![]() |
| Şevket Rado |
Şevket Rado: Gazetecilik, Dergicilik ve Sohbet Yazarlığıyla Bir Kültür Hayatı
Şevket Rado (1913-1988), Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının gazetecilik, dergicilik, yayımcılık ve sohbet yazarlığı alanlarında iz bırakan isimlerinden biridir. Edebiyat dünyasına şiirle giren Rado, zaman içerisinde yalnızca şair kimliğiyle değil, gazeteci ve yayımcı kimliğiyle de öne çıkmış; özellikle sohbet yazıları ve radyo konuşmalarıyla geniş bir okuyucu ve dinleyici kitlesine ulaşmıştır.
Rado'nun edebî ve meslekî
hayatına bakıldığında, Cumhuriyet'in kültür ve basın dünyasının değişen
yapısıyla birlikte gelişen çok yönlü bir yazarlık anlayışı görülür. Şiirle
başlayan edebiyat yolculuğu gazetecilikle genişlemiş, gazetecilik deneyimi ise
onu dergicilik ve yayımcılığa taşımıştır. Radyoda yaptığı sohbetlerle sözlü
anlatım alanında da kendisine ayrı bir yer açan Rado, böylece yazıyı farklı
iletişim kanalları üzerinden okura ve dinleyiciye ulaştıran bir kültür insanı
hâline gelmiştir.
Şevket Rado'nun Hayatı
Balkan Savaşı'nın Gölgesinde Başlayan Bir Hayat
Şevket Rado, Kevser
Hanım ile Hıfzı Bey'in oğlu, Selanik mebusu Radovişteli Mustafa Bey'in
torunudur. Hayatının daha ilk döneminde Balkanlar'da yaşanan siyasal ve
toplumsal çalkantıların etkisiyle yer değiştirmek zorunda kalan Rado, Balkan
Savaşı'nın patlak vermesi üzerine henüz dokuz aylıkken ailesiyle birlikte
İstanbul'a göç etti. Henüz hatırlayabileceği bir yaşa gelmeden gerçekleşen
bu göç, kişisel hafızasından çok ailesinin ve kuşağının yaşadığı büyük tarihsel
kırılmanın bir parçası olarak onun hayat hikâyesinin başlangıcında yer alır.
Eğitim Yılları ve Hukuk
Fakültesinden Gazeteciliğe
Şevket Rado,
ortaöğrenimini Vefa ve Pertevniyal liselerinde tamamladı ve 1933 yılında
mezun oldu. Daha sonra Ankara'ya giderek 1936'da Ankara Üniversitesi Hukuk
Fakültesini bitirdi. Ancak aldığı hukuk eğitimi, onun hayatının asıl yönünü
belirlemedi. Üniversite sonrasında İstanbul'a dönen Rado, meslek tercihini
gazetecilikten yana kullandı ve basın dünyasına adım attı.
Bu tercih, onun sonraki
bütün edebî ve kültürel faaliyetlerini anlamak bakımından önemlidir. Hukuk
eğitiminin kazandırdığı disiplin ile edebiyata ve yazıya duyduğu ilginin
birleştiği bir zeminde gazeteciliğe yönelen Rado, kısa süre içerisinde basının
gündelik çalışma düzeninin içine girdi. Akşam gazetesinde fıkra yazarlığı
yapması, onun okurla doğrudan ilişki kurmasını ve yazının günlük hayat
içerisindeki karşılığını deneyimlemesini sağladı. Daha sonraki yıllarda sohbet
yazarlığında göstereceği başarıyı değerlendirirken bu gazetecilik deneyiminin
de göz önünde bulundurulması gerekir.
Gazetecilikten
Dergiciliğe Uzanan Yol
Rado'nun çalışma hayatı
zaman içerisinde yalnızca gazete yazarlığıyla sınırlı kalmadı. Cumhuriyet
döneminde dergilerin kültür hayatında giderek daha önemli bir yer tuttuğu bir
dönemde yayımcılığa yönelen Rado, Yapı ve Kredi Bankasının desteğiyle Aile,
Resimli Hayat ve çocuklar için Doğan Kardeş dergilerini çıkardı. Böylece
yazarlığın yanında doğrudan yayın üretiminin sorumluluğunu da üstlendi.
Bu girişim, Rado'nun
yayıncılık anlayışının genişliğini göstermesi bakımından önemlidir. Farklı yaş
ve ilgi gruplarına yönelik yayınlar hazırlaması, onun basını yalnızca haber ve
köşe yazılarından ibaret görmediğini; dergiciliği kültürel hayatın farklı kesimlerine
ulaşmanın bir aracı olarak değerlendirdiğini gösterir. Özellikle çocuklara
yönelik Doğan Kardeş gibi bir yayının içinde yer alması, yayıncılık
faaliyetlerinin farklı kuşaklara uzanan bir boyut kazandığını ortaya koyar.
Şevket Rado'nun
yayımcılık faaliyetleri ilerleyen yıllarda daha da genişledi. 1956-1978
yılları arasında Hayat dergisini yayımladı. Magazin ağırlıklı olan derginin
yanı sıra Ses, Resimli Roman, Ayna, Hayat Spor ve Hayat Tarih
dergilerinin yayın işlerini de yürüttü. Böylece Rado, yalnızca kendi yazılarını
yayımlayan bir gazeteci olmaktan çıkarak, çok farklı yayınların hazırlanmasına
ve okura ulaştırılmasına katkıda bulunan bir yayımcı kimliği kazandı.
Öğretmenlik ve Yazı
Tecrübesini Aktarması
Şevket Rado'nun faaliyet
alanlarından biri de eğitim oldu. Bazı liselerde edebiyat, İstanbul
Üniversitesi Gazetecilik Enstitüsünde ise yazı türleri dersi verdi.
Gazetecilik ve yazarlık alanında yıllar içerisinde edindiği deneyimin gençlere
aktarılması, onun kültür hayatındaki rolünü yalnızca kendi eserleriyle sınırlı
olmaktan çıkaran bir başka unsurdur.
Özellikle yazı türleri
dersi vermesi, Rado'nun yazarlığı yalnızca kişisel bir yetenek olarak
görmediğini; yazının teknik ve düşünsel boyutları üzerine de çalışan bir
gazeteci-yazar olduğunu gösterir. Gazetecilik pratiğiyle edebî birikimini bir
araya getiren Rado, böylece yazı dünyasının farklı alanları arasında bir geçiş
noktası oluşturmuştur.
Şevket Rado'nun Edebî Kişiliği
Şiirle Başlayan Edebiyat Yolculuğu
Şevket Rado'nun edebiyat
dünyasına ilk adımı şiirle oldu. İlk şiirlerini Şevket Hıfzı imzasıyla
yayımladı. Bu şiirler Muhit, Milli Mecmua ve daha sonra Varlık
dergisinde yer aldı. Gençlik döneminde şiire yönelen Rado'nun bu ilk
ürünlerinde Necip Fazıl Kısakürek'in etkisi görülür. Şiirlerinde ise
başta doğa ve aşk olmak üzere daha çok duygu ve tabiat çevresinde
şekillenen temalar öne çıkar.
Bu bakımdan Rado'nun
şiirden gazeteciliğe ve sohbet yazarlığına doğru ilerleyen edebî çizgisi, onun
tek bir türde ısrar etmekten ziyade yazının farklı imkânlarını deneyen bir
edebiyatçı olduğunu düşündürür. Şiirde başlayan edebî duyarlılık, zaman
içerisinde gündelik hayatın, insan ilişkilerinin ve kültürel meselelerin daha
doğrudan anlatılabildiği düzyazı türlerine yönelmiştir.
Sohbet Yazarlığı ve Radyo
Konuşmaları
Şevket Rado'nun edebî
kişiliği içerisinde sohbet yazarlığının özel bir yeri vardır. Radyoda
gerçekleştirdiği sohbetler, daha sonra çeşitli kitaplarda bir araya getirildi.
Böylece başlangıçta dinleyiciye seslenen sözlü metinler, yazılı kültür
içerisinde de varlıklarını sürdürdü.
Sohbet türünün temelinde
okuyucuyla ya da dinleyiciyle doğrudan bir iletişim kurma isteği bulunur.
Rado'nun gazetecilik geçmişi de düşünüldüğünde, bu türün onun yazarlığı
açısından doğal bir ifade alanına dönüşmesi anlaşılabilir. Gazete yazılarında
okura seslenen kalem, radyoda bu kez dinleyiciyle konuşan bir sese dönüşmüştür.
Rado'nun sohbet
yazarlığını önemli kılan noktalardan biri de edebiyatın yalnızca kitap okuyan
dar bir çevre içerisinde değil, gündelik hayatın içinde ve farklı iletişim
araçları aracılığıyla yaşanmasına katkıda bulunmasıdır. Radyo, döneminin en
etkili kitle iletişim araçlarından biri olarak yazarı doğrudan insanların
evlerine ve gündelik hayatlarına taşıyan bir imkân sunuyordu. Rado da bu
imkândan yararlanarak edebî ve kültürel birikimini geniş bir dinleyici
kitlesine ulaştırdı.
Şevket Rado'nun edebî
kimliği, şiirle başlayıp gazetecilik ve sohbet yazarlığıyla genişleyen bir yazı
anlayışının ürünüdür. Onu yalnızca şair olarak değil, yazıyı farklı mecralarda
okurla buluşturan bir kültür insanı olarak değerlendirmek gerekir.
Şairlikten Kültür Yayıncılığına
Rado’nun ilk şiirlerinde
görülen doğa ve aşk temaları, edebiyat dünyasına girişinin temelini
oluştururken gazetecilik ve yayımcılık faaliyetleri onun yazarlığını başka
yönlere taşımıştır. Özellikle dergicilik faaliyetleri, onun edebiyatın toplumla
ilişkisinin yalnızca şiir ve hikâye gibi türler üzerinden kurulmadığını
gösteren bir deneyim alanıdır. Aile, Resimli Hayat, Doğan Kardeş ve Hayat
gibi yayınlarla farklı okur gruplarına ulaşması, Rado'nun kültür dünyasındaki
rolünü genişletmiştir. Bu nedenle onun edebî mirası, yalnızca bireysel
eserleriyle değil, yayıncılık yoluyla oluşturduğu kültürel alanla
birlikte düşünülmelidir.
Şevket Rado'nun Türk
Basın ve Kültür Hayatındaki Yeri
Şevket Rado, uzun yıllara
yayılan meslek hayatı boyunca gazetecilik, edebiyat, yayımcılık ve eğitim
faaliyetlerini bir arada yürüttü. Türk Dil Kurumu Bilim Kurulu üyeliği yaptı.
Basın alanındaki uzun hizmetleri nedeniyle Başbakanlık Basın Yayın Genel
Müdürlüğü Basın Mesleğinde 50 Yıl Hizmet Belgesi ve Basın Şeref Kartı
sahibi oldu.
Bu yönleriyle Rado,
Cumhuriyet döneminin yalnızca eser veren değil, aynı zamanda kültür
hayatının kuruluşuna ve dolaşımına katkıda bulunan edebiyatçılarından
biridir. Gazete yazarlığı, dergi yayımcılığı, radyo sohbetleri ve öğretmenlik
faaliyetleri bir arada düşünüldüğünde, onun asıl belirgin özelliğinin farklı
kültürel alanlar arasında kurduğu bağ olduğu görülür.
Şevket Rado'nun hayatı,
bir edebiyatçının zaman içerisinde değişen iletişim araçlarına ve okur
alışkanlıklarına uyum sağlayarak yazarlığını nasıl farklı alanlara
taşıyabildiğinin de örneğidir. Şiirle başlayan yolculuğu, gazetecilik ve
yayımcılıkla genişlemiş; sohbet yazarlığıyla daha geniş bir kitleye ulaşmıştır.
Şevket Rado’nun Ödülleri
·
1987 İstanbul Gazeteciler Cemiyeti Burhan
Felek Hizmet Ödülü.
Şevket Rado’nun Eserleri
Şiir:
·
Şiirler, İst.: Doğan Kardeş Mtb., 1970
Yeniden Yazım:
·
Kerem ile Aslı, İst.: Doğan Kardeş, 1972
Derleme:
·
Yunus Emre, İst.: Doğan Kardeş, 1972
·
Karacaoğlan, İst.: Doğan Kardeş, 1974
·
Türk Şairlerinden Seçmeler, [1974?]
Sohbet:
·
Eşref Saat, İst.: Doğan Kardeş, 1956
·
Ümit Dünyası, İst.: Doğan Kardeş, 1957
·
Hayat Böyledir, İst.: Doğan Kardeş Mtb.,
1966
·
Aile Sohbetleri, İst.: Doğan Kardeş Mtb.,
1967
·
Saadet Yolu, İst.: Rado, 1981; İnsan
Severse Yaşar, 1981
Gezi:
·
Amerikan Masalı, İst.: Doğan Kardeş, 1950
·
50. Yılında Sovyet Rusya, İst.: Doğan
Kardeş Mtb., 1968
·
Milliyetçi Çin Ne Âlemde?, Ank.: Bilgi B.,
[1969?]
İnceleme-Biyografi:
·
Kuruluşunun 25. Yıldönümünde Yapı Kredi
Bankası ve Kâzım Taşkent, İst.: Yapı Kredi Bankası, 1969
·
Türk Hattatları: XV. Yüzyıl - dan Günümüze
Kadar Gelmiş Ünlü Hattatların Hayatları ve Yazılarından Örnekler, İst.: Yayın
Matbaacılık Ticaret, [1984?].
Yayım-Sadeleştirme:
·
Yaşayan Mevlîdi Şerif, İst.: Doğan Kardeş
Mtb., 1964
·
Sultan Cem’in Başına Gelenler (Vakıât-ı
Sultan Cem), 1969
·
Yirmisekiz Mehmed Çelebi’nin Fransa
Seyahatnamesi, 1970
·
Bostancıbaşı Defteri, 1972
Gazete yazıları:
·
Sözün Gelişi, haz. Cem Akaş, İst.: YKY,
2003.
KAYNAKÇA: Nebioğlu, 522;
Necatigil, İsimler, 310; N. H. Polat, “Rado, Şevket”, TDEA, VII, 266-267; A.
Alpaslan, “Şevket Rado”, Türk Dili, S. 437 (Mayıs 1988), s. 231-238; C. Avcı,
“Şevket Rado”, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, S. 12 (Temmuz 1988), s.
793-797.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder