Erhan Bener Romanında
Modern Anlatım
Erhan Bener'in
romancılığı zaman içinde yalnızca tematik açıdan değil, anlatım teknikleri
bakımından da gelişti. G. Aytaç, Yalnızlardan sonra yazarın roman
çizgisini belirginleştirdiğini; Baharla Gelen romanında modern anlatım
yöntemlerini başarıyla kullandığını belirtir.
Bu gelişim, Bener'in
edebiyatının yalnızca insan psikolojisine odaklanan bir roman anlayışıyla
sınırlı olmadığını gösterir. Yazar, insanın iç dünyasını anlatırken romanın
biçimsel olanaklarını da araştırdı. Bu arayışın dikkat çekici örneklerinden
biri Oyuncu oldu.
G. Aytaç, Bener'in bu
eseriyle Türk edebiyatına metafiksiyon (üstkurmaca) alanında klasik bir
örnek kazandırdığını belirtir. Böylece Bener'in romancılığında önemli bir
dönüşüm gerçekleşir. İlk bakışta insanın ruhsal dünyasına odaklanan bir
edebiyat, giderek romanın kendisini de sorgulayan bir anlatım anlayışına
doğru genişler.
Bu nedenle Erhan Bener'i
yalnızca psikolojik romanlarıyla değerlendirmek yeterli değildir. Onun
edebiyatında hem insanın iç dünyasını araştıran bir romancı, hem de
romanın anlatım imkânlarını sınayan modern bir yazar vardır.
Erhan Bener'in Tiyatro,
Sinema ve Radyo Çalışmaları
Erhan Bener'in edebî
üretimi roman ve öyküyle sınırlı kalmadı. Hızır Doktor ve Bürokratlar
adlı oyunları sahnelendi. Böylece bürokrasi dünyasını yakından tanıyan bir
yazar olarak sahip olduğu deneyim, tiyatro aracılığıyla da edebî bir biçime
kavuştu.
Eserleri sinemaya ve
televizyona da uyarlandı. Ölü Bir Deniz, 1989 yılında Atıf Yılmaz
tarafından; Böcek ise 1994 yılında Ümit Elçi tarafından sinemaya
aktarıldı. Bener ayrıca Yalnızlar ve Aşk-ı Muhabbet Sevda adlı
eserlerinin televizyon dizisi olarak çekilen yapımlarında senaryo çalışmaları
yaptı. Bunun yanında çeşitli radyo oyunları da kaleme aldı.
Bu yönüyle Erhan Bener'in
yazarlığı, yalnızca kitap sayfalarında kalan bir edebiyat değildir. Roman,
öykü, tiyatro, sinema, televizyon ve radyo gibi farklı anlatı alanlarına uzanan
çok yönlü bir üretim söz konusudur.
Erhan Bener'in Edebiyatımızdaki Yeri
Erhan Bener, Türk
edebiyatının 1950 kuşağı içinde, özellikle bireyin iç dünyasına ve
psikolojik gerçekliğine yönelen romancılığıyla ayrı bir yerde durur. Onun
edebiyatında insan, yalnızca içinde bulunduğu toplumun bir temsilcisi değildir.
Kendi korkuları, arzuları, yalnızlıkları, cinsel bunalımları, ümitsizlikleri ve
çelişkileriyle baş başa kalan karmaşık bir varlıktır.
Bener'in uzun yıllar
devlet bürokrasisi içinde görev yapmış olması da bu edebî dünyayı daha ilginç
kılar. Çünkü onun hayatında dış dünyanın düzeni ile insan ruhunun düzensizliği
yan yana bulunur. Bir tarafta devletin kurumları, hesapları, kuralları ve bürokratik
yapısı; diğer tarafta insanın çözülemeyen iç dünyası vardır. Belki de Erhan
Bener'in edebî mirasını anlamanın en iyi yollarından biri, bu iki dünya
arasındaki gerilime bakmaktır.
Erhan Bener, düzenin
içinden insanın düzensizliğine bakan bir yazardır.
Bu nedenle romanlarındaki
insanları yalnızca belirli bir dönemin küçük burjuva dünyasına ait kişiler
olarak okumak yerine, modern hayatın içinde kendine yer arayan bireyler olarak
da değerlendirmek mümkündür.
Bener'in romanları ve
romancılığı üzerine Ankara ve Hacettepe üniversitelerinde çok sayıda akademik
çalışma yapılması ve tezler hazırlanması da onun edebiyatının yalnızca
döneminin okuruyla sınırlı kalmadığını gösterir. Erhan Bener, ardında farklı
türlere yayılan geniş bir külliyat bırakarak 8 Aralık 2007'de Ankara'da
hayatını kaybetti.
Fakat onun edebiyatı,
insan ruhunun kolay açıklanamayan taraflarına yöneldiği için bugün de okunmaya
ve yeniden düşünülmeye açık kalmayı sürdürüyor. Çünkü Bener'in asıl meselesi
yalnızca belli bir dönemin insanı değildi. İnsanın kendisiyle baş başa
kaldığında ne yaptığı, ne hissettiği ve kendi hayatının içinde neden
yalnızlaştığıydı.
Ve belki de onu kalıcı
kılan asıl şey, tam burada saklıdır: Erhan Bener, insanı dışarıdan değil,
içeriden anlatmayı seçti.
Erhan Bener’in Ödülleri
·
Kedi ve Ölüm ile 1962 Fransız-Türk Kültür
Cemiyeti Büyük Roman Ödülü
·
Hızır Doktor ile 1979 Muhsin Ertuğrul
Tiyatro Yapıtı Ödülü
·
Aşk-ı Muhabbet Sevda ile 1992 Yunus Nadi
Öykü Ödülü
·
“Alabalık” adlı öyküsüyle 1992 Haldun
Taner Öykü Ödülü; Günbatımı Öyküleri ile 1996 Dil Derneği Ömer Asım Aksoy Öykü
Ödülü
·
Hınzır Kız ile 1996 Yunus Nadi Roman Ödülü
·
1999 Edebiyatçılar Derneği Altın Madalya
Onur Ödülü
·
İlişkiler ile 2003 Orhan Kemal Roman Ödülü
·
2003 Dünya Kardeşlik Mevlana Vakfı Ödülü
·
2004 Düşler Öyküler Dergisi Onur Ödülü.
Erhan Bener’in Eserleri
Roman:
·
Acemiler, İst.: Seçilmiş Hikâyeler
Dergisi, 1952
·
Gordium, Ank.: Seçilmiş Hikâyeler Dergisi,
1956
·
Yalnızlar, İst.: Seçilmiş Hikâyeler
Dergisi, 1956
·
Loş Ayna, İst.: Varlık, 1961
·
Ara Kapı, Ank.: Dün-Bugün, 1961 (Kedi ve
Ölüm, Paris: Albin Michel, 1965; Tokyo, 1967)
·
Baharla Gelen, İst.: Ağaoğlu, 1969 (ilk
bas. Paris: Albin Michel, 1966)
·
Elif’in Öyküsü, İst.: Hür, 1980
·
Oyuncu, İst.: Hür, 1981
·
Ünlü Gezginci Macellos da Vinci’nin Akıl
Almaz Serüvenleri, İst.: Yazko, 1981; Böcek, İst.: Adam, 1982
·
Ölü Bir Deniz, İst.: Yazko, 1983
·
Sisli Yaz, İst.: Kaynak, 1984
·
Ortadakiler, İst.: Cem, 1988
·
Tekilleşme, İst.: Cem, 1990
·
Bir Büyük Bürokratın Romanı, Ank.: Bilgi,
1991
·
Anafor, Ank.: Bilgi, 1993
·
Hınzır Kız, Ank.: Ümit, 1995
·
Dönüşler, Ank.: Ümit, 1997
·
Köleler ve Tutkular, İst.: Remzi, 1999
·
Işığın Gölgesi, İst.: Remzi, 2000
·
İlişkiler, İst.: Remzi, 2003
·
Dönüşler, İst.: Remzi, 2004
·
Sıradışı Bir Kadının Otobiyografisi, İst.:
Dünya, 2004
·
Macellos Da Vinci / Çıldırtan Yağmurlar,
İst.: Dünya, 2006
·
Eski Dostlar, İst.: Kırmızı, 2008
Öykü:
·
Aşk-ı Muhabbet Sevda, Ank.: Bilgi, 1992
·
Gece Gelen Ölüm, Ank.: Bilgi, 1993
·
Günbatımı Öyküleri, Ank.: Ümit, 1995
·
Denizaşırı Öyküler, Ank.: Ümit, 1996
·
Yaralı Aşklar, İst.: Remzi, 1998
·
Bir Demet Mimoza, İst.: Dünya, 2003
·
Aşk Nereye Kadar, İst.: Dünya, 2003
·
Yaşam Bir Düş, İst.: Dünya, 2005
·
Türküsünü Arayan Adam, İst.: Kırmızı, 2008
Anı:
·
Bürokratlar, 3 c., İst.: Milliyet, 1978-79
·
Arabalarım, İst.: Remzi, 2003
Şiir:
·
Sesler, Kayseri: Erciyes Mtb., 1948
Oyun:
·
Çıldırtan Yağmurlar, İst.: İzlem, 1980
·
Hızır Doktor, İst.: İzlem, 1980
·
Şahmeran, İst.: Kaynak, 1985
Biyografi:
·
Cemil Eren-2001, Toyan, 2001
Çocuk Kitabı:
·
Şahmeran Öyküsü, Ank.: Bilgi, 1991
·
Burcu Öğretmenin Öyküleri, Ank.: Bilgi,
1992
Deneme:
·
Sonbahar Yaprakları, İst.: Remzi, 2001
·
Açık Pencere, İst.: Kırmızı, 2008
Çeviri:
·
Ormandaki Deli (G. Simenon), Ank.: Dost,
1963
·
Ölümle Saklambaç (G. Simenon), Ank.: Dost,
1963
·
Gülüşün ve Unutuşun Kitabı (M. Kundera),
İst.: Hürriyet, 1981
·
İnsanlar ve Hayvanlar (Vercors; V. O.
Bener’le) Ank.: Kültür Bakanlığı, 1998
·
Öyküler (G. Simenon), İst.: Nisan, 1999
·
Marksizm ve Estetik (M. Lequenne), (Yiğit
Bener’le), İst.: 2000.
KAYNAKÇA: Necatigil,
İsimler, 84-85; Çankaya, VI, 3247-3260; Özkırımlı, TEA, I, 216; M. Uyguner,
“Bener, Hikmet Erhan”, TDEA, I, 395; Kurdakul, Sözlük, 133-134; Necatigil,
Eserler, 10, 160, 225-226, 260-261; R. Mutluay, 50 Yılın Türk Edebiyatı, Ank.,
1973, s. 599, 609, 621; F. Naci, Türkiye’de Roman, 381-393; A. Özkırımlı, “İki
Yalnızın Bir Düş Kadar Güzel Olan Aşklarının Romanı”, Cumhuriyet, 23 Ağustos
1983; G. Aytaç, “Bir Sanatçı Romanı: Oyuncu”, Çağdaş Eleştiri, Temmuz 1984; G.
Aytaç, “ ‘Baharla Gelen’ ve Erhan Bener’in Roman Sanatı”, Edebiyat Yazıları,
Ank., 1990, s. 39-46; Özgüç, II, 363; III, 87-88; Erhan Bener’in Dünyasına
Yolculuk (Söyleşi: Feridun Andaç), 2004.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder