ANA SAYFA

Cahit Sıtkı Tarancı Kimdir? Hayatı, Edebi Kişiliği ve Eserleri

   

Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatı şairlerinden Cahit Sıtkı Tarancı
Cahit Sıtkı Tarancı

Cahit Sıtkı Tarancı Kimdir?

Türk şiirinin en güçlü isimlerinden biri kabul edilen Cahit Sıtkı Tarancı, özellikle ölüm, yalnızlık ve zaman temalarını işlediği şiirleriyle edebiyat tarihinde önemli yer edindi. “Otuz Beş Yaş” şiiriyle geniş kitlelere ulaşan şair, sade dili ve derin anlatımıyla Cumhuriyet dönemi Türk şiirine yön verdi. 4 Ekim 1910 tarihinde Diyarbakır’da doğdu, 13 Ekim 1956 tarihinde Viyana’da hayata veda etti.

Cahit Sıtkı Tarancı’nın Hayatı 

Çocukluk ve Eğitim Yılları

Asıl adı Hüseyin Cahit olan sanatçı, bazı yazılarında Cevat Sadık ve İrfan Kudret imzalarını kullandı. Diyarbakır’ın köklü Pirinççizadeler ailesine mensup Bekir Sıtkı Bey ile Arife Hanım’ın oğlu olarak dünyaya geldi. Çocukluk yıllarını, daha sonra müzeye dönüştürülen aile evinde geçirdi.

İlk öğrenimine Diyarbakır’daki Numune-i Terakki-i Hamidi Mekteb-i İptidaisi’nde başladı. Ardından Mekteb-i Sultani’de eğitim gördü. Başarılı öğrenim hayatı nedeniyle İstanbul’a gönderildi. Saint-Joseph Lisesi’nde okudu, ardından Galatasaray Lisesi’ne geçti. Burada yakın dostluk kurduğu Ziya Osman Saba ile tanıştı.

Edebiyat Hayatı ve Memuriyet Dönemi

1931 yılında Galatasaray Lisesi’nden mezun olduktan sonra Mülkiye Mektebi’ne girdi, ancak eğitimini tamamlamadan ayrıldı. Daha sonra Yüksek Ticaret Okulu’na kaydoldu. Aynı dönemde Sümerbank’ta memur olarak çalıştı ve Cumhuriyet gazetesinde öyküleri yayımlandı.

1938 yılında eğitimini sürdürmek amacıyla Paris’e gitti. Paris Radyosu’nda Oktay Rıfat ile Türkçe yayınlarda görev aldı. Fransa’nın işgal edilmesi üzerine İsviçre üzerinden Türkiye’ye döndü. Askerlik görevini Ankara, Burhaniye ve Ilıca’da tamamladı.

Ankara yıllarında Orhan Veli, Melih Cevdet, Ahmet Muhip Dıranas, Yaşar Nabi Nayır ve Sabahattin Eyuboğlu gibi önemli edebiyatçılarla aynı çevrede bulundu. Şiirlerinde insanın faniliğini, yaş alma korkusunu ve yalnızlık duygusunu etkileyici imgelerle anlattı. Garip akımından bütünüyle ayrılmasa da kendi şiir çizgisini oluşturdu. Edebiyat çevrelerinde güçlü gözlem yeteneğiyle dikkat çekti. Şiir dili döneminin okurlarını derinden etkiledi.

Son Yılları ve Ölümü

Ankara’da Anadolu Ajansı, Toprak Mahsulleri Ofisi ve Çalışma Bakanlığı’nda görev yaptı. 1945 yılında “Otuz Beş Yaş” şiiriyle yarışmada birinci oldu. 1951 yılında Cavidan Hanım’la evlendi. 1954 yılında geçirdiği hastalık nedeniyle felç oldu. Tedavi için gönderildiği Viyana’da yaşamını yitirdi. Cenazesi Ankara’da toprağa verildi.

Cahit Sıtkı Tarancı’nın Edebi Kişiliği

Cahit Sıtkı Tarancı’nın ilk şiirleri 1930 ve 1931 yıllarında Muhit, Servetifünun-Uyanış ve Galatasaray Lisesi’nin Akademi dergisinde yayımlandı. Daha sonraki yıllarda Varlık, Yücel, İnsan, Ülkü, Kültür Haftası, İstanbul, Cumhuriyet, Vatan ve Akşam gibi önemli gazete ve dergilerde eserleri yer aldı. Henüz lise yıllarında şair olmayı hedeflediğini ailesine yazdığı mektuplarda açık biçimde dile getirdi.

Tarancı’nın edebiyat çevrelerinde tanınmasını sağlayan gelişmelerden biri, Peyami Safa’nın Cumhuriyet gazetesinde yayımladığı yazılar oldu. Peyami Safa, genç şairin şiirlerinde eksikler bulmasına rağmen onun büyük bir yetenek taşıdığını ifade etti. Şairin sıradan görünen dizeler içinde bile yeni ve farklı bir dünya kurmaya çalıştığını belirtti. Bu değerlendirmeler, Cahit Sıtkı Tarancı’nın şiir çevrelerinde dikkat çekmesini sağladı.

Bu destekten sonra Tarancı, ilk şiir kitabı olan Ömrümde Sükût’u Peyami Safa’ya ithaf ederek yayımladı. Şair, şiiri yalnızca duygu aktarımı olarak görmedi. Ona göre şiir, kelimelerle estetik yapı kurma sanatıydı. Kelimenin yalnızca anlam taşımadığını, aynı zamanda çağrışım, ses ve renk değeri içerdiğini savundu. Şairin düşüncesine göre şiirin gücü, kelimelerin bir araya geliş biçiminde ortaya çıktı.

Tarancı, şiirde teknik ve biçim üzerinde titizlikle durdu. Mallarmé’nin “şiir, kelimeler dinidir” sözünü önemseyerek şiirin ustalık isteyen bir sanat olduğunu dile getirdi. Şair için şiirde yalnızca ne söylendiği değil, nasıl söylendiği de büyük önem taşıdı. Bu nedenle şiirlerinde ahenk, ritim ve ses uyumuna dikkat etti.

Biçim konusundaki görüşlerinde Paul Valéry’nin düşüncelerinden etkilendi. Ona göre sanat eserinin gücü, anlatımın etkileyici biçimde kurulmasına bağlıydı. Şiirde biçimsel kusurları önemseyen Tarancı, estetik kaygının sanatın temel şartlarından biri olduğunu savundu. Şekle önem vermeyen sanatçının başarılı eser ortaya koyamayacağını düşündü.

İlk dönemlerinde vezin ve kafiyeye bağlı şiirler yazdı. Ancak zamanla şiirde asıl önemli unsurun duygu ve düşünceyi en etkili biçimde anlatmak olduğuna karar verdi. Hece, aruz ya da serbest ölçü arasında kesin ayrım yapmadı. Şiirin başarısını kullanılan biçimden çok, dilin imkânlarını güçlü kullanma becerisine bağladı.

Necatigil, Tarancı’nın şiir anlayışını değerlendirirken onun insanı yaşama bağlayan yönüne dikkat çekti. Şairin dizelerinde ölüm düşüncesi yoğun biçimde yer alsa da hayat sevgisi tamamen kaybolmadı. Özellikle yaşama arzusu ile ölüm korkusu arasındaki çatışma, şiirlerinin temel gerilimlerinden biri oldu.

Cahit Sıtkı Tarancı’nın Eserlerinin Özellikleri

Cahit Sıtkı Tarancı’nın şiirlerinde Fransız sembolistlerinin etkileri görüldü. Baudelaire, Verlaine, Rimbaud, Valéry ve Paul Eluard gibi şairlerin etkisi özellikle ilk dönem eserlerinde hissedildi. Buna rağmen Tarancı, zaman içinde kendi şiir çizgisini oluşturdu.

1935 yılından sonra şiirlerinde yalnızlık, ölüm, zaman ve yaşlanma temaları yoğun biçimde öne çıktı. Mehmet Kaplan, şairin ölüm düşüncesi etrafında şekillenen iç dünyasını değerlendirdi. Kaplan’a göre Tarancı, hayat ile boşluk arasında sıkışan insanın ruh hâlini şiirlerinde güçlü biçimde yansıttı.

Şairin eserlerinde insanın faniliği önemli yer tuttu. Ölümü kaçınılmaz bir gerçek olarak gördü. Buna rağmen yaşamın güzelliğini ve küçük mutluluklarını şiirlerinde işlemeyi sürdürdü. Günlük hayatın sıradan ayrıntıları bile onun şiirlerinde derin anlam kazandı.

Tarancı yalnızca şiir türünde eser vermedi. Hikâye alanında da ürünler kaleme aldı. Bu hikâyelerin büyük bölümü Cumhuriyet gazetesinde yayımlandı. Bazı çeviri ve uyarlama hikâyelerinde “Cevat Sadık” ve “İrfan Kudret” imzalarını kullandı. Kendi adıyla yayımladığı hikâyelerde ise insanın yalnızlığı, aile özlemi ve yaşam arzusu gibi temaları işledi.

İnci Enginün, Cahit Sıtkı’nın hikâyeleri ile şiirleri arasında güçlü bağ bulunduğunu ifade etti. Şairin bazı duyguları önce hikâyelerinde geliştirdiğini, ardından şiirlerine taşıdığını belirtti. Bu nedenle hikâye ve şiir türleri birbirini tamamlayan iki alan hâline geldi.

Tarancı’nın hikâyelerinde İstanbul önemli bir mekân olarak öne çıktı. Kahvehaneler, meyhaneler ve sokaklar, hikâye kahramanlarının günlük sıkıntılardan uzaklaşmaya çalıştığı alanlar olarak anlatıldı. Orta sınıf insanların yaşamları, yalnızlıkları ve umutları sade anlatımla işlendi.

Şairin yazıları yalnızca şiir ve hikâyelerle sınırlı kalmadı. Akademi dergisinde yayımladığı ilk makalesinden sonra Ağaç, Varlık, Gündüz ve Cumhuriyet gibi yayınlarda edebiyat üzerine yazılar kaleme aldı. Özellikle dostlarına ve ailesine gönderdiği mektuplar, Türk edebiyatının önemli metinleri arasında yer aldı.

Cahit Sıtkı Tarancı’nın Sanat Anlayışı

Cahit Sıtkı Tarancı, şiirde sadeliği önemseyen sanatçılar arasında bulundu. Az kelimeyle yoğun anlam kurmaya çalıştı. Şiirlerinde süslü anlatımdan uzak durdu. Buna rağmen güçlü imgeler ve ritimli söyleyiş sayesinde etkileyici bir şiir dili oluşturdu.

Şairin eserlerinde ölüm duygusu baskın tema olarak öne çıksa da yaşam sevgisi daima hissedildi. İnsan ruhunun korkularını, umutlarını ve yalnızlığını evrensel boyutta ele aldı. Bu yönüyle Cumhuriyet dönemi şiirinin en özgün isimlerinden biri kabul edildi.

Sonuç

Cahit Sıtkı Tarancı, Türk şiirinde bireyin iç dünyasını en yalın fakat en etkili biçimde anlatan şairlerden biri olarak öne çıktı. Şiirlerinde ölüm korkusu, yalnızlık, zamanın geçiciliği ve yaşama arzusu gibi evrensel temaları işledi. Kelime seçimine verdiği önem, biçim konusundaki titiz yaklaşımı ve insan ruhunu merkeze alan şiir anlayışı sayesinde Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatında kendine özgü bir yer edindi. Özellikle “Otuz Beş Yaş” şiiriyle geniş okur kitlesine ulaşarak modern Türk şiirinin unutulmaz isimleri arasına girdi.

Cahit Sıtkı Tarancı’nın eserleri yalnızca kendi dönemini değil, sonraki kuşak şairleri de etkiledi. Şiirlerinde kurduğu estetik denge, sade dil kullanımı ve derin duygusal atmosfer, onu edebiyat dünyasında kalıcı hâle getirdi. Hikâyeleri, mektupları ve düşünce yazıları da sanat anlayışını tamamlayan önemli metinler arasında yer aldı. Ölüm düşüncesini hayat sevgisiyle birlikte ele alan Tarancı, insanın varoluş sancısını şiirin imkânlarıyla anlatmayı başardı.

Cahit Sıtkı Tarancı’nın Ödülleri

·         “Otuz Beş Yaş” ile 1945 CHP Şiir Yarışması (birincilik).

Cahit Sıtkı Tarancı’nın Eserleri

Şiir:

·         Ömrümde Sükût, İst.: Sühulet, 1933

·         Otuz Beş Yaş, İst.: Varlık, 1946

·         Düşten Güzel, İst.: Varlık, 1952

·         Sonrası, (73 yeni, 10 çeviri şiir, ölümünden sonra hakkında yazılanların bir bölümü) İst.: Varlık, 1957

·         Bütün Şiirleri, (haz. Asım Bezirci) İst.: Can, 1983

Mektup:

·         Ziya’ya Mektuplar, İst.: Varlık, 1957

·         Evime ve Nihal’e Mektuplar, (haz. İnci Enginün) Ank: TDK, 1989

Makale-Deneme:

·         Yazılar-Makaleler, Konuşmalar, Yanıtlar, (haz. Hakan Sazyek) İst.: Can, 1995

İnceleme:

·         Peyami Safa: Hayatı ve Eserleri, İst.: Semih Lütfü, 1940

Çeviri:

·         Fransa’da Müstakil Resim (Adolphe Basler-Charles Kunstler; A. M. Dıranas’la), 2 c., İst.: Kenan B., 1938.

KAYNAKÇA: “Cahit Sıtkı Tarancı’nın Şiir Estetiği”, Ölçü, S. 4 (1 Haziran 1957), s. 24-27; S. Önerli, Cahit Sıtkı Tarancı’nın Hikâyeciliği ve Hikâyeleri, Ank., 1976; Cahit Sıtkı Tarancı Bibliyografyası, (Milli Kütüphane yayını) Ank., 1971; R. Bağcı, “Cahit Sıtkı ve Orhan Veli’de Yalnızlık Duygusu”, DEÜ Eğitim Bilimleri Dergisi, S. 3 (Ocak 1993); İ. Karakoç, “Tarancı’nın Hikâyeleri: Düş ve Gerçek”, I-II, Dergâh, S. 109 ve 110 (Mart ve Nisan 1999), s. 17-20 ve 19-21; Ö. Göçgün, “Şiir Dünyası İçinde: Cahit Sıtkı Tarancı”, Diyarbakır: Müze Şehir, (haz. Ş. Beysanoğlu-M. S. Koz-E. N. İşli) İst., 1999, s. 319-333.

 

 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Haldun Taner Kimdir? Hayatı, Edebi Kişiliği ve Eserleri

Haldun Taner   Haldun Taner Kimdir? İronik Bir Bilgenin Rafine Dünyası: Haldun Taner Türk edebiyatı ve tiyatrosu, insanı insana anlatırk...