ANA SAYFA

Cemal Süreya Kimdir? Hayatı, Edebi Kişiliği ve Eserleri

Cemal Süreya'nın portresi ve hayatı
Cemal Süreya

   Cemal Süreya Kimdir?

Cemal Süreya, modern Türk şiirinin en etkili ve en özgün şairleri arasında yer aldı. Asıl adı Cemalettin Seber olan şair, 1931 yılında Erzincan’da doğdu ve 9 Ocak 1990 tarihinde İstanbul’da yaşamını yitirdi. İkinci Yeni hareketinin öncü isimlerinden biri kabul edilen Cemal Süreya; şiirlerinde aşk, yalnızlık, şehir, sürgün ve insan ilişkilerini güçlü imgelerle işledi. Çocukluk yıllarında ailesiyle birlikte yaşadığı sürgün deneyimi, onun şiir dünyasını derinden etkiledi. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde eğitim gördü, uzun yıllar maliye müfettişi olarak çalıştı ve aynı zamanda Papirüs dergisi etrafında önemli bir edebiyat çevresi oluşturdu. Üvercinka, Göçebe, Sevda Sözleri ve Güz Bitigi gibi eserleriyle Türk şiirine yeni bir söyleyiş kazandırdı. Cemal Süreya’nın şiir anlayışı; lirizm, ironi, erotizm ve çağrışım gücü yüksek imgeler üzerine kuruldu. Şair yalnızca şiirleriyle değil, deneme, günlük ve eleştiri yazılarıyla da Türk edebiyatında kalıcı bir iz bıraktı.

Cemal Süreya’nın Hayatı

Cemal Süreya, asıl adıyla Cemalettin Seber, 1931 yılında Erzincan’da doğdu. Babası Hüseyin Seber, annesi Güllü Hanım’dı. Ailesi, Dersim harekâtı sonrasında Bilecik’e sürgün edildiği için çocukluk yılları zor koşullar altında geçti. İlköğrenimine İstanbul Beyoğlu 37. İlkokulu’nda başladı. Ancak ailesinin yeniden Bilecik’e dönmesi nedeniyle eğitimine burada devam etti. İlkokuldan sonra Bilecik Ortaokulu’na girdi ve ardından parasız yatılı öğrenci olarak Haydarpaşa Lisesi’nde öğrenim gördü. Başarılı bir öğrencilik dönemi geçiren Cemal Süreya, lise eğitimini pekiyi dereceyle tamamladı.

1950 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne kaydoldu. Üniversite yıllarında şiir ve edebiyatla daha yakından ilgilenmeye başladı. İlk şiiri “Şarkısı Beyaz”, 1953 yılında Mülkiye Fikir ve Sanat Dergisi’nde yayımlandı. Aynı dönemde çeşitli dergilerde şiirleri ve yazıları yayımlandı. Fakülteden 1954 yılında mezun oldu ve Eskişehir Vergi Dairesi’nde stajyer memur olarak göreve başladı.

1953 yılında Seniha Nemli ile evlendi. 1955 yılında kızı Ayçe dünyaya geldi. Maliye müfettiş muavini olarak İstanbul’a atandı ve 1958 yılında maliye müfettişi oldu. 1959 yılında askerlik görevine başladı ve 1960 yılında teğmen rütbesiyle terhis edildi. Askerlik yıllarında hukuk eğitimi aldı. Aynı yıllarda Papirüs dergisini yayımlamaya başladı. Dergi, daha sonra Türk edebiyatının önemli yayınlarından biri haline geldi.

1961 yılında maliye alanındaki incelemeler için Fransa’ya gönderildi. Fransa’da bulunduğu dönemde Fransız edebiyatını daha yakından tanıdı. İlk evliliği bu süreçte sona erdi. Türkiye’ye döndükten sonra memuriyet hayatını sürdürdü ancak bir yandan da çevirmenlik ve yayımcılıkla ilgilendi. 1965 yılında memuriyetten ayrıldı ve Papirüs dergisini yeniden yayımladı.

Cemal Süreya, bu yıllarda Tomris Uyar ile yakın bir ilişki yaşadı. Daha sonra Zuhal Tekkanat ile evlendi ve bu evlilikten Memo Emrah adını verdiği oğlu dünyaya geldi. 1970’li yıllarda yeniden devlet görevine döndü. İstanbul Hocapaşa Vergi Dairesi Kontrolörlüğü’nde ve Maliye Tetkik Kurulu’nda görev yaptı. Aynı dönemde Kültür Bakanlığı Kültür Kurulu üyeliğinde bulundu. Türkiye Yazıları ve Oluşum gibi dergilerde yöneticilik yaptı.

1975 yılında Güngör Demiray ile kısa süreli bir evlilik gerçekleştirdi. Daha sonraki yıllarda Birsen Sağnak ile evlendi. 1978 yılında yeniden maliye müfettişliğine dönen Cemal Süreya, Maliye Dergisi’nin yayın çalışmalarında aktif görev aldı.

1982 yılında emekliye ayrıldıktan sonra Meydan-Larousse ve ANSA Omnis ansiklopedilerinde çalıştı. Ayrıca Ortadoğu İktisat Bankası’nda yönetim kurulu üyeliği yaptı. Son yıllarında deneme, günlük ve portre yazıları yayımlamayı sürdürdü.

Cemal Süreya, 9 Ocak 1990 tarihinde İstanbul’da hayatını kaybetti. Cenazesi Kulaksız Mezarlığı’na defnedildi. Ölümünün ardından adına şiir ödülleri düzenlendi ve yaşadığı sokağa adı verildi.

Cemal Süreya’nın Edebi Kişiliği

Cemal Süreya’nın edebi kişiliği, modern Türk şiirine kazandırdığı özgün dil, güçlü imge anlayışı ve bireysel duyarlığı merkeze alan yaklaşımıyla şekillendi. İkinci Yeni hareketinin en önemli temsilcileri arasında yer alan şair, yalnızca şiirleriyle değil; deneme, günlük, eleştiri ve çeviri yazılarıyla da Türk edebiyatında etkili bir isim haline geldi. Şiirlerinde aşk, yalnızlık, erotizm, kent yaşamı, sürgün, özgürlük ve insan ilişkileri gibi temaları yoğun bir lirizmle işledi.

Çocukluk yıllarında yaşadığı sürgün deneyimi, Cemal Süreya’nın duyarlığını belirleyen önemli unsurlardan biri oldu. Erzincan’dan Bilecik’e uzanan bu zorlu süreç, onun şiirlerinde sıkça görülen yalnızlık, kırılganlık ve aidiyet arayışını besledi. Ancak şair, kişisel acıları doğrudan anlatmak yerine onları çağrışım gücü yüksek imgelerle dönüştürmeyi tercih etti. Bu nedenle şiirlerinde hem bireysel hem de evrensel bir duygu dünyası kurdu.

Cemal Süreya’nın edebiyat anlayışında dil merkezi bir yere sahip oldu. Şair, Türkçenin ses ve çağrışım imkânlarını sonuna kadar kullandı. Sözcükleri alışılmış anlamlarının dışına taşıyarak yeni bir şiir dili oluşturdu. Ona göre şiir yalnızca anlamla değil; ritim, ses ve imgeyle de kurulmalıydı. “Türkçe’den bir kıl kopar; içinde güneşler, dünyalar, ırmaklar vardır” sözü, onun dile bakışını özetleyen en önemli ifadeler arasında yer aldı.

Şairin edebi kişiliğini belirleyen en önemli özelliklerden biri de imge kurma gücü oldu. Cemal Süreya, şaşırtıcı benzetmeler ve gerçeküstü çağrışımlarla modern Türk şiirinde yeni bir estetik alan oluşturdu. Özellikle Üvercinka ile başlayan şiir çizgisi, İkinci Yeni’nin kapalı ve yoğun imgeli yapısını daha akıcı ve lirik bir söyleyişle birleştirdi. Şiirlerinde gündelik hayatın sıradan ayrıntılarını estetik bir yapıya dönüştürdü.

Aşk, Cemal Süreya’nın şiirlerinde en belirgin temalardan biri oldu. Ancak onun şiirindeki aşk yalnızca romantik bir duygu olarak yer almadı. Şair, aşkı insanın yalnızlığa, sıkıntıya ve hayata karşı direniş biçimi olarak ele aldı. Erotik unsurlar da şiirlerinde önemli bir yer tuttu. Fakat bu erotizm yalnızca bedensel bir anlatım biçimi değil; yaşam, tarih ve varoluş düşüncesiyle birleşen estetik bir unsur olarak ortaya çıktı.

Cemal Süreya’nın şiirlerinde lirizm ile ironi iç içe geçti. Duygusal yoğunluğu yüksek dizelerin yanında alaycı, oyunlu ve zekâya dayalı bir söyleyiş kullandı. Bu durum, onun şiirine hem samimi hem de çok katmanlı bir yapı kazandırdı. Mizah duygusu özellikle deneme ve günlük yazılarında daha belirgin şekilde görüldü.

Şair, gelenekle modern şiir arasında özgün bir ilişki kurdu. Divan şiiri, halk şiiri, destanlar, mitoloji ve kutsal metinlerden yararlandı. Ancak bu kaynakları doğrudan taklit etmek yerine modern şiirin estetik anlayışı içinde yeniden yorumladı. Doğu ile Batı kültürünü aynı şiir evreninde buluşturdu fakat bunu bir uzlaşma şeklinde değil, çoğu zaman bir çatışma ve gerilim alanı olarak ele aldı.

Cemal Süreya yalnızca şair kimliğiyle değil, edebiyat dünyasındaki etkin rolüyle de dikkat çekti. Papirüs dergisi çevresinde önemli bir edebiyat ortamı oluşturdu. Şiir eleştirileri, denemeleri ve kültür yazılarıyla dönemin edebiyat tartışmalarını etkiledi. “Folklor Şiire Düşman” başlıklı yazısı, Türk şiiri üzerine yapılan tartışmaların en önemli metinlerinden biri haline geldi.

Şiirlerinde olduğu kadar düzyazılarında da güçlü bir üslup kuran Cemal Süreya, edebiyatı yalnızca estetik bir alan olarak görmedi. Ona göre şiir, insanın kendisini ve dünyayı anlama biçimlerinden biriydi. Bu yaklaşım, onun hem şiirlerinde hem de düşünce yazılarında belirgin şekilde hissedildi.

Modern Türk şiirinin en özgün seslerinden biri kabul edilen Cemal Süreya, kurduğu şiir dili, imge dünyası ve estetik anlayışıyla kendisinden sonraki kuşakları derinden etkiledi. Bugün hâlâ en çok okunan ve en çok alıntılanan şairlerden biri olmayı sürdürdü.

Cemal Süreya’nın Şiir Anlayışı

Cemal Süreya’nın şiir anlayışı; dil, imge, çağrışım ve duygu üzerine kurulu modern bir estetik anlayış etrafında şekillendi. İkinci Yeni şiirinin en önemli temsilcilerinden biri kabul edilen şair, şiiri yalnızca duygu aktarımı olarak görmedi; dili yeniden kuran ve okuru farklı anlam katmanlarına taşıyan bir sanat alanı olarak değerlendirdi. Geleneksel şiir kalıplarını kırarak Türk şiirine yeni bir söyleyiş biçimi kazandırdı.

Şairin şiir anlayışında dil özel bir yere sahip oldu. Cemal Süreya, sözcüklerin yalnızca anlam taşıyan yapılar olmadığını düşündü; ses, ritim ve çağrışım yönünden de güçlü bir şiir unsuru olduğuna inandı. Bu nedenle şiirlerinde alışılmış dil kullanımının dışına çıktı. Sözcükleri yeni bağlamlarda kullanarak çarpıcı ve özgün imgeler oluşturdu. Ona göre şiir, günlük dilin sıradan yapısından uzaklaşmalı ve okuyucuda yeni çağrışımlar uyandırmalıydı.

Cemal Süreya’nın şiirlerinde imge temel yapı unsurlarından biri haline geldi. Şair, gerçeküstü çağrışımları ve şaşırtıcı benzetmeleri yoğun biçimde kullandı. Ancak onun şiiri tamamen kapalı bir anlam dünyası kurmadı. İkinci Yeni’nin bazı şairlerine göre daha akıcı, sıcak ve lirik bir söyleyiş geliştirdi. Bu nedenle şiirleri hem estetik hem de duygusal açıdan geniş bir okur kitlesine ulaştı.

Aşk, Cemal Süreya’nın şiir anlayışının merkezinde yer aldı. Şair, aşkı yalnızca bireysel bir duygu olarak ele almadı; insanın yalnızlığa, hayata ve toplumsal baskılara karşı geliştirdiği bir direnç biçimi olarak değerlendirdi. Şiirlerinde kadın, aşk ve beden temaları yoğun biçimde yer aldı. Özellikle erotizm, onun şiirinde dikkat çeken unsurlardan biri oldu. Ancak bu erotizm yalnızca fiziksel bir anlatım olarak değil; yaşamı, tutkuyu ve varoluşu ifade eden estetik bir alan olarak işlendi.

Cemal Süreya, şiirin ideolojik kalıplara indirgenmesine karşı çıktı. Ona göre şiiri belirleyen unsur, şairin siyasi görüşü değil; kişiliği, duyarlılığı ve hayata bakış biçimiydi. Bu nedenle şiirlerinde doğrudan politik söylemler yerine bireyin iç dünyasını, korkularını, tutkularını ve çelişkilerini ön plana çıkardı. Şiiri “kurulu düzene karşı” bir alan olarak tanımladı ancak onu propaganda aracı haline getirmedi.

Şairin şiir anlayışında gelenek de önemli bir yer tuttu. Divan şiiri, halk şiiri, destanlar, mitoloji ve kutsal metinlerden yararlandı. Fakat bu geleneksel unsurları olduğu gibi kullanmadı; modern şiirin estetik anlayışı içinde yeniden yorumladı. Doğu ve Batı kültürünü aynı şiir evreninde buluşturdu. Fransız şiirinden etkilense de şiirinin temel kaynakları arasında Türk şiir geleneği, tarih ve coğrafya yer aldı.

Cemal Süreya’nın şiirlerinde lirizm ile ironi iç içe geçti. Yoğun duygusal anlatımın yanında zekâya dayalı, alaycı ve oyunlu bir dil kullandı. Bu yaklaşım, onun şiirlerine hem samimiyet hem de çok katmanlı bir yapı kazandırdı. Şair, gündelik yaşamın sıradan ayrıntılarından bile güçlü şiirsel çağrışımlar üretmeyi başardı.

Üvercinka, Göçebe, Beni Öp Sonra Doğur Beni, Sıcak Nal ve Güz Bitigi gibi eserleri, Cemal Süreya’nın şiir anlayışının gelişimini ortaya koydu. İlk dönem şiirlerinde aşk ve bireysel duyarlık öne çıkarken ilerleyen yıllarda tarih, toplum, uygarlık ve insan ilişkileri daha belirgin hale geldi. Özellikle Güz Bitigi ile daha yoğun ve sıkıştırılmış bir şiir dili kurdu.

Cemal Süreya’ya göre şiir, insanın kendisini ifade etme biçimlerinden biri değil; insanın dünyayı yeniden algılama yoluydu. Bu nedenle şiirlerinde yalnızca anlam değil; ses, ritim, duygu ve çağrışım da büyük önem taşıdı. Kurduğu özgün şiir dili sayesinde modern Türk şiirinin en etkili isimlerinden biri haline geldi.

Cemal Süreya ve İkinci Yeni

Cemal Süreya, İkinci Yeni şiir hareketinin en önemli ve en etkili temsilcileri arasında yer aldı. 1950’li yıllarda ortaya çıkan İkinci Yeni; Garip akımının gündelik, sade ve doğrudan anlatımına karşı gelişen modern bir şiir hareketi olarak dikkat çekti. Bu anlayışta bireysel duyarlık, soyutlama, çağrışım gücü yüksek imgeler ve alışılmış dil yapısının dışına çıkan söyleyiş ön plana çıktı. Cemal Süreya da kurduğu özgün şiir diliyle bu hareketin belirleyici isimlerinden biri haline geldi.

İkinci Yeni şairleri arasında Turgut Uyar, Edip Cansever, İlhan Berk, Ece Ayhan ve Sezai Karakoç gibi önemli isimler yer aldı. Cemal Süreya ise özellikle lirizmi, aşk teması ve güçlü imge anlayışıyla bu topluluk içinde ayrı bir konum edindi. Onun şiiri, İkinci Yeni’nin yoğun imgeli yapısını korurken aynı zamanda daha sıcak, duygusal ve akıcı bir söyleyiş geliştirdi.

Cemal Süreya’nın İkinci Yeni içindeki yükselişi, 1958 yılında yayımlanan Üvercinka adlı ilk şiir kitabıyla belirgin hale geldi. Bu eser, modern Türk şiirinde yeni bir estetik anlayışın güçlü örneklerinden biri olarak değerlendirildi. Şair, şaşırtıcı benzetmeler, alışılmadık çağrışımlar ve parçalı anlatım biçimleriyle dikkat çekti. Ancak onun şiirinde anlam tamamen kapalı hale gelmedi. Duygu yoğunluğu ve lirizm, şiirlerinin daha geniş bir okur kitlesine ulaşmasını sağladı.

İkinci Yeni şiirinde dilin dönüştürülmesi temel anlayışlardan biri oldu. Cemal Süreya da sözcüklerin çağrışım gücünden yararlanarak yeni anlam alanları oluşturdu. Günlük dilin sıradan kullanımını kırdı ve şiire estetik bir derinlik kazandırdı. Özellikle aşk şiirlerinde kurduğu imgeler, Türk şiirinin en dikkat çekici örnekleri arasında gösterildi.

Cemal Süreya’nın İkinci Yeni içerisindeki farklı yönlerinden biri de erotizmi şiirin estetik unsurlarından biri haline getirmesi oldu. Şair, aşkı ve bedeni yalnızca romantik bir tema olarak işlemedi; insanın varoluşuyla, yalnızlığıyla ve yaşam karşısındaki kırılganlığıyla ilişkilendirdi. Bu yaklaşım, onun şiirine hem bireysel hem de evrensel bir boyut kazandırdı.

Şair, İkinci Yeni’nin yalnızca biçimsel yeniliklerinden etkilenmedi; aynı zamanda şiirin düşünsel alanını da genişletti. Geleneksel şiir anlayışını modern bir bakışla yeniden yorumladı. Divan şiiri, halk şiiri, mitoloji ve tarih gibi unsurları çağdaş şiir estetiği içinde kullandı. Böylece İkinci Yeni’nin Batılı şiir anlayışıyla Türk şiir geleneği arasında özgün bir bağ kurdu.

Cemal Süreya, İkinci Yeni şiirinin tamamen toplumdan kopuk olduğu yönündeki eleştirilere de farklı bir yaklaşım geliştirdi. Şiirlerinde bireysel duygular ön planda olsa da kent yaşamı, yalnızlık, sürgün, aidiyet ve insan ilişkileri gibi toplumsal yönü bulunan temaları işledi. Bu nedenle onun şiiri yalnızca bireyin iç dünyasına kapanan bir yapı oluşturmadı.

Papirüs dergisi de Cemal Süreya’nın İkinci Yeni içindeki etkisini güçlendiren önemli yayınlardan biri oldu. Şair, bu dergi aracılığıyla hem kendi şiirlerini yayımladı hem de dönemin genç şairlerine alan açtı. Papirüs, modern Türk şiirinin gelişiminde önemli rol oynayan edebiyat dergileri arasında yer aldı.

Cemal Süreya’nın İkinci Yeni şiirine katkısı yalnızca şiirleriyle sınırlı kalmadı. Eleştiri ve deneme yazılarıyla da şiir üzerine düşünsel tartışmalar yürüttü. “Folklor Şiire Düşman” başlıklı yazısı, şiirde gelenek ve yenilik tartışmalarının en önemli metinlerinden biri olarak kabul edildi.

Modern Türk şiirinin yönünü değiştiren İkinci Yeni hareketi içinde Cemal Süreya, hem şiir dili hem de estetik anlayışıyla kalıcı bir etki bıraktı. Kurduğu lirik ve yoğun imge dünyası sayesinde yalnızca kendi döneminin değil, sonraki kuşakların da en çok okuduğu şairlerden biri haline geldi.

Sonuç

Cemal Süreya, modern Türk şiirinin dilini ve estetik anlayışını değiştiren en önemli şairlerden biri olarak kabul edildi. İkinci Yeni içindeki özgün konumu, güçlü imge dünyası, lirizmi ve ironiyi bir arada kullanan şiir diliyle Türk edebiyatında kalıcı bir etki bıraktı. Cemal Süreya’nın hayatı, şiir anlayışı ve edebi kişiliği; yalnızca kendi dönemini değil, kendisinden sonra gelen birçok şairi de etkiledi. Aşk, yalnızlık, kent ve insan ilişkilerini işleyiş biçimi sayesinde şiirleri geniş okur kitleleri tarafından ilgiyle okunmayı sürdürdü. Bugün Cemal Süreya, hem İkinci Yeni’nin en güçlü temsilcilerinden biri hem de Türk şiirinin en özgün seslerinden biri olarak değerlendirildi.

Cemal Süreya’nın Ödülleri

·         Üvercinka ile 1958 Yeditepe Şiir Armağanı (Arif Damar ile [İstanbul Bulutu] paylaştı)

·         Göçebe ile 1966 TDK Şiir Ödülü

·         Sıcak Nal ve Güz Bitigi ile 1988 BehçetNecatigil Şiir Ödülü

Cemal Süreya’nın Eserleri

Şiir:

·         Üvercinka, İst.: Yeditepe, 1958

·         Göçebe, İst.: De, 1965

·         Beni Öp Sonra Doğur Beni, İst.: E, 1973

·         Sevda Sözleri (Uçurumda Açan ile birlikte toplu şiirleri), İst.: Can, 1984

·         Güz Bitigi, İst.: Dönemli, 1988

·         Sıcak Nal, İst.: Dönemli, 1988

·         Sevda Sözleri, (toplu şiirleri) İst.: Can, 1990 (dergilerde ve mektuplarda kalan şiirlerle birlikte yb Sevda Sözleri, İst.: YKY, 1995)

·         Üstü Kalsın: Seçme Şiirler, İst.: YKY, 2008

Deneme-Eleştiri:

·         Şapkam Dolu Çiçekle, İst.: Ada, 1976

·         Günübirlik, İst.: Adam, 1982 (yb Uzat Saçlarını Frigya, İst.: Yön, 1992)

·         99 Yüz / İzdüşümler-Söz Senaryoları, İst.: Kaynak, 1991

·         Folklor Şiire Düşman, İst.: Can, 1992

·         Aydınlık Yazıları / Paçal, İst.: Kaynak, 1992

·         Oluşum’da Cemal Süreya, İst.: Kaynak, 1992

·         Papirüs’ten Başyazılar, İst.: Cem, 1992

·         Toplu Yazılar I (Şapkam Dolu Çiçekle ve Şiir Üzerine Yazılar), İst.: YKY, 2000

Günce:

·         999 Gün/Üstü Kalsın, İst.: Broy, 1991 (genişletilmiş yb Günler, İst.: YKY, 1996)

Mektup:

·         On Üç Günün Mektupları, (haz. E. Öz) İst.: Cem, 1990 (genişletilmiş yb İst.: YKY, 2000)

Çocuk Kitabı:

·         Aritmetik İyi Kuşlar Pekiyi, (haz. N. Güngör) İst.: Broy, 1993

Söyleşi:

·         “Güvercin Curnatası”, (haz. N. Duruel) İst.: YKY, 1997

Derleme:

·         Mülkiyeli Şairler, İst.: Ekin B., 1966

·         100 Aşk Şiiri, İst.: Gerçek, 1967

Diğer:

·         Cemal Süreya Arşivi, (haz. F. Perinçek) İst.: Kaynak, 1991

Çeviri:

·         Gelinlik Kız (E. İonescu), İst.: De, 1964

·         Küçük Prens (A. de S. Exupéry; R. Tomris [Tomris Uyar] ile), Ank.: Bilgi, 1965

·         Bir Aşk Kırgınının Şarkısı (Apollinaire; R. Tomris ile), İst.: De, 1965

·         Günümüz Sağcı Fikirleri (S. de Beauvoir), İst.: Dönem, 1966

·         Sade’ı Yakmalı mı? (S. de Beauvoir), İst.: Fahir Onger, 1966

·         Amerika Birleşmemiş Devletleri (V. Pozner), İst.: Gerçek, 1967

·         Aşkın Suçları (M. de Sade), İst.: Fahir Onger, 1967

·         Palto (N. V. Gogol’den oyunlaştıran J. Cosmos), İst.: Varlık, 1968

·         Gök Cephesi (N. Dinh-Thi), İst.: Cem, 1968

·         32 Saat Özgürlük (G. Hernadi), İst.: Habora, 1968

·         Milli Kurtuluş Cephesi (D. Bravo), İst.: Ant, 1969

·         Emperyalizm: Kapitalizmin En Yüksek Aşaması (V. I. Lenin), Ank.: Sol, 1969

·         Dine Karşı Düşüncenin Tarihi (A. Bayet), İst.: Varlık, 1970

·         Büyük Ahlak Doktrinleri (F. Grégoire), İst.: Varlık, 1971

·         Vadideki Zambak (Balzac), İst.: Altın Kitaplar, 1971 (3. bas.); Gönül ki Yetişmekte (G. Flaubert), 1971

·         Goriot Baba (Balzac), İst.: Altın Kitaplar, 1974

·         Meyhane (E. Zola), İst.: Altın Kitaplar, 1974 (2. bas.); Çin Uyanınca (A. Peyrefitte; G. Demiray ile), İst.: E, 1975

·         Venezuella Makiliklerinde Douglas Bravo Konuşuyor, İst.: 1976

·         Mutluluk Getiren Seks, İst.: Seçme Kitaplar, 1976

·         Emeğin ve Emekçilerin Tarihi (P. Brizon), Ank.: Onur, 1977

·         Faşizmin Analizi (M. A. Macciocchi), İst.: Payel, 1977

·         Kırmızı Balon (A. Lamorisse), İst.: Cem, 1980 (3. bas.); Yarını Bilen Adam Nostradamus (J. C. de Fontbrune; Birsen Sağnak imzasıyla), 1982

·         Bir Tanem (F. Marceau), İst.: Gendaş, 1991 (2. bas.); Yürek ki Paramparça, (çeviri şiirler, der. E. Canberk) İst.: YKY, 1995

·         Sosyoloji Tarihi (Bouthoul), İst.: İletişim, 1995 (2. bas.)

·         Madam Bovary (G. Flaubert)

·         Sefiller (V. Hugo); Nekrassov (J. P. Sartre)

·         Kürtler (B. Nikitin)

·         Eski Evler Eski İnsanlar (S. Duhani)

·         İhtilalin Özü (Mao Zedung)

·         Yeşil Papa (Asturias).

KAYNAKÇA: Necatigil, İsimler, 102; Çankaya, VI, 3590-92; C. Süreya (haz.), Mülkiyeli Şairler, İst., 1966, s. 73-76; Sinan Yıllığı 1973, İst., 1973; Karaalioğlu, 134-135; Kurdakul, Sözlük, 168-169; Özkırımlı, TEA, I, 274-275; “Cemal Süreya Özel Sayısı”, Yusufçuk, Mart 1980; E. Ercan, “Cemal Süreya ile Röportaj”, Düşün, Ocak 1986; İ. Özel-M. Kutlu, “Seber, Cemal Süreya”, TDEA, VII, 474-476; Ö. İnce; “Ve Şiirin Gişesinde Oturan Şair”, Gösteri, Şubat 1990; H. İ. Bahar; “Şiirin Acı Gülümseyişi”, Cumhuriyet Kitap, S. 16 (1 Haziran 1990), s. 11; E. Ayhan, “Şiirin Kâhyası Çoktur”, Cumhuriyet Kitap, S. 21 (13 Temmuz 1990), s. 19; M. Buyrukçu, “Cemal Süreya ile Son Gün”, Gösteri, Şubat 1990; Çağdaş Türk Dili, “Cemal Süreya Özel Sayısı”, Nisan 1990; O. Kâhyaoğlu, “Cemal Süreya’nın Şiir ve Yazın Dünyasına Kısa Bir Bakış”, Birikim, Nisan 1990; Maliye Yazıları, (Cemal Süreya Özel Bölümü) S. 22 (Ocak-Şubat 1990), s. 61-99; Gösteri, (Cemal Süreya Eki) Şubat 1990; N. Güngör, “Cemal Süreya’nın Öğrencilik Yılları” Gösteri, Aralık 1991; Cemal Süreya, Folklor Şiire Düşman, İst., 1992, s. 74; E. Ayhan; Şiirin Bir Altın Çağı, İst., 1993; Aritmetik İyi Kuşlar Pekiyi, (haz. N. Güngör) İst., 1993; F. Perinçek-N. Duruel, Cemal Süreya: Şairin Hayatı Şiire Dahil, İst., 1995; G. Akın, Şiir Üzerine Notlar, İst., 1996, s. 97-100; S. Sezer, “Yaşamın Alev Halinin Anlatıcısı Cemal Süreya”, Cumhuriyet Kitap, S. 313 (15 Şubat 1996); E. Temelkuran, “Hep Sürgün Bir Çocuk”, aynı yerde; M. Buyrukçu, “Şairin Hayatı Şiire Dahil”, aynı yerde; M. Uyguner, “Cemal Süreya İçin”, Cumhuriyet Kitap, S. 314 (22 Şubat 1996); “Güvercin Curnatası”, (Cemal Süreya ile konuşmalar; haz. N. Duruel) İst., 1997; A. Özkırımlı, O Güzel İnsanlar, İst., 1998, s. 178-180.

   

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Haldun Taner Kimdir? Hayatı, Edebi Kişiliği ve Eserleri

Haldun Taner   Haldun Taner Kimdir? İronik Bir Bilgenin Rafine Dünyası: Haldun Taner Türk edebiyatı ve tiyatrosu, insanı insana anlatırk...