![]() |
| Suat Derviş |
Suat Derviş Kimdir?
Türk edebiyatında bazı isimler vardır ki yalnızca yazdıklarıyla değil, yaşadıklarıyla da bir dönemin vicdanını temsil eder. Suat Derviş, bu isimlerin başında gelir. Gazeteciliği cesur bir araştırma alanına dönüştüren, kadınların kamusal alandaki görünürlüğüne öncülük eden ve romanlarında toplumun görünmeyen yüzünü anlatan Derviş; edebiyatı yalnızca estetik bir uğraş değil, insanı anlamanın ve toplumsal gerçekliği görünür kılmanın bir yolu olarak görmüştür.
Fosforlu Cevriye,
Ankara Mahpusu ve diğer romanlarıyla geniş bir okur kitlesine ulaşan
Suat Derviş, eserleri yabancı dillere çevrilen ilk Türk yazarlardan biri olmuş;
toplumcu gerçekçi edebiyatın en güçlü kadın temsilcileri arasında yerini
almıştır.
Suat Derviş'in Hayatı
Hatice Suat Derviş, 1905
yılında İstanbul'da dünyaya geldi. Asıl adı Hatice Saadet Baraner
olan yazar; yaşamı boyunca Emine Hatip, Saadet Baraner, Hatice Hatip,
Süveyda H. ve Sujet Doli gibi farklı imzalar da kullandı.
Babası, Tıbbiye
müderrislerinden Dr. İsmail Derviş, dedesi ise kimyager Derviş Paşa
idi. Kültür ve bilimle iç içe yetiştiği aile ortamı, küçük yaşlardan itibaren
edebiyata yönelmesinde belirleyici oldu. Özel eğitim aldı; Fransızca ve Almanca
öğrendi. Bu yabancı dil birikimi, ilerleyen yıllarda hem dünya edebiyatını
yakından takip etmesini hem de uluslararası bir bakış geliştirmesini sağladı. Özel
yaşamında sırasıyla Seyfi Cenap Berksoy, Selami İzzet Sedes, Nizamettin
Nazif Tepedelenlioğlu ve Reşat Fuat Baraner ile evlilik yaptı.
Almanya Yılları
1930 yılında öğrenim
amacıyla Almanya'ya gitti. Berlin Konservatuvarı ile Berlin Edebiyat
Fakültesi'nde eğitim gördü. Ancak eğitimini tamamlamadan Türkiye'ye dönmek
zorunda kaldı. Bu dönem, yalnızca akademik bir deneyim değil; Avrupa'daki
kültürel ve siyasal atmosferi yakından gözlemlediği, sanat anlayışının
olgunlaştığı önemli bir kırılma noktası oldu.
Gazetecilikte Öncü Bir
Kadın
Suat Derviş, yalnızca
romancı değil; aynı zamanda Türk basınının öncü gazetecilerinden biriydi. 1933
yılında Türkiye'ye döndükten sonra Son Posta, Cumhuriyet, Tan, Haber ve Son
Telgraf gazetelerinde çalıştı. Muhabirlikten köşe yazarlığına, editörlükten
tefrika romancılığına kadar gazeteciliğin pek çok alanında üretim yaptı.
En dikkat çekici
başarılarından biri ise 1926 yılında İkdam gazetesinde kadın sayfasını
hazırlayan ilk gazeteci olmasıdır. Bu yalnızca mesleki bir unvan değil;
dönemin erkek egemen basın dünyasında kadın gazetecilerin görünürlüğü açısından
önemli bir eşikti.
Toplumcu Duruşu ve
Mücadelesi
1937 yılında Tan
gazetesi muhabiri olarak Sovyetler Birliği'ne giden Suat Derviş, burada
edindiği gözlemleri yalnızca gazetecilik faaliyetlerine değil, düşünce
dünyasına da taşıdı. 1940 yılında yayımlamaya başladığı Yeni Edebiyat
gazetesi, kısa ömrüne rağmen Türk toplumcu gerçekçi edebiyatının önemli
merkezlerinden biri hâline geldi.
Gazete;
- Orhan Kemal
- Hasan İzzettin Dinamo
- İlhan Tarus
- A. Kadir
- Mehmet Seyda
gibi genç kalemlere
sayfalarını açarak yeni bir edebiyat anlayışının gelişmesine katkı sundu.
Aynı dönemde Yeni Adam,
Ses ve Servetifünun-Uyanış dergilerinde toplumcu görüşlerini
yansıtan yazılar yayımladı. Suat Derviş için edebiyat yalnızca bireyin iç
dünyasını anlatan bir sanat değildi; toplumsal eşitsizlikleri görünür kılan,
insanın yaşadığı koşulları anlamaya çalışan bir vicdan alanıydı.
Siyasi Baskılar ve Yurt Dışı Yılları
Suat Derviş'in yaşamı,
yazarlık başarısı kadar siyasal baskılarla da şekillendi. 1944 yılında Niçin
Sovyet Rusya'ya Hayranım adlı kitabıyla da bağlantılı olarak açılan Türkiye
Komünist Partisi davasında yargılandı ve sekiz ay hapis cezasına
mahkûm edildi. Bu süreç, yalnızca hukuki bir dava değildi; düşüncelerini açıkça
dile getiren pek çok aydın gibi onun da meslek yaşamını doğrudan etkiledi.
1953 ile 1963 yılları
arasında İsveç ve Fransa'da yaşadı. Bu on yıllık dönem, çoğu
araştırmacı tarafından bir tür zorunlu sürgün olarak değerlendirilmektedir. 1963
yılında Türkiye'ye döndükten sonra yeniden gazete ve dergilerde yazmaya
başladı. 1970 yılında kurulan Devrimci Kadınlar Birliği içinde aktif
görev aldı. 23 Temmuz 1972 tarihinde İstanbul'da hayatını kaybetti ve Feriköy
Mezarlığı'na defnedildi.
Suat Derviş'in Edebi Kişiliği
Suat Derviş'in edebiyat
serüveni son derece erken yaşta başladı. Henüz 13 yaşındayken, "Hezeyan"
adlı şiiri 1918 yılında Alemdar gazetesinde yayımlandı. Bundan yalnızca
birkaç yıl sonra, 16 yaşındayken ilk romanı Kara Kitap okurla
buluştu. 1930 yılına kadar roman ve hikâyelerinden oluşan on kitap
yayımlamış olması, onun olağanüstü üretkenliğinin erken yaşlarda ortaya
çıktığını gösterir. Ancak Suat Derviş, gençlik dönemindeki eserlerine hiçbir
zaman aşırı bir önem yüklemedi. Bu yapıtları daha sonra kendi ifadesiyle "çocukluk
tecrübeleri" olarak değerlendirdi. Asıl olgunluk dönemini ise
1934-1953 yılları arasında İstanbul'da kaleme aldığı romanlarla yaşadı.
Gerçekçiliği Anlayışı
Suat Derviş'in adı çoğu
zaman toplumcu gerçekçilik ile birlikte anılır. Ancak onun gerçekçiliği
yalnızca toplumsal sorunları sıralayan bir anlayış değildir. İnsan
psikolojisini sosyal çevresiyle birlikte ele alır; bireyin kaderini ekonomik,
kültürel ve sınıfsal koşullardan bağımsız düşünmez. Bu nedenle roman kişilerini
tek boyutlu kahramanlar olarak değil, hayatın farklı insanlarından süzülen çok
katmanlı karakterler olarak kurar.
Yazar, kendi sanat
anlayışını şu sözlerle açıklamaktadır:
"Ben natüralist bir
muharrir değil, realist bir yazarım. Her mevzuu hayattan aldığım gibi
aksettirmem, onu bütün buutlarıyla, nedenleriyle göstermek isterim. Benim
tiplerim, oldukları gibi değil, malzeme gibi kullandığım birçok tipten kompoze
edilmiş kişilerdir."
Bu yaklaşım, onun
romanlarında olaylardan çok insanların yaşama biçimlerinin ve toplumsal
ilişkilerinin öne çıkmasını sağlar.
Türk Edebiyatındaki Yeri
Eleştirmen A.
Özkırımlı, Suat Derviş'i, "popülist edebiyatın toplumcu gerçekçi
bir öz kazandırılmış ilk örneklerini veren yazarlar" arasında
değerlendirir.
Bugün Suat Derviş'in
eserleri yalnızca döneminin siyasal ve toplumsal atmosferini belgeleyen
metinler olarak değil; güçlü kadın karakterleri, psikolojik çözümlemeleri ve
şehir yaşamını derinlikli biçimde ele alan anlatılarıyla da önem taşımaktadır.
