ANA SAYFA

Rıfat Ilgaz Kimdir? Hayatı, Edebi Kişiliği ve Eserleri

 

Rıfat Ilgaz portre fotoğrafı
Rıfat Ilgaz

   Rıfat Ilgaz Kimdir?

Rıfat Ilgaz, tam adıyla Mehmet Rıfat Ilgaz (8 Mayıs 1911, Cide, Kastamonu – 7 Temmuz 1993, İstanbul), Türk edebiyatının şiir, mizah, roman ve öykü alanlarında eser veren önemli yazarlarından biridir. Öğretmenlik, gazetecilik ve dergicilik deneyimleriyle biçimlenen hayatı, özellikle 1940'lı yıllardan itibaren toplumcu gerçekçi edebiyatın ve mizahın önemli damarlarından biriyle birleşti. Yarenlik, Sınıf, Yaşadıkça ve Hababam Sınıfı gibi eserleriyle farklı toplumsal kesimlerin hayatını edebiyatın konusu haline getiren Ilgaz, geçim sıkıntısı yaşayan işçilerden memurlara, yoksul öğrencilerden öğretmenlere kadar geniş bir insan çevresini gözlemledi.

Ilgaz'ın edebiyat serüveninde şiir başlangıç noktasını oluştururken, zaman içerisinde toplumsal gözlem, yergi ve mizah giderek daha belirgin bir yer kazandı. Gençlik döneminin romantik şiirlerinden uzaklaşıp halkın gündelik hayatına yönelmesi, onun sanat anlayışındaki en önemli değişimlerden biriydi. Yazarlığı boyunca karşılaştığı hastalıklar, öğretmenlik görevinden uzaklaştırılması, kitaplarının toplatılması, tutuklamalar ve hapis cezaları da edebiyat hayatının dışında kalan tesadüfi olaylar olarak kalmadı; yaşadığı dönemin sosyal ve siyasal atmosferiyle birlikte düşünüldüğünde, yazdıklarıyla hayatı arasındaki güçlü ilişkiyi ortaya koydu.

Rıfat Ilgaz'ın Hayatı

Çocukluğu ve Eğitim Yılları

Mehmet Rıfat Ilgaz, Düyun-ı Umumiye memuru Hüseyin Vehbi Bey ile Fatma Hanım'ın oğlu olarak 8 Mayıs 1911'de Cide'de dünyaya geldi. Baba tarafından Sivastopol, anne tarafından Bartın kökenli olan ailesinin geçmişinde denizcilik önemli bir yer tutuyordu. Ticari gemilerde “kâr uşaklığı” ve “gemi kâtipliği” gibi görevlerde bulunan babası daha sonra Düyun-ı Umumiye'de memur oldu ve bu görev nedeniyle aile Cide'ye yerleşti.

Ilgaz, dönemin altı yıllık ilkokulunun ilk beş yılını Cide'de, son yılını Terme'de tamamladı. 1924'te Kastamonu'da ortaokula başladı. Ailenin geçim sıkıntıları nedeniyle lise öğrenimini sürdüremeyince Kastamonu Muallim Mektebi'ne girdi ve 1930'da buradan mezun olarak öğretmenlik mesleğine başladı. Bolu, Gerede, Akçakoca ve Gümüşova gibi yerlerde görev yapan Ilgaz'ın hayatında öğretmenlik, sonraki yıllarda edebiyatla iç içe geçecek uzun bir deneyimin başlangıcını oluşturdu.

1930'lu yıllarda Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü'nde öğrenim gören Ilgaz, 1938'de buradan mezun oldu ve Adapazarı'nda Türkçe öğretmeni olarak göreve başladı. Fakat öğrencilik yıllarının son döneminde yakalandığı verem hastalığının ilerlemesi üzerine İstanbul Süreyya Paşa Sanatoryumu'nda tedavi gördü. Daha sonra İstanbul'a öğretmen olarak atandı ve İkinci Dünya Savaşı yıllarında önce Karagümrük Ortaokulu, ardından Nişantaşı Lisesi'nde Türkçe öğretmenliği yaptı.

Öğretmenlikten Yazarlığa Uzanan Zorlu Dönem

Rıfat Ilgaz'ın hayatındaki en belirgin kırılmalardan biri, 1944'te yayımlanan Sınıf adlı şiir kitabının ardından yaşandı. Yoksul öğrencilerin, işçilerin, memurların ve toplumun ekonomik bakımdan güçsüz kesimlerinin hayatını şiirin merkezine taşıyan bu kitap nedeniyle tutuklandı. Edebiyatın toplumsal meselelerle kurduğu bağ, Ilgaz'ın hayatında böylece doğrudan bir karşılık buldu.

1946'da Yozgat Boğazlıyan'da ortaokul öğretmenliği yaptığı sırada yeniden rahatsızlanan Ilgaz, İstanbul Validebağ Sanatoryumu'nda tedavi gördü. 1947'de öğretmenlik görevinden alındı ve sanatoryumdan çıkarıldı. Bu tarihten sonra öğretmenlik mesleğine geri dönmedi. Geçimini ağırlıklı olarak gazetecilik, dergicilik ve yazarlık yoluyla sağlamaya başladı.

Markopaşa dergisinde ve derginin kapatılmasının ardından yayımlanan Malumpaşa, Merhumpaşa ve Hür Markopaşa gibi yayınlarda yazarlık ve yazı işleri müdürlüğü yaptı. 1952'de Adembaba dergisini çıkardı; Dolmuş, Taş, Karikatür ve Şaka gibi mizah dergilerinde yazdı. Yeni Gazete, Yenigün ve Yeni Ulus gazetelerindeki çalışmalarının yanı sıra Cide ve Bartın gazetelerinde köşe yazıları kaleme aldı. 1974'te Yenigün gazetesinden emekli oldu.

Ailesi ve Son Yılları

Rıfat Ilgaz ilk evliliğini 1931'de Nuriye Hanım'la yaptı ve bu evlilikten bir kızı oldu. 1939'da Rikkat Hanım'la evlendi; bu evlilikten bir oğlu ve bir kızı dünyaya geldi. Rikkat Hanım'dan 1949'da ayrıldıktan sonra 1954'te Fikret Hanım'la, 1966'da Yüksel Koptagel'le evlendi. 1974'te ayrıldığı son eşi öykücü Afet Ilgaz'dan da bir kızı oldu.

Rıfat Ilgaz, 7 Temmuz 1993'te İstanbul'da hayatını kaybetti ve Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedildi. 1984'ten itibaren oğlu Aydın Ilgaz yönetimindeki Çınar Yayınları ve Cide Postası gazetesi tarafından Rıfat Ilgaz Edebiyat Ödülü verilmeye başlandı. Bu ödül, Ilgaz'ın edebiyatla kurduğu bağın ölümünden sonra da sürdürüldüğünü gösteren önemli bir kültürel miras olarak varlığını korudu.

Rıfat Ilgaz'ın Edebi Kişiliği

Şiire Başlangıcı ve İlk Dönem

Rıfat Ilgaz'ın edebiyat dünyasına yönelmesinde çocukluk ve gençlik yıllarında okuduğu kitapların önemli bir payı vardı. Babasının ve ağabeyinin okuduğu Sherlock Holmes romanlarının yanı sıra Kerem ile Aslı ve Zeycan ile Asuman gibi halk hikâyeleri onun erken dönem okuma dünyasını şekillendirdi. Edebiyata şiirle başlayan Ilgaz, henüz on beş yaşındayken yazdığı “Sevgilimin Mezarında” adlı şiirini 1926'da Kastamonu'daki Nazikter dergisinde yayımladı.

1928'de Açıksöz gazetesinde yayımlanan “Sazını Çalana” adlı şiirinin dönemin tanınmış şairlerinden Faruk Nafiz Çamlıbel tarafından beğenilmesi, genç şairin edebiyat çevresinde dikkat çekmesini sağladı. 1939'a kadar Güneş, Çığır, Oluş, Yücel, Varlık, Hamle, Uyanış ve Yeni İnsanlık gibi dergilerde şiirleri yayımlandı. Bu dönemde eski şiirin ölçü ve uyak düzenlerinden yararlanan Ilgaz, daha çok romantik bireyin duygularına ve gündelik meselelerine yöneldi. Faruk Nafiz Çamlıbel, Ahmet Kutsi Tecer ve Halit FahriOzansoy gibi şairlerin etkisi bu şiirlerde hissediliyordu.

Ancak Ilgaz, ilerleyen yıllarda gençlik dönemindeki şiirlerine karşı oldukça eleştirel bir tutum geliştirdi. Kendi ifadesiyle bu şiirlerin “aylak sınıfın” zevkine seslendiğini düşünerek onları edebî geçmişinin bir parçası olarak görmedi ve hiçbir kitabına almadı. Bu tavır, Rıfat Ilgaz'ın sanat anlayışında meydana gelen değişimin ne kadar bilinçli olduğunu göstermesi bakımından önemlidir. Şair, zaman içerisinde kendi şiirinin yönünü değiştirdi ve edebiyatının merkezine toplumun geçim sıkıntısı yaşayan, görünürlüğü sınırlı kesimlerini yerleştirdi.

Yarenlik ve Toplumcu Gerçekçi Şiir

Rıfat Ilgaz'ın kendi şiir çizgisini belirgin biçimde ortaya koyduğu ilk kitap Yarenlik oldu. Bu eserle birlikte şiirin dünyasına işçiler, memurlar, emekliler, kapıcılar, mahalle sakinleri, sanatoryumlarda yaşamını yitiren yoksullar ve çeşitli biçimlerde hayat mücadelesi veren insanlar girdi. Ilgaz'ın dikkati, gündelik hayatın içerisinde karşılaştığı insanların geçim koşullarına, kırılganlıklarına ve toplumsal konumlarına çevrildi.

Yarenlik'teki şiirlerde sınıf farklılıkları doğrudan sloganlaştırılmadan, insanların yaşadığı somut hayatlar üzerinden sezdirilir. İş kazasında sakatlanan bir işçi, geçim sıkıntısı çeken bir memur ya da küçük hayallerle yaşamını sürdüren bir mahalle insanı, şiirin içerisinde kendi gerçekliğiyle yer bulur. Halk şiiri geleneğinden gelen söyleyiş özellikleriyle mizahın birleşmesi, Ilgaz'ın şiirine hem canlı hem de eleştirel bir ton kazandırır. Gülmece, burada insanların hayatındaki çelişkileri ve toplumsal eşitsizlikleri daha görünür hale getiren bir anlatım imkânına dönüşür.

Ilgaz'ın bu yönelimi, onu 1940 Kuşağı'nın toplumcu gerçekçi edebiyatı içerisinde kendine özgü bir yere taşıdı. Garip hareketiyle aynı dönemin gündelik insanına yönelmesine rağmen şiirinin toplumsal muhalefet boyutu farklı bir çizgide gelişti. İnsanları gözlemleyen, onların hayat koşullarını şiire taşıyan ve yoksulluğu romantikleştirmeden anlatmaya çalışan Ilgaz, daha sonraki mizah yazarlığının temelini de bu dönemde oluşturdu.

Sınıf ve Yaşadıkça

1944'te yayımlanan Sınıf, Rıfat Ilgaz'ın toplumcu gerçekçi şiirinin daha sert ve görünür hale geldiği eserlerden biridir. Bir öğretmenin gözünden yoksul öğrencilerin okul içindeki ve dışındaki hayatını ele alan şiirlerin yanı sıra işçiler, memurlar, dilenciler, beslemeler ve toplumun ekonomik açıdan güçsüz kesimleri de kitabın temel insan çevresini oluşturur. Kitabın toplatılması ve Ilgaz'ın altı ay hapis cezasına çarptırılması, bu şiirlerin dönemin toplumsal koşulları içerisindeki karşılığını açık biçimde ortaya koydu.

1948'de yayımlanan Yaşadıkça da Bakanlar Kurulu kararıyla, Sabahattin Ali'nin Sırça Köşk adlı kitabıyla birlikte yayımlanır yayımlanmaz toplatıldı. Yarenlik'te belirginleşen toplumsal duyarlılık, Sınıf'ta daha güçlü bir sınıf bilincine dönüşmüş, Yaşadıkça'da ise daha gelişmiş bir dil ve bakışla ele alınmıştı. Böylece Ilgaz'ın şiir dünyasında yoksulluk, emek, eğitim ve sınıfsal farklılıklar giderek daha belirgin bir yer kazandı.

Sonraki Şiirleri

Ilgaz'ın Yeryüzü, Beraber ve Kaynak dergilerinde yayımladığı şiirlerin bir araya getirildiği Devam 1953'te yayımlandı. 1954'te ise Üsküdar'da Sabah Oldu okurla buluştu. Yarenlik, Sınıf ve Yaşadıkça döneminde ulaştığı şiirsel yoğunluk ve toplumsal etki, sonraki kitaplarında aynı seviyede devam etmedi. Üsküdar'da Sabah Oldu özellikle şiir çizgisindeki bu gerilemenin örneklerinden biri olarak değerlendirildi.

Daha sonraki yıllarda Soluk Soluğa, Karakılçık, Uzak Değil, Güvercinim Uyur mu? ve Kulağımız Kirişte adlı şiir kitaplarını yayımlayan Ilgaz, şiirde önceki dönemindeki güçlü etkiyi yeniden yakalayamadı. Buna karşılık mizah yazıları, romanları ve oyunları onun edebiyat içerisindeki görünürlüğünü giderek artırdı.

Rıfat Ilgaz'ın Mizah Yazarlığı

Rıfat Ilgaz'ın mizah yazarlığının kökleri, şiirinde geliştirdiği toplumsal gözlem ve yergi anlayışına dayanır. 1940'ta Yürüyüş dergisinde yazmaya başlayan Ilgaz, aynı zamanda derginin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. Toplumcu gerçekçi anlayışın savunulduğu ve 1940 Kuşağı'nın etkili bir muhalefet yürüttüğü Yürüyüş, 1943'te kapatılınca Ilgaz'ın yazarlık faaliyetleri giderek mizah dergileri çevresinde yoğunlaştı.

Markopaşa, Malumpaşa, Merhumpaşa, Hür Markopaşa, Adembaba, Dolmuş ve Taş gibi dergilerde kurucu, sahip, yazı işleri müdürü ve yazar olarak görev yapan Ilgaz, dönemin önemli mizah yazarları arasında yer aldı. Sabahattin Ali ve Aziz Nesin'le birlikte yürüttüğü çalışmalar, mizahın gündelik hayatın çelişkilerini ve siyasal atmosferi eleştirel biçimde yansıttığı bir yayıncılık ortamının parçasıydı.

İlhan ve Turhan Selçuk kardeşlerin yayımladığı Dolmuş dergisinde “Stepne” imzasıyla yazdığı Hababam Sınıfı ve Bizim Koğuş dizileri büyük ilgi gördü. Rıfat Ilgaz'ın mizahındaki insan sevgisi, gözlem gücü ve toplumsal eleştiri bu metinlerde daha geniş bir okur çevresine ulaştı. 1952-1960 yılları arasında Tan gazetesinde düzeltmenlik yapan, imzasız fıkralar ve röportajlar hazırlayan Ilgaz, sonraki yıllarda Demokrat İzmir, Akbaba, Vatan, May ve Türk Solu gibi yayınlarda da çalışmalarını sürdürdü.

Rıfat Ilgaz ve Hababam Sınıfı

Rıfat Ilgaz'ın adını geniş kitlelere ulaştıran eserlerin başında Hababam Sınıfı gelir. Dergide “Stepne” imzasıyla yayımlanan metinlerden gelişen eser, öğrencilerin okul hayatını, öğretmenlerle ilişkilerini ve eