Ahmet Mithat Efendi’nin Hayatı
Osmanlı’dan modern Türk edebiyatına geçiş sürecinde belirleyici rol oynayan Ahmet Mithat Efendi, yalnızca bir yazar değil, aynı zamanda bir halk eğitmeni olarak öne çıktı. 1844 yılında İstanbul’da doğan yazar, 28 Aralık 1912 tarihinde yine İstanbul’da hayatını kaybetti. Gazeteci, yazar ve yayımcı kimliklerini bir arada taşıyan Ahmet Mithat Efendi, geniş halk kitlelerine hitap eden üretkenliği sayesinde Tanzimat edebiyatının en etkili isimlerinden biri oldu.
Asıl adı Ahmet Mithat
olan yazar, Coşkun ve Mehmet Cevdet imzalarını da kullandı. Annesi Nefise
Hanım, 1829 yılında Kafkasya’dan göç etmek zorunda kalan bir Çerkez ailesine
mensuptu. Babası ise Anadolu’dan İstanbul’a gelerek yerleşmiş ve bez
ticaretiyle uğraşan Hacı Süleyman Ağa’dır.
Tophane’de Karabaş
Mahallesi’nde, orta halli ve kalabalık bir esnaf ailesi içinde dünyaya geldi.
Babasının ölümü üzerine henüz beş-altı yaşlarındayken çalışma hayatına atıldı.
Bu dönemde Mısır Çarşısı’nda bir aktar dükkânında çırak olarak çalışmaya başladı.
Daha sonra ağabeyinin memur olarak görev yaptığı Vidin’e gitti.
Eğitim hayatı kesintili
ilerleyen Ahmet Mithat Efendi, ilk öğrenimine Vidin’de başlamış, daha ileri bir
yaşta İstanbul’a dönerek Tophane’de Kumbaracı Yokuşu’nda bulunan sıbyan
mektebinde eğitimini tamamladı. Bu süreçte Galata’da bir yabancıdan Fransızca
dersleri almaya başladı. Böylece erken yaşta Batı diline ve kültürüne ilgi duydu.
Hâce-i Evvel: Ahmet Mithat Efendi’nin Hayatı ve Gazetecilik Yılları
Mithat Paşa’nın Niş
valiliği sırasında, ağabeyiyle birlikte Niş’e gitti. Burada rüştiye öğrenimini
tamamladı. 1863 yılında eğitimini bitirmiş ve kısa sürede dikkat çeken bir genç
oldu. Mithat Paşa’nın Tuna valiliğine atanmasının ardından onunla birlikte
Rusçuk’a geçti.
Rusçuk’ta Vilayet Mektubi
Kalemi’nde ilk memuriyet görevine başladı. 1864 yılında başladığı bu görev,
onun devlet bürokrasisini yakından tanımasını sağladı. Aynı zamanda medrese
derslerine devam eden yazar, Arapça ve Farsça bilgisini ilerletti. Bu dönemde
hem Doğu kültürüyle bağını güçlendirmiş hem de Batı’ya açılan bir zihin
geliştirdi.
Zekâsı ve çalışkanlığı
sayesinde Mithat Paşa’nın dikkatini çekti. Mithat Paşa ona kendi adını vermiş,
Fransızca öğrenmesini teşvik etti ve bu alanda gelişmesi için imkân sağladı. Bu
destek, Ahmet Mithat Efendi’nin entelektüel gelişiminde belirleyici oldu.
Rusçuk’ta memur olan
Dragan Efendi’den Fransızca dersleri alan Ahemt Mithat Efendi, bu dönemde dil
bilgisini ilerletti. Aynı dönemde Muhacirin Komisyonu reisi Şakir Bey ile tanıştı.
Ahmet Mithat, anılarında Şakir Bey’i “hem asker, hem şair, hem filozof” olarak
nitelendirdi. Şakir Bey’in zengin kütüphanesi ona açılmış ve özellikle
Fransızca eserler üzerinden Batı düşüncesiyle tanışmasını sağladı.
Bu süreç, Ahmet Mithat
Efendi’nin kültürel ufkunu genişletti. Doğu ve Batı kaynaklarını birlikte
okuyarak kendine özgü bir düşünce yapısı geliştirdi. Bu birikim sayesinde Tuna
gazetesinde yazmaya başladı. 1868 yılında yazar olarak girdiği gazetede kısa
sürede yükseldi. Bir yıl sonra başyazar oldu ve yazı hayatına güçlü bir giriş
yaptı.
Mithat Paşa’nın Bağdat
valiliğine atanması üzerine, Ahmet Mithat Efendi de onun maiyetinde Bağdat’a
gitti. 1869 yılında gerçekleşen bu yolculuk, onun hayatında yeni bir dönemin
başlangıcı oldu. Ağabeyiyle birlikte bu göreve dahil edilmiş ve farklı bir
kültürel çevreye girdi.
Bağdat’ta yayımlanan
Zevrâ gazetesinin müdürlüğünü üstlendi. Bu görev, onun gazetecilik alanındaki
yetkinliğini geliştirmesine önemli katkı sağladı. Aynı zamanda düzenli bir
entelektüel çevre içinde bulundu. Bu ortam, düşünsel gelişimini hızlandırdı.
Bu çevrede Osman Hamdi
Bey ile tanıştı. Osman Hamdi Bey, onun Batı sanatına ve kültürüne daha bilinçli
bir şekilde yönelmesini sağladı. Ayrıca dönemin önemli din bilginlerinden
Muhammed Zühâvî ile sohbetler gerçekleşti. Bu görüşmeler, dini ve felsefi
düşünce açısından derinleşmesine katkı sağladı.
Bağdat’taki dikkat çekici
isimlerden biri de Şirazlı Bâkır Can Muattar oldu. Arapça, Farsça, Hintçe,
İbranice ve İngilizce bilen bu sıra dışı kişi, Ahmet Mithat Efendi üzerinde
etkili oldu. Doğu bilimleri ve felsefesi konusunda onun ufkunu genişletti.
Bu dönemde yazarlık
faaliyetleri daha da hız kazandı. Mithat Paşa’nın açtırdığı sanat mekteplerinde
okutulmak üzere “Hâce-i Evvel” adlı ders kitabını kaleme aldı. Aynı süreçte
çocuklara yönelik kısa hikâyelerden oluşan “Kıssadan Hisse” adlı eserini de yazdı.
Bu eserler, onun eğitimci yönünü açıkça ortaya koydu.
Bağdat yılları, Ahmet
Mithat Efendi’nin hem Doğu hem Batı kültürünü sentezlediği bir dönem oldu. Bu
birikim, ilerleyen yıllarda kaleme aldığı eserlerin temelini oluşturdu.
Basra’da mutasarrıf
olarak görev yapan ağabeyinin ölümü üzerine Ahmet Mithat Efendi, memuriyet
hayatını bırakmak zorunda kaldı. 1871 yılında İstanbul’a dönmüş ve ailesinin
geçim yükünü üstlendi. Bu dönemde ailesi daha da kalabalıklaşmış ve ekonomik
sorumluluk tamamen onun omuzlarına bindi.
İstanbul’a döndükten
sonra Ceride-i Askeriye gazetesinde başyazar olarak görev aldı. Gazetecilik
faaliyetlerini sürdürürken aynı zamanda kendi yayıncılık girişimlerini başlattı.
Tahtakale’de yaşadığı evde, pedalla çalışan küçük bir matbaa kurdu. Bu matbaa,
onun bağımsız yayıncılık anlayışının ilk adımı oldu.
Kurmuş olduğu bu matbaada
kitaplarını kendi imkânlarıyla bastı. Yayınların üzerinde “muharririn zatına
mahsus matbaa” ibaresi yer aldı. Yazarlık, dizgicilik ve dağıtım gibi tüm
işleri büyük ölçüde kendisi ve ailesi yürüttü. Bu yönüyle Ahmet Mithat Efendi,
Osmanlı basın hayatında öncü bir girişimci oldu.
Kısa sürede matbaasını
büyütmüş ve önce Sirkeci’ye, ardından Beyoğlu’na taşıdı. Bu gelişme, yayıncılık faaliyetlerinin
genişlediğini gösterdi. Aynı dönemde Devir ve Bedir adlı iki dergi çıkardı.
Ancak bu dergiler uzun ömürlü olmamış ve kısa sürede kapandı.
1872 yılında Dağarcık
adlı dergiyi yayımlamaya başladı. Bu dergide kaleme aldığı yazılarda dönemin
düşünce akımlarına yer verdi. “Duvardan Bir Seda” başlıklı yazısı, materyalist
düşünceler içerdiği gerekçesiyle tartışma yarattı. Basiret gazetesi tarafından
din karşıtı olmakla suçlandı. Bu tartışmalar sonucunda dergi onuncu sayısında
kapandı.
Rodos sürgünü, Eğitim Faaliyetleri
ve İlk Romanlar
Dağarcık dergisinde
yayımlanan yazıları nedeniyle oluşan tartışmaların ardından, Ahmet Mithat
Efendi siyasi bir bağlantısı olmamasına rağmen Genç Osmanlılar ile
ilişkilendirildi. Bu gelişme sonucunda 1873 yılında Rodos’a sürgüne gönderildi.
Bu sürgün, onun hayatında zorlu fakat üretken bir dönemin başlangıcı oldu.
Rodos’ta geçirdiği üç yıl
boyunca boş durmadı. Burada çocukların eğitimi için Medrese-i Süleymaniye adlı
bir okul kurdu. Bu okulda bizzat dersler vermiş ve eğitim faaliyetlerini sürdürdü.
Eğitimci kimliği bu dönemde daha da belirgin hale geldi.
Sürgün yıllarında
yazarlık faaliyetlerine de hız kesmeden devam etti. İlk romanlarını ve çeşitli
ders kitaplarını bu dönemde kaleme aldı. Eserlerini zaman zaman Mehmet Cevdet
imzasıyla yayımladı. Bu tercih Ahmet Mithat Efendi için, sürgün koşullarında
yazılarını yayımlayabilmek için geliştirdiği bir yöntem oldu.
Ayrıca Kırkanbar
dergisine düzenli olarak yazılar gönderdi. Bu dergi, onun düşüncelerini
İstanbul’daki okuyuculara ulaştırmasına aracılık etti. Böylece sürgünde
olmasına rağmen edebiyat ve basın dünyasından kopmamıştı.
1876 yılında V. Murat’ın
padişah olmasıyla birlikte affedildi. Genç Osmanlılar ile birlikte bağışlanmış
ve İstanbul’a dönmesine izin verildi. Bu dönüş, onun edebi ve gazetecilik
faaliyetlerinde yeni ve daha yoğun bir dönemin başlangıcı oldu.
Tercüman-ı Hakikat, Devlet Görevleri ve Avrupa Seyahati
İstanbul’a döndükten
sonra Ahmet Mithat Efendi, gazetecilik, yazarlık ve yayıncılık faaliyetlerini
daha yoğun bir şekilde sürdürdü. Bu dönemde üretkenliği dikkat çekici biçimde
artmış ve geniş bir okur kitlesine ulaşmayı başardı.
1878 yılında yayımlamaya
başladığı Tercüman-ı Hakikat gazetesi, onun en önemli girişimlerinden biri oldu.
Bu gazete kısa sürede büyük ilgi gördü ve Osmanlı basın tarihinin en uzun
ömürlü yayınlarından biri haline geldi. Ahmet Mithat Efendi, bu gazete
aracılığıyla halkı bilgilendirmeyi ve eğitmeyi amaçladı.
Ahmet Mithat Efendi, II.
Abdülhamit döneminde sarayın desteğini de kısmen arkasına aldı. Bu süreçte
Takvim-i Vekayi ve Matbaa-i Amire müdürlüğü görevlerinde bulundu. Aynı zamanda
Meclis-i Umur-ı Sıhhiye’de üyelik yaptı, daha sonra bu kurumun başkanlığına
yükseldi. Eğitim alanında da aktif rol aldı ve çeşitli okullarda dersler verdi.
1889 yılında Stockholm’de
düzenlenen Sekizinci Şarkiyatçılar Kongresi’ne katıldı. Bu vesileyle Avrupa’ya
gitmiş ve yaklaşık iki buçuk ay süren bir seyahat gerçekleştirdi. Bu yolculuk
sırasında Batı toplumunu yakından gözlemleme fırsatı buldu. Gözlemlerini daha
sonra kaleme aldığı eserlerinde değerlendirdi.
II. Meşrutiyet’in
ilanından sonra emekli oldu. Ancak eğitim faaliyetlerinden tamamen kopmadı.
Darülfünun, Medresetülvaizin ve Darülmuallimat gibi kurumlarda genel tarih,
dinler tarihi ve felsefe tarihi dersleri vermeye devam etti.
Hayatının son döneminde
Darüşşafaka’da fahri olarak görev yaptı. 28 Aralık 1912 gecesi, nöbetçi olduğu
sırada hayatını kaybeden yazar, Mezarı Fatih Camii haziresine defnedildi. Mezar
taşında Nigâr Hanım’a ait bir beyit yer alır.
Ahmet Mithat Efendi’nin Edebi Kişiliği
Yazı Makinesi: Ahmet Mithat’ın Edebi Kişiliği ve Üslubu
Ahmet Mithat Efendi,
Tanzimat dönemi yazarları arasında kendine özgü bir konumda yer aldı. Siyasi
fikirleri bulunmakla birlikte, dönemin birçok aydınının aksine çözümü rejim
değişikliğinde aramadı. Ona göre toplumun asıl ihtiyacı eğitim ve kültürel
gelişim oldu. Bu nedenle eserlerinde halkı bilinçlendirmeyi temel amaç edindi.
II. Abdülhamit’e yakın
bir düşünce çizgisine sahip oldu. Toplumun yeterli eğitim seviyesine ulaşmadan
köklü siyasi değişimlere gitmesinin sakıncalı olacağını savundu. Bu yaklaşımı,
onu Genç Osmanlılar’dan ayıran önemli bir özellik oldu.
Ahmet Mithat Efendi’nin
edebi anlayışında Doğu ve Batı karşılaştırması önemli bir yer tuttu. 19.
yüzyılda yaygın olan Batı hayranlığına eleştirel yaklaştı. Eserlerinde Doğu’nun
geleneksel değerleri ile Batı’nın bilimsel ve kültürel birikimini birlikte ele
aldı. Bu yönüyle sentezci bir bakış açısı geliştirti.
Roman, hikâye ve diğer
yazılarında yalnızca kurguya odaklandı. Aynı zamanda okuyucuya bilgi aktarmayı
hedefledi. Bu nedenle eserlerinde sık sık ansiklopedik bilgiler verdi. Olay
akışını keserek okuyucuyla doğrudan konuştu ve açıklamalar yaptı
Bu anlatım tarzı bazı
eleştirmenler tarafından kusur olarak değerlendirildi. Ancak bu yaklaşım, onun
halkı eğitme misyonunun bir parçası oldu. Okuyucuyla kurduğu doğrudan iletişim,
onu döneminin diğer yazarlarından ayırdı.
Tanzimat Edebiyatında Halkçı Bir Yaklaşım
Ahmet Mithat Efendi,
Tanzimat edebiyatında halkçı bir çizgi benimsedi. Dili sadeleştirmeyi savunmuş
ve geniş kitlelerin anlayabileceği bir anlatım kullandı. “Dilde Sadeliği
İltizam Edelim” başlıklı yazısında bu görüşünü açıkça ortaya koydu.
Eserlerinde kullandığı
dil, dönemine göre oldukça anlaşılır oldu. Bu durum bazı çevreler tarafından
basitlik olarak değerlendirildi. Ancak aslında bu tercih, bilinçli bir halk
eğitimi stratejisi oldu.
Okuyucuya hem bilgi
vermeyi hem de onu düşünmeye yönlendirmeyi amaçladı. Bu yönüyle edebiyatı bir
eğlence aracı olmaktan çıkararak bir eğitim aracı haline getirdi. “Hâce-i
Evvel” unvanını alması da bu yaklaşımının bir sonucu oldu.
Roman Anlayışı, Teknik Özellikler ve Eleştirel Değerlendirmeler
Ahmet Mithat Efendi,
roman türünün Osmanlı toplumunda yaygınlaşmasında belirleyici bir rol üstlendi.
Tanzimat’tan sonra Batı’dan alınan bu türün geniş kitleler tarafından
benimsenmesini sağladı. Özellikle halkı okumaya alıştırarak bir roman okuyucusu
kitlesi oluşturdu.
Eserlerini yalnızca
bireysel hikâyeler anlatmak için değil, toplumsal dönüşümü yönlendirmek için
kaleme aldı. Bu nedenle romanlarında öğretici bir yaklaşım benimsedi. Okuyucuyu
bilgilendirmeyi ve yönlendirmeyi amaçladı.
Ahmet Mithat Efendi,
yayıncılık alanında da yenilikçi bir yol izledi. Eserlerini “Letaif-i Rivayat”,
“Hikâye Gözü” ve “Musahebat-ı Leyliye” gibi başlıklar altında seri halinde
yayımladı. Bu yöntem, Osmanlı basın hayatında süreli yayın mantığını güçlendirdi.
Okuyucuda devamlılık duygusu oluşturdu.
Romanlarında sıkça
başvurduğu anlatım tekniklerinden biri, okuyucuyla doğrudan diyalog kurması oldu.
Olay akışını keserek açıklamalar yapmış ve yorumlarda bulundu. Bu teknik,
klasik roman yapısından farklı bir anlatı biçimi oluşturdu.
Edebi açıdan
değerlendirildiğinde, Ahmet Mithat Efendi’nin romanları yalnızca içerikleriyle
değil, anlatım biçimleriyle de dikkat çekti. Batı roman tekniğini benimsemekle
birlikte, geleneksel Türk anlatı unsurlarını da eserlerine dahil etti. Meddah,
Karagöz ve ortaoyunu gibi sözlü kültür öğeleri, anlatım tarzında etkili oldu.
Bu yönüyle eserleri, Doğu
ile Batı arasında bir geçiş formu oluşturdu. Hem modern roman tekniklerini hem
de geleneksel anlatım biçimlerini bir arada kullandı.
Eleştirmen Jale Parla,
Ahmet Mithat Efendi’nin roman anlayışını yenilikçi bir perspektifle değerlendirdi.
“Don Kişot’tan Bugüne Roman” adlı eserinde, onun “Karı Koca Masalı” adlı
metnini Batı edebiyatının önemli örnekleriyle karşılaştırdı. Bu eser, Laurence
Sterne’ün “Tristram Shandy” ve Denis Diderot’nun “Jacques le Fataliste” adlı
romanlarıyla benzer bir anlatı yapısı içinde ele alındı.
Jale Parla’ya göre Ahmet
Mithat Efendi, yazma tutkusunu metne dönüştüren ve anlatıyı bilinçli şekilde
sorgulayan bir yazar oldu. Okurla kurduğu diyalog, klasik anlatı sınırlarını
aşan bir yenilik olarak değerlendirildi. Bu yaklaşım, onun Türk edebiyatında
romanın kurucularından biri olarak kabul edilmesini sağladi.
“Karı Koca Masalı” adlı
eserinde, yazar ile okur arasında kurulan ilişki ön plana çıktı. Metin boyunca
sürdürülen diyalog, anlatının kendisini tartışma konusu haline getirdi. Bu
yönüyle eser, klasik hikâye yapısının dışına çıktı.
Ahmet Mithat Efendi’nin
bu anlatım biçimi, dönemi için oldukça yenilikçi oldu. Okuyucuyu pasif bir
konumdan çıkararak metnin aktif bir parçası haline getirdi. Böylece modern
anlatı tekniklerine yaklaşan bir üslup geliştirdi.
Eserlerin Tematik Sınıflandırması
ve Roman Türleri
Ahmet Mithat Efendi’nin
eserleri sayıca oldukça fazladır.. Roman ve uzun öykü türlerinde altmışın
üzerinde yapıtı vardır. Bu eserleri konularına göre sınıflandırmak mümkün olsa
da, çoğu zaman birden fazla temayı bir arada işledi. Bu yönüyle eserleri,
döneminin toplumsal ve kültürel yapısını yansıtan bir panorama sundu.
Bazı romanları Jules
Verne tarzında fen ve seyahat konularını işledi. “Ahmet Metin ve Şirzat”,
“Acaib-i Âlem”, “Amerika Doktorları”, “Hasan Mellah” ve “Rikalda” gibi eserleri
bu kategoriye girdi. Bu romanlarda bilimsel ve coğrafi bilgiler olay örgüsüyle
iç içe verildi.
Tarihsel romanları da
önemli bir yer tutmuştu. “Arnavutlar-Solyotlar”, “Cellat”, “Dünyaya İkinci
Geliş”, “Gönüllü”, “Kafkas” ve “Süleyman Musli” gibi yapıtları yakın veya uzak
dönemin tarihini işlemekteydi. Bu romanlarda tarihsel olaylar ile bireysel yaşamlar
iç içe geçti.
Aşk ilişkileri, Ahmet
Mithat’ın eserlerinde sıkça ele alındı. “Demir Bey”, “Henüz On Yedi Yaşında”,
“Taaffüf” ve “Yeryüzünde Bir Melek” romanları, özellikle kadın-erkek ilişkileri
üzerine kuruldu. İstanbul’da geçen bazı romanlarında ise Batılılaşma
sürecindeki toplumsal değişmeler ön plana çıktı. “Felatun Bey ile Rakım
Efendi”, “Karnaval”, “Müşahedat” ve “Jön Türk” bu örnekler arasında yer aldı.
Bazı yapıtları polisiye
ve macera türünü işledi. “Esrar-ı Cinayat”, “Hüseyin Fellah”, “Hayret”, “Haydut
Montari”, “Paris’te Bir Türk”, “Vah” ve “Dürdane Hanım” gibi eserleri bu
türdendi. Bu romanlarda gerilim ve çözülmesi gereken gizemler ön plana çıkarıldı.
Ahmet Mithat Efendi,
romanlarında pek çok konuyu bir arada sunmayı esas aldı. Bu nedenle tek bir tür
veya tema ile sınırlamak mümkün olmadı. Ancak genel olarak, Doğu-Batı
karşıtlığını ve Tanzimat dönemi ikilemlerini eserlerinin temelini oluşturdu.
Romanlarındaki tipler de
belirli gruplar halinde incelenebilirdi. Birinci grup, yaşlı alafranga
kişilerden oluştu. Bunlar Batı modasına özenmiş, ulusal değerlere ilgisiz ve
alaturka çevrede yetişmiş kişilerdi. Felatun Bey ve Bahtiyar Paşa bu tipin
örnekleriydi.
İkinci grup, şık ve genç
tiplerden oluştu. Bunlar daha kültürlü olsa da Batı özentisinden öteye geçemedi.
Felatun Bey, Süruri Efendi, Zekâ Bey ve Zekâi Bey bu kategoride yer aldı.
Üçüncü grup ise Ahmet
Mithat’ın kendi uygarlık görüşünü temsil eden karakterlerden oluştu. Bu tipler
ulusal değerlere bağlı, Batı dillerini bilen ve pozitif bilimlerden haberdar
kişilerdi. Rakım Efendi, Nasuh, Resmi, Suphi ve Şinasi gibi karakterler bu
gruptaydı.
Genç kız ve kadın tipleri
ise olumlu karakterler olarak betimlendi. Alaturka geleneklere bağlı olmakla
birlikte Batı kültürüne de uzak değillerdi. Ferdane, Saniha ve Ahdiye bu grupta
yer almıştı.
Son romanı Jön Türk’teki
Ceylan karakteri ise alafrangalığın en uç örneğini temsil etti. Yerli kültürden
tamamen uzak ve olumsuz bir karakter olarak tasvir edildi.
Ahmet Mithat Efendi’nin Eserleri
ve Ders Kitapları
Ahmet Mithat Efendi,
sadece roman ve hikâyeleriyle değil, çok yönlü bir yazar ve eğitimci olarak da
öne çıktıı. Telif ve çeviri olarak yayımlanan eserlerinin sayısı iki yüz elliyi
buldu. Roman ve uzun öykülerin yanı sıra tiyatro yapıtları da kaleme aldı.
Edebi eserlerinin dışında
eğitim alanında önemli katkılar sağladı. “Hâce-i Evvel” ve “Medrese-i
Süleymaniye” gibi ders kitapları, çocukların öğreniminde başvurduğu kaynaklar
oldu. Bu kitaplar, onun halkı eğitme vizyonunun somut örnekleri olarak kabul edildi.
Tarih ve coğrafya
konularında da yapıtlar verdi. “Kâinat” ve “Mufassal” adlı eserleri, bu
alanlarda bilgi aktarmak amacıyla hazırlandı. Ayrıca dönemin siyasal
eleştirilerini içeren “Üss-i İnkılab” ve “Zübdet’ül-Hakayık” adlı kitapları da
önemli belgelerdi.
Din ve felsefe alanında
da eserler kaleme aldı. Hıristiyanlığa karşı İslam’ı savunduğu “Müdafaa”, dini
ve ilmi tartışmalar içerdiği “İstibşar”, topluma Batı felsefesinin etkilerini
ele aldığı “Şopenhavr’ın Hikmet-i Cedidesi”, Volter ve Beşir Fuat üzerine
yazıları bu alandaki çalışmalarını gösterdi.
Avrupa gezilerinden elde
ettiği gözlem ve izlenimlerini de kitaplaştırdı. “Avrupa’da Bir Cevelan” adlı
eseri, Batı kültürünü yakından gözlemlediği bir seyahat günlüğü oldu. Gençlik
ve sürgün yıllarına dair otobiyografik anlatıları ise “Menfâ” adıyla yayımlandı.
Ahmet Mithat Efendi,
sağlık, aile, eğitim, kadın, moda, ekonomi, askerlik, psikoloji ve
adabımuaşeret gibi farklı konularda da eserler üretti. Bu yönü, onun dönemin en
üretken yazarlarından biri olmasını sağladı.
Harf devriminden sonra da
romanlarının çoğu yayımlanmaya devam etti. Türk Dil Kurumu tarafından son
yıllarda birçok eseri topluca yeniden basılmış ve günümüzde okuyucuyla
buluşturuldu. Bu sayede Ahmet Mithat Efendi’nin eserleri, edebiyat tarihimizde
kalıcı bir miras bıraktı.
Ahmet Mithat Efendi’nin Eserleri
Roman ve Öykü:
·
Kıssadan Hisse, (2. bas.) İst.: Muharririn
zatına mahsus mtb., 1870
·
Suizan-Esaret, İst., Muharririn zatına
mahsus mtb., 1870
·
Gençlik-Teehhül, İst.: Muharririn zatına
mahsus Mtb., 1870
·
Felsefe-i Zenan, İst.: Muharririn zatına
mahsus mtb., 1870
·
Gönül-Mihnetkeşan, İst.: Muharririn zatına
mahsus mtb., 1870
·
Firkat, İst.:Muharririn zatına mahsus
mtb., 1870
·
Yeniçeriler, İst.: Muharririn zatına
mahsus mtb., 1871
·
Ölüm Allahın Emri, İst.: Hacopulo Çarşısı
13 numaralı mtb., 1873
·
Hasan Mellah yahut Sır İçinde Esrar, İst.:
Şark Mtb., 1874
·
Dünyaya İkinci Geliş yahut İstanbul’da
Neler Olmuş, İst.: Şark Mtb., 1874
·
Zeyl-i Hasan Mellah, İst.: Kırkanbar Mtb.,
1875
·
Hüseyin Fellah, İst.: Kırkanbar Mtb., 1875
·
Yeryüzünde Bir Melek, İst.: Kırkanbar
Mtb., 1875
·
Karı-Koca Masalı, İst.: Kırkanbar Mtb.,
1875
·
Felatun Bey ile Rakım Efendi, İst.:
Kırkanbar Mtb., 1875
·
Paris’te Bir Türk, İst.: Kırkanbar Mtb.,
1876
·
Bir Gerçek Hikâye-Fitnekâr, İst.:
Kırkanbar Mtb., 1876
·
Süleyman Musli, İst.: Kırkanbar Mtb., 1877
·
Kafkas, İst.: Kırkanbar Mtb., 1877
·
Çengi, İst.: Kırkanbar Mtb., 1877
·
Nasib-Bekârlık Sultanlık mı Dedin?, İst.,
1877
·
Beliyyat-ı Mudhike, İst.: Tercüman-ı
Hakikat Mtb., 1881
·
Karnaval, İst.: Tercüman-ı Hakikat Mtb.,
1881
·
Henüz Onyedi Yaşında İst.:
Tercüman-ı Hakikat Mtb., 1881
·
Acaib-i Âlem, İst.: Tercüman-ı Hakikat
Mtb., 1882
·
Dürdane Hanım, İst.: Tercüman-ı Hakikat
Mtb., 1882
·
Vah!, İst.: Tercüman-ı Hakikat Mtb., 1882
·
Volter Yirmi Yaşında yahut İlk Muaşakası,
İst.: Tercüman-ı Hakikat Mtb., 1884
·
Esrar-ı Cinayat, İst.: Tercüman-ı Hakikat
Mtb., 1884
·
Cellat, İst.: Tercüman-ı Hakikat Mtb.,
1884
·
Hayret, İst.: Tercüman-ı Hakikat Mtb.,
1885
·
Bahtiyarlık, İst.: Kırkanbar Mtb., 1885
·
Cinli Han, İst.: Kırkanbar Mtb., 1885
·
Obur, İst.: Kırkanbar Mtb., 1885
·
Bir Tövbekâr, İst.: Kırkanbar Mtb., 1885
·
Çingene, İst.: Kırkanbar Mtb., 1887
·
Çifte İntikam, İst.: Kırkanbar Mtb., 1887
·
Para, İst.: Kırkanbar Mtb., 1887
·
Kısmetinde Olanın Kaşığında Çıkar, İst.:
Kırkanbar Mtb., 1887
·
Arnavutlar-Solyotlar, İst.: Tercüman-ı
Hakikat Mtb., 1888
·
Demir Bey yahut İnkişaf-ı Esrar, İst.,
1888
·
Fennî Bir Roman yahut Amerika Doktorları,
İst., 1888
·
Haydut Montari, İst.: Kırkanbar Mtb., 1888
·
Gürcü Kızı yahut İntikam, İst.: Tercüman-ı
Hakikat Mtb., 1889
·
Rikalda yahut Amerika Vahşet Âlemi, İst.:
Tercüman-ı Hakikat Mtb., 1890
·
Diplomalı Kız, İst.: Kırkanbar Mtb., 1890
·
Dolaptan Temaşa, İst.: Kırkanbar Mtb.,
1890
·
Müşahedat, İst.: Kırkanbar Mtb., 1891
·
Hayal ve Hakikat, (Fatma Âliye ile) İst.:
Tercüman-ı Hakikat Mtb., 1892
·
Ahmet Metin ve Şirzat yahut Roman İçinde
Roman, İst.: Tercüman-ı Hakikat Mtb., 1892
·
İki Hud’akâr, İst.: Matbaa-i Amire, 1893
·
Emanetçi Sıtkı, İst.: Matbaa-i Amire, 1893
·
Can Kurtaranlar, İst.: Tercüman-ı Hakikat
Mtb., 1893
·
Bir Acibe-i Saydiye, İst.: Tercüman-ı
Hakikat Mtb., 1893
·
Ana-Kız, İst.: Tercüman-ı Hakikat Mtb.,
1893
·
Gönüllü, İst.: Kırkanbar Mtb., 1896
·
Mesail-i Muğlaka, İst.: Tarik Gazetesi
Mtb., 1898
·
Jön Türk, İst.: Tercüman-ı Hakikat Mtb.,
1910
Oyun:
·
Eyvah, İst.: Muharririn zatına mahsus
mtb., 1871
·
Açıkbaş, İst.: Şark Mtb., 1874
·
Ahz-i Sar yahut Avrupa’nın Eski
Medeniyeti, İst.: Kırkanbar Mtb., 1874
·
Hükm-i Dil, İst.: Şark Mtb., 1874
·
Zuhur-ı Osmaniyan, İst.: Tercüman-ı
Hakikat Mtb., 1877
·
Fürs-i Kadimde Bir Facia yahut Siyavüş,
İst.: Tercüman-ı Hakikat Mtb., 1884
·
Çengi yahut Daniş Çelebi, İst.: Tercüman-ı
Hakikat Mtb., 1884
·
Çerkes Özdenler, İst.: Tercüman-ı Hakikat
Mtb., 1884
·
Ahmet Mithat Efendi’nin bütün
oyunları İnci Enginün tarafından yeni harflere çevrilerek Ahmet Midhat
Efendi’nin Tiyatroları adıyla tek bir kitap olarak yayımlanmıştır: İst.:
Marmara Üni. Fen-Edebiyat Fak., 1990.
Diğer:
·
Hâce-i Evvel, Bağdat: Vilayet Mtb.,
1286/1869
·
Durub-ı Emsal-i Osmaniye Hikemiyatının
Ahvalini Tasvir, İst., 1288/1871
·
Kâinat-Kütüphane-i Tarih (15 kitap),
1871-81
·
Menfa, İst.: Kırkanbar Mtb., 1877
·
Zübdetü’l Hakayık, İst.: Takvim-i Vakayi
Mtb., 1295/1878
·
Tarih-i Umumi, 2 c., İst.: Kırkanbar Mtb.,
1878-79
·
Ekonomi Politik, İst.: Kırkanbar Mtb.,
1296/1879
·
Sevda-yı Sây ü Emel, İst.: Kırkanbar Mtb.,
1295/1879
·
Nevm ve Hâlât-ı Nevm, İst.: Kırkanbar
Mtb., 1298/1881
·
Müdafaa, İst.: Tercüman-ı Hakikat Mtb., 3
c., 1300-02/1883-85
·
İlhamât ve Tagligât, İst.: Tercüman-ı
Hakikat Mtb., 1302/1885
·
Abdest ve Na maz,
(çocuklara) İst.: Kırkanbar Mtb., 1303/1886
·
Sağlık, İst.: Kırkanbar Mtb., 1303/1886
·
Terbiyeli Çocuk, (çocuklara) İst.:
Kırkanbar Mtb., 1303/1886
·
Mufassal Tarih-i Kurun-ı Cedide, 3 c.,
İst.: Kırkanbar Mtb., 1303-05/1886-88
·
Beşir Fuat, İst.: Tercüman-ı Hakikat Mtb.,
1304/1887
·
İtiyat, İst., 1304/1887
·
Kadınlarda Hıfz-ı Cemal, İst., 1304/1887
·
Ömür Uzunluğu, İst., 1304/1887
·
Sihr Siracı, İst.: Cemal Efendi Mtb.,
1304/1887
·
Şopenhavr’ın Hikmet-i Cedidesi, İst.:
Tercüman-ı Hakikat Mtb., 1305/1887
·
Tasarrufat-ı Kimyeviye, İst., 1304/1887
·
Tedkik-i Müskirat, İst., 1304/1887
·
Teehhül, İst., 1304/1887
·
Vakit Geçirmek, İst., 1304/1887
·
Volter, İst.: Tercüman-ı Hakikat Mtb.,
1304/1887
·
Kadınlarda Tezyid-i Cemal, İst.: Kırkanbar
Mtb., 1305/1888
·
Çiçekler, (çocuklara) İst., 1306/1889
·
Hayvanlar, (çocuklara) İst., 1306/1889
·
Kuşlar, (çocuklara) İst., 1306/1889
·
Nebatlar, (çocuklara) İst., 1305/1889
·
Tegaddi, İst., 1306/1889
·
Terakki, İst.: Kırkanbar Mtb., 1306/1889
·
Üç Cins Mahluk, İst., 1308/1889
·
Yürüyen Hayvanlar, (çocuklara) İst.,
1306/1889
·
Müntehabat-ı Ahmet Mithat, (makaleler, 3
c.) İst.: Tercüman-ı Hakikat Mtb.: 1306-07/1889-90
·
Aleksandr Stradella, Tercüman-ı Hakikat
Mtb., 1307/1890
·
Hallü’l-ukad, İst.: Tercüman-ı Hakikat
Mtb., 1307/1890
·
Harekât, İst., 1307/1890; Şeytankaya
Tılsımı, İst., 1307/1890
·
Terakkiyat-ı Hazıra ve Mesakin, İst.,
1307/1890
·
Ben Neyim: Hikmet-i Maddiyeye Müdafaa,
İst.: Tercüman-ı Hakikat Mtb., 1308/1891
·
Edvar-ı Askeriye, İst.: Kırkanbar Mtb.,
1308/1891
·
İstibşar: Amerika’da Neşr-i İslam
Teşebbüsü, İst.: Tercüman-ı Hakikat Mtb., 1380/1892
·
Sayyadane Bir Cevelan, İst.: Kırkanbar
Mtb., 1309/1892
·
Zabit, İst.: Tercüman-ı Hakikat Mtb.,
1308/1892
·
Fatma Aliye Hanım yahut Bir Muharrire-i
Osmaniye’nin Neşeti, İst.: Kırkanbar Mtb., 1893
·
Avrupa Adab-ı Muaşereti yahut Alafranga,
İst.: İkdam Mtb., 1312/1894
·
Beşair-i Sıdk-ı Nübüvvet-i Muhammediye,
İst.: Kırkanbar Mtb., 1312/1894
·
Avrupa’da Bir Cevelan, İst.: Tercüman-ı
Hakikat Mtb., 1307/1896
·
Berekât-ı Tenasüliye, İst.: Kırkanbar
Mtb., 1305/1888
·
Bud-i Şems Nasıl Ölçülür, İst., 1315/1897
·
Hilal-i Ahmer, İst.: Kırkanbar Mtb.,
1296/1897
·
Hikmet-i Peder, İst.: Tarih Gazetesi Mtb.,
1316/1898
·
Çocuk Melekât-ı Uzviye ve Ruhiyesi, İst.,
1317/1899
·
İstidad-ı Etfal, İst.: Kırkanbar Mtb.,
1306/1889
·
Peder Olmak Sanatı, İst., 1317/1899
·
Tarih-i Hikmet, İst.: Sırat-ı Müstakim
Mtb., 1328/1912
·
Tedrisî Tarih-i Edyân, İst.: Sebilürreşad
Ktp., 1329/1913
·
Tedrisî Tarih-i Umumî, İst.: Müşterekül
Menfaa Osmanlı Şirketi Mtb., 1329/1913
·
Ahbâr-ı Âsâra Tamim-i Nazar; Medrese-i
Süleymaniye: Tedrisat-ı İbtidaiye, İst., ?; Tarih-i Hikmet Zübdesi, İst., ty.
Çeviri: Üç Yüzlü Karı (P. de Kock), İst., 1877
·
Peçeli Kadın (E. Richebourg), İst., 1882
·
Nizâ-ı İlm ü Din (J. W. Draper), 4 c.,
İst., 1895-1900
KAYNAKÇA: Ali Muzaffer,
Teracim-i Ahval-i Meşahir yahut Zamanımız Osmanlı Üdeba ve Muharririni: Ahmet
Mithat Efendi, İst., 1317/1901; İsmail Hikmet (Ertaylan), Ahmet Mithat, İst.,
1932; M. N. Özön, Türkçede Roman, İst., 1936, s. 186-332; K. Yazgıç, Ahmed
Midhat Efendi: Hayatı ve Hatı raları, İst., 1940; S. E. Siyavuşgil,
“Ahmet Midhat Efendi”, İA, I, 184-187; M. Uraz, Ahmet Mithat, İst., 1941; Ra.
Ça., “Ahmet Mithat Efendi”, AA, I, 67; H. T. Us, Ahmed Midhat’ı Anıyoruz, İst.,
1955; Tanpınar (1956), 443-466; C. Kudret, Ahmet Mithat, Ank., 1962; M. S.
Çapanoğlu, İdeal Gazeteci Efendi Babamız Ahmed Midhat, İst., 1964; Ülken,
107-121; O. Okay, Batı Medeniyeti Karşısında Ahmed Midhat Efendi, Ank., 1975;
ay, “Ahmed Midhat Efendi”, DİA, II, 100-103; R. B. Finn, Türk Romanı, Ank.,
1984, s. 17-36; Ş. Rado, Ahmet Mithat Efendi, Ank., 1986; N. Akbayar-M. S. Koz,
“Ahmed Midhat Efendi”, DBİA, I, 124-127; A. Uçman, “Ahmed Midhat Efendi”, YYOA,
I, 134-136; Necatigil, Eserler, 9-10, 103, 116, 138, 146, 148-149, 153, 164,
176, 184-185, 189, 204-205, 280-281, 350-351, 406-407; C. V. Findley, Ahmed
Midhat Efendi Avrupa’da, İst., 1999; Tarih ve Toplum (Ahmet Mithat’ın Dünyası
Özel Sayı), Kasım 2000, s. 203; J. Parla, Don Kişot’tan Bugüne Roman, İst.,
2000.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder