![]() |
| Güzide Sabri |
Güzide Sabri Kimdir?
Güzide Sabri Aygün (1886, İstanbul – 1946, Giresun), Türk edebiyatında özellikle duygusal ve popüler romanlarıyla tanınan kadın yazarlardan biridir. 16 yaşında yayımlanan ilk romanından itibaren aşk, hastalık, ayrılık ve kırılmış hayatlar etrafında şekillenen eserleriyle geniş bir okuyucu kitlesine ulaşmıştır.
1899’da yayımlanmaya
başlayan Münevver ve özellikle Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı Metrukesi,
Güzide Sabri’nin adını dönemin edebiyat çevrelerinde duyurmasını sağlamış;
sonraki yıllarda yayımladığı romanlarla yazar, popüler romanın erken dönem
kadın temsilcileri arasında kendine özgü bir yer edinmiştir.
Güzide Sabri’nin Hayatı
Güzide Sabri’nin soyadı Aygündür.
Adliye Nezareti memurlarından Salih Reşat Bey ile Koniçeli Kâzım
Paşa’nın yeğeni Nigâr Hanım’ın kızı olarak 1886’da İstanbul’da dünyaya
geldi. Özel eğitim gördü. Küçük yaşta Beyoğlu birinci noteri Ahmet Sabri
Aygün ile evlendi.
Çocukluk ve gençlik
yılları ise ailesinin yaşadığı zorunlu ayrılıklardan etkilendi. Babası önce Sivas’a,
ardından Tokat’a sürüldü. Aile, beş yıl sonra Tokat’ta yeniden bir araya
gelebildi. Ancak bu buluşma Güzide Sabri için İstanbul’a dönüşle sonuçlanacak
yeni bir ayrılığın başlangıcı oldu. Hastalıklı bünyesi nedeniyle annesiyle
birlikte bir süre sonra İstanbul’a dönmek zorunda kaldı. İstanbul’da tanıdığı veremli bir
arkadaşının ölümü, Güzide Sabri’nin ilk romanı Münevverin ortaya
çıkmasına vesile oldu. Böylece kişisel bir acı, genç yaşta edebî bir anlatıya
dönüştü.
Güzide Sabri’nin Edebiyata Başlangıcı
Güzide Sabri henüz 16
yaşındayken, 1899’da Hanımlara Mahsus Gazetede yayımlanan Münevver
ile edebiyat dünyasına adım attı. Roman, iki yıl sonra kitap olarak yayımlandı.
Genç bir kadın yazarın böylesine erken bir yaşta roman yayımlaması başlı başına
dikkat çekiciydi. Üstelik Münevver, gördüğü ilgiyle yalnızca dönemin
okuyucusuna ulaşmakla kalmadı; Sırpçaya da çevrildi. Fakat Güzide
Sabri’nin edebiyat tarihindeki asıl tanınırlığını sağlayacak eser henüz
gelmemişti.
Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı
Metrukesi ve Gelen Şöhret
Güzide Sabri’nin asıl
ününü sağlayan romanı Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı Metrukesi oldu. Yazarın
roman anlayışının temel özellikleri bu eserde belirginleşir: kırık aşklar,
hastalık, ayrılık, kayıp ve duygusal çatışmalar onun anlatı dünyasının
merkezindedir.
Güzide Sabri, roman
kişilerinin seçiminde de belirgin bir çizgi izledi. Kahramanlarını çoğunlukla iyi
çevrelerde yetişmiş, kültürlü, ince ruhlu ve hastalıklı gençler arasından
seçti. Romanlarını ise bu kişilerin iç dünyalarında yaşadıkları duygusal
çatışmalar üzerine kurdu.
Bu nedenle onun
romanlarında dış dünyadaki olaylardan çok, olayların insan ruhunda bıraktığı iz
önem kazanır. Güzide Sabri’nin roman kişilerinde kırılganlık bir ayrıntı
değildir; aşkın, hastalığın ve kaybın insanı nasıl değiştirdiğini anlatmanın
temel aracıdır.
Güzide Sabri’nin Edebi Kişiliği
Güzide Sabri, duygusal
romanlarıyla geniş bir okuyucu kitlesine ulaşan ve popüler roman türünde ün
kazanan ilk kadın yazarlardan biri olarak Türk edebiyatında ayrı bir yere
sahiptir.. Edebî üretimini özel hayatıyla birlikte sürdüren yazar, 1944’e kadar
toplam sekiz roman yayımladı. Bu romanlarda özellikle aşkın mutluluk
kadar acı, ayrılık ve kayıp da taşıyan yönlerine odaklandı. Kahramanlarının
çoğunlukla eğitimli ve seçkin çevrelerden gelmesi, onların duygusal dünyalarını
daha ayrıntılı biçimde ele almasına imkân verdi. Romanlarının bir bölümünün Ermenice
ve Sırpçaya çevrilmesi, eserlerinin Türkiye sınırları dışındaki okuyuculara
da ulaştığını göstermektedir.
Romanlarından Sinemaya
Güzide Sabri’nin
eserleri, yalnızca kitap sayfalarında kalmadı. Romanlarının taşıdığı güçlü
dramatik yapı, sonraki yıllarda sinemanın da ilgisini çekti. Ölmüş Bir
Kadının Evrak-ı Metrukesi, iki farklı dönemde sinemaya uyarlandı. İlki Metin
Erksan tarafından 1956’da çekildi; eser 1969’da Ülkü Erakalın
tarafından Ölmüş Bir Kadının Mektupları adıyla yeniden sinemaya
aktarıldı.
Bunun yanında Yaban
Gülü, Ülkü Utlav tarafından 1961 ve 1970 yıllarında; Hicran
Gecesi ise Orhan Seden tarafından 1968’de filme alındı. Bu uyarlamalar,
Güzide Sabri’nin romanlarının yalnızca kendi döneminin popüler edebiyatı içinde
kalmadığını; aşk, kayıp ve trajedi üzerine kurduğu hikâyelerin sonraki
kuşakların görsel anlatılarına da taşındığını gösterir.
Güzide Sabri’nin Türk Edebiyatındaki Yeri
Güzide Sabri’nin
edebiyatı, büyük edebî akımların manifestolarıyla değil, okurun duygularına
doğrudan ulaşan hikâyelerle geniş bir karşılık buldu. Henüz 16 yaşındayken
yayımlanan ilk romanıyla başlayan yazarlık hayatı, onu Türk edebiyatının erken
dönem kadın romancıları arasında görünür bir konuma taşıdı.
Onun romanlarında aşk
hiçbir zaman yalnızca romantik bir mutluluk alanı değildir. Hastalık, ölüm,
ayrılık ve kayıp duyguları aşkın çevresinde sürekli dolaşır. Bu nedenle Güzide
Sabri’nin dünyasında sevmenin kendisi kadar kaybetme ihtimali de vardır.
Belki de onu okur
açısından kalıcı kılan nokta tam olarak budur: İnsanların en savunmasız
anlarına, kırılmış ilişkilerine ve içlerinde taşıdıkları acılara romanın
kapısını açması. 1946’da Giresun’da hayatını kaybeden Güzide Sabri Aygün,
ardında sekiz roman ve geniş bir okuyucu hafızası bıraktı. Edebiyat tarihinin
büyük ve baskın isimleri arasında her zaman ilk sıralarda anılmasa da,
özellikle popüler romanın ve kadın romancılığının erken dönemindeki yeri
bakımından hatırlanmayı hak eden yazarlardan biridir.
Güzide Sabri’nin Eserleri
Roman:
·
Münevver, İst.: Şems Mtb., [1901]
·
Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı Metrukesi, Ahmet
Kâmil Mtb., [1905]
·
Yaban Gülü, İst.: İkbal Ktp., 1921
·
Nedret, İst.: İkbal Ktp., 1923 (Ölmüş Bir
Kadının Evrak-ı Metrukesi’nin devamıdır)
·
Hüsran, İst.: İkbal Ktp., 1928
·
Hicran Gecesi, İst.: Semih Lütfi, 1937
·
Neclâ, 1941
·
Mazinin Sesi, İst.: İnkılâp, 1944
Öykü-Düzyazı:
·
Gecenin Esrarı, İst.: İkbal, 1934
KAYNAKÇA: Hikmet Münir,
“Değerli Bir Kadın Romancı: Güzide Sabri”, Yedigün, S. 271 (17 Mayıs 1938); M.
B. Yazar, “Güzide Sabri”, Yedigün, 9 Aralık 1939; M. Uraz, Kadın Şair ve
Muharrirlerimiz, İst., 1940, s. 226-229; S. İleri, “Unutulmuş Eski Bir
Romancı”, O Yakamoz Söner, İst., 1987, s. 43-49; N. Bekiroğlu, “Edebiyatımızda
Güzide Sabri İmajı”, Dergâh, S. 24-26 (Şubat-Nisan 1992); A. Doğan, Güzide
Sabri Aygün, Ank., 1993; Hazar, 37-40.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder