![]() |
| Bekir Sıtkı Erdoğan |
Bekir Sıtkı Erdoğan Kimdir?
Bekir Sıtkı Erdoğan (1926, Karaman – 24 Ağustos 2014, İstanbul), Türk şiirinde halk ve divan şiiri geleneklerini Cumhuriyet dönemi içinde yeniden yaşatan şairlerden biridir. Şiirlerinde hem hece hem de aruz ölçüsünü kullanan Erdoğan; şairliğinin yanı sıra öğretmenliği ve söz yazarlığıyla da tanınmıştır. Erdoğan, geleneksel şiirin biçim ve söyleyiş imkânlarını çağdaş hayatın duyarlıklarıyla buluşturmaya çalışmış; özellikle âşık tarzı şiir ile divan şiirinden beslenen bir çizgiyi Cumhuriyet sonrasında sürdürmüştür.
Bugün adı en çok “Hancı”
şiiri ve Cumhuriyet'in 50. Yıl Marşı ile hatırlanır. Ancak edebî
serüveni, birkaç tanınmış şiirin çok ötesinde, uzun yıllara yayılan bir
öğretmenlik ve şiir çalışmasının ürünüdür. Bekir Sıtkı Erdoğan'ın şiiri,
geçmişin şiir geleneklerini terk etmek yerine onları yeni zamanın içinde
yaşatmayı deneyen bir anlayışın temsilidir.
Bekir Sıtkı Erdoğan’ın Hayatı
Karaman'dan Kuleli'ye: Şiire Açılan Yol
Bekir Sıtkı Erdoğan,
Adviye Hanım ile mücellit Yahya Erdoğan'ın oğlu olarak 1926'da Karaman'da
dünyaya geldi. İlk ve orta öğrenimini doğduğu şehirde tamamladı. Hayatının
sonraki dönemi, onu askerlik mesleğine taşıdı. 1946'da Kuleli Askeri
Lisesi'ni, ardından 1948'de Kara Harp Okulu'nu bitirdi. Anadolu'nun
çeşitli şehirlerinde yaklaşık on yıl boyunca kıta hizmetinde piyade subayı
olarak görev yaptı.
Ancak askerlik mesleği,
Erdoğan'ın edebiyatla kurduğu bağı ortadan kaldırmadı. Tam tersine, mesleğinin
yanında Türk dili ve edebiyatına yönelik ilgisini sürdürdü. Ankara'da görev
yaptığı yıllarda Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Türk
Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü 1957'de tamamlaması, onun edebiyatla ilişkisini
daha bilinçli ve sistemli bir zemine taşıdı. Bu tercih, Erdoğan'ın sonraki
hayatındaki iki önemli alanı —askerlik ve edebiyatı— birbirinden kopuk
iki uğraş olmaktan çıkardı.
Askerlikten Öğretmenliğe
Erdoğan, 1959'da
öğretmenliğe başladı. Heybeliada Deniz Lisesi ile Deniz Harp Okulu'nda
edebiyat öğretmenliği yaptı. Böylece gençlik yıllarında başlayan askerlik
hayatı, zamanla edebiyat öğretmenliğiyle iç içe geçti. Şair kimliğinin yanında
öğretmenlik, Erdoğan'ın hayatının uzun süre devam eden temel uğraşlarından biri
oldu.
1973'te albay
rütbesindeyken kendi isteğiyle emekliye ayrıldı.
Fakat emeklilik onun eğitim hayatından çekilmesi anlamına gelmedi.
Emekliliğinin ardından da çeşitli özel okullarda ve İstanbul Özel Alman
Lisesi'nde öğretmenlik yapmayı sürdürdü.
Bekir Sıtkı Erdoğan'ın Edebi Kişiliği
Bekir Sıtkı Erdoğan'ın
şiir anlayışının merkezinde gelenekle bağını koparmamak vardır. Şiirleri
Çınaraltı, Yedigün, Şadırvan, İstanbul, Türk Yurdu, Kubbealtı Akademi
Mecmuası, Hisar, Çağrı, Millî Kültür ve Türk Edebiyatı gibi dergilerde
yayımlandı.
Zaman zaman serbest vezni
de kullanan Erdoğan, biçim ve konu bakımından daha çok âşık tarzı şiirden ve
divan şiirinden yararlandı. Hece ve aruz ölçülerini kullanması da bu
gelenekle kurduğu bağın önemli göstergelerinden biriydi. Burada dikkat çekici
olan, onun geleneksel şiir biçimlerini yalnızca geçmişe ait kalıplar olarak
görmemesidir. Erdoğan'ın şiirinde gelenek, yaşayan bir ifade imkânı olarak
karşımıza çıkar.
Bu nedenle onun şiirini
değerlendirirken yalnızca “hece kullanan” veya “aruz kullanan” bir şair tanımı
yeterli değildir. Asıl önemli olan, Cumhuriyet döneminde geleneksel Türk
şiirinin sesini sürdürme çabasıdır.
“Hancı”dan Cumhuriyet'in
50. Yıl Marşı'na
Bekir Sıtkı Erdoğan'ın
geniş kitleler tarafından tanınmasını sağlayan şiirlerinin başında “Hancı”
gelir. Şairin bazı şiirleri bestelenerek şiir ile musiki arasındaki bağı da
güçlendirmiştir. “Hancı” ve “Göz Göz Oldu Yüreğim” şiirleri S. İnal
tarafından; “Rüzgâr Kırdı Dalımı” ve “Kışlada Bahar” ise S. Erköse
tarafından bestelenmiştir.
Erdoğan'ın şiirlerinin
bestelenmesi, onun söz dünyasının yalnızca yazılı edebiyat içinde kalmadığını
gösterir. Şiirin ezgiyle buluşması, özellikle geleneksel şiir anlayışından
beslenen bir şair için doğal ve anlamlı bir uzantı oluşturur.
Cumhuriyet'in 50. Yıl
Marşı
Bekir Sıtkı Erdoğan'ın
edebiyat dünyasındaki en bilinen çalışmalarından biri de Cumhuriyet'in 50.
Yıl Marşıdır. Başbakanlık Kültür Müsteşarlığı tarafından açılan Cumhuriyet'in
“50. Yıl Marşı” Güfte Yarışması'nda birincilik kazanan şiiri, N. Kâzım
Akses tarafından bestelendi.
Bu başarı, Erdoğan'ın
şiirinin yalnızca bireysel duyarlıkların ifadesi olmadığını; gerektiğinde
toplumun ortak hafızasına seslenen bir metne de dönüşebildiğini gösteren önemli
bir dönemeçtir.
Bekir Sıtkı Erdoğan'ın
Türk Edebiyatındaki Yeri
Bekir Sıtkı Erdoğan'ın
edebî kişiliğini anlamanın en doğru yollarından biri, onu gelenek ile
Cumhuriyet dönemi arasındaki süreklilik içinde değerlendirmektir. O, şiirin
geçmişle bağını kesmesini zorunlu görmeyen bir anlayışın şairidir. Halk
şiirinin söyleyişinden ve divan şiirinin biçim dünyasından yararlanırken çağdaş
dönemin edebiyat ortamında eser vermiştir. Bu açıdan Erdoğan'ın şiiri, edebiyat
tarihindeki büyük kırılmaların arasında sessiz fakat ısrarlı bir devamlılığı
temsil eder. Bekir Sıtkı Erdoğan'ın asıl ısrarı, şiirin değişen zaman
karşısında kendi köklerini kaybetmeden yaşayabileceğine duyduğu inançta
aranmalıdır.
Onun hayatında
askerlikten edebiyata, öğretmenlikten şairliğe uzanan farklı yollar sonunda
aynı noktada birleşir: Türkçenin şiir imkânlarını yaşatmak. 1926'da
Karaman'da başlayan bu uzun hayat, 24 Ağustos 2014'te İstanbul'da sona
erdi. Ardında yalnızca “Hancı” ve Cumhuriyet'in 50. Yıl Marşı gibi hafızalara
yerleşmiş eserleri değil; geleneksel şiirin sesini Cumhuriyet döneminde
sürdürme çabasını da bıraktı. Bekir Sıtkı Erdoğan, bu yönüyle Türk şiirinin
gelenekle kurduğu uzun ve kesintisiz ilişkinin şairlerinden biri olarak
hatırlanmayı hak eder.
Bekir Sıtkı Erdoğan’ın Ödülleri
1965’te “Deniz Harp Okulu
Marşı”,1973’te “50. Yıl Marşı”, 1981’de “100. Yıl Marşı”, 1998’de “75. Yıl
Marşı” ile birincilik ödüllerinin sahibi oldu.
Bekir Sıtkı Erdoğan’ın Eserleri
Şiir:
·
Bir Yağmur Başladı, Ank.: Güney Mtb., 1949
·
Yalan Dünya, Ank.: Nur Mtb., 1958
·
Dostlar Başına, İst.: Baha Mtb., 1965.
KAYNAKÇA: Necatigil,
İsimler, 145-146; “Erdoğan, Bekir Sıtkı”, TDEA, III, 61-62; Özkırımlı, TEA, II,
450; Kurdakul, Sözlük, 241; Kaplan, Cumhuriyet, 300; Çongar, 250-262.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder