![]() |
| Enis Behiç Koryürek |
Hece Vezninin Güçlü Sesi ve Edebi Bir Gizem:Enis Behiç Koryürek Kimdir?
Türk şiir tarihinde köklü kırılmaların ve sıra dışı dönüşümlerin sembol isimlerinden biri olan Enis Behiç Koryürek, hem hece veznine kazandırdığı yeni solukla hem de ömrünün son yıllarındaki mistik yönelimiyle edebiyatımızın en özgün figürlerindendir. "Beş Hececiler" akımının bu güçlü sesi, gerek bürokratik kariyeri gerekse edebi arayışlarıyla Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin geçiş sürecini temsil eder.
Cepheden Bürokrasiye Bir Ömür: Enis Behiç Koryürek’in Hayatı
Askeri hekim yarbay
İsmail Behiç Bey ile Faika Hanım’ın oğlu olan Enis Behiç Koryürek, 11 Mart 1893
tarihinde İstanbul’da dünyaya geldi. Çocukluk yılları, babasının görevi
nedeniyle Makedonya’da geçen Koryürek, ilk eğitimini düzenli bir okul
hayatından ziyade özel hocalardan ve babasından alarak çok yönlü bir altyapı
kazandı.
Eğitim hayatını İstanbul
Sultanisi (1909) ve ardından Mülkiye Mektebi (1913) mezuniyetleriyle
taçlandıran şair, hayatı boyunca devlet kademelerinde önemli sorumluluklar
üstlendi:
- Hariciye Nezareti Dönemi:
Memuriyet hayatına Umur-ı Ticariye şubesinde başladı; ardından Bükreş
şehbenderliği (başkonsolosluk) ve Budapeşte şehbender yardımcılığı
görevlerinde bulunarak ülkesini yurt dışında temsil etti.
- Milli Mücadele ve Ankara:
1919’da İstanbul’a dönerek Milli Müdafaa grubunda görev üstlendi. 1922’de
Edirne Vilayeti Hukuk İşleri müdürlüğüne tayin edilmesinin ardından
Ticaret Vekâleti’ndeki görevi vesilesiyle Ankara’ye yerleşti.
- Müsteşarlık ve Son Yılları:
İktisat Vekâleti İş ve İşçiler Dairesi başkanlığı ile müsteşarlık gibi
bürokrasinin üst kademelerine kadar yükseldi.
Siyasi hayata da adım
atmak isteyen Koryürek, 1946 seçimlerinde Demokrat Parti’den aday oldu ancak
seçimi kazanamadı. Hayatının son yıllarını maddi sıkıntılar içinde geçiren
şair, 17 Ekim 1949’da Ankara’da vefat etti ve Cebeci Asri Mezarlığı’nda toprağa
verildi.
Aruzdan Heceye, Hamasetten Musikiye: Edebi Kişiliği ve Şiir Anlayışı
Enis Behiç Koryürek’in
ilk şiirleri 1913 yılında Şehbal dergisinde okuyucuyla buluştu. İlk
dönemlerinde aruz veznini ve hamasi (kahramanlık) söyleyişi benimseyen şair,
Türk edebiyatının dönüm noktalarından biri olan Ziya Gökalp ile tanışmasının
ardından köklü bir üslup değişikliğine gitti. Gökalp’ın etkisiyle hece veznine
yönelerek dilde sadeleşmeyi savundu ve "Beş Hececiler" topluluğunun
öncülerinden biri oldu.
Koryürek’in şiir
anlayışını çağdaşlarından ayıran temel unsurlar şunlardır:
Teknik Arayışlar ve
Musiki: Şiirde ritim ve müziğe büyük önem verdi. Özellikle
ses tekrarları ve ritmik yapıyla ölçülü bir romantizm kurdu. Dönemin sembolist
ismi Ahmet Haşim’in "serbest müstezat" anlayışını, milli ölçü olan
hece vezniyle denemesi edebiyat çevrelerinde büyük dikkat çekti.
Onun şiirlerinde
kahramanlık, deniz, yolculuk ve mücadele temaları öne çıktı. Özellikle “Süvariler”,
“Gemiciler” ve “Uğursuz Baskın” adlı şiirleri, milli duyguları
lirizmle birleştiren yapısıyla uzun yıllar boyunca geniş kitlelerin ilgisini
gördü. Hece ölçüsünü sadece teknik bir araç değil, milli edebiyat anlayışının
esas taşıyıcısı olarak kabul etti.
Rasyonel Bir Şairin Mistik Dönüşümü: Son Dönemi ve Vâridât-ı Süleyman
Ankara’ya yerleştikten
sonra uzun süre şiirden uzaklaşan Enis Behiç Koryürek’in hayatındaki en büyük
kırılma, ömrünün son yıllarında güç kazanan mistik ve spiritüel eğilimler oldu.
1946 sonrasında katıldığı ispritizma (ruh çağırma) seanslarında irticalen
(doğaçlama) söylediği ve çevresindekiler tarafından anında kaydedilen metinler,
Türk edebiyatında uzun süre tartışılan sıra dışı bir edebi gizem doğurdu.
Şair, bu seanslarda dile
getirdiği tasavvufi ve hikemî yüklü şiirleri, kendisinin değil 17. yüzyılda
yaşamış olan Çedikçi Süleyman Çelebi’nin ruhundan aldığı manevi ilhamla
söylediğini ileri sürdü. Otuz sekiz “Bezm-i Alî”den oluşan bu sıra dışı eser,
bazı çevrelerce olağanüstü bulunurken, bazı çevreler tarafından sert biçimde
eleştirildi. Bu seans notları, daha sonra Ömer Fevzi Mardin tarafından
ayrıntılı bir biçimde incelenerek 1949 yılında Vâridât-ı Süleyman
adıyla yayımlandı.
Gerek oluşum hikayesi
gerekse barındırdığı yoğun tasavvufi yönü nedeniyle bu eser, günümüzde bile
edebiyat araştırmalarının ve metapsişik tartışmaların en önemli kaynaklarından
biri kabul edilmektedir.
Enis Behiç Koryürek'in Eserleri
Şairin hem dünyevi hem de
mistik dönemini yansıtan sınırlı sayıdaki eseri ve önemli bir tarihsel çevirisi
şunlardır:
- Şiir:
- Miras
(1927) [Bu eser daha sonra F. Tevetoğlu tarafından genişletilerek 1951'de
Miras ve Güneşin Ölümü adıyla yeniden basılmıştır].
- Vâridât-ı Süleyman: Çedikçi Süleyman
Çelebi (Ruhundan İlhamlar) (1949).
- Çeviri:
- Kanuni Süleyman
(Fairfax Downey'den çeviri, 1950).
📚 Kaynakça
Bu biyografi
hazırlanırken şu akademik ve dönemsel kaynaklardan yararlanılmıştır:
Ergun, Şairler, III, 1287-1291; T. Ararad, “Edebiyat Âleminde Metapsişik
Bir Hadise”, Edebiyat Âlemi, S. 9-13 (1949); Necatigil, İsimler,
230-231; F. Tevetoğlu, Enis Behiç Koryürek, Ank., 1985; P. Özbatağ-O. S.
Kocahanoğlu, “Koryürek, Enis Behiç”, TDEA, V, 399-400; O. Okay, “Enis
Behiç Koryürek”, Büyük Türk Klasikleri, c. XII, s. 381-383.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder