ANA SAYFA

Edip Cansever Kimdir? Hayatı, Edebi Kişiliği ve Eserleri

  

Edip Cansever'in portre fotoğrafı, hayatı ve şiirleri
Edip Cansever

Edip Cansever Kimdir?

Modern Türk edebiyatı tarihi, geleneksel kalıpları yıkan ve şiirin sınırlarını felsefi derinliklerle genişleten pek çok öncü ağırlamıştır. Ancak bu isimler arasında, şiiri salt bir imge sanatı olmaktan çıkarıp onu insan psikolojisinin, varoluşsal sancıların ve tiyatral anlatının sahnesi haline getiren en özgün figür kuşkusuz Edip Cansever’dir. İkinci Yeni akımının sacayaklarından biri olarak kabul edilen Cansever, edebiyat eleştirmeni Enis Batur’un deyimiyle tam bir "atmosfer kurucusu"dur. 8 Ağustos 1928’de İstanbul’da başlayan ve 28 Mayıs 1986’da yine bu şehirde noktalanan 58 yıllık ömrü, Türk şiirinin en uzun, en üretken ve en soluklu koridorlarından birini inşa etmesini sağlamıştır.

Bu kapsamlı incelemede, Kapalıçarşı’nın kuytu bir antika dükkanından modern insanın yalnızlığına uzanan Ömer Edip Cansever’in hayatını, edebi evrimini, dönem dönem şiir anlayışını ve Türk edebiyatına bıraktığı kalıcı mirası tüm detaylarıyla ele alacağız.

Edip Cansever’in Hayatı

Tam adı Ömer Edip Cansever olan şair, Penbe Hanım ile Fazlı Cansever’in oğlu olarak İstanbul’da dünyaya gözlerini açtı. Çocukluğu ve ilk gençlik yılları, İstanbul’un tarihi ve kültürel dokusunu en yoğun hissettiren semtlerinde geçti.

Eğitim Yılları ve Ticarete Atılış

Eğitim hayatına Saraçhanebaşı’ndaki 56. İlkokulda başlayan Cansever, ardından Kumkapı Ortaokulu’na devam etti. Dönemin en prestijli eğitim kurumlarından biri olan İstanbul Erkek Lisesi’nden 1946 yılında mezun oldu. Lise yıllarından itibaren edebiyata ve sanata büyük bir ilgi duymaya başlayan Cansever, mezuniyetinin ardından yükseköğrenim için Yüksek Ticaret Okulu’na kaydoldu. Ancak buradaki teorik ve akademik eğitim, onun içindeki sanatsal arayışla uyuşmadı; nitekim öğrenimini yarıda bırakarak erken yaşta ticaret hayatına atılmaya karar verdi.

Turkuvaz Antikacısı: Şiiri Besleyen Gizli Laboratuvar

Askerlik görevini İstanbul’un taşrası sayılan Hadımköy ve Ömerli bölgelerinde tamamladıktan sonra, babasının Kapalıçarşı’daki dükkanında çalışmaya başladı. İlerleyen yıllarda Jak Soleiman ile ortak olarak işleteceği ve "Turkuvaz" adını vereceği bu antika dükkanı, 1976 yılına kadar Cansever’in hayatının merkez üssü oldu.

Edebiyat tarihçileri için bu dükkan sıradan bir ticaret alanı değildir; Cansever şiirinin en önemli yapı taşı olan "insanı eşyasıyla birlikte anlatma" ve "nesne yoğunluğu" estetiği, bu dükkandaki saatler süren sessiz gözlemlerden beslenmiştir. Cansever, dükkanın kuytusundan Kapalıçarşı’ya gelen insanları, eski nesneleri, zamanın akışını ve eşyaların ruhunu incelemiş, adeta bir insan sarrafı gibi hafızasına kaydetmiştir.

1976 yılında, neredeyse otuz yılını verdiği antikacılık mesleğini tamamen bırakarak kendini yalnızca şiire, okumaya ve edebi üretime adadı. Genç yaşta evlenen ve iki çocuk babası olan şair, 1986 yılının baharında Bodrum’da tatildeyken beyin kanaması geçirdi. İstanbul’a getirilerek tedavi altına alınsa da 28 Mayıs 1986’da aramızdan ayrıldı. Cenazesi, pek çok edebiyat çınarının da uykuda olduğu Aşiyan Mezarlığı’na defnedildi.

Edip Cansever’in Edebi Kişiliği

Edebi Hayatının Başlangıcı ve Şiirsel Dönüşümü

Edip Cansever’in edebi üretkenliği oldukça erken yaşlarda, henüz bir çocukken filizlendi. İlk şiirsel denemesi 13 yaşındayken Arkadaş dergisinde yer buldu. Yetişkin bir şair kimliğiyle edebiyat dünyasına ilk resmi adımı ise 1944 yılında, İstanbul dergisinde yayımlanan “Düşünce” adlı şiiriyle oldu. Bu dönemden itibaren Fikirler, Edebiyat Dünyası, Kaynak, Yücel, Yenilik ve Yeditepe gibi dönemin amiral gemisi sayılan edebiyat dergilerinde şiirleri düzenli olarak okurla buluştu. Ayrıca Nevzat Üstün ile birlikte bir dönem Nokta dergisini çıkararak yayıncılık ve editörlük deneyimi de kazandı.

İlk Kitap: İkindi Üstü (1947) ve Garip Akımı Etkisi

Henüz 19 yaşındayken kaleme aldığı ilk dönem şiirlerini İkindi Üstü adlı kitabında topladı. Bu kitaptaki şiirlerde, o yıllarda Türk şiirini kasıp kavuran Orhan Veli, Melih Cevdet ve Oktay Rifat’ın kurduğu Garip (Birinci Yeni) akımının bariz etkileri görülür. Cansever bu ilk eserinde; büyük şehir yaşamını, gençlik heyecanlarını, sıradan insanların gündelik dertlerini ve avare günleri oldukça lirik, yer yer ironik ama yüzeysel bir gözlemle anlatır.

Kendi Şiirine Eleştiri: Edip Cansever, ilerleyen yıllarda kendi şiirsel olgunluğuna ulaştığında İkindi Üstü kitabı için oldukça sert eleştirilerde bulunmuş, bu şiirleri ham ve bütünü bütünüyle taklitçi bularak olgunluk dönemi külliyatına dahil etmek istememiştir. Dönemin usta şairi Orhan Veli de bu genç şairin ilk adımları hakkında dikkat çekici ve teşvik edici değerlendirmeler yapmıştır.

Kırılma Noktası: Dirlik Düzenlik (1954)

Şairin Garip estetiğinden kopup kendi özgün sesini aramaya başladığı köprü kitap Dirlik Düzenlik oldu. Bu eserdeki bazı şiirlerde hâlâ Garip akımının o alaycı, mesafeli ve yalın söyleyişi hissedilse de; Cansever ilk kez toplumsal sınıfların çatışmasına (zengin-yoksul tezadı), bireyin iç dünyasındaki derin kırılmalara ve varoluşsal sorgulamalara kapı aralar. Gündelik konuşma dilini ince ayrıntılarla işleyerek şiire taşır. Bu arayış, onun ilerleyen yıllarda Türk şiirinin unutulmaz marşlarından biri haline gelecek olan "Masa da Masaymış Ha" şiirine ve dolayısıyla İkinci Yeni’nin kapısına ulaştıracaktır.

Edip Cansever’in Dönem Dönem Şiir Evreninin Analizi

Edip Cansever, durmaksızın biçim ve içerik değiştiren, kendini tekrar etmekten hoşlanmayan bir şairdi. Onun edebi şahsiyetini ve kitaplarını dört temel dönem başlığı altında incelemek, geçirdiği estetik evrimi anlamak açısından en doğru yöntemdir:

Durak 1: İkinci Yeni ve Soyut İmge Dünyası (1957 - 1960)

1950'lerin ikinci yarısıyla birlikte Türk şiirinde "anlamı karartma", "soyutlama" ve "imge gücü" ön plana çıktı. Cansever de bu dalganın en gür seslerinden biri oldu.

  • Bu Dönemin Temel Eserleri: Yerçekimli Karanfil (1957), Umutsuzlar Parkı (1958), Petrol (1959)
  • Şiirsel Karakteri: 1957 yılında yayımlanan Yerçekimli Karanfil, şairin adeta rüştünü ispat ettiği ve İkinci Yeni estetiğini zirveye taşıdığı eseri oldu. Bu kitapla birlikte soyut imge düzenini kusursuzlaştırdı. Şiirlerinde felsefi bir arka plan (özellikle Jean-Paul Sartre ve Albert Camus çizgisindeki varoluşçuluk / existentialism) belirginleşti.
  • Temalar: Modern bireyin toplum içindeki uyumsuzluğu, kaçış arzusu, yalnızlığı ve yabancılaşmasıdır. 1958 tarihli Umutsuzlar Parkı şiirinde ise bu yabancılaşma hissini sert bir toplum eleştirisi ve sınıf çatışması temasıyla ("Amerikan Bilardosuyla Penguen" bölümü gibi) harmanladı. 1959 yılında Dost dergisinin yaptığı geniş çaplı anket ve soruşturmada "en beğenilen şair" seçilerek döneminin zirvesine yerleşti.

Durak 2: Dizeyi Yıkan Dramatik Şiir ve Karakter Dönemi (1964 - 1976)

Edip Cansever’i çağdaşları Turgut Uyar veya Cemal Süreya’dan ayıran en keskin viraj, lirik şiirin temeli olan "klasik dize yapısını" bütünüyle reddetmesidir. O, "Dize işlevini yitirdi" diyerek Türk şiirinde devrimsel bir hamle yaptı.

  • Bu Dönemin Temel Eserleri: Tragedyalar (1964), Çağrılmayan Yakup (1966), Ben Ruhi Bey Nasılım (1976)
  • Şiirsel Karakteri: Şair bu dönemde düzyazının, tiyatronun ve anlatı sanatının imkanlarını şiire taşır. Metinler artık tek bir şair sesinden değil; çok sesli diyaloglardan, iç konuşmalardan ve monologlardan oluşur. Şiir soyut bir düzlemden çıkıp, adeta bir tiyatro sahnesine dönüşür.
  • Karakterler: Cansever bu kitaplarda ete kemiğe bürünmüş, adeta yaşayan edebi karakterler yaratmıştır. Yakup, Ruhi Bey, Seniha, Stepan gibi karakterler; modern dünyanın çarkları arasında sıkışmış, geçmişiyle hesaplaşan, şizoid kırılmalar yaşayan, nihilist ve trajik figürlerdir. Tomris Uyar bu dönemi değerlendirirken şairin dilindeki mizah ve ironinin tamamen geri çekildiğini, yerine koyu bir yalnızlık felsefesinin geldiğini belirtir. Eleştirmen Mustafa Öneş ise Tragedyalar ile Cansever’in saf İkinci Yeni çizgisinden bütünüyle uzaklaşıp kendi bağımsız türünü yarattığını savunur.

Durak 3: Siyasal Atmosfer ve Toplumsal Duyarlılık (1970 - 1975)

Türkiye’nin 1960’ların sonu ve 1970’lerin başında içinden geçtiği yoğun siyasal ve sosyal çalkantılar, Cansever’in fildişi kulesine çekilmesine izin vermedi.

  • Bu Dönemin Temel Eserleri: Kirli Ağustos (1970), Sonrası Kalır (1974)
  • Şiirsel Karakteri: Bu yıllarda imgesel yoğunluğu biraz hafifleterek daha anlatımcı (narrative) bir dile yöneldi. Özellikle 12 Mart muhtırası ve sonrasındaki baskıcı dönemin yarattığı toplumsal travmaları, aydınların uğradığı hayal kırıklıklarını, hapisleri, ölümleri ve sol hareketin aldığı yenilgileri şiirine taşıdı. Ancak bunu kaba bir slogan diliyle değil; yine o bireyin iç dünyasında bıraktığı tortu, hüzün ve kırılma üzerinden, muazzam bir estetik duyarlılıkla yaptı.

Durak 4: Olgunluk Dönemi, Metaforlar ve Lirik Kapanış (1977 - 1985)

Hayatının son on yılında Cansever, hem o çok sevdiği dramatik/tiyatrovari şiir yapısını zirveye taşıdı hem de ilk yıllardaki gibi daha kısa, duygu yükü ağır, lirik metinlere geri döndü.

  • Bu Dönemin Temel Eserleri: Sevda ile Sevgi (1977), Şairin Seyir Defteri (1980), Bezik Oynayan Kadınlar (1981), Eylülün Sesiyle (1982), Oteller Kenti (1985)
  • Şiirsel Karakteri: Sevda ile Sevgi kitabıyla lirik ve kısa şiirin inceliklerini yeniden sergileyen şair; mutluluk, umut, kırgınlık gibi insani duyguları derinden işledi. Başyapıtlarından biri sayılan Bezik Oynayan Kadınlar’da dramatik şiir tekniğinin en olgun ve kusursuz örneğini verdi. Son büyük eseri olan Oteller Kenti’nde ise, seçtiği "otel" metaforu üzerinden modern insanın geçiciliğini, aidiyetsizliğini, köksüzlüğünü ve dünyanın içinde birer "geçici misafir" oluşumuzu sarsıcı bir atmosferle resmetti.

4. Edip Cansever’in Türk Şiirindeki Yeri ve Poetik Mirası

Edip Cansever, her ne kadar edebiyat tarihlerinde Turgut Uyar ve Cemal Süreya ile birlikte İkinci Yeni'nin "üç büyük şairi" arasında gösterilse de, bu hareketin tek bir kalıba sokulmasına her zaman karşı çıkmıştır.

Bağımsız Bir Şiir Çizgisi

Cansever’e göre İkinci Yeni homojen bir grup hareketi değildi; aksine, bu akım içinde yer alan şairlerin her biri tamamen farklı poetikalara, ayrı dünyalara sahipti. O, akımların geçici, özgün sesin ise kalıcı olduğuna inandı. Nitekim şiir serüveni boyunca sürekli kabuk değiştirmesi, onun hiçbir edebi klişeye hapsedilemeyeceğinin en büyük kanıtıdır. Behçet Necatigil de şairin özellikle 1950 sonrası felsefi yönelimine dikkat çekerek onun Türk şiirinde düşünce yoğunluğunu en yukarda tutan öncülerden biri olduğunu belirtmiştir.

Edebi Mirası: Gül Dönüyor Avucumda

Cansever sadece şiir yazmakla kalmamış; şiirin ne olduğu, nasıl yazılması gerektiği üzerine de kafa yormuş bir kuramcıdır. Dönem dönem dergilerde kaleme aldığı poetik yazıları, edebiyat söyleşileri, sanata dair eleştirileri ve röportajları, onun vefatının ardından titizlikle derlenerek Gül Dönüyor Avucumda (Şiirle Kuşatılmak) adı altında kitaplaştırılmıştır. Bu eser, bugün bile modern Türk şiirinin mutfağını ve zihniyet dünyasını anlamak isteyen her araştırmacı için bir el kitabı niteliğindedir.

Edip Cansever, çağdaş insanın iç dünyasındaki o "yerçekimli karanlığı" gören, onu kelimelerle işleyen ve Türk şiirine devasa bir tiyatro sahnesi kuran eşsiz bir ustadır. Onun bıraktığı miras, bugün hala insan ruhunun kuytu köşelerinde gezinmek isteyen her okur için en güvenilir pusulalardan biri olmayı sürdürmektedir.

Edip Cansever’in Ödülleri

·         Yerçekimli Karanfil ile 1958 Yeditepe Şiir Armağanı; Ben Ruhi Bey Nasılım ile 1977 TDK Şiir Ödülü

·         Yeniden ile 1981 Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü

Edip Cansever’in Eserleri

Şiir:

·         İkindi Üstü, İst., 1947

·         Dirlik Düzenlik, İst.: Yeditepe, 1954

·         Yerçekimli Karanfil, İst.: Yeditepe, 1957

·         Umutsuzlar Parkı, İst.: Yeditepe, 1958

·         Petrol, İst.: İstanbul Mtb., 1959

·         Nerde Antigone, İst.: Yeditepe, 1961

·         Tragedyalar, İst.: De, 1964

·         Çağrılmayan Yakup, İst.: De, 1969

·         Kirli Ağustos, İst.: De, 1970

·         Sonrası Kalır, İst.: Cem, 1974

·         Ben Ruhi Bey Nasılım, İst.: Koza, 1976

·         Sevda ile Sevgi, İst.: Koza, 1977

·         Şairin Seyir Defteri, İst.: Adam, 1980

·         Yeniden, (bütün şiirleri) İst.: Adam, 1981

·         Bezik Oynayan Kadınlar, İst.: Ada, 1982

·         İlkyaz Şikâyetçileri, İst.: Adam, 1984

·         Oteller Kenti, İst.: Adam, 1985

·         Gül Dönüyor Avucumda, (Edip Cansever’in anısına, haz. Adam Yayınları) İst.: Adam, 1987

·         Yerçekimli Karanfil (Toplu Şiirler I), İst.: Adam, 1990

·         Şairin Seyir Defteri (Toplu Şiirler II), İst.: Adam, 1990

·         Seçme Şiirler, (haz. M. Fuat) İst.: Adam, 1997

·         Sonrası Kalır / Bütün Şiirleri (1 - 2. Cilt), İst.: YKY, 2004

·         Gelmiş Bulundum: Seçme Şiirler, İst.: YKY, 2008

Derleme:

·         Şiiri Şiirle Ölçmek: Şiir Üzerine Yazılar, Söyleşiler, Soruşturmalar (haz. Devrim Dirlikyapan), İst.: YKY, 2009

KAYNAKÇA: Bu biyografi hazırlanırken şu akademik ve dönemsel kaynaklardan yararlanılmıştır: H. Cöntürk-A. Bezirci, Turgut Uyar-Edip Cansever, İst., 1961; Nebioğlu, 173-174; Necatigil, İsimler, 101; Kurdakul, Sözlük, 166-167; Karaalioğlu, 133; Özkırımlı, TEA, I, 265; M. Kutlu, “Cansever, Edip”, TDEA, II, 18-19; E. Cansever, Gül Dönüyor Avucumda, (haz. Adam Yayınları) İst., 1987; E. Batur, “Cansever, Edip”, DBİA, II, 384-385; Ö. İnce, “Edip Cansever: Yani O Kendine Sürgün Olan”, Tabula Rasa, İst., 1992, s. 126; E. Ayhan, “Bir Sıkı Şair: Edip Cansever”, Edebiyat Dergisi, S. 4 (Mart-Nisan 1997); B. Asiltürk, “Edip Cansever”, aynı yerde; D. Hızlan, “Edip Cansever’de Tipler ya da ‘Öyleyse Yaşam Ne Bayan Sara’ “, aynı yerde; G. Turan, “Edip Cansever’in Şiirinde Dramatik Öğeler”, aynı yerde; A. Mutlu, “Edip Cansever Şiiri’ne Bir Yaklaşım”, aynı yerde.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Haldun Taner Kimdir? Hayatı, Edebi Kişiliği ve Eserleri

Haldun Taner   Haldun Taner Kimdir? İronik Bir Bilgenin Rafine Dünyası: Haldun Taner Türk edebiyatı ve tiyatrosu, insanı insana anlatırk...