ANA SAYFA

Orhan Seyfi Orhon Kimdir? Hayatı, Edebi Kişiliği ve Eserleri

 

Orhan Seyfi Orhon portresi

    Orhan Seyfi Orhon Kimdir?

Orhan Seyfi Orhon (23 Ekim 1890, İstanbul – 22 Ağustos 1972, İstanbul), Türk edebiyatının özellikle Beş Hececiler topluluğu içinde anılan şairlerinden; aynı zamanda gazeteci, yazar, yayımcı ve siyasetçidir. Şiirlerinde hece ölçüsünü ve sade Türkçeyi başarıyla kullanan Orhon, edebiyat dünyasında yalnızca şiirleriyle değil, uzun yıllara yayılan dergicilik ve gazetecilik faaliyetleriyle de iz bırakmıştır. Yirmiden fazla şiiri farklı bestekârlar tarafından bestelenen Orhan Seyfi Orhon, bir bakıma şiir ile günlük hayat arasındaki mesafeyi azaltan sanatçılardan biridir. Onun edebiyat anlayışında ses, ahenk, halk şiirinin biçimleri ve konuşma dilinin doğallığı önemli bir yer tutar.

Ancak Orhan Seyfi Orhon’un hayatına yalnızca bir şairin biyografisi olarak bakmak eksik kalır. O, Osmanlı Devleti'nin son döneminden Cumhuriyet'in kuruluşuna, tek parti yıllarından çok partili hayata uzanan uzun ve çalkantılı bir tarihsel dönemin tanığıdır. Bu değişimin içinde memurluk yapmış, gazeteciliğe yönelmiş, dergiler yayımlamış, öğretmenlik yapmış ve iki farklı dönemde milletvekili olarak Meclis'te görev almıştır. Mizah yazılarında kullandığı “Fiske” imzası ise onun edebiyat ve gazetecilik dünyasındaki farklı yüzlerinden yalnızca biridir.

Orhan Seyfi Orhon'un hayatı, Türk edebiyatında şiirle gazeteciliğin, mizahla siyasetin ve sanatla gündelik hayatın birbirinden kesin çizgilerle ayrılmadığı bir dönemin hikâyesidir.

Orhan Seyfi Orhon’un Edebi Kişiliği

Orhan Seyfi Orhon’un Çocukluğu ve Eğitim Yılları

Orhan Seyfi Orhon, 23 Ekim 1890'da İstanbul'da dünyaya geldi. Babası Miralay Mehmet Emin Bey, annesi ise Nimet Hanım'dır. İlk öğrenimini Çengelköy İptidaisi ile Havuzbaşı Mektebi'nde tamamladı. Ardından Beylerbeyi Rüştiyesi'nde öğrenim gördü ve Mercan İdadisi'ne devam etti. 1909 yılında bu okulu bitirdiğinde önünde henüz kesinleşmiş bir meslek yolu yoktu.

Önce Tıbbiye Mektebi'ne girdi. Ancak yaşadığı bir sağlık sorunu, eğitim hayatının yönünü değiştirdi. Bir anestezi sırasında fenalaşmasının ardından Tıbbiye'yi bıraktı. Daha sonra Hukuk Mektebi'ne girerek 1914 yılında hukuk eğitimini tamamladı. Bu dönemde onun hayatında edebiyat giderek daha belirgin bir yer tutmaya başlamıştı. Henüz Beylerbeyi Rüştiyesi'nde öğrenciyken şiir yazmaya başlayan Orhon, genç yaşta dönemin edebiyat hareketlerini takip ediyor ve şiirlerini çeşitli dergilerde yayımlıyordu.

Öğrencilik yıllarında çıkardığı Hıyaban dergisi, yalnızca beş sayı yayımlanmış olsa da onun ileride uzun yıllar sürdüreceği yayımcılık ve dergicilik faaliyetlerinin ilk işaretlerinden biri oldu.

Memurluktan Gazeteciliğe: Değişen Bir Hayatın Başlangıcı

Hukuk Mektebi'nden mezun olduktan sonra Orhan Seyfi Orhon, Meclis-i Mebusan Kavanin Kalemi'nde memur olarak çalışmaya başladı. Fakat ülkenin siyasi kaderi değişirken onun hayatı da bu değişimden payını aldı. Ankara'da millî hükümetin kurulmasının ardından İstanbul'daki Meclis-i Mebusan dairelerinin kaldırılmasıyla görevini kaybetti. Böylece bir devlet memuru olarak sürdürdüğü hayat sona erdi.

Bu noktada Orhon'un önünde yeni bir yol açıldı: gazetecilik ve yayımcılık. Geçimini sağlamak için gazeteciliğe yönelmesi, zamanla onun yalnızca ekonomik hayatını değil, edebi kimliğini de biçimlendirdi. Çünkü Orhan Seyfi Orhon için basın dünyası, şiirlerini yayımladığı bir alan olmanın çok ötesine geçecekti. Gazeteler ve dergiler, onun düşüncelerini, mizahını ve edebi anlayışını geniş bir okur kitlesine ulaştırdığı temel mecralar hâline gelecekti.

Akbaba’dan Çınaraltı’na: Orhan Seyfi Orhon’un Yayımcılık Dünyası

Orhan Seyfi Orhon'un gazetecilik ve yayımcılık serüveninin en önemli dönemeçlerinden biri, bacanağı Yusuf Ziya Ortaç ile birlikte 1922 yılında çıkardığı Akbaba mizah dergisidir. Dergi, beklenenden daha büyük bir ilgi gördü. Bu ilgi, Orhon'a yalnızca geçimini sağlayabileceği bir imkân sunmadı; aynı zamanda ilerleyen yıllarda gerçekleştireceği diğer yayıncılık girişimleri için de güçlü bir zemin oluşturdu.

Onun dergicilik faaliyetleri zaman içinde genişledi. Papağan ve Resimli Dünya 1924 yılında; Güneş 1926-1927 yılları arasında; Edebiyat Gazetesi 1932'de; Aydabir 1938'de yayımlandı. Fakat Orhan Seyfi Orhon'un adı, özellikle Çınaraltı dergisiyle özdeşleşti.

1941-1944 yılları arasında yayımlanan Çınaraltı, onun edebiyat, fikir ve sanat dünyasındaki en belirgin yayıncılık faaliyetlerinden biri oldu. Orhon'un yayımcı kimliğini anlamak bakımından bu dergi özel bir yere sahiptir. Orhan Seyfi Orhon için dergicilik, yalnızca yazı yayımlamak değildi. Dergiler, onun edebiyatla toplum arasındaki ilişkiyi kurduğu; şiir, mizah, fikir ve gündelik hayatı aynı çatı altında buluşturduğu kültürel alanlardı.

 Dergilerdeki çalışmalarının yanı sıra Milliyet, Tasvir-i Efkâr, Ulus, Zafer, Havadis ve Son Havadis gibi gazetelerde de makaleleri yayımlandı. Mizahi yazılarında “Fiske” imzasını kullanan Orhon, gazetecilik hayatı boyunca edebiyatçı kimliğini günlük basının hareketli dünyasıyla birleştirdi.

Öğretmenlik Yılları ve Edebiyatın İçinden Bir Eğitimci

Orhan Seyfi Orhon'un hayatındaki bir başka önemli alan da öğretmenlikti. Harp Akademisi, Harbiye Mektebi, Erenköy Kız Lisesi, Pertevniyal Lisesi, İstanbul Erkek Lisesi ve İtalyan Lisesi'nde edebiyat öğretmenliği yaptı. Bu yönüyle Orhon'un hayatında edebiyat yalnızca kitapların ve dergilerin sayfalarında kalan bir uğraş değildi. Şiir yazan, şiir yayımlayan ve edebiyat üzerine düşünen bir sanatçı olarak gençlerle de doğrudan temas kurdu.

Onun hayatındaki farklı meslekler bir arada düşünüldüğünde, Orhan Seyfi Orhon'un edebiyatla kurduğu ilişkinin ne kadar geniş bir alana yayıldığı görülür: şair, öğretmen, gazeteci, mizah yazarı ve yayımcı. Bu çok yönlülük, onun edebi kişiliğinin de temel özelliklerinden biridir.

Orhan Seyfi Orhon’un Edebi Kişiliği

Orhan Seyfi Orhon'un şiir serüveni, Türk edebiyatının önemli dönüşümlerinden birine denk gelir. İlk şiirlerini yazdığı yıllarda edebiyat dünyasında Abdülhak Hâmit, Cenap Şahabettin ve Tevfik Fikret gibi isimlerin etkisi güçlüydü. Orhon'un ilk şiirlerinde de bu edebi çevrenin izleri görülür. Şiirleri Türk Yurdu ve Yeni Mecmua gibi dönemin önemli dergilerinde yayımlandı. Ancak Orhon'un şiir anlayışında asıl kırılma, zaman içinde Millî Edebiyat hareketine yönelmesiyle gerçekleşti.

Hece Ölçüsüne Yönelişi ve Millî Edebiyat Anlayışı

1916 yılında yayımlanan Fırtına ve Kar, Orhan Seyfi Orhon'un adını daha geniş bir edebiyat çevresine duyuran eser oldu. Bu yıllarda devam ettiği Bilgi Derneği'nde Ziya Gökalp ile karşılaşması, onun şiir anlayışında önemli bir dönüm noktası oluşturdu. Ziya Gökalp'in etkisiyle hece veznine yönelen Orhon, kısa süre içinde bu ölçüyle başarılı şiirler ortaya koymaya başladı.

Bu değişim, yalnızca biçimsel bir tercih değildi. Orhon'un şiirinde hece ölçüsüne yöneliş, Türkçenin daha sade ve anlaşılır bir şiir diliyle buluşması anlamına geliyordu. Halk şiirinin sesinden ve nazım biçimlerinden yararlanan şair, şiirini geniş bir okur kitlesinin duyabileceği bir söyleyişe yaklaştırdı. Bu nedenle Orhan Seyfi Orhon, Türk edebiyatı tarihinde “Hecenin Beş Şairi” ya da “Beş Hececiler” arasında anılan isimlerden biri oldu. 1917 yılında Şairler Derneği'nin kuruluşuna katılması da onun dönemin şiir hareketleri içindeki yerini güçlendirdi.

Peri Kızı ile Çoban Hikâyesi ve Gönülden Sesler

Orhan Seyfi Orhon'un 1919 yılında yayımlanan Peri Kızı ile Çoban Hikâyesi, onun şiir anlayışındaki değişimin belirgin örneklerinden biridir. Eserde Ziya Gökalp'in etkisi açıkça hissedilir. Halk anlatılarından ve geleneksel şiir dünyasından beslenen bu yaklaşım, Orhon'un Millî Edebiyat çizgisiyle kurduğu bağı da görünür kılar. Fakat Orhon'un asıl geniş şöhretini sağlayan eser, 1922 yılında yayımlanan Gönülden Sesler oldu.

Şairin şiirleri bu dönemde Yeni Mecmua, Şair, Büyük Mecmua ve Yarın gibi önemli dergilerde yayımlanmaya devam etti. Özellikle halk edebiyatının nazım biçimlerinden koşmadan yararlandığı şiirlerinde, sade Türkçeyi güçlü bir ahenk duygusuyla bir araya getirdi. Bu şiirlerde çoğu zaman anlatı ve öykü unsuru da belirgin bir yer tuttu.

Orhan Seyfi Orhon'un şiirindeki en belirgin güçlerden biri, sözü ağırlaştırmadan duyguyu taşıyabilmesidir. Hece ölçüsü onun için yalnızca teknik bir kalıp değil, Türkçenin doğal ritmini duyurmanın bir yolu hâline gelir.

Orhan Seyfi Orhon ve Beş Hececiler

Orhan Seyfi Orhon, Beş Hececiler adıyla anılan edebi topluluk içinde yer alan şairlerden biridir. Bu şairlerin ortak yönlerinden biri, şiirde hece ölçüsünü kullanmaları ve Türkçenin daha sade bir söyleyişe kavuşmasına katkıda bulunmalarıdır. Orhon'un şiir anlayışı da bu edebi atmosfer içinde şekillendi.

Ancak onun edebiyat dünyasındaki yeri yalnızca Beş Hececiler başlığı altında değerlendirilemez. Çünkü Orhon'un edebi kişiliği, şiirin yanında mizah, gazetecilik ve dergicilik faaliyetleriyle de biçimlenmiştir. Bu nedenle onun edebiyat tarihindeki konumu, bir şiir topluluğunun sınırlarını aşan çok yönlü bir kültür insanı olarak ele alınmalıdır.

Şiirden Mizaha: Orhan Seyfi Orhon’un Çok Yönlü Yazarlığı

Orhan Seyfi Orhon, şiirin yanı sıra mizahi fıkralar ve makaleler de kaleme aldı. Özellikle gazetecilik hayatında sohbet havasının hâkim olduğu yazılar yazdı. Mizah, onun için yalnızca güldürmeye yönelik bir anlatım biçimi değil; gündelik hayatı, insan ilişkilerini ve toplumdaki değişimleri gözlemlemenin de bir aracıydı.

Bu yönüyle Orhon'un edebi dünyasında şiir ile mizah arasında sanıldığı kadar büyük bir mesafe yoktur. Şiirde ahenk ve söyleyişe önem veren şair, gazetecilikte ise daha doğrudan, canlı ve konuşma diline yakın bir anlatım kurdu. Böylece aynı yazarın kaleminden hem şiirin yoğunlaştırılmış dili hem de günlük hayatın daha serbest ve mizahi sesi çıkabildi.

Orhon ayrıca Türk halk öykülerini romana uyarlamaya da çalıştı. Bu çaba, onun halk edebiyatıyla kurduğu ilişkinin yalnızca şiir biçimleriyle sınırlı olmadığını gösterir.

Orhan Seyfi Orhon’un Siyaset Yılları

Orhan Seyfi Orhon'un hayatındaki bir başka önemli dönemeç siyasettir. 1946 yılında Cumhuriyet Halk Partisi'nden Zonguldak milletvekili seçilerek Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne girdi. Böylece yıllardır içinde bulunduğu basın ve edebiyat dünyasından doğrudan siyasetin merkezine geçti.

Ancak 1950 seçimlerinde milletvekilliğini kaybetti ve yeniden gazeteciliğe döndü. 1960 İhtilali sonrasında ise siyasete yeniden yöneldi. Bu kez Adalet Partisi'nden aday oldu ve 1965 seçimlerinde İstanbul milletvekili seçildi. Fakat 1969 seçimlerinde yeniden seçilemedi.

Orhon'un siyasi hayatı, onun yaşadığı dönemin değişen politik iklimini de yansıtır. Osmanlı Devleti'nin son yıllarından Cumhuriyet'e, tek parti döneminden çok partili siyasi hayata uzanan uzun yaşamında, Türkiye'nin siyasal ve toplumsal dönüşümlerine bizzat tanıklık etti. Bütün bu değişimlerin ardından onun asıl kalıcı adreslerinden biri yine gazetecilik oldu.

Orhan Seyfi Orhon’un Son Yılları ve Ölümü

Orhan Seyfi Orhon, siyasi hayatının son döneminin ardından gazeteciliğe ve yazarlığa devam etti. Ömrünün sonuna kadar Son Havadis gazetesinde günlük fıkralar yazmayı sürdürdü. Bu ayrıntı, onun hayatındaki önemli bir sürekliliği gösterir. Şairlik, yayımcılık, öğretmenlik ve siyaset gibi farklı alanlarda bulunmuş olsa da Orhon'un kalemle kurduğu ilişki hayatının sonuna kadar devam etti. Orhan Seyfi Orhon, 22 Ağustos 1972'de İstanbul'da hayatını kaybetti. Cenazesi Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedildi. Ardında yalnızca şiir kitapları değil; gazeteler, dergiler, mizah yazıları, makaleler ve uzun yıllara yayılan bir kültür gazeteciliği mirası bıraktı.

Orhan Seyfi Orhon’un Edebiyat Tarihindeki Yeri

Orhan Seyfi Orhon'u yalnızca Beş Hececiler'in bir şairi olarak hatırlamak, onun edebiyat tarihindeki gerçek yerini daraltmak olur. O, Türk şiirinin hece ölçüsüne ve sade Türkçeye yöneldiği bir dönemde önemli şiirler yazmış; halk edebiyatının biçimlerinden yararlanarak kendine özgü bir ahenk kurmuştur. Fakat aynı zamanda şiirin dışına taşan bir edebiyat insanıdır.

Akbaba ile mizah basınında, Çınaraltı ile fikir ve sanat dünyasında, gazetelerdeki yazılarıyla günlük basında, öğretmenliğiyle eğitim hayatında ve milletvekilliğiyle siyasi yaşamda yer almıştır. Onun hayatına bütün bu parçaları bir arada düşünerek bakıldığında, Orhan Seyfi Orhon'un aslında bir dönemin kültürel panoramasını kendi hayatında taşıdığı görülür.

Orhan Seyfi Orhon, şiiriyle Türkçenin sesini arayan; dergileriyle edebiyat ve fikir dünyasına alan açan; mizahıyla gündelik hayatı yakalayan ve gazeteciliğiyle çağının nabzını tutan çok yönlü bir edebiyat insanıdır.

1930'lu yıllardan sonra Türk şiirinde serbest nazmın giderek öne çıkması, Orhon'un şiirlerinin gördüğü ilgiyi de etkiledi. Şiir dünyasının yön değiştirdiği bu yeni dönemde onun hece ölçüsüne dayanan şiir anlayışı eski gücünü koruyamadı.

Fakat edebiyat tarihindeki değeri yalnızca dönemsel popülerlikle ölçülemez. Çünkü Orhan Seyfi Orhon, Türk şiirinin önemli bir dönüşüm yaşadığı yıllarda hecenin imkânlarını genişleten, sade Türkçenin şiir dilindeki gücünü gösteren ve aynı zamanda edebiyatın gazetecilik, mizah ve yayımcılıkla kurduğu canlı ilişkiyi temsil eden isimlerden biri olarak hatırlanmayı hak eder.

Onun hikâyesi, biraz da şiirin yalnızca kitaplarda yaşamadığını anlatır. Bazen bir derginin sayfalarında, bazen bir gazetenin köşesinde, bazen bir mizah yazısında, bazen de bir dönemin kültürel hafızasında yaşamaya devam eder.

Orhan Seyfi Orhon'un edebiyat tarihindeki kalıcı yeri de tam olarak burada aranmalıdır: Şiirin sesini hayatın içine taşıyan ve uzun bir ömür boyunca kalemini edebiyatın farklı cephelerinde kullanmaktan vazgeçmeyen çok yönlü bir kültür insanı olarak.

Orhan Seyfi Orhon’un Eserleri

Şiir:

·         Fırtına ve Kar, İst., 1916

·         Peri Kızı ile Çoban Hikâyesi, İst.: Ahmet İhsan ve Şürekâsı, 1919

·         Gönülden Sesler, İst.: Mahmut Bey Mtb., 1338/1922

·         Kervan, İst.: Akbaba Mtb., 1935

·         Beyaz Bir Kuştu, İst.: Akbaba, 1941

·         İstanbul’un Fethi, 1953

·         İşte Sevdiğim Dünya, İst.: Nişantaşı, 1962

·         Kervan, İst.: Akbaba Mtb., 1964

·         Orhan Seyfi Orhon’dan Şiirler, Ank.: MEB 1000 Temel Eser, 1970

Roman:

·         Çocuk Adam, İst.: Semih Lütfi, 1941

Öykü:

·         Düğün Gecesi, İst.: Akbaba, 1957

Destan:

·         Kerem ile Aslı, İst.: A. Sait B., 1934

·         Asrî Kerem, İst.: Bilgi, 1938

Monografi:

·         Abdülhak Hâmid: Hayatı ve Eserleri, İst.: Cumhuriyet, 1937

·         Ziya Gökalp: Hayatı ve Eserleri, İst.: Cumhuriyet, 1937

·         Yahya Kemal: Hayatı ve Eserleri, İst.: Cumhuriyet, 1937

·         Mehmet Akif: Hayatı ve Eserleri, İst.: Cumhuriyet, 1937

·         Nâzım Hikmet: Hayatı ve Eserleri, İst.: Cumhuriyet Kitaphanesi, 1937

Derleme:

·         Hayat Bilgisi Şiirleri, 3 c., İst.: Tefeyyüz, 1929

Diğer:

·         Fiskeler, (Fiske takma adıyla) İst.: Evkaf Mtb., 1338/1922

·         Dün, Bugün, Yarın, İst.: Çınar, 1943

·         Kulaktan Kulağa, İst.: Çınar, 1943

·         Maarif Vekili Hasan Ali Yücel’e Açık Mektup, İst.: Çınaraltı, 1944

·         Hicivler, Ank.: Doğuş Mtb., 1951

·         Gençlere Açık Mektup, Ank.: Doğuş Mtb., 1951

KAYNAKÇA: İbnülemin, Şairler, 1279-1280; Nebioğlu, 471; Necatigil, İsimler, 283; H. F. Ozansoy, Edebiyatçılar Çevremde, İst., 1970, s. 222-226; Kaplan, Şiir, I, 212-217; N. S. Banarlı, Kitaplar ve Portreler, İst., 1985, s. 91-105; “Orhon, Orhan Seyfi”, TDEA, VII, 130-132

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Orhan Seyfi Orhon Kimdir? Hayatı, Edebi Kişiliği ve Eserleri

      Orhan Seyfi Orhon Kimdir? Orhan Seyfi Orhon (23 Ekim 1890, İstanbul – 22 Ağustos 1972, İstanbul), Türk edebiyatının özellikle Beş H...