ANA SAYFA

8 Nisan 2026 Çarşamba

Ahmet Mithat Efendi: Hayatı, Edebi Kişiliği ve Eserleri

Ahmet Mithat Efendi’nin Hayatı

Osmanlı’dan modern Türk edebiyatına geçiş sürecinde belirleyici rol oynayan Ahmet Mithat Efendi, yalnızca bir yazar değil, aynı zamanda bir halk eğitmeni olarak öne çıktı. 1844 yılında İstanbul’da doğan yazar, 28 Aralık 1912 tarihinde yine İstanbul’da hayatını kaybetti. Gazeteci, yazar ve yayımcı kimliklerini bir arada taşıyan Ahmet Mithat Efendi, geniş halk kitlelerine hitap eden üretkenliği sayesinde Tanzimat edebiyatının en etkili isimlerinden biri oldu.

Asıl adı Ahmet Mithat olan yazar, Coşkun ve Mehmet Cevdet imzalarını da kullandı. Annesi Nefise Hanım, 1829 yılında Kafkasya’dan göç etmek zorunda kalan bir Çerkez ailesine mensuptu. Babası ise Anadolu’dan İstanbul’a gelerek yerleşmiş ve bez ticaretiyle uğraşan Hacı Süleyman Ağa’dır.

Tophane’de Karabaş Mahallesi’nde, orta halli ve kalabalık bir esnaf ailesi içinde dünyaya geldi. Babasının ölümü üzerine henüz beş-altı yaşlarındayken çalışma hayatına atıldı. Bu dönemde Mısır Çarşısı’nda bir aktar dükkânında çırak olarak çalışmaya başladı. Daha sonra ağabeyinin memur olarak görev yaptığı Vidin’e gitti.

Eğitim hayatı kesintili ilerleyen Ahmet Mithat Efendi, ilk öğrenimine Vidin’de başlamış, daha ileri bir yaşta İstanbul’a dönerek Tophane’de Kumbaracı Yokuşu’nda bulunan sıbyan mektebinde eğitimini tamamladı. Bu süreçte Galata’da bir yabancıdan Fransızca dersleri almaya başladı. Böylece erken yaşta Batı diline ve kültürüne ilgi duydu.

Hâce-i Evvel: Ahmet Mithat Efendi’nin Hayatı ve Gazetecilik Yılları

Mithat Paşa’nın Niş valiliği sırasında, ağabeyiyle birlikte Niş’e gitti. Burada rüştiye öğrenimini tamamladı. 1863 yılında eğitimini bitirmiş ve kısa sürede dikkat çeken bir genç oldu. Mithat Paşa’nın Tuna valiliğine atanmasının ardından onunla birlikte Rusçuk’a geçti.

Rusçuk’ta Vilayet Mektubi Kalemi’nde ilk memuriyet görevine başladı. 1864 yılında başladığı bu görev, onun devlet bürokrasisini yakından tanımasını sağladı. Aynı zamanda medrese derslerine devam eden yazar, Arapça ve Farsça bilgisini ilerletti. Bu dönemde hem Doğu kültürüyle bağını güçlendirmiş hem de Batı’ya açılan bir zihin geliştirdi.

Zekâsı ve çalışkanlığı sayesinde Mithat Paşa’nın dikkatini çekti. Mithat Paşa ona kendi adını vermiş, Fransızca öğrenmesini teşvik etti ve bu alanda gelişmesi için imkân sağladı. Bu destek, Ahmet Mithat Efendi’nin entelektüel gelişiminde belirleyici oldu.

Rusçuk’ta memur olan Dragan Efendi’den Fransızca dersleri alan Ahemt Mithat Efendi, bu dönemde dil bilgisini ilerletti. Aynı dönemde Muhacirin Komisyonu reisi Şakir Bey ile tanıştı. Ahmet Mithat, anılarında Şakir Bey’i “hem asker, hem şair, hem filozof” olarak nitelendirdi. Şakir Bey’in zengin kütüphanesi ona açılmış ve özellikle Fransızca eserler üzerinden Batı düşüncesiyle tanışmasını sağladı.

Bu süreç, Ahmet Mithat Efendi’nin kültürel ufkunu genişletti. Doğu ve Batı kaynaklarını birlikte okuyarak kendine özgü bir düşünce yapısı geliştirdi. Bu birikim sayesinde Tuna gazetesinde yazmaya başladı. 1868 yılında yazar olarak girdiği gazetede kısa sürede yükseldi. Bir yıl sonra başyazar oldu ve yazı hayatına güçlü bir giriş yaptı.

Mithat Paşa’nın Bağdat valiliğine atanması üzerine, Ahmet Mithat Efendi de onun maiyetinde Bağdat’a gitti. 1869 yılında gerçekleşen bu yolculuk, onun hayatında yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Ağabeyiyle birlikte bu göreve dahil edilmiş ve farklı bir kültürel çevreye girdi.

Bağdat’ta yayımlanan Zevrâ gazetesinin müdürlüğünü üstlendi. Bu görev, onun gazetecilik alanındaki yetkinliğini geliştirmesine önemli katkı sağladı. Aynı zamanda düzenli bir entelektüel çevre içinde bulundu. Bu ortam, düşünsel gelişimini hızlandırdı.

Bu çevrede Osman Hamdi Bey ile tanıştı. Osman Hamdi Bey, onun Batı sanatına ve kültürüne daha bilinçli bir şekilde yönelmesini sağladı. Ayrıca dönemin önemli din bilginlerinden Muhammed Zühâvî ile sohbetler gerçekleşti. Bu görüşmeler, dini ve felsefi düşünce açısından derinleşmesine katkı sağladı.

Bağdat’taki dikkat çekici isimlerden biri de Şirazlı Bâkır Can Muattar oldu. Arapça, Farsça, Hintçe, İbranice ve İngilizce bilen bu sıra dışı kişi, Ahmet Mithat Efendi üzerinde etkili oldu. Doğu bilimleri ve felsefesi konusunda onun ufkunu genişletti.

Bu dönemde yazarlık faaliyetleri daha da hız kazandı. Mithat Paşa’nın açtırdığı sanat mekteplerinde okutulmak üzere “Hâce-i Evvel” adlı ders kitabını kaleme aldı. Aynı süreçte çocuklara yönelik kısa hikâyelerden oluşan “Kıssadan Hisse” adlı eserini de yazdı. Bu eserler, onun eğitimci yönünü açıkça ortaya koydu.

Bağdat yılları, Ahmet Mithat Efendi’nin hem Doğu hem Batı kültürünü sentezlediği bir dönem oldu. Bu birikim, ilerleyen yıllarda kaleme aldığı eserlerin temelini oluşturdu.

Basra’da mutasarrıf olarak görev yapan ağabeyinin ölümü üzerine Ahmet Mithat Efendi, memuriyet hayatını bırakmak zorunda kaldı. 1871 yılında İstanbul’a dönmüş ve ailesinin geçim yükünü üstlendi. Bu dönemde ailesi daha da kalabalıklaşmış ve ekonomik sorumluluk tamamen onun omuzlarına bindi.

İstanbul’a döndükten sonra Ceride-i Askeriye gazetesinde başyazar olarak görev aldı. Gazetecilik faaliyetlerini sürdürürken aynı zamanda kendi yayıncılık girişimlerini başlattı. Tahtakale’de yaşadığı evde, pedalla çalışan küçük bir matbaa kurdu. Bu matbaa, onun bağımsız yayıncılık anlayışının ilk adımı oldu.

Kurmuş olduğu bu matbaada kitaplarını kendi imkânlarıyla bastı. Yayınların üzerinde “muharririn zatına mahsus matbaa” ibaresi yer aldı. Yazarlık, dizgicilik ve dağıtım gibi tüm işleri büyük ölçüde kendisi ve ailesi yürüttü. Bu yönüyle Ahmet Mithat Efendi, Osmanlı basın hayatında öncü bir girişimci oldu.

Kısa sürede matbaasını büyütmüş ve önce Sirkeci’ye, ardından Beyoğlu’na taşıdı.  Bu gelişme, yayıncılık faaliyetlerinin genişlediğini gösterdi. Aynı dönemde Devir ve Bedir adlı iki dergi çıkardı. Ancak bu dergiler uzun ömürlü olmamış ve kısa sürede kapandı.

1872 yılında Dağarcık adlı dergiyi yayımlamaya başladı. Bu dergide kaleme aldığı yazılarda dönemin düşünce akımlarına yer verdi. “Duvardan Bir Seda” başlıklı yazısı, materyalist düşünceler içerdiği gerekçesiyle tartışma yarattı. Basiret gazetesi tarafından din karşıtı olmakla suçlandı. Bu tartışmalar sonucunda dergi onuncu sayısında kapandı.

Rodos sürgünü, Eğitim Faaliyetleri ve İlk Romanlar

Dağarcık dergisinde yayımlanan yazıları nedeniyle oluşan tartışmaların ardından, Ahmet Mithat Efendi siyasi bir bağlantısı olmamasına rağmen Genç Osmanlılar ile ilişkilendirildi. Bu gelişme sonucunda 1873 yılında Rodos’a sürgüne gönderildi. Bu sürgün, onun hayatında zorlu fakat üretken bir dönemin başlangıcı oldu.

Rodos’ta geçirdiği üç yıl boyunca boş durmadı. Burada çocukların eğitimi için Medrese-i Süleymaniye adlı bir okul kurdu. Bu okulda bizzat dersler vermiş ve eğitim faaliyetlerini sürdürdü. Eğitimci kimliği bu dönemde daha da belirgin hale geldi.

Sürgün yıllarında yazarlık faaliyetlerine de hız kesmeden devam etti. İlk romanlarını ve çeşitli ders kitaplarını bu dönemde kaleme aldı. Eserlerini zaman zaman Mehmet Cevdet imzasıyla yayımladı. Bu tercih Ahmet Mithat Efendi için, sürgün koşullarında yazılarını yayımlayabilmek için geliştirdiği bir yöntem oldu.

Ayrıca Kırkanbar dergisine düzenli olarak yazılar gönderdi. Bu dergi, onun düşüncelerini İstanbul’daki okuyuculara ulaştırmasına aracılık etti. Böylece sürgünde olmasına rağmen edebiyat ve basın dünyasından kopmamıştı.

1876 yılında V. Murat’ın padişah olmasıyla birlikte affedildi. Genç Osmanlılar ile birlikte bağışlanmış ve İstanbul’a dönmesine izin verildi. Bu dönüş, onun edebi ve gazetecilik faaliyetlerinde yeni ve daha yoğun bir dönemin başlangıcı oldu.

Tercüman-ı Hakikat, Devlet Görevleri ve Avrupa Seyahati

İstanbul’a döndükten sonra Ahmet Mithat Efendi, gazetecilik, yazarlık ve yayıncılık faaliyetlerini daha yoğun bir şekilde sürdürdü. Bu dönemde üretkenliği dikkat çekici biçimde artmış ve geniş bir okur kitlesine ulaşmayı başardı.

1878 yılında yayımlamaya başladığı Tercüman-ı Hakikat gazetesi, onun en önemli girişimlerinden biri oldu. Bu gazete kısa sürede büyük ilgi gördü ve Osmanlı basın tarihinin en uzun ömürlü yayınlarından biri haline geldi. Ahmet Mithat Efendi, bu gazete aracılığıyla halkı bilgilendirmeyi ve eğitmeyi amaçladı.

Ahmet Mithat Efendi, II. Abdülhamit döneminde sarayın desteğini de kısmen arkasına aldı. Bu süreçte Takvim-i Vekayi ve Matbaa-i Amire müdürlüğü görevlerinde bulundu. Aynı zamanda Meclis-i Umur-ı Sıhhiye’de üyelik yaptı, daha sonra bu kurumun başkanlığına yükseldi. Eğitim alanında da aktif rol aldı ve çeşitli okullarda dersler verdi.

1889 yılında Stockholm’de düzenlenen Sekizinci Şarkiyatçılar Kongresi’ne katıldı. Bu vesileyle Avrupa’ya gitmiş ve yaklaşık iki buçuk ay süren bir seyahat gerçekleştirdi. Bu yolculuk sırasında Batı toplumunu yakından gözlemleme fırsatı buldu. Gözlemlerini daha sonra kaleme aldığı eserlerinde değerlendirdi.

II. Meşrutiyet’in ilanından sonra emekli oldu. Ancak eğitim faaliyetlerinden tamamen kopmadı. Darülfünun, Medresetülvaizin ve Darülmuallimat gibi kurumlarda genel tarih, dinler tarihi ve felsefe tarihi dersleri vermeye devam etti.

Hayatının son döneminde Darüşşafaka’da fahri olarak görev yaptı. 28 Aralık 1912 gecesi, nöbetçi olduğu sırada hayatını kaybeden yazar, Mezarı Fatih Camii haziresine defnedildi. Mezar taşında Nigâr Hanım’a ait bir beyit yer alır.

Ahmet Mithat Efendi’nin Edebi Kişiliği

Yazı Makinesi: Ahmet Mithat’ın Edebi Kişiliği ve Üslubu

Ahmet Mithat Efendi, Tanzimat dönemi yazarları arasında kendine özgü bir konumda yer aldı. Siyasi fikirleri bulunmakla birlikte, dönemin birçok aydınının aksine çözümü rejim değişikliğinde aramadı. Ona göre toplumun asıl ihtiyacı eğitim ve kültürel gelişim oldu. Bu nedenle eserlerinde halkı bilinçlendirmeyi temel amaç edindi.

II. Abdülhamit’e yakın bir düşünce çizgisine sahip oldu. Toplumun yeterli eğitim seviyesine ulaşmadan köklü siyasi değişimlere gitmesinin sakıncalı olacağını savundu. Bu yaklaşımı, onu Genç Osmanlılar’dan ayıran önemli bir özellik oldu.

Ahmet Mithat Efendi’nin edebi anlayışında Doğu ve Batı karşılaştırması önemli bir yer tuttu. 19. yüzyılda yaygın olan Batı hayranlığına eleştirel yaklaştı. Eserlerinde Doğu’nun geleneksel değerleri ile Batı’nın bilimsel ve kültürel birikimini birlikte ele aldı. Bu yönüyle sentezci bir bakış açısı geliştirti.

Roman, hikâye ve diğer yazılarında yalnızca kurguya odaklandı. Aynı zamanda okuyucuya bilgi aktarmayı hedefledi. Bu nedenle eserlerinde sık sık ansiklopedik bilgiler verdi. Olay akışını keserek okuyucuyla doğrudan konuştu ve açıklamalar yaptı

Bu anlatım tarzı bazı eleştirmenler tarafından kusur olarak değerlendirildi. Ancak bu yaklaşım, onun halkı eğitme misyonunun bir parçası oldu. Okuyucuyla kurduğu doğrudan iletişim, onu döneminin diğer yazarlarından ayırdı.

Tanzimat Edebiyatında Halkçı Bir Yaklaşım

Ahmet Mithat Efendi, Tanzimat edebiyatında halkçı bir çizgi benimsedi. Dili sadeleştirmeyi savunmuş ve geniş kitlelerin anlayabileceği bir anlatım kullandı. “Dilde Sadeliği İltizam Edelim” başlıklı yazısında bu görüşünü açıkça ortaya koydu.

Eserlerinde kullandığı dil, dönemine göre oldukça anlaşılır oldu. Bu durum bazı çevreler tarafından basitlik olarak değerlendirildi. Ancak aslında bu tercih, bilinçli bir halk eğitimi stratejisi oldu.

Okuyucuya hem bilgi vermeyi hem de onu düşünmeye yönlendirmeyi amaçladı. Bu yönüyle edebiyatı bir eğlence aracı olmaktan çıkararak bir eğitim aracı haline getirdi. “Hâce-i Evvel” unvanını alması da bu yaklaşımının bir sonucu oldu.

 Roman Anlayışı, Teknik Özellikler ve Eleştirel Değerlendirmeler

Ahmet Mithat Efendi, roman türünün Osmanlı toplumunda yaygınlaşmasında belirleyici bir rol üstlendi. Tanzimat’tan sonra Batı’dan alınan bu türün geniş kitleler tarafından benimsenmesini sağladı. Özellikle halkı okumaya alıştırarak bir roman okuyucusu kitlesi oluşturdu.

Eserlerini yalnızca bireysel hikâyeler anlatmak için değil, toplumsal dönüşümü yönlendirmek için kaleme aldı. Bu nedenle romanlarında öğretici bir yaklaşım benimsedi. Okuyucuyu bilgilendirmeyi ve yönlendirmeyi amaçladı.

Ahmet Mithat Efendi, yayıncılık alanında da yenilikçi bir yol izledi. Eserlerini “Letaif-i Rivayat”, “Hikâye Gözü” ve “Musahebat-ı Leyliye” gibi başlıklar altında seri halinde yayımladı. Bu yöntem, Osmanlı basın hayatında süreli yayın mantığını güçlendirdi. Okuyucuda devamlılık duygusu oluşturdu.

Romanlarında sıkça başvurduğu anlatım tekniklerinden biri, okuyucuyla doğrudan diyalog kurması oldu. Olay akışını keserek açıklamalar yapmış ve yorumlarda bulundu. Bu teknik, klasik roman yapısından farklı bir anlatı biçimi oluşturdu.

Edebi açıdan değerlendirildiğinde, Ahmet Mithat Efendi’nin romanları yalnızca içerikleriyle değil, anlatım biçimleriyle de dikkat çekti. Batı roman tekniğini benimsemekle birlikte, geleneksel Türk anlatı unsurlarını da eserlerine dahil etti. Meddah, Karagöz ve ortaoyunu gibi sözlü kültür öğeleri, anlatım tarzında etkili oldu.

Bu yönüyle eserleri, Doğu ile Batı arasında bir geçiş formu oluşturdu. Hem modern roman tekniklerini hem de geleneksel anlatım biçimlerini bir arada kullandı.

Eleştirmen Jale Parla, Ahmet Mithat Efendi’nin roman anlayışını yenilikçi bir perspektifle değerlendirdi. “Don Kişot’tan Bugüne Roman” adlı eserinde, onun “Karı Koca Masalı” adlı metnini Batı edebiyatının önemli örnekleriyle karşılaştırdı. Bu eser, Laurence Sterne’ün “Tristram Shandy” ve Denis Diderot’nun “Jacques le Fataliste” adlı romanlarıyla benzer bir anlatı yapısı içinde ele alındı.

Jale Parla’ya göre Ahmet Mithat Efendi, yazma tutkusunu metne dönüştüren ve anlatıyı bilinçli şekilde sorgulayan bir yazar oldu. Okurla kurduğu diyalog, klasik anlatı sınırlarını aşan bir yenilik olarak değerlendirildi. Bu yaklaşım, onun Türk edebiyatında romanın kurucularından biri olarak kabul edilmesini sağladi.

“Karı Koca Masalı” adlı eserinde, yazar ile okur arasında kurulan ilişki ön plana çıktı. Metin boyunca sürdürülen diyalog, anlatının kendisini tartışma konusu haline getirdi. Bu yönüyle eser, klasik hikâye yapısının dışına çıktı.

Ahmet Mithat Efendi’nin bu anlatım biçimi, dönemi için oldukça yenilikçi oldu. Okuyucuyu pasif bir konumdan çıkararak metnin aktif bir parçası haline getirdi. Böylece modern anlatı tekniklerine yaklaşan bir üslup geliştirdi.

Eserlerin Tematik Sınıflandırması ve Roman Türleri

Ahmet Mithat Efendi’nin eserleri sayıca oldukça fazladır.. Roman ve uzun öykü türlerinde altmışın üzerinde yapıtı vardır. Bu eserleri konularına göre sınıflandırmak mümkün olsa da, çoğu zaman birden fazla temayı bir arada işledi. Bu yönüyle eserleri, döneminin toplumsal ve kültürel yapısını yansıtan bir panorama sundu.

Bazı romanları Jules Verne tarzında fen ve seyahat konularını işledi. “Ahmet Metin ve Şirzat”, “Acaib-i Âlem”, “Amerika Doktorları”, “Hasan Mellah” ve “Rikalda” gibi eserleri bu kategoriye girdi. Bu romanlarda bilimsel ve coğrafi bilgiler olay örgüsüyle iç içe verildi.

Tarihsel romanları da önemli bir yer tutmuştu. “Arnavutlar-Solyotlar”, “Cellat”, “Dünyaya İkinci Geliş”, “Gönüllü”, “Kafkas” ve “Süleyman Musli” gibi yapıtları yakın veya uzak dönemin tarihini işlemekteydi. Bu romanlarda tarihsel olaylar ile bireysel yaşamlar iç içe geçti.

Aşk ilişkileri, Ahmet Mithat’ın eserlerinde sıkça ele alındı. “Demir Bey”, “Henüz On Yedi Yaşında”, “Taaffüf” ve “Yeryüzünde Bir Melek” romanları, özellikle kadın-erkek ilişkileri üzerine kuruldu. İstanbul’da geçen bazı romanlarında ise Batılılaşma sürecindeki toplumsal değişmeler ön plana çıktı. “Felatun Bey ile Rakım Efendi”, “Karnaval”, “Müşahedat” ve “Jön Türk” bu örnekler arasında yer aldı.

Bazı yapıtları polisiye ve macera türünü işledi. “Esrar-ı Cinayat”, “Hüseyin Fellah”, “Hayret”, “Haydut Montari”, “Paris’te Bir Türk”, “Vah” ve “Dürdane Hanım” gibi eserleri bu türdendi. Bu romanlarda gerilim ve çözülmesi gereken gizemler ön plana çıkarıldı.

Ahmet Mithat Efendi, romanlarında pek çok konuyu bir arada sunmayı esas aldı. Bu nedenle tek bir tür veya tema ile sınırlamak mümkün olmadı. Ancak genel olarak, Doğu-Batı karşıtlığını ve Tanzimat dönemi ikilemlerini eserlerinin temelini oluşturdu.

Romanlarındaki tipler de belirli gruplar halinde incelenebilirdi. Birinci grup, yaşlı alafranga kişilerden oluştu. Bunlar Batı modasına özenmiş, ulusal değerlere ilgisiz ve alaturka çevrede yetişmiş kişilerdi. Felatun Bey ve Bahtiyar Paşa bu tipin örnekleriydi.

İkinci grup, şık ve genç tiplerden oluştu. Bunlar daha kültürlü olsa da Batı özentisinden öteye geçemedi. Felatun Bey, Süruri Efendi, Zekâ Bey ve Zekâi Bey bu kategoride yer aldı.

Üçüncü grup ise Ahmet Mithat’ın kendi uygarlık görüşünü temsil eden karakterlerden oluştu. Bu tipler ulusal değerlere bağlı, Batı dillerini bilen ve pozitif bilimlerden haberdar kişilerdi. Rakım Efendi, Nasuh, Resmi, Suphi ve Şinasi gibi karakterler bu gruptaydı.

Genç kız ve kadın tipleri ise olumlu karakterler olarak betimlendi. Alaturka geleneklere bağlı olmakla birlikte Batı kültürüne de uzak değillerdi. Ferdane, Saniha ve Ahdiye bu grupta yer almıştı.

Son romanı Jön Türk’teki Ceylan karakteri ise alafrangalığın en uç örneğini temsil etti. Yerli kültürden tamamen uzak ve olumsuz bir karakter olarak tasvir edildi.

Ahmet Mithat Efendi’nin Eserleri ve Ders Kitapları

Ahmet Mithat Efendi, sadece roman ve hikâyeleriyle değil, çok yönlü bir yazar ve eğitimci olarak da öne çıktıı. Telif ve çeviri olarak yayımlanan eserlerinin sayısı iki yüz elliyi buldu. Roman ve uzun öykülerin yanı sıra tiyatro yapıtları da kaleme aldı.

Edebi eserlerinin dışında eğitim alanında önemli katkılar sağladı. “Hâce-i Evvel” ve “Medrese-i Süleymaniye” gibi ders kitapları, çocukların öğreniminde başvurduğu kaynaklar oldu. Bu kitaplar, onun halkı eğitme vizyonunun somut örnekleri olarak kabul edildi.

Tarih ve coğrafya konularında da yapıtlar verdi. “Kâinat” ve “Mufassal” adlı eserleri, bu alanlarda bilgi aktarmak amacıyla hazırlandı. Ayrıca dönemin siyasal eleştirilerini içeren “Üss-i İnkılab” ve “Zübdet’ül-Hakayık” adlı kitapları da önemli belgelerdi.

Din ve felsefe alanında da eserler kaleme aldı. Hıristiyanlığa karşı İslam’ı savunduğu “Müdafaa”, dini ve ilmi tartışmalar içerdiği “İstibşar”, topluma Batı felsefesinin etkilerini ele aldığı “Şopenhavr’ın Hikmet-i Cedidesi”, Volter ve Beşir Fuat üzerine yazıları bu alandaki çalışmalarını gösterdi.

Avrupa gezilerinden elde ettiği gözlem ve izlenimlerini de kitaplaştırdı. “Avrupa’da Bir Cevelan” adlı eseri, Batı kültürünü yakından gözlemlediği bir seyahat günlüğü oldu. Gençlik ve sürgün yıllarına dair otobiyografik anlatıları ise “Menfâ” adıyla yayımlandı.

Ahmet Mithat Efendi, sağlık, aile, eğitim, kadın, moda, ekonomi, askerlik, psikoloji ve adabımuaşeret gibi farklı konularda da eserler üretti. Bu yönü, onun dönemin en üretken yazarlarından biri olmasını sağladı.

Harf devriminden sonra da romanlarının çoğu yayımlanmaya devam etti. Türk Dil Kurumu tarafından son yıllarda birçok eseri topluca yeniden basılmış ve günümüzde okuyucuyla buluşturuldu. Bu sayede Ahmet Mithat Efendi’nin eserleri, edebiyat tarihimizde kalıcı bir miras bıraktı.

Ahmet Mithat Efendi’nin Eserleri

Roman ve Öykü:

·         Kıssadan Hisse, (2. bas.) İst.: Muharririn zatına mahsus mtb., 1870

·         Suizan-Esaret, İst., Muharririn zatına mahsus mtb., 1870

·         Gençlik-Teehhül, İst.: Muharririn zatına mahsus Mtb., 1870

·         Felsefe-i Zenan, İst.: Muharririn zatına mahsus mtb., 1870

·         Gönül-Mihnetkeşan, İst.: Muharririn zatına mahsus mtb., 1870

·         Firkat, İst.:Muharririn zatına mahsus mtb., 1870

·         Yeniçeriler, İst.: Muharririn zatına mahsus mtb., 1871

·         Ölüm Allahın Emri, İst.: Hacopulo Çarşısı 13 numaralı mtb., 1873

·         Hasan Mellah yahut Sır İçinde Esrar, İst.: Şark Mtb., 1874

·         Dünyaya İkinci Geliş yahut İstanbul’da Neler Olmuş, İst.: Şark Mtb., 1874

·         Zeyl-i Hasan Mellah, İst.: Kırkanbar Mtb., 1875

·         Hüseyin Fellah, İst.: Kırkanbar Mtb., 1875

·         Yeryüzünde Bir Melek, İst.: Kırkanbar Mtb., 1875

·         Karı-Koca Masalı, İst.: Kırkanbar Mtb., 1875

·         Felatun Bey ile Rakım Efendi, İst.: Kırkanbar Mtb., 1875

·         Paris’te Bir Türk, İst.: Kırkanbar Mtb., 1876

·         Bir Gerçek Hikâye-Fitnekâr, İst.: Kırkanbar Mtb., 1876

·         Süleyman Musli, İst.: Kırkanbar Mtb., 1877

·         Kafkas, İst.: Kırkanbar Mtb., 1877

·         Çengi, İst.: Kırkanbar Mtb., 1877

·         Nasib-Bekârlık Sultanlık mı Dedin?, İst., 1877

·         Beliyyat-ı Mudhike, İst.: Tercüman-ı Hakikat Mtb., 1881

·         Karnaval, İst.: Tercüman-ı Hakikat Mtb., 1881

·         Henüz Onyedi Yaşında İst.: Tercüman-ı Hakikat Mtb., 1881

·         Acaib-i Âlem, İst.: Tercüman-ı Hakikat Mtb., 1882

·         Dürdane Hanım, İst.: Tercüman-ı Hakikat Mtb., 1882

·         Vah!, İst.: Tercüman-ı Hakikat Mtb., 1882

·         Volter Yirmi Yaşında yahut İlk Muaşakası, İst.: Tercüman-ı Hakikat Mtb., 1884

·         Esrar-ı Cinayat, İst.: Tercüman-ı Hakikat Mtb., 1884

·         Cellat, İst.: Tercüman-ı Hakikat Mtb., 1884

·         Hayret, İst.: Tercüman-ı Hakikat Mtb., 1885

·         Bahtiyarlık, İst.: Kırkanbar Mtb., 1885

·         Cinli Han, İst.: Kırkanbar Mtb., 1885

·         Obur, İst.: Kırkanbar Mtb., 1885

·         Bir Tövbekâr, İst.: Kırkanbar Mtb., 1885

·         Çingene, İst.: Kırkanbar Mtb., 1887

·         Çifte İntikam, İst.: Kırkanbar Mtb., 1887

·         Para, İst.: Kırkanbar Mtb., 1887

·         Kısmetinde Olanın Kaşığında Çıkar, İst.: Kırkanbar Mtb., 1887

·         Arnavutlar-Solyotlar, İst.: Tercüman-ı Hakikat Mtb., 1888

·         Demir Bey yahut İnkişaf-ı Esrar, İst., 1888

·         Fennî Bir Roman yahut Amerika Doktorları, İst., 1888

·         Haydut Montari, İst.: Kırkanbar Mtb., 1888

·         Gürcü Kızı yahut İntikam, İst.: Tercüman-ı Hakikat Mtb., 1889

·         Rikalda yahut Amerika Vahşet Âlemi, İst.: Tercüman-ı Hakikat Mtb., 1890

·         Diplomalı Kız, İst.: Kırkanbar Mtb., 1890

·         Dolaptan Temaşa, İst.: Kırkanbar Mtb., 1890

·         Müşahedat, İst.: Kırkanbar Mtb., 1891

·         Hayal ve Hakikat, (Fatma Âliye ile) İst.: Tercüman-ı Hakikat Mtb., 1892

·         Ahmet Metin ve Şirzat yahut Roman İçinde Roman, İst.: Tercüman-ı Hakikat Mtb., 1892

·         İki Hud’akâr, İst.: Matbaa-i Amire, 1893

·         Emanetçi Sıtkı, İst.: Matbaa-i Amire, 1893

·         Can Kurtaranlar, İst.: Tercüman-ı Hakikat Mtb., 1893

·         Bir Acibe-i Saydiye, İst.: Tercüman-ı Hakikat Mtb., 1893

·         Ana-Kız, İst.: Tercüman-ı Hakikat Mtb., 1893

·         Gönüllü, İst.: Kırkanbar Mtb., 1896

·         Mesail-i Muğlaka, İst.: Tarik Gazetesi Mtb., 1898

·         Jön Türk, İst.: Tercüman-ı Hakikat Mtb., 1910

Oyun:

·         Eyvah, İst.: Muharririn zatına mahsus mtb., 1871

·         Açıkbaş, İst.: Şark Mtb., 1874

·         Ahz-i Sar yahut Avrupa’nın Eski Medeniyeti, İst.: Kırkanbar Mtb., 1874

·         Hükm-i Dil, İst.: Şark Mtb., 1874

·         Zuhur-ı Osmaniyan, İst.: Tercüman-ı Hakikat Mtb., 1877

·         Fürs-i Kadimde Bir Facia yahut Siyavüş, İst.: Tercüman-ı Hakikat Mtb., 1884

·         Çengi yahut Daniş Çelebi, İst.: Tercüman-ı Hakikat Mtb., 1884

·         Çerkes Özdenler, İst.: Tercüman-ı Hakikat Mtb., 1884

·         Ahmet Mithat Efendi’nin bütün oyunları İnci Enginün tarafından yeni harflere çevrilerek Ahmet Midhat Efendi’nin Tiyatroları adıyla tek bir kitap olarak yayımlanmıştır: İst.: Marmara Üni. Fen-Edebiyat Fak., 1990.

Diğer:

·         Hâce-i Evvel, Bağdat: Vilayet Mtb., 1286/1869

·         Durub-ı Emsal-i Osmaniye Hikemiyatının Ahvalini Tasvir, İst., 1288/1871

·         Kâinat-Kütüphane-i Tarih (15 kitap), 1871-81

·         Menfa, İst.: Kırkanbar Mtb., 1877

·         Zübdetü’l Hakayık, İst.: Takvim-i Vakayi Mtb., 1295/1878

·         Tarih-i Umumi, 2 c., İst.: Kırkanbar Mtb., 1878-79

·         Ekonomi Politik, İst.: Kırkanbar Mtb., 1296/1879

·         Sevda-yı Sây ü Emel, İst.: Kırkanbar Mtb., 1295/1879

·         Nevm ve Hâlât-ı Nevm, İst.: Kırkanbar Mtb., 1298/1881

·         Müdafaa, İst.: Tercüman-ı Hakikat Mtb., 3 c., 1300-02/1883-85

·         İlhamât ve Tagligât, İst.: Tercüman-ı Hakikat Mtb., 1302/1885

·         Abdest ve Na maz, (çocuklara) İst.: Kırkanbar Mtb., 1303/1886

·         Sağlık, İst.: Kırkanbar Mtb., 1303/1886

·         Terbiyeli Çocuk, (çocuklara) İst.: Kırkanbar Mtb., 1303/1886

·         Mufassal Tarih-i Kurun-ı Cedide, 3 c., İst.: Kırkanbar Mtb., 1303-05/1886-88

·         Beşir Fuat, İst.: Tercüman-ı Hakikat Mtb., 1304/1887

·         İtiyat, İst., 1304/1887

·         Kadınlarda Hıfz-ı Cemal, İst., 1304/1887

·         Ömür Uzunluğu, İst., 1304/1887

·         Sihr Siracı, İst.: Cemal Efendi Mtb., 1304/1887

·         Şopenhavr’ın Hikmet-i Cedidesi, İst.: Tercüman-ı Hakikat Mtb., 1305/1887

·         Tasarrufat-ı Kimyeviye, İst., 1304/1887

·         Tedkik-i Müskirat, İst., 1304/1887

·         Teehhül, İst., 1304/1887

·         Vakit Geçirmek, İst., 1304/1887

·         Volter, İst.: Tercüman-ı Hakikat Mtb., 1304/1887

·         Kadınlarda Tezyid-i Cemal, İst.: Kırkanbar Mtb., 1305/1888

·         Çiçekler, (çocuklara) İst., 1306/1889

·         Hayvanlar, (çocuklara) İst., 1306/1889

·         Kuşlar, (çocuklara) İst., 1306/1889

·         Nebatlar, (çocuklara) İst., 1305/1889

·         Tegaddi, İst., 1306/1889

·         Terakki, İst.: Kırkanbar Mtb., 1306/1889

·         Üç Cins Mahluk, İst., 1308/1889

·         Yürüyen Hayvanlar, (çocuklara) İst., 1306/1889

·         Müntehabat-ı Ahmet Mithat, (makaleler, 3 c.) İst.: Tercüman-ı Hakikat Mtb.: 1306-07/1889-90

·         Aleksandr Stradella, Tercüman-ı Hakikat Mtb., 1307/1890

·         Hallü’l-ukad, İst.: Tercüman-ı Hakikat Mtb., 1307/1890

·         Harekât, İst., 1307/1890; Şeytankaya Tılsımı, İst., 1307/1890

·         Terakkiyat-ı Hazıra ve Mesakin, İst., 1307/1890

·         Ben Neyim: Hikmet-i Maddiyeye Müdafaa, İst.: Tercüman-ı Hakikat Mtb., 1308/1891

·         Edvar-ı Askeriye, İst.: Kırkanbar Mtb., 1308/1891

·         İstibşar: Amerika’da Neşr-i İslam Teşebbüsü, İst.: Tercüman-ı Hakikat Mtb., 1380/1892

·         Sayyadane Bir Cevelan, İst.: Kırkanbar Mtb., 1309/1892

·         Zabit, İst.: Tercüman-ı Hakikat Mtb., 1308/1892

·         Fatma Aliye Hanım yahut Bir Muharrire-i Osmaniye’nin Neşeti, İst.: Kırkanbar Mtb., 1893

·         Avrupa Adab-ı Muaşereti yahut Alafranga, İst.: İkdam Mtb., 1312/1894

·         Beşair-i Sıdk-ı Nübüvvet-i Muhammediye, İst.: Kırkanbar Mtb., 1312/1894

·         Avrupa’da Bir Cevelan, İst.: Tercüman-ı Hakikat Mtb., 1307/1896

·         Berekât-ı Tenasüliye, İst.: Kırkanbar Mtb., 1305/1888

·         Bud-i Şems Nasıl Ölçülür, İst., 1315/1897

·         Hilal-i Ahmer, İst.: Kırkanbar Mtb., 1296/1897

·         Hikmet-i Peder, İst.: Tarih Gazetesi Mtb., 1316/1898

·         Çocuk Melekât-ı Uzviye ve Ruhiyesi, İst., 1317/1899

·         İstidad-ı Etfal, İst.: Kırkanbar Mtb., 1306/1889

·         Peder Olmak Sanatı, İst., 1317/1899

·         Tarih-i Hikmet, İst.: Sırat-ı Müstakim Mtb., 1328/1912

·         Tedrisî Tarih-i Edyân, İst.: Sebilürreşad Ktp., 1329/1913

·         Tedrisî Tarih-i Umumî, İst.: Müşterekül Menfaa Osmanlı Şirketi Mtb., 1329/1913

·         Ahbâr-ı Âsâra Tamim-i Nazar; Medrese-i Süleymaniye: Tedrisat-ı İbtidaiye, İst., ?; Tarih-i Hikmet Zübdesi, İst., ty. Çeviri: Üç Yüzlü Karı (P. de Kock), İst., 1877

·         Peçeli Kadın (E. Richebourg), İst., 1882

·         Nizâ-ı İlm ü Din (J. W. Draper), 4 c., İst., 1895-1900

KAYNAKÇA: Ali Muzaffer, Teracim-i Ahval-i Meşahir yahut Zamanımız Osmanlı Üdeba ve Muharririni: Ahmet Mithat Efendi, İst., 1317/1901; İsmail Hikmet (Ertaylan), Ahmet Mithat, İst., 1932; M. N. Özön, Türkçede Roman, İst., 1936, s. 186-332; K. Yazgıç, Ahmed Midhat Efendi: Hayatı ve Hatı raları, İst., 1940; S. E. Siyavuşgil, “Ahmet Midhat Efendi”, İA, I, 184-187; M. Uraz, Ahmet Mithat, İst., 1941; Ra. Ça., “Ahmet Mithat Efendi”, AA, I, 67; H. T. Us, Ahmed Midhat’ı Anıyoruz, İst., 1955; Tanpınar (1956), 443-466; C. Kudret, Ahmet Mithat, Ank., 1962; M. S. Çapanoğlu, İdeal Gazeteci Efendi Babamız Ahmed Midhat, İst., 1964; Ülken, 107-121; O. Okay, Batı Medeniyeti Karşısında Ahmed Midhat Efendi, Ank., 1975; ay, “Ahmed Midhat Efendi”, DİA, II, 100-103; R. B. Finn, Türk Romanı, Ank., 1984, s. 17-36; Ş. Rado, Ahmet Mithat Efendi, Ank., 1986; N. Akbayar-M. S. Koz, “Ahmed Midhat Efendi”, DBİA, I, 124-127; A. Uçman, “Ahmed Midhat Efendi”, YYOA, I, 134-136; Necatigil, Eserler, 9-10, 103, 116, 138, 146, 148-149, 153, 164, 176, 184-185, 189, 204-205, 280-281, 350-351, 406-407; C. V. Findley, Ahmed Midhat Efendi Avrupa’da, İst., 1999; Tarih ve Toplum (Ahmet Mithat’ın Dünyası Özel Sayı), Kasım 2000, s. 203; J. Parla, Don Kişot’tan Bugüne Roman, İst., 2000.

 

 

 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Ahmet Rasim Kimdir? Hayatı, Edebi Kişiliği ve Eserleri

  Ahmet Rasim Kimdir? Ahmet Rasim kimdir sorusu, Türk edebiyatı ve basın tarihi içinde önemli bir yere sahip olan çok yönlü bir ismi anlam...