ANA SAYFA

Şinasi Kimdir? Hayatı, Edebi Kişiliği ve Eserleri

Türk edebiyatının öncü ismi Şinasi
Şinasi

  Şinasi Kimdir?

  Tanzimat Edebiyatının Öncüsü, Türk Basınının ve Modern Türkçenin Kurucularından Biri

İbrahim Şinasi (1826-1871), Tanzimat Dönemi Türk edebiyatının en önemli isimlerinden biri; şair, gazeteci, oyun yazarı, çevirmen ve dil düşünürüdür. Ancak onu yalnızca bu unvanlarla tanımlamak eksik kalır. Çünkü Şinasi, Türk edebiyatının yönünü değiştiren; şiirden tiyatroya, gazetecilikten dile kadar pek çok alanda yeni bir çağın kapısını aralayan öncü bir aydındır.

Bugün Türk edebiyatında "ilk özel gazete", "ilk yerli tiyatro eseri", "Batılı anlamda ilk çeviri şiir kitabı" gibi birçok yenilikten söz ediliyorsa, bu dönüşümün merkezinde Şinasi'nin adı bulunur. Onun asıl başarısı ise yalnızca ilkleri gerçekleştirmesi değil; Osmanlı toplumunun düşünme, yazma ve kendini ifade etme biçimini değiştirmeye çalışmasıdır.

Şinasi, edebiyatı yalnızca estetik bir uğraş olarak görmedi. Ona göre edebiyat; toplumun ilerlemesi, düşüncenin yayılması ve bireyin bilinçlenmesi için en güçlü araçlardan biriydi.

Şinasi'nin Hayatı

Çocukluk Yılları ve Eğitimi

Asıl adı İbrahim olan Şinasi, 1826 yılında İstanbul'da dünyaya geldi. Babası, 1828 Osmanlı-Rus Savaşı'nda şehit düşen Topçu Yüzbaşısı Mehmet Ağa, annesi ise Esma Hanım'dır. Henüz küçük yaşta babasını kaybetmesi, hayatının ilk büyük kırılma noktalarından biri oldu. Onu yetiştiren kişi annesi oldu ve Şinasi, eğitim hayatını büyük ölçüde onun desteğiyle sürdürdü.

İlk öğrenimini mahalle mektebinde tamamladıktan sonra Feyziye Mektebi'nde eğitim gördü. Ardından Tophane Müşirliği Kalemi'nde memur olarak çalışmaya başladı. Bu görev, onun yalnızca devlet bürokrasisini tanımasını sağlamadı; aynı zamanda Arapça, Farsça ve özellikle Fransızca öğrenmesine de imkân verdi.

Batı düşüncesine duyduğu ilginin temelleri de bu yıllarda atıldı.

Paris Yılları: Bir Aydının Dönüşümü

1849 yılında Mustafa Reşit Paşa'nın desteğiyle devlet tarafından eğitim amacıyla Paris'e gönderildi. Resmî olarak maliye öğrenimi görmek üzere gittiği Fransa'da aslında çok daha büyük bir kazanım elde etti: Avrupa'nın düşünce hayatıyla doğrudan tanıştı.

Paris'te bulunduğu yıllarda yalnızca derslerine devam etmekle yetinmedi. Bibliothèque Impériale'de ve Doğu Dilleri Okulu'nda eski Türk dili üzerine araştırmalar yaptı; dönemin önemli doğubilimcileriyle tanıştı. Ernest Renan, De Sacy ailesi ve sözlük yazarı Littré gibi isimlerle kurduğu ilişkiler, onun hem bilimsel hem de edebî ufkunu genişletti. 1851 yılında Société Asiatique üyeliğine kabul edilmesi ise uluslararası akademik çevrelerde gördüğü saygınlığın önemli göstergelerinden biridir.

Paris'ten İstanbul'a dönen kişi artık yalnızca bir devlet memuru değil; Batı düşüncesini yakından tanımış, Osmanlı toplumunun değişime ihtiyaç duyduğuna inanan bir fikir adamıydı.

Gazetecilikte Bir Dönüm Noktası

1854 yılında İstanbul'a döndükten sonra yeniden devlet görevine başladı. Ancak onun asıl ilgisi artık yayımladığı eserler ve basın faaliyetleriydi. 1859 yılında Fransız şiirlerinden yaptığı çevirileri Tercüme-i Manzume adıyla yayımladı. Aynı yıl, Türk edebiyatının Batılı anlamdaki ilk telif tiyatro eseri kabul edilen Şair Evlenmesini kaleme aldı.

Asıl büyük kırılma ise 22 Ekim 1860 tarihinde yaşandı.

Şinasi, Agâh Efendi ile birlikte Tercüman-ı Ahval gazetesini yayımlayarak Türk basın tarihinde yeni bir dönem başlattı. Bu gazete, devletin resmî yayın anlayışından farklı olarak halkın düşüncelerine ve toplumsal meselelere yer veren ilk özel Türkçe gazete oldu.

Kısa süre sonra gazeteden ayrılan Şinasi, 28 Haziran 1862'de bu kez kendi gazetesi olan Tasvir-i Efkârı yayımlamaya başladı. Gazete kısa sürede özellikle genç aydınların buluşma noktası hâline geldi. Şinasi'nin etrafında oluşan bu fikir çevresi, daha sonraki yıllarda Tanzimat'ın ikinci kuşağını oluşturacak isimlerin yetişmesinde önemli rol oynadı.

İkinci Paris Dönemi ve Son Yılları

1865 yılında Tasvir-i Efkâr'ı Namık Kemal'e bırakarak yeniden Paris'e gitti. Bu ikinci Paris dönemi, ilk yıllardaki kadar parlak değildi. Daha yalnız, daha içine kapanık bir hayat sürdürdü. Bilimsel çalışmalarına ağırlık verdi; sözlük hazırlıkları ve dil araştırmaları üzerinde yoğunlaştı.

Dönemin siyasi hareketleriyle adı zaman zaman birlikte anılsa da, Yeni Osmanlılar Cemiyeti içinde etkin bir rol aldığına dair kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Hatta Mustafa Fazıl Paşa'nın davetiyle Paris'e gelen Namık Kemal ve arkadaşlarından mümkün olduğunca uzak durduğu bilinmektedir.

1869 yılında İstanbul'a döndüğünde artık sağlığı eski gücünde değildi. Babıâli'de kiraladığı evde kendisini tamamen yayın çalışmalarına verdi. Ancak Paris yıllarında yaşadığı yorgunluk ve hastalıklar onu ciddi biçimde yıpratmıştı. 1871 yılında ensesinde çıkan habis bir ur kısa sürede ilerledi ve beyin tümörüne dönüşerek hayatını kaybetmesine neden oldu.

Şinasi'nin cenazesine yalnızca on beş kadar kişi katıldı. Vasiyeti üzerine annesinin yanına, Taksim'deki Ayaspaşa Mezarlığı'na defnedildi. Ne var ki mezarlığın daha sonraki yıllarda ortadan kaldırılmasıyla birlikte mezarının yeri de kayboldu. Bu durum, modern Türk edebiyatının en büyük kurucularından birinin hatırasının bile zaman içinde sessizce silinmiş olmasının hüzünlü sembollerinden biri olarak kabul edilir.

Şinasi'nin Edebi Kişiliği

Türk Edebiyatında Bir Dönemin Başlangıcı

Şinasi, Tanzimat kuşağı içinde yalnızca eser veren bir sanatçı değil; Türk edebiyatının yönünü değiştiren bir fikir adamıdır. Aynı dönemde yaşayan Münif Paşa, Ahmet VefikPaşa ve Cevdet Paşa gibi çok yönlü aydınlarla birlikte Osmanlı'nın modernleşme sürecine katkı sağlamış olsa da onu çağdaşlarından ayıran en önemli özellik, hemen her alanda öncü olmasıdır.

Şair, gazeteci, tiyatro yazarı, çevirmen, dil araştırmacısı ve yayıncı kimliklerini tek bir hayat içinde birleştiren Şinasi, edebiyatı yalnızca sanat üretmenin değil, toplumu dönüştürmenin de bir aracı olarak görüyordu. Bu nedenle onun eserlerinde estetik kaygı kadar akıl, eğitim, hukuk, medeniyet ve toplum düşüncesi de belirgin biçimde hissedilir.

Şinasi'nin amacı yalnızca güzel şiir yazmak değildi; düşünen, sorgulayan ve haklarını bilen bir toplumun oluşmasına katkı sağlamaktı.

Şiirde Getirdiği Yenilikler

Şinasi'nin ilk şiirleri klasik Divan edebiyatının etkisini taşır. Paris'e gitmeden önce yazdığı gazeller, tarihler ve Mustafa Reşit Paşa için kaleme aldığı ilk kasideler geleneksel biçim anlayışına bağlıdır.

Ancak Fransa dönüşünde şiire bakışı bütünüyle değişir.

Onun şiirde gerçekleştirdiği en önemli dönüşüm, konuyu değiştirmesidir. Divan şiirinin yüzyıllardır tekrar ettiği mazmunlar ve soyut aşk anlayışı yerine; toplum, hukuk, medeniyet, akıl, ilerleme ve insan gibi kavramları şiirin merkezine taşır.

Biçim bakımından gelenekten tamamen kopmaz. Aruz veznini kullanmaya devam eder; hatta şiirlerini Müntehabat-ı Eş'ar adlı eserinde divan tertibini hatırlatan bir düzen içinde toplar. Ancak içerikte yaptığı değişiklik, Türk şiirinin yeni bir yöne evrilmesini sağlar.

Şinasi'nin şiirlerinde dikkat çeken bir başka özellik de düşüncenin ön plana çıkmasıdır. Beyitlerin tek tek anlam taşıdığı klasik yapı yerine, şiirin baştan sona aynı düşünce etrafında gelişmesini hedefler. Böylece şiir, yalnızca güzel söz söyleme sanatı olmaktan çıkar; fikir taşıyan bir anlatım biçimine dönüşür.

Aklı Öne Çıkaran Bir Şair

Şinasi'nin en dikkat çekici şiirlerinden biri olan "Münacat", onun dünya görüşünü anlamak açısından özel bir yere sahiptir.

Klasik edebiyatta münacatlar daha çok tasavvufi duyuşun ürünü iken, Şinasi Tanrı'nın varlığını akıl ve gözlem yoluyla kavramaya çalışan farklı bir yaklaşım geliştirir. Şiirde modern astronomiden izler görülür; 18. yüzyıl Fransız rasyonalizminin etkileri hissedilir. Bu yönüyle eser, yalnızca biçimsel bir yenilik değil; Osmanlı şiirinde düşünce dünyasının değişmeye başladığını gösteren önemli metinlerden biridir.

Nitekim genç NamıkKemal'in bu şiiri ilk okuduğunda duyduğu hayranlık, onun edebiyat anlayışını da derinden etkilemiş; Şinasi'nin açtığı yol, Tanzimat'ın ikinci kuşağının şekillenmesinde belirleyici olmuştur.

Mustafa Reşit Paşa ve Yeni Kahraman Anlayışı

Şinasi'nin edebiyatında Mustafa Reşit Paşa'nın ayrı bir yeri vardır.

Onun için yazdığı kasideler, klasik övgü şiirlerinden oldukça farklıdır. Çünkü burada övülen kişi yalnızca bir devlet adamı değildir; Tanzimat'ın temsil ettiği yeni hukuk düzeninin ve modernleşme düşüncesinin sembolüdür.

Şinasi, Mustafa Reşit Paşa'yı adalet, kanun, medeniyet ve özgür düşünce gibi kavramlarla birlikte ele alır. Ona göre Tanzimat Fermanı yalnızca idarî bir düzenleme değil, Osmanlı toplumunun geleceğini değiştirecek tarihî bir adımdır. Bu nedenle Mustafa Reşit Paşa'yı kimi zaman adeta bir "medeniyet öncüsü" olarak tasvir eder. Kaside geleneği içinde böylesine siyasal ve toplumsal fikirlerin yer alması, Türk şiiri açısından önemli bir yeniliktir.

Gazeteciliği Bir Kamu Hizmeti Olarak Görmesi

Şinasi'nin Türk düşünce hayatına yaptığı en büyük katkılardan biri gazetecilik alanındadır.

Onun gözünde gazete yalnızca haber veren bir yayın organı değildir. Gazete; toplumun düşünmesini sağlayan, vatandaşın yönetime ilişkin fikirlerini ifade edebildiği ve kamuoyunun oluşmasına katkıda bulunan bir eğitim kurumudur.

Tercüman-ı Ahval ve özellikle Tasvir-i Efkâr gazetelerinin önsözlerinde bu düşünce açık biçimde görülür. Şinasi'ye göre devlet yalnızca yönetenlerden ibaret değildir. Vatandaşların da ülke meseleleri hakkında düşünmeye ve görüşlerini açıklamaya hakkı vardır. Bu anlayış, Tanzimat döneminde henüz açıkça dile getirilemeyen meşrutiyet fikrinin önemli hazırlıklarından biri olarak değerlendirilir. Her ne kadar siyasi düşüncelerini Yeni Osmanlılar kadar açık ifadelerle savunmasa da yazıları, hukuk devleti, vatandaşlık bilinci ve fikir özgürlüğü anlayışının gelişmesinde önemli rol oynamıştır.

Dilde Sadeleşmenin İlk Büyük Savunucularından Biri

Şinasi'nin kalıcı etkisi yalnızca edebî türlerde yaptığı yeniliklerle sınırlı değildir. Belki de en büyük mirası, Türk yazı dilini halkın anlayabileceği hâle getirme çabasıdır. Osmanlı nesri uzun cümlelerle, Arapça ve Farsça tamlamalarla örülü ağır bir yapıya sahipti. Şinasi ise düşüncenin ancak açık ve anlaşılır bir dille yayılabileceğine inanıyordu.

Bu yüzden yazılarında gereksiz söz sanatlarından uzak durdu; kısa ve anlaşılır cümleler kurmaya özen gösterdi. Noktalama işaretlerini düzenli biçimde kullanan ilk yazarlardan biri oldu ve düzyazının doğal akışını güçlendirdi. Bugün modern Türkçenin gelişim çizgisi incelendiğinde, Şinasi'nin bu sadeleşme anlayışının sonraki kuşakları doğrudan etkilediği görülür.

Türk Tiyatrosunun İlk Yerli Eseri: Şair Evlenmesi

1859 yılında kaleme aldığı Şair Evlenmesi, Batılı anlamda yazılmış ilk Türk tiyatro eseri kabul edilir. Molière komedyalarının etkisi hissedilen bu tek perdelik oyun, görücü usulüyle evlilik geleneğini mizah yoluyla eleştirir. Şinasi, kahramanlarını saray çevresinden değil, doğrudan halkın içinden seçerek gündelik konuşma dilini sahneye taşır. Eser yazıldığı dönemde sahnelenemese de II. Meşrutiyet sonrasında yeniden keşfedilmiş ve Türk tiyatrosunun başlangıç noktalarından biri olarak kabul edilmiştir.

Şair Evlenmesi, yanlış anlaşılmalar üzerine kurulu mizahi yapısıyla yalnızca görücü usulünü eleştiren bir oyun değildir. Şinasi, bu eser aracılığıyla bireyin kendi iradesi dışında yapılan evliliklerin doğurabileceği toplumsal sorunlara dikkat çeker. Konuşma diline yakın üslubu ve günlük yaşamdan seçilmiş karakterleriyle eser, Divan edebiyatının seçkin çevresinden halkın gerçek yaşamına yönelen yeni edebiyat anlayışının da simgelerinden biri olmuştur. Bu yönüyle yalnızca Türk tiyatrosunun ilk örneği değil, Tanzimat'ın toplumcu bakışını sahneye taşıyan en önemli metinlerden biridir.

Bugün hâlâ önemini korumasının nedeni yalnızca "ilk tiyatro eseri" olması değildir. Aynı zamanda toplumdaki yanlışlıkları güldürerek düşündüren modern bir eleştiri anlayışını temsil etmesidir.

Yayıncılık ve Bilimsel Çalışmaları

Şinasi yalnızca eser yazmakla yetinmedi; matbaacılık ve yayıncılık alanında da büyük emek verdi. Kurduğu Tasvir-i Efkâr Matbaası'nda dönemin önemli eserlerini titizlikle yeniden bastı. Ahmet Vefik  Paşa'nın Hikmet-i Tarih ve Şecere-i Türki gibi çalışmaları ile Yusuf Kâmil Paşa'nın Télémaque çevirisinin yeni baskıları bunlar arasında yer alır. Ayrıca atasözlerini derleyerek yayımladığı Durûb-ı Emsâl-i Osmaniye, halk kültürünü yazılı kaynak hâline getiren ilk önemli çalışmalardan biridir.

Hayatının son döneminde kapsamlı bir Türkçe sözlük hazırladığı ve klasik tezkire geleneğini yeniden düzenlemeye çalıştığı bilinmektedir. Ancak erken ölümü nedeniyle bu projelerin önemli bir kısmı tamamlanamamıştır. Tamamlayamadığı bu çalışmalar bile, onun yalnızca yaşadığı dönemi değil, geleceğin Türkçesini de düşünerek hareket ettiğini göstermektedir.

Şinasi'nin Eserlerinin Özellikleri

Şinasi, kısa sayılabilecek ömrüne rağmen Türk edebiyatında kalıcı izler bırakan eserler ortaya koymuştur. Şiir, tiyatro, gazetecilik, atasözü derlemeleri ve çeviri alanlarında verdiği eserler, yalnızca kendi dönemini değil, sonraki kuşakları da derinden etkilemiştir.

Başlıca eserleri şunlardır:

  • Tercüme-i Manzume (1859) – Fransız şairlerinden yaptığı şiir çevirilerini bir araya getirdiği eser.
  • Şair Evlenmesi (1859) – Batılı anlamda yazılmış ilk Türk tiyatro eseri.
  • Müntehabat-ı Eş'ar (1862) – Şiirlerini topladığı kitabı.
  • Durûb-ı Emsâl-i Osmaniye (1863) – Türk atasözlerini sistemli biçimde bir araya getirdiği önemli çalışması.
  • Tercüman-ı Ahval Mukaddimesi (1860) – Türk basın ve düşünce tarihi açısından bir manifesto niteliği taşıyan önsöz.
  • Tasvir-i Efkâr Mukaddimesi (1862) – Gazetecilik, vatandaşlık bilinci ve kamuoyu üzerine düşüncelerini ortaya koyduğu önemli metin.

Bunların yanı sıra çeşitli kasideler, gazeller, makaleler, polemik yazıları ve tamamlanamamış sözlük çalışmaları da Şinasi'nin kültür hayatına yaptığı katkılar arasında yer alır.

Şinasi'nin Türk Edebiyatındaki Önemi

Şinasi'nin edebiyat tarihindeki yeri, yalnızca birçok alanda "ilk" olmasından kaynaklanmaz. Onu asıl önemli kılan, Türk düşünce hayatının yönünü değiştirmiş olmasıdır.

Şinasi ile birlikte edebiyatın konusu değişmeye başlamıştır. Şair artık yalnızca aşkı ya da geleneksel mazmunları anlatan kişi değildir; toplumun sorunlarını dile getiren, okuyucuyu düşündüren ve yeni fikirler üreten bir aydın kimliği kazanmıştır. Onun gazetecilik anlayışı, Osmanlı'da kamuoyu düşüncesinin gelişmesine katkı sağlamış; sade Türkçe konusundaki ısrarı ise modern nesrin temelini oluşturmuştur.

Türk tiyatrosunun ilk yerli örneğini yazması, Batı şiirinden çeviriler yapması ve halkın anlayabileceği bir dil oluşturma çabası, birbirinden bağımsız yenilikler değildir. Bunların tamamı aynı düşüncenin ürünüdür:

Bilginin ve sanatın daha geniş kitlelere ulaşması.

Bu nedenle Şinasi, yalnızca Tanzimat edebiyatının değil, modern Türk kültür tarihinin de kurucu isimlerinden biri kabul edilir.

Şinasi Hakkında Bilinmesi Gerekenler

  • Tanzimat Dönemi'nin en önemli öncü aydınlarından biridir.
  • Batılı anlamda yazılmış ilk Türk tiyatrosu olan Şair Evlenmesinin yazarıdır.
  • Agâh Efendi ile birlikte Tercüman-ı Ahval gazetesini çıkararak ilk özel Türkçe gazetenin kuruluşunda yer almıştır.
  • Tasvir-i Efkâr gazetesiyle Tanzimat kuşağının yetişmesinde önemli rol oynamıştır.
  • Türk yazı dilinin sadeleşmesi hareketinin öncü isimleri arasında gösterilir.
  • Noktalama işaretlerini düzyazıda düzenli biçimde kullanan ilk yazarlardan biridir.
  • Fransız edebiyatından yaptığı çevirilerle Batı şiirini Türk okuyucusuna tanıtan ilk isimlerden biri olmuştur.
  • Atasözlerini derlediği Durûb-ı Emsâl-i Osmaniye, halk kültürünün korunması açısından önemli bir eserdir.
  • Mezarı günümüze ulaşamamış olsa da fikirleri ve eserleri Türk kültür hayatındaki etkisini sürdürmektedir.

Şinasi'nin gerçek mirası yalnızca yazdığı eserler değil; yetişmesine katkı sağladığı düşünce iklimidir. Onun açtığı yolda Namık Kemal, Ziya Paşa, Recaizade Mahmut Ekrem ve daha birçok Tanzimat aydını yürümüştür.

Sonuç

İbrahim Şinasi, Türk edebiyatında yeniliğin yalnızca biçimsel bir değişim olmadığını gösteren isimlerin başında gelir. O, şiiri yeni düşüncelerle buluşturmuş; gazeteyi toplumun sesi hâline getirmiş; tiyatroyu sosyal eleştirinin aracı olarak kullanmış ve Türkçenin daha sade, daha anlaşılır bir yazı dili hâline gelmesi için ömrünü adamıştır.

Bugün geriye dönüp bakıldığında, Şinasi'nin gerçekleştirdiği yeniliklerin büyük bölümü artık bize doğal görünmektedir. Oysa bunların her biri, 19. yüzyıl Osmanlı toplumunda cesaret isteyen adımlardı. Gelenek ile modernleşme arasındaki geçiş döneminde, çoğu zaman yalnız kalsa da inandığı fikirlerden vazgeçmedi.

Belki mezarı zamanın içinde kayboldu; fakat Türk edebiyatının hafızasında bıraktığı iz hiç silinmedi. Bugün modern Türk basınından çağdaş tiyatroya, sade Türkçeden fikir gazeteciliğine kadar uzanan pek çok geleneğin başlangıcında hâlâ onun adı durmaktadır.

Şinasi, yalnızca Tanzimat'ın büyük bir yazarı değil; düşüncenin, aklın ve yenileşmenin edebiyattaki en güçlü temsilcilerinden biri olarak Türk kültür tarihindeki seçkin yerini korumaya devam etmektedir.

Şinasi’nin Eserleri

Şiir:

·         Sadr-ı Esbak Merhum Reşit Paşa Hazretlerinin Sitayişini Mutazammın Olan Bazı Kasaid-i Acizanemdir, ?

·         Eşar-ı Acizanemden Bazı Müntehabat, İst.: Tasvir-i Efkâr Mtb., 1279/1862 (1870’teki ikinci basımı Müntehabat-ı Eşar adıyla

·         1886’da Ebüzziya Tevfik tarafından Tercüme-i Manzume ile birlikte Divan-ı Şinasi adıyla).

Oyun:

·         Şair Evlenmesi, İst.: Tercüman-ı Ahval Gazetesi Mtb., 1277/1860

Derleme:

·         Durub-ı Emsal-i Osmaniye, İst.: Tasvir-i Efkâr Gazetehanesi, 1280/1863

Makale:

·         Müntehabat-ı Tasvir-i Efkâr, (Tasvir-i Efkâr’da yayımlanan yazıları, haz. Ebüzziya Tevfik) 2 c., 1303/1885

·         Makaleler, (haz. F. A. Tansel) Ank.: Dün-Bugün, 1960

Çeviri:

·         Fransız Lisanından Nazmen Tercüme Eylediğim Bazı Eşar, İst.: Pres Doryan (Presse d’Orient) Mtb., 1859 (1870’teki ikinci basımı Tercüme-i Manzume adıyla)

KAYNAKÇA: E. J. W. Gibb, A History of Ottoman Poetry, c. V, Londra, 1907, s. 22-40; İsmail Habib (Sevük), Türk Teceddüt Edebiyatı Tarihi, İst., 1340/1924, s. 107-122; İsmail Hikmet (Ertaylan), Türk Edebiyatı Tarihi, c. I, Bakû, 1925, s. 59-82; Ahmet Rasim, İlk Büyük Muharrirlerden Şinasi, İst., 1927; İsmail Hikmet (Ertaylan), Şinasi, İst., 1932; M. Kaplan, “Şinasi’nin Türk Şiirinde Yaptığı Yenilik”, Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi, c. II, no. 1-2, İst., 1948, s. 21-42; H. Dizdaroğlu, Şinasi: Hayatı, Sanatı, Eserleri, İst., 1954; R. A. Sevengil, Tanzimat Tiyatrosu, İst., 1961, s. 11-52; Ö. F. Akün, “Şinasi’nin Bugüne Kadar Ele Geçmeyen Fatin Tezkiresi Baskısı”, Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi, c. XI, İst., 1961, s. 67-78; ay, “Şinasi’nin Fatin Tezkiresi Baskısındaki Yeni Biyografik Bilgiler”, Türkiyat Mecmuası, c. XIV, İst., 1964, s. 277-336; G. Akıncı, Batıya Yönelirken Şinasi, Ank., 1962; Tanpınar (1967), 155-188; Ö. F. Akün, “Şinasi”, İA, XI, 545-560; Kaplan, Şiir, I, 15-22; Akyüz, Antoloji (1970), 2-21; M. K. Bilgegil, Şâir Şinasi (Hal Tercümesi Üzerine Küçük Bir Araştırma), İst., 1972; Banarlı, RTET, II, 859-868; M. Kaplan, “Yeni Aydın Tipi: Büyük Reşit Paşa ve Şinasi”, Tip Tahlilleri, İst., 1985, s. 167-176; Ş. Mardin, “Tanzimat ve Aydınlar”, TCTA, I, s. 46-54; Ziyad Ebüzziya, Şinasi, (yay. haz. H. Çelik) İst., 1997; A. Uçman, “Şinasi”, YYOA, II, 593-595.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Suat Derviş Kimdir? Hayatı, Edebi Kişiliği ve Eserleri

Suat Derviş       Suat Derviş Kimdir? Türk edebiyatında bazı isimler vardır ki yalnızca yazdıklarıyla değil, yaşadıklarıyla da bir dönemin...