ANA SAYFA

Nahid Sırrı Örik Kimdir? Hayatı, Edebi Kişiliği ve Eserleri

Nahid Sırrı Örik'in portre fotoğrafı
Nahid Sırrı Örik

  Nahid Sırrı Örik Kimdir?

Zamanın ve Mekânın Sessiz Tanığı: Nahid Sırrı Örik

Türk edebiyatının kıyıda köşede kalmış hazinelerini, imparatorluğun çöküş acılarını ve konakların uğultulu sessizliğini onun kadar keskin bir gözlem gücüyle aktaran yazar azdır. Nahid Sırrı Örik (22 Mayıs 1895 – 18 Ocak 1960), edebiyat tarihlerinde uzun süre hak ettiği tahtta oturtulmamış, adeta kendi inzivasına terk edilmiş nev-i şahsına münhasır bir İstanbul beyefendisidir.

Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının bu sarsıcı kalemi, 1990’lı yıllarda eserlerinin yeniden basılmasıyla küllerinden doğmuş ve edebi dehasıyla modern okuyucunun zihninde hak ettiği saygıyı nihayet kazanmıştır.

Nahid Sırrı Örik’in Hayatı

Saray Çevresinden Avrupa Şehirlerine: Bir Aydın Portresi

Nahid Sırrı’nın edebiyatındaki derin tarih bilinci ve aristokrat aristokrasisi, köklü aile mirasının doğal bir neticesidir. Oltulu Örikoğulları ailesine mensup olan yazarın dedesi Ahmet Nafiz Paşa, divan sahibi bir şair; babası Hasan Sırrı Bey ise II. Abdülhamid döneminin Maarif Nezareti mektupçularından, Mabeyin mütercimi ve Hukuk Mektebi hocasıydı.

İlk eğitimini Fransız mürebbiyelerden ve özel hocalardan alan Örik, çocukluğunu babasının dost çevresindeki dönemin elit entelektüellerini dinleyerek geçirdi. Bu durum, onun tarihe ve edebiyata olan tutkusunun ilk tohumlarını attı.

Afitab-ı Maarif Rüştiyesi’ni bitirdikten sonra Galatasaray Sultanisi’ne yazılsa da öğrenimini tamamlayamadı; Hukuk Mektebi’ne ise yalnızca dinleyici olarak katıldı. Onun asıl akademisi hayat ve geniş coğrafyalardı.

1915-1928 yılları arasında babasıyla birlikte Paris, Roma, Tiflis, Viyana, Berlin ve Kopenhag gibi Avrupa’nın kültür başkentlerinde yaşadı. Bu uzun sürgün ve seyahat yılları, ona Batı kültürünün kapılarını açarken, Doğu’nun çöküşünü uzaktan bir tefekkürle izleme fırsatı verdi.

Ankara Yılları ve Anadolu Seyahatleri

1928’de yurda dönen Nahid Sırrı, Ankara’da Maarif Vekâleti’nde çevirmen olarak göreve başladı. Bu görev, onun sadece masa başında kalmasını engelledi; Karadeniz, Marmara, Trakya, İzmir ve Kayseri’ye kadar Anadolu’yu karış karış gezdi. Bu seyahatler, kuru birer coğrafi gözlem değil, imparatorluk bakiyesi bir coğrafyanın ruhunu yakalama çabasıydı.

Daha sonra gazeteciliğe yönelerek; Cumhuriyet, Tan, Tanin, Milliyet, Hayat, Muhit, Varlık, Aydabir ve Tarihte Bu Ay gibi dönemin en prestijli yayınlarında öyküler, roman tefrikaları, gezi yazıları, denemeler ve sanat eleştirileri kaleme aldı.

Nahid Sırrı Örik’in Edebi Kişiliği

Edebi Kişiliği: Nostaljiden Uzak Bir "Konak Türkçesi"

Edebiyat dünyası onu daha çok öykü ve romanlarıyla bilse de o; tiyatro, gezi, anı, eleştiri ve inceleme türlerinde de eserler vermiş çok yönlü bir sanatkârdır. İlk öykü denemesi Paris’te Fransızca olarak Les Oeuvres libres dergisinde yayımlanan “Zeynéb, la Courtisane” (Kortizan Zeynep) olsa da, Türk okuru onu Kırmızı ve Siyah adlı öykü kitabı ve Türk edebiyatının başyapıtlarından biri olan Sultan Hamid Düşerken romanıyla tanıdı.

Abdülhak Şinasi Hisar ile Benzerliği ve Ayrışması

Nahid Sırrı, Tanzimat’tan Cumhuriyet’e uzanan süreçte zengin tabakanın, konak hayatlarının maddi ve manevi çöküşünü anlatırken çağdaşı Abdülhak Şinasi Hisar ile benzer bir çizgide yürür. Ancak aralarında hayati bir fark vardır:

  • Abdülhak Şinasi Hisar: Geçmişi kaybolmuş bir cennet gibi hatırlar, nostaljinin tül tülü arkasından bakar.
  • Nahid Sırrı Örik: Nostaljiye geçit vermez; çöküşü, yozlaşmayı ve insan hırslarını tüm çıplaklığı ve gerçekliğiyle aktarır.

Onun karakterlerine ve seçtiği aristokratik dünyaya uygun, biraz eski ve uzun cümlelerden oluşan sanatkârane üslubu, edebiyat dünyasında haklı olarak "konak Türkçesi" deyimiyle anılmıştır.

Güç, İhtiras ve Tarih: Sultan Hamid Düşerken

Yazarın son dönem Osmanlı tarihine tuttuğu en güçlü ayna şüphesiz Sultan Hamid Düşerken romanıdır. Roman, 24 Temmuz 1908’de II. Meşrutiyet’in ilanından başlayıp, 31 Mart Vakası sonrası Hareket Ordusu’nun İstanbul’a girişine kadar olan kaotik dönemi anlatır.

  • Bürokrasi ve Saray: II. Abdülhamid, Mehmed Şahabeddin Paşa ve Şefik Bey üzerinden İttihatçıların ve eski Osmanlı bürokrasisinin amansız çatışması sergilenir.
  • Yenilginin Trajedisi: 33 yıllık saltanatın ardından tahttan indirilen bir padişahın insani trajedisi, memleketin genel çalkantısıyla harmanlanır.
  • "Kadın Parmağı" ve İhtiras: Dönemin tarihçisi Ahmet Refik’in Osmanlı sarayındaki kadınlar saltanatı tezlerine paralel olarak yazar, romandaki Nimet karakteri üzerinden tarihi kırılmalarda kadın hırslarının ve entrikalarının rolünü ön plana çıkarır.

Nahid Sırrı, dönemin diğer yazarlarının aksine II. Abdülhamid’i körü körüne eleştirmek yerine, alttan alta onun onurlu duruşunu ve trajedisini koruyan, adeta padişahtan yana saf tutan derinlikli bir psikolojik zemin inşa eder.

Eleştirmenliği, Resim Tutkusu ve Sinemadaki İmzası

Onun en önemli yapıtlarından biri kabul edilen Sanatkârlar kitabındaki “En Güzel Eseri” öyküsü, yazarın resim sanatına olan derin tutkusunun bir yansımasıdır. Tanin gazetesinde yazdığı sanat eleştirileriyle Türk resminin gelişmesine yön veren Örik, edebiyat eleştirisinde ise tam bağımsızlığı savunmuştur. Memlekette yeni düşünceler üretenlere karşı gösterilen dilsiz duyarsızlıktan ve nitelikli eleştirmen yokluğundan her fırsatta yakınmıştır.

İleri derecedeki Fransızcası sayesinde Türk edebiyatına yirmiden fazla çeviri eser kazandıran yazar, ne yazık ki dergi ve gazetelerde tefrika edilen pek çok çalışmasını hayattayken kitaplaştıramamıştır.

Sinemada Nahid Sırrı İmzası: İki Dev Uyarlama

Nahid Sırrı’nın insan psikolojisinin karanlık dehlizlerine ve tarihin kırılma noktalarına tuttuğu güçlü ayna, beyazperdenin usta yönetmenleri tarafından da karşılıksız bırakılmamıştır.

Yazarın başyapıtı kabul edilen Sultan Hamid Düşerken romanı, 2002 yılında usta yönetmen Ziya Öztan tarafından "Abdülhamid Düşerken" adıyla sinemaya uyarlanmış ve dönemin görkemli atmosferi ile siyasi trajedisini beyazperdede ölümsüzleştirmiştir.

Bunun yanı sıra, insan ruhunun en tehlikeli zaaflarından haset ve marazi duyguları muazzam bir derinlikle işlediği Kıskanmak romanı da 2009 yılında ödüllü yönetmen Zeki Demirkubuz tarafından aynı adla sinemaya taşınmıştır. Her iki nitelikli uyarlama, Örik'in zamansız dehasını modern sinema izleyicisiyle buluşturan birer saygı duruşu niteliğindedir.

Sonuç

Nahid Sırrı Örik, unutturulmaya çalışıldığı dönemin inadına, insan ruhunun zaaflarını, imparatorluğun görkemli vedasını ve haksızlıklara karşı isyan eden küçük insanların dramını büyük bir edebi asaletle yazmış; Türk edebiyatının sessiz ama en derinden akan nehirlerinden biri olmuştur.

Nahid Sırrı Örik’in Eserleri

Öykü:

·         Kırmızı ve Siyah, İst.: Sudi Kitabevi, 1929

·         Sanatkârlar, İst.: Burhanettin Mtb., 1932

·         Eski Resimler, Ank.: Hâkimiyeti Milliye Mtb., 1933

·         Colére de Sultan, İst., 1933

·         Eve Düşen Yıldırım, İst.: Varlık, 1934

Roman:

·         Kıskanmak, İst.: Hilmi, 1946

·         Sultan Hamid Düşerken, İst.: Kanaat, 1957 (1976’da K. Bekir tarafından “Düşüş” adıyla sahnelenmiştir)

·         Yıldız Olmak Kolay mı?, İst.: Oğlak, 1996

Oyun:

·         Sönmeyen Ateş, Ank.: Varlık, 1933

·         Muharrir, Ank.: Varlık, 1934

·         Bütün Oyunları, İst.: Oğlak, 1997

Gezi:

·         Anadolu: Yol Notları, İst.: Kanaat, 1939

·         Bir Edirne Seyahatnamesi, Ank.: Ulusal Mtb., 1941

·         Kayseri, Kırşehir, Kastamonu, İst.: Kanaat, 1955

Deneme-Eleştiri:

·         Edebiyat ve Sanat Bahisleri, Ank.: Köy Hocası Mtb., 1932

·         Roman ve Hikâye Hakkında Bir Kalem Denemesi, Ank.: Varlık, 1933

·         Hayat ile Kitaplar, İst.: Kanaat, ty. Tarih: Tarihi Çehreler Etrafında, Ank.: Köy Hocası Mtb., 1933

Anı:

·         Eski Zaman Kadınları Arasında, İst.: İnkılâp, 1958

Çeviri:

·         Avrupa ve Fransız İhtilali (A. Sorel), 7 c., 1949-56

·         Journal (A. Galland); Âziyâde (P. Loti), 1940

·         Bezgin Kadınlar (P. Loti), 1947.

KAYNAKÇA: Yazar, 304-305; Alangu, Hikâye ve Roman, I, 241-245; İ. Parlatır, “Örik, Nahit Sırrı”, TA, XXVI, 273; F. Naci, Türkiye’de Roman, 113-119; H. Yavuz, “Nahit Sırrı Örik ve Tarihsel Roman”, (1-2), Yazın Üzerine, İst., 1987, s. 49-58; Fethi Naci, 40 Yılda 40 Roman, İst., 1994, s. 78-84; M. K. Özgül, “Bir İnter-mezzoya Prelüd”, Sanatkârlar, İst., 1996, s. 9-21; Ö. Lekesiz, Yeni Türk Edebiyatında Öykü I, İst., 1997, s. 343-376.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Tevfik Fikret Kimdir? Hayatı, Edebi Kişiliği ve Eserleri

   Tevfik Fikret       Tevfik Fikret Kimdir? Bir İmparatorluğun Vicdanı ve Aşiyan’ın Hüznü: Tevfik Fikret Osmanlı İmparatorluğu’nun ...