Gazetecilikte öncü
kimliği, kadın yazarların görünürlüğüne yaptığı katkılar ve edebiyatı toplumsal
duyarlılıkla buluşturan yaklaşımı sayesinde, Türk edebiyatında kendine özgü ve
kalıcı bir yer edinmiştir. Aradan geçen yıllara rağmen romanlarının yeniden basılması
ve farklı dillere çevrilmeye devam etmesi, Suat Derviş'in yalnızca kendi
dönemine değil, bugünün okuruna da söyleyecek sözü olduğunu göstermektedir.
Suat Derviş’in Eserleri
Roman:
·
Kara Kitap, İst.: Karabet Mtb., 1337/1921
·
Ne Bir Ses, Ne Bir Nefes, İst.: Orhaniye
Mtb., 1339/1923
·
Hiç Biri, İst.: Kitaphane-i Sudi,
1339/1923
·
Fatma’nın Günahı, İst.: Orhaniye Mtb.,
1340/1924
·
Buhran Gecesi, İst.: Matbaa-i Şems,
1340/1924
·
Gönül Gibi, İst.: İktisat Mtb., 1928
·
Emine, İst.: Resimli Ay Mtb., 1931
·
Hiç, İst.: İnkılâp, 1939
·
Çılgın Gibi, İst.: Semih Lütfi, 1945
(1944-45’te “Yalının Gölgeleri” adıyla Yeni Sabah gazetesinde tefrika edildi,
1958’de Les Ombres du Yali adıyla Fransızca olarak yayımlandı)
·
Ankara Mahpusu, İst.: May, 1968 (1945’te
“Zeynep İçin” adıyla Haber gazetesinde tefrika edildi, 1957’de Le prisonnier
d’Ankara adıyla Fransızca olarak yayımlandı)
·
Fosforlu Cevriye, İst.: May, 1968
(1944-45’te Son Telgraf gazetesinde tefrika edildi)
·
Aksaray’dan Bir Perihan, İst.: Oğlak, 1997
(1963-64’te Gece Postası gazetesinde tefrika edildi).
Gazetelerde Tefrika Halinde Kalan Kitaplaşmamış Romanları:
·
“Onu Bekliyorum” (Cumhuriyet, 1934)
·
“Onları Ben Öldürdüm” (Son Posta, 1935-36)
·
“Baba Oğul” (Son Posta, 1935-36)
·
“Bu Roman Olan Şeylerin Romanı” (Tan,
1937)
·
“İstanbul’un Bir Gecesi” (Haber, 1938-39)
·
“Kendine Tapan Kadın” (Son Telgraf,
1944-45)
·
“Biz Üç Kardeştik” (Son Telgraf, 1944-45)
·
“Büyük Ateş” (Son Posta, 1947)
·
“Yaprak Kımıldamasın” (Hürses, 1950)
·
“Yeniden Yaşayabilseydik” (1950-51)
·
“Şoför Mustafa” (Gece Postası, 1964-65)
Öykü:
·
Ahmet Ferdi, İst.: Orhaniye Mtb.,
1339/1923
·
Behire’nin Talipleri, İst.: Orhaniye Mtb.,
1339/1923
·
Beni mi?, İst.: Sühulet Mtb., [1924]
·
Hepimiz Birbirimizin Örneğiyiz, (seçme
öyküler, yay. haz. Z. Toska) İst.: Oğlak, 1998
Anı:
·
Ben Kimim?, (yay. haz. R. Nuri İleri) 1986
Diğer:
·
Niçin Sovyet Rusya’ya Hayranım, İst.:
Arkadaş Mtb., 1944
Çeviri:
·
İnsanın Kaderi (M. Şolohof), 1966
·
Ateş (H. Barbusse), 1970
KAYNAKÇA: B. Necatigil,
“Dünya Kadın Yılında Suat Derviş Üzerine Notlar”, Nesin Vakfı Edebiyat Yıllığı
1976, İst.: 1977, s. 593-609; Necatigil, İsimler, 114; “Baraner, Suat Derviş”,
TDEA, I, 312; Özkırımlı, TEA, II, 367-368; Z. T. Anadol, “Suat
Derviş’le Konuşma”, Gerçekler Postası, (Eylül 1967); S. Paker-Z. Toska, “Yazan,
Yazılan, Silinen ve Yeniden Yazılan Özne: Suat Derviş’in Kimlikleri”, Toplumsal
Tarih, S. 39 (Mart 1997), s. 11-22; F. Berktay, “İki Söylem Arasında Bir Yazar:
Suat Derviş”, Defter, S. 29 (Kış 1997), s. 88-100; Z. Aliye, “Suat Derviş”,
Cumhuriyet Kitap, S. 426, s. 8-9.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder