ANA SAYFA

Ahmet Kabaklı Kimdir? Hayatı, Edebi Kişiliği ve Eserleri

 


Ahmet Kabaklı portre fotoğrafı
Ahmet Kabaklı

      Ahmet Kabaklı Kimdir?

Ahmet Kabaklı, 1924’te Elazığ’da doğdu; 8 Şubat 2001’de İstanbul’da hayatını kaybetti. Gazeteci, yazar, edebiyat tarihçisi ve öğretmen kimliklerini bir arada taşıyan Kabaklı, özellikle Türk edebiyatı ve kültürü üzerine uzun yıllar sürdürdüğü yazılarıyla tanındı. 1996’da kendisine verilen “Şeyhü’l-muharrirîn” unvanı, onun gazetecilik ve yazarlık alanında kazandığı itibarı simgeleyen önemli bir paye oldu. Aynı zamanda Türk Edebiyatı Vakfı’nın kurucuları arasında yer aldı.

Ahmet Kabaklı’nın Hayatı

Münire Hanım ile Ömer Kabaklı’nın oğlu olan Ahmet Kabaklı, ilk ve orta öğrenimini Elazığ’da tamamladı. Ardından İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu öğrencisi olarak İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü 1948’de bitirdi.

Eğitimini tamamladıktan sonra öğretmenliği yalnızca bir meslek olarak değil, edebiyatla kurduğu ilişkinin doğal bir uzantısı olarak sürdürdü. Diyarbakır ve Aydın liselerinde edebiyat öğretmenliği yaptı. Bir yandan da öğrenimini genişletmeye devam ederek Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni 1959’da tamamladı.

Millî Eğitim Bakanlığı tarafından bir süreliğine Paris’e staj için gönderildi. Türkiye’ye döndüğünde İstanbul Eğitim Enstitüsü’nde edebiyat öğretmenliğine atandı. Daha sonra İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu’nda görev yaptı ve 1974’te emekli oluncaya kadar öğretmenlik mesleğini sürdürdü.

Emeklilik, Kabaklı için edebiyetten uzaklaşmak anlamına gelmedi. Bir süre Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı’nda Türk edebiyatı dersleri verdi. Türkiye Aydınlar Ocağı, Türk Edebiyatı Vakfı ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti üyeliklerinde bulundu. 8 Şubat 2001’de İstanbul’da vefat eden Ahmet Kabaklı, Eyüp Mezarlığı’na defnedildi.

Gazeteciliğe ve Edebiyata İlk Adım

Ahmet Kabaklı'nın edebiyat dünyasına ilk ciddi adımı, 1947’de Son Saat gazetesinde yayımlanan “Yunus Emre mi Haklı Gölpınarlı mı?” başlıklı yazısıyla gerçekleşti. Bu başlık bile onun ilerideki yazarlık çizgisi hakkında önemli bir ipucu taşır. Kabaklı, edebiyatı yalnızca estetik bir alan olarak görmüyor; edebiyat tarihinin, kültürün ve fikir dünyasının meseleleri üzerine söz söylemeyi de yazarlığın sorumluluklarından biri kabul ediyordu.

Aynı yıllarda Hisar ve Yeni İstanbul dergilerinde şiirleri yayımlandı. Ancak zaman içerisinde şiirden ziyade gazetecilik, eleştiri, yorum ve tartışma yazıları onun edebi kimliğinin merkezine yerleşti.

Özellikle Nurettin Topçu’nun çıkardığı Hareket ile Bizim Türkiye gibi dergilerde yayımlanan siyasi hiciv, tartışma ve yorum yazıları, Kabaklı’nın yalnızca edebiyat dünyasını değil, içinde yaşadığı toplumun meselelerini de yakından izleyen bir yazar olduğunu gösterdi. Onun yazarlığında edebiyat ile fikir hayatı hiçbir zaman birbirinden bütünüyle ayrılmadı.

Kabaklı için edebiyat, geçmişin kitaplarda kalmış hatırası değil; bugünü anlamanın ve toplumun hafızasını canlı tutmanın yollarından biriydi.

Tercüman Yılları ve Gazetecilik Kimliği

1956 yılı, Ahmet Kabaklı’nın gazetecilik hayatında önemli bir dönüm noktası oldu. Tercüman gazetesinin açtığı fıkra yarışmasında Emil Galip Sandalcı ve Hakkı Gülmen’le birlikte birinciliği paylaştı. Aynı yıl Tercüman gazetesinde fıkra yazarlığına başladı.

Bu başlangıç, onun uzun yıllar sürecek gazetecilik serüveninin de kapısını açtı. Kabaklı, Tercüman’daki günlük yazılarını aralıklarla da olsa uzun süre sürdürdü. Böylece edebiyat tarihçiliği ile gazeteciliği birbirini besleyen iki ayrı çalışma alanına dönüştü.

Kabaklı’nın gazeteciliğinde dikkat çeken yönlerden biri, güncel meseleleri yalnızca günün şartları içinde değerlendirmemesi oldu. Siyasi ve toplumsal tartışmalara bakarken geçmişin kültürel ve manevi birikimini de hesaba katıyordu.

Bu nedenle onun köşe yazıları, döneminin siyasi tartışmalarının ötesinde, Türkiye’nin modernleşme serüveni, kültürel hafızası ve değer dünyası üzerine yürütülen daha geniş bir tartışmanın parçası olarak da okunabilir.

Türk Edebiyatı Dergisi ve Edebiyat Çevresi

Ahmet Kabaklı’nın edebiyat dünyasındaki etkisi yalnızca kendi yazılarıyla sınırlı kalmadı. N. Sami Banarlı, Mehmet Kaplan, Mümtaz Turhan, Tarık Buğra ve İrfan Atasagun gibi isimlerle birlikte kurduğu Türk Edebiyatı Cemiyeti’nin çıkardığı Türk Edebiyatı dergisini yönetti. Derginin 1972-1975 yılları arasında yayımlanan 38 sayısında Kabaklı’nın yöneticiliği, onun edebiyat çevreleri üzerindeki etkinliğinin önemli göstergelerinden biriydi.

Bu dönem, Türk edebiyatının geçmişiyle bugününü aynı zeminde tartışma arzusunun belirginleştiği yıllardı. Kabaklı da bu tartışmanın içinde, edebiyatı yalnızca sanat eserlerinin toplamı olarak değil, bir milletin kültürel hafızasını taşıyan geniş bir alan olarak ele aldı.

Türk Edebiyatı Vakfı’nın Kuruluşu

Kabaklı’nın edebiyat hayatındaki en kalıcı girişimlerinden biri Türk Edebiyatı Vakfı’nın kuruluş sürecindeki rolüdür. 1978’de bazı yazar ve öğretim üyeleriyle birlikte Türk Edebiyatı Vakfı’nın kurucuları arasında yer aldı. Bu girişim, onun edebiyatı yalnızca kitaplarda ve dergilerde yaşayan bir alan olarak görmediğini ortaya koyar. Kabaklı açısından edebiyatın yaşaması için kurumlara, dergilere, sohbetlere ve kuşaklar arasında aktarılabilecek bir kültür ortamına da ihtiyaç vardı. Bu bakımdan Türk Edebiyatı Vakfı, onun edebiyat dünyasında bıraktığı en somut miraslardan biri olarak değerlendirilebilir.

Ahmet Kabaklı’nın Edebi Kişiliği

Ahmet Kabaklı’nın yazarlığı, tek bir türün sınırları içinde açıklanabilecek kadar dar değildir. Gazeteci, fıkra yazarı, eleştirmen, edebiyat tarihçisi ve yorumcu kimlikleri onun yazı dünyasında birbirine geçer. Siyasi yorum ve tartışma yazılarında Türk toplumunun güncel meselelerini geçmişin maddi ve manevi değerleri açısından ele alması, bu çok yönlü yazarlığın en belirgin özelliklerinden biridir.

Kabaklı'nın düşünce dünyasında geçmiş, nostaljik biçimde dönülmek istenen bir zaman olmaktan çok, bugünü değerlendirmek için başvurulan bir kültürel kaynak niteliğindedir. Bu nedenle yazılarında edebiyat tarihiyle toplumsal meseleler arasında sürekli bir geçiş görülür. Şairleri ve yazarları değerlendirirken onların eserlerini yalnızca biçim ve estetik açısından değil, içinde yetiştikleri kültürel dünyanın izleriyle birlikte okumaya yönelir.

Edebiyat Tarihçiliği: Bilgi ile Yorum Arasında

Ahmet Kabaklı’nın edebiyat tarihi üzerine çalışmaları, edebiyat araştırmaları açısından farklı bir yerde durur. Onun çalışmaları, tam anlamıyla nesnel ve akademik bir edebiyat tarihi olmaktan ziyade, zaman zaman öznel yönü ağır basan bir yorum ve deneme niteliğinde değerlendirilmiştir.

Bu özellik, Kabaklı’nın edebiyat tarihçiliğinin hem gücünü hem de tartışmaya açık tarafını oluşturur. Çünkü Kabaklı, edebiyat tarihini yalnızca tarihleri, eserleri ve edebi akımları sıralayan bir alan olarak ele almaz. Edebi şahsiyetler hakkında hüküm verirken kendi kültürel ve düşünsel bakışını da metne taşır. Dolayısıyla onun edebiyat tarihçiliği, salt bir arşiv düzenlemesi değil; geçmişle bugün arasında kurulmuş kişisel bir kültür yorumudur.

“Şeyhü’l-Muharrirîn” Unvanı

Ahmet Kabaklı’nın gazetecilik ve yazarlık hayatının gördüğü en önemli takdirlerden biri, 1996’da Aydınlar Ocağı tarafından kendisine “Şeyhü’l-muharrirîn” unvanının verilmesi oldu. Bu unvan, onun uzun yıllara yayılan gazetecilik ve yazarlık faaliyetlerinin yanı sıra, edebiyat ve fikir dünyasında oluşturduğu otoritenin de bir ifadesiydi.

Kabaklı’nın hayatına bütünüyle bakıldığında bu unvanın ardında yalnızca gazete yazıları bulunmaz. Öğretmenlikten edebiyat tarihçiliğine, dergicilikten vakıf çalışmalarına kadar uzanan uzun bir kültür faaliyeti vardır.

Ahmet Kabaklı’nın Türk Edebiyatındaki Yeri

Ahmet Kabaklı’yı yalnızca “gazeteci”, yalnızca “edebiyat tarihçisi” ya da yalnızca “yazar” olarak tanımlamak, onun çok katmanlı kültür hayatını eksik bırakır. O, bir yandan öğretmenlik yaparak edebiyatı genç kuşaklara aktardı; bir yandan gazetelerde günlük hayatın ve siyasetin meseleleri üzerine yazdı. Dergiler aracılığıyla edebiyat çevresinin oluşmasına katkıda bulundu; Türk Edebiyatı Vakfı’nın kuruluşunda rol alarak bu kültürel birikimin kurumsal bir zemine taşınmasına öncülük etti.

Onun asıl önemi belki de burada aranmalıdır: Edebiyatı yalnızca okunacak bir metin değil, yaşatılması gereken bir kültür alanı olarak gördü. Elbette edebiyat tarihi çalışmalarındaki öznellik, onun yaklaşımının akademik açıdan tartışılmasına yol açmıştır. Ancak bu durum, Kabaklı’nın Türk kültür ve edebiyat hayatındaki etkisini ortadan kaldırmaz. Tam tersine, onun yazıları bugün hâlâ edebiyat, kültür, toplum ve fikir hayatı arasındaki ilişkileri tartışmak için başvurulabilecek kişisel bir tanıklık alanı oluşturur.

Ahmet Kabaklı'nın mirası, yalnızca geride bıraktığı yazılarda değil; yetiştirdiği öğrencilerde, yönettiği dergide, kuruluşuna katkı verdiği vakıfta ve Türk edebiyatının geçmişine ilişkin sürdürdüğü ısrarlı tartışmada da yaşamaktadır.

Kabaklı’nın bütün yazı hayatında belirginleşen temel arzu, edebiyatın geçmişte bırakılmış bir hatıra değil, yaşayan bir kültür ve hafıza alanı olarak korunmasıydı. Bu yönüyle Ahmet Kabaklı, Cumhuriyet dönemi Türk kültür hayatında edebiyat ile gazeteciliği, öğretmenlik ile kültür kuruculuğunu aynı hayat çizgisinde buluşturan önemli isimlerden biri olarak hatırlanmayı hak eder.

Ahmet Kabaklı’nın Ödülleri

Bürokrasi ve Biz ile 1976 Türkiye Milli Tarih Vakfı Fikir Ödülü ve 1983 TYB Basın Ödülü.

Ahmet Kabaklı’nın Eserleri

Edebiyat İncelemesi:

·         Türk Edebiyatı, 3 c., İst.: Türkiye, 1965-66

·         Yunus Emre, İst.: Toker, 1971

·         Mehmet Akif, İst.: Toker, 1972

·         Mevlana, İst.: Toker, 1972

·         Necip Fazıl’ın Edebiyatımızdaki Yeri: Ben ve Biz Şairleri, İst.: Edebiyat Fak. B., 1988

·         Şair-i Cihan Nedim: Nedim’in Üç Aşkı, İst.: Türk Edebiyatı Vakfı, 1996

·         Sultanu’ş-şuara Necip Fazıl, İst.: Türk Edebiyatı Vakfı, 1995

·         Nazım Hikmet, İst.: Türk Edebiyatı Vakfı, 2002

·         Tasavvuf Tarikat Edebiyat, İst.: Türk Edebiyatı Vakfı, 2006

·         İslam’la Kaynaşmış Türk Edebiyatı, İst.: Türk Edebiyatı Vakfı, 2006

·         Âşık Edebiyatı, İst.: Türk Edebiyatı Vakfı, 2006

·         Divan Edebiyatı, İst.: Türk Edebiyatı Vakfı, 2006

Mizahi Roman:

·         Ecurufya, İst.: Kervan, 1980

Anı-Öykü:

·         Ejderha Taşı, İst.: Türk Edebiyatı Vakfı, 1985

Sadeleştirme:

·         Şehir Mektupları (A. Rasim), Ank.: MEB, 1971

·         Muhayyelat-ı Aziz Efendi, Ank.: Kültür Bakanlığı, 1973

Şöyleşi:

·         Neden Milliyetçilik?, (Hz. A. Hakan) İst.: Birey, 2001

Deneme:

·         Sınırların Ötesi, İst.: Türk Edebiyatı Vakfı, 2003

·         Türkiye’yi Yoğuranlar, İst.: Türk Edebiyatı Vakfı, 2003

·         Kültür Emperyalizmi, İst.: Türk Edebiyatı Vakfı, 2004

·         Alperen, İst.: Türk Edebiyatı Vakfı, 2005.

KAYNAKÇA: Necatigil, İsimler, 204; Kurdakul, Sözlük, 344; M. Kutlu, “Kabaklı, Ahmet”, TDEA, V, 61-62; Işık, 331; Karaalioğlu, 293; Kim Kimdir, 411

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Muzaffer İlhan Erdost Kimdir? Hayatı, Edebi Kişiliği ve Eserleri

  Muzaffer İlhan Erdost        Muzaffer İlhan Erdost Kimdir? Muzaffer İlhan Erdost (18 Eylül 1932, Artova – 25 Şubat 2020, Altındağ), Türk ...