ANA SAYFA

Can Yücel Kimdir? Hayatı, Edebi Kişiliği ve Eserleri

 

Usta şair Can Yücel renkli portre
Can Yücel

     Can Yücel Kimdir?

Can Yücel (21 Ağustos 1926, İstanbul - 12 Ağustos 1999, İzmir), Türk şiirinde kendine özgü sesiyle yer edinen şair ve çevirmendir. Günlük konuşma dilini, halk söyleyişlerini, mizahı, ironiyi ve siyasal duyarlılığı şiirinin temel malzemeleri arasında kullandı. Kelimelerin alışılmış anlamlarıyla yetinmeyen Yücel, sözcüklerin sesleri, çağrışımları ve gündelik hayattaki karşılıkları üzerinden yeni bir şiir dili kurdu. Şiirlerinde insan ilişkileri, doğa, çocukluk, sevgi, toplumsal hayat, tarih ve siyaset aynı dünyanın farklı parçaları olarak yer aldı.

Şairin edebiyat anlayışının merkezinde hayatla doğrudan temas kurma isteği bulunuyordu. Şiiri önceden belirlenmiş kurallar içinde tutmak yerine yaşanan deneyimin, düşüncenin ve duygunun kendi sesini bulmasına izin verdi. Bu tavır, hem şiir dilindeki özgürlüğün hem de farklı kültürel kaynakları bir araya getiren geniş edebiyat dünyasının temelini oluşturdu.

Can Yücel'in Hayatı

Can Yücel, yazar ve eski Millî Eğitim Bakanlarından Hasan Âli Yücel'in oğlu olarak İstanbul'da doğdu. Ankara Atatürk Lisesi'ni bitirdikten sonra DTCF Klasik Filoloji Bölümü'nde bir süre öğrenim gördü. Daha sonra İngiltere'ye giderek Cambridge Üniversitesi'nde eğitimine devam etti. Paris ve İngiltere'de yaşadığı yıllarda farklı kültürlerle ve dünya edebiyatıyla yakınlık kurdu. Londra'da BBC Türkçe Yayınlar Bölümü'nde spiker olarak çalıştı.

1953'te askerlik görevini Kore'de yapan Yücel, 1963'te Türkiye'ye döndü. Marmaris ve Bodrum'da 1963-1965 yılları arasında turist rehberliği yaptıktan sonra İstanbul'a yerleşti ve çeviri işleriyle geçimini sürdürdü. Dünya edebiyatıyla kurduğu ilişki bu yıllarda daha da güçlendi; çeviri, onun için hem bir çalışma alanı hem de Türkçenin sınırlarını sınadığı yaratıcı bir uğraş haline geldi.

Hayatındaki en ağır kırılmalardan biri 12 Mart 1971 askeri müdahalesinin ardından yaşandı. Çevirdiği iki kitap nedeniyle 15 yıl hapse mahkûm edildi ve Adana Cezaevi'nde tutuklu kaldı. 1974'teki afla tahliye edildi. Hapishane deneyimi, sonraki şiirlerinde bireysel hayatla siyasal ve tarihsel olaylar arasındaki ilişkinin daha görünür hale gelmesine zemin hazırladı.

1999 genel seçimlerinde Özgürlük ve Dayanışma Partisi'nden İzmir bölgesi milletvekili adayı oldu. Şiirlerinde argo ve “müstehcen” sözlere yer vermesi nedeniyle çeşitli kovuşturmalara uğradı. Yücel, edebiyatın yalnızca kabul edilmiş ve “edepli” sayılan kelimelerle kurulması gerektiği düşüncesine karşı çıktı.

Ömrünün son yıllarını Datça'da geçiren Can Yücel, bademcik kanseri tedavisi gördüğü İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde 12 Ağustos 1999'da hayatını kaybetti. Datça'ya gömüldü; Datça Belediyesi daha sonra adını yaşadığı sokağa verdi. Öldüğünde, dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e hakaretten kesinleşmiş bir yıl iki ay hapis cezası bulunuyordu. Evli ve üç çocuk babasıydı.

Can Yücel'in Edebi Kişiliği

Can Yücel'in şiirleri ve yazıları 1945'ten itibaren Yenilikler, Beraber, Seçilmiş Hikâyeler, Dost, Sosyal Adalet, Şiir Sanatı, Dönem, Yön, Ant, İmece, Papirüs, Yeni Dergi, Birikim, Sanat Emeği, Yazko Edebiyat, Yeni Düşün, Adam Sanat, Sombahar, Leman ve Öküz gibi dergilerde yayımlandı. Bir dönem Vatan ve Demokrat gazetelerinde de yazarlık yaptı.

İlk şiir kitabı Yazma, Garip şiirinin etkisini taşımasına karşın Antik Yunan şiirinden de güçlü biçimde beslendi. Yücel'in bu dönemdeki temel arayışlarından biri, kendi deyimiyle “Yunanilerle Mevleviler arasında bir Anadolu birleşimi kurmak” düşüncesiydi. Böylece klasik Batı kültürüyle Anadolu'nun tasavvufi ve halk kaynaklarını aynı şiir dünyasında buluşturmaya yöneldi. Uyaklı söyleyiş, coşkulu anlatım ve geleceğe yönelik umut Yazma'nın belirgin özellikleri arasında yer aldı; kitabın ortak duygusunu ise yaşama sevinci oluşturdu.

Cemal Süreya, Can Yücel'in şiirini “zekânın iyi niyeti” olarak nitelendirirken onun teknik çeşitliliğine de dikkat çekti ve “Can Yücel kadar değişik teknikler kullanmış başka şairimiz yoktur” dedi. Şükran Kurdakul ise Yücel'in toplumsal sorunlardan doğan duyarlılığını, taşlama gücünü ve yalın söyleyişini öne çıkardı.

Yazma'dan yirmi üç yıl sonra yayımlanan Sevgi Duvarı, şairin kendine özgü sesinin daha belirgin hale geldiği bir dönem gösterir. İmge yoğunluğunun, doğa ve insan ilişkisinin öne çıktığı şiirlerde daha atak bir söyleyiş ortaya çıkar. Argo, küfür ve dil deformasyonu da bu dönemde şiirsel yapının daha görünür unsurları haline gelir.

Bir Siyasinin Şiirleri ise Yücel'in şiirindeki siyasal ve tarihsel bilincin önemli duraklarından biridir. Hapishane deneyimi, dışarıdaki hayata ilişkin gözlemleri ve kendi politik kimliğine yönelik sorgulamaları bu kitapta bir araya gelir. Tarihsel olaylarla gündelik olayları birbirine bağlayan şair, güncelliği tarihsellikten koparmamaya çalışır. Mizah ve ironi, bu şiirlerde toplumsal eleştirinin başlıca araçlarıdır.

Yücel'in şiir anlayışını kendi sözleriyle ifade eden önemli cümlelerden biri de şudur:

“Şiir, yaşanılan dünyada umutsuz nesneler içinden bir umudu bulmak, deli olan bu dünyada tek akıllılığı, uslanmayan akıllılığı anlatmaktır.”

Bu anlayış, onun politik şiirlerindeki sertliğin arkasında bulunan umut duygusunu da açıklar.

Can Yücel'in Şiir Dili

Can Yücel'in şiirindeki dil kaynakları oldukça geniştir. Halk ağzı, yöresel deyişler, deyimler, atasözleri, halk türkülerinin söyleyişleri ve gündelik konuşma dili şiirlerinde önemli bir yer tutar. Bunlara mitler, Kutsal Kitap, gerçeküstücüler ve Beat Generation şairleri gibi farklı kültürel kaynaklar eşlik eder.

Suat Hilav, Yücel'in şiirini kültür, dünya görüşü, siyasal bilinç ve özgür öznelliğin bileşimi olarak değerlendirir. Bu geniş kaynak alanı, şairin kelimeleri farklı bağlamlara taşımasına ve sözcük oyunlarıyla yeni anlamlar oluşturmasına imkân verdi. Diyaloglar, benzetmeler ve halk söyleyişleri de bu yapının doğal parçalarıdır.

Yücel'in şiirinde argo ve küfür kullanımı da bu dil anlayışı içinde değerlendirilmelidir. Şair, gündelik hayatın kelimeleriyle edebiyat arasında kesin bir sınır bulunmasına karşı çıktı. Sokakta kullanılan bir kelimeyi şiire taşıdığında onu olduğu gibi bırakmak yerine ses, anlam ve çağrışım bakımından yeniden işledi. Böylece konuşma dilinin doğallığı ile şiirin biçimsel imkânlarını aynı yapı içinde buluşturdu.

Can Yücel'in Doğaçlama Şiir Anlayışı

Yücel, şiirlerini önceden belirlenmiş bir düşünce planına bağlı kalarak kurmak yerine doğaçtan yazmayı benimsedi. Ona göre şairin önceden oluşturduğu hükümler, şiirin kendiliğinden ortaya çıkabilecek sesini ve duygusunu sınırlayabilirdi. Bu nedenle bilinçaltında bulunanı planlı biçimde arayıp çıkarmaktan çok, derinde bulunanın kendiliğinden ortaya çıkmasına izin vermeyi tercih etti.

Bu tavır, onun şiirlerinde düşünce ile duygunun aynı anda hareket etmesini sağladı. Şair için yazma eylemi, hazır bir fikri açıklamak yerine hayatın karşısında kendisini açık tutmanın yollarından biriydi. Doğaçlama anlayışı böylece yalnızca biçimsel bir tercih olarak kalmadı; onun dünyayı algılama biçiminin de parçası oldu.

Can Yücel Şiirinde Çocuk İmgesi

Çocuk imgesi, Can Yücel'in şiirinde erken dönemlerden itibaren görülen unsurlardan biridir ve Çok Bi Çocuk kitabında daha belirgin bir yere ulaşır. Şairin çocuklukla ilişkilendirdiği yalın bakış, şiirdeki doğallık arayışıyla doğrudan bağlantılıdır.

Yücel, romantik şiirin büyük ve süslü söyleyişleri karşısında daha sade bir şiir anlayışını savundu. Dünyaya çocukça bakabilmek, onun için alışkanlıkların ve peşin hükümlerin dışına çıkabilmenin bir yoluydu. Büyük sözler yerine sade kelimelerle konuşmak, hayatın içindeki ayrıntıları yeniden fark edebilme imkânı sağlıyordu. Bu nedenle çocuk imgesi, onun şiirinde yalnızca bir konu olarak değil, bir bakış biçimi olarak da önem kazandı.

Can Yücel'in Çevirmenliği

Can Yücel'in edebi çalışmalarında çeviri önemli bir yer tuttu. Dünya edebiyatından yaptığı çevirilerde metnin kelimelerini Türkçeye aktarmaktan çok, şiirin sesini ve tınısını yeniden kurmaya yöneldi. Ona göre sözcüklerin harfî karşılıklarını bulmak, şiirin ruhunu Türkçede yaşatmak için yeterli değildi.

Bu nedenle çeviriyi başka bir dilde yeniden yaratma işi olarak gördü ve şiir çevirilerinin altına “çevirmen” yerine “Türkçe söyleyen” ifadesini koydu. Şiirin tınısını koruma düşüncesi, onun çeviri anlayışının merkezindeydi. Metne müdahale ettiği ve çevirdiği şairlerin diliyle oynadığı yönündeki eleştiriler de bu yaklaşımından kaynaklandı.

Dünya şairlerinden yaptığı çevirileri Her Boydan adlı kitapta topladı. Bunun yanında Bertolt Brecht, Federico García Lorca, William Shakespeare ve Peter Weiss gibi yazarlardan oyun çevirileri yaptı. Çeviri çalışmaları, onun dünya edebiyatıyla kurduğu ilişkinin Türkçedeki karşılıklarından biri oldu.

Can Yücel'in Eserlerinin Özellikleri

Can Yücel'in başlıca şiir kitapları arasında Yazma, Sevgi Duvarı, Bir Siyasinin Şiirleri ve Çok Bi Çocuk bulunur. Dünya şiirinden yaptığı çevirileri bir araya getirdiği Her Boydan ise şairin çevirmen kimliğinin önemli kitaplarından biridir.

Bu eserler, Yücel'in şiirindeki değişimin izlerini farklı dönemlerde gösterir. Yazma'daki kültürel arayış, Sevgi Duvarı'ndaki özgün söyleyiş, Bir Siyasinin Şiirleri'ndeki siyasal ve tarihsel bilinç, Çok Bi Çocuk'taki çocuk imgesi ve Her Boydan'daki çeviri anlayışı, onun uzun edebiyat serüveninin farklı duraklarını oluşturur.

Can Yücel'in Türk Edebiyatındaki Yeri

Can Yücel'in şiiri, Türkçenin gündelik hayattaki canlılığını edebiyatın güçlü bir ifade alanına taşıdı. Halk söyleyişlerinden klasik kültüre, politik düşünceden dünya şiirine kadar uzanan kaynakları kendi sesinden geçirerek özgün bir şiir dili oluşturdu. Şiirindeki mizah, ironi ve sözcük oyunları bu dilin en görünür özellikleri arasında yer aldı.

Onun şiirinde hayatın sertliğiyle yaşama sevinci, siyasal eleştiriyle umut, çocukça bakışla tarih bilinci yan yana geldi. Kelimelerin alışılmış yerlerini değiştirmesi, gündelik konuşmanın ritmini şiire taşıması ve farklı kültürel kaynakları aynı potada buluşturması, Can Yücel'in Türk şiirindeki kalıcı izlerinden birini oluşturdu.

Şairin bıraktığı miras, yalnızca belirli bir dönemin tanıklığını taşıyan şiirlerden oluşmaz. Türkçenin yaşayan tarafını, insanların gerçek konuşma biçimlerini ve hayatın içindeki şiiri edebiyatın merkezine taşıyan bir dil anlayışını da içerir. Can Yücel'in şiiri bu yönüyle, kelimelerin yalnızca anlamlarını değil, seslerini, çağrışımlarını ve hayatla kurdukları ilişkiyi de önemseyen bir şiir mirası olarak yaşamaya devam eder.

Can Yücel’in Eserleri

Şiir:

·         Yazma, İst.: Nebioğlu, 1950

·         Sevgi Duvarı, İst.: Sander, 1973

·         Bir Siyasinin Şiirleri, İst.: Konuk, 1974

·         Ölüm ve Oğlum, İst.: Cem, 1976

·         Şiir Alayı, (bütün şiirleri) İst.: Yazko, 1981

·         Rengâhenk, (B. Uygur’un resimleriyle) İst.: Hakan Ofset, 1983

·         Gökyokuş, İst.: de, 1984

·         Beşibiryerde, (Gökyokuş dışında bütün şiirleri) İst.: Adam, 1985

·         Canfeda, İst.: de, 1987

·         Altısıbiryerde, (ilk altı kitabı bir arada) İst.: Adam, 1988

·         Çok Bi Çocuk, İst.: Adam, 1988

·         Kısa Devre, İst.: Yeni Yaprak, 1990

·         Kuzgunun Yavrusu, İst.: Yeni Yaprak, 1990

·         Sekizibiryerde, İst.: Adam, 1990

·         Gece Vardiyası Albümü, İst.: Korsan, 1991

·         Güle Güle-Seslerin Sessizliği, İst.: Papirüs, 1993

·         Gezintiler, İst.: Papirüs, 1994

·         Maaile, İst.: Papirüs, 1995

·         Seke Seke, İst.: Papirüs, 1997

·         Mekânım Datça Olsun, İst.: Bulut, 1999

Düzyazılar:

·         Düzünden, İst.: Papirüs, 1994

·         Can’dan Yazılar, İst.: Papirüs, 1995

Çeviri:

·         Hatırladıklarım (E. Roosevelt), 1953

·         Yeni Türkiye: Bir Garp Devleti (G. Duhamel), 1956

·         Her Boydan, (Dünya şiirinden çeviriler) Ank.: Seçilmiş Hikâyeler Dergisi, 1957

·         Anne Frank’ın Hatıra Defteri (A. Frank), 1958

·         Lord Stratford’un Türkiye Hatıraları (S. Lane-Poole), 1959

·         Muhteşem Gatsby (S. Fitzgerald), 1964

·         Sırça Kümes (T. Williams), 1964

·         Gerilla Harbi (Mao Tsetung), 1967

·         Küba’da Sosyalizm ve İnsan (E. Che Guevara), 1967

·         Lenin Petrograd’da (E. Wilson), 1967

·         Siyah İktidar (S. Carmichael), 1968

·         Saloz’un Mavalı (P. Weiss), 1972

·         Yeni Başlayanlar İçin Marks (yazan ve çizen Rius), 1977

·         Bahar Noktası (W. Shakespeare), İst.: Adam, 1981

·         Şvayk Hitler’e Karşı (B. Brecht), 1982

·         Don Cristobita ile Dona Rosita (F. G. Lorca), 1983

·         Batı Yakasının Hikâyesi (A. Laurents), 1988

·         Fırtına (W. Shakespeare), İst.: Adam, 1991

·         Kar Kokusu (C. M. Schulz), 1991

·         Define Adası (R. L. Stevenson), 1992

·         Oliver Twist (C. Dickens), 1992

·         Hamlet (W. Shakespeare), İst.: Adam, 1992.

KAYNAKÇA: Necatigil, İsimler, 400; Özkırımlı, TEA, IV, 1242; Kurdakul, Sözlük, 667-668; Karaalioğlu, 637-638; C. Süreya, “Can Yücel’in Şiirinde İroni”, Şapkam Dolu Çiçekle, (2. bas.) İst., 1985, s. 158-165; S. Hilav, Edebiyat Yazıları, İst., 1993; S. Sezer, “Sekiz Kitap Tekmil-i Birden Can Yücel”, Cumhuriyet Kitap, S. 199 (16 Aralık 1993); M. Celâl-N. Alpay, “O Şiir Nesnesi Hiçbir Şeye Benzemiyor”, Sombahar, S. 34 (Mart-Nisan 1996); O. Kâhyaoğlu, “Şiiriyle Birlikte”, aynı yerde; Y. Kayıran, “Modern Türk Şiirinde Bir Tavır: Can Yücel’in Şiirinde İmge”, aynı yerde; M. Yalçın, “Can Yücel’in Şiiri”, aynı yerde; H. B. Kahraman, “Can Yücel Şiirinin ‘Modern Sonrası’ Özelliğini Belirleyen Etmenler Üstüne”, aynı yerde; “Yücel, Can”, TDEA, VIII, 624; V. Timuroğlu, “Kendisinden Sonrakileri Zorlayan Şair Can Yücel”, Cumhuriyet Kitap, S. 519 (27 Ocak 2000).

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yunus Emre Kimdir? Hayatı, Edebi Kişiliği ve Eserleri

  Yunus Emre      Yunus Emre Kimdir? Yunus Emre, 13. yüzyılın ikinci yarısı ile 14. yüzyılın başlarında yaşadığı kabul edilen, Türk tasavv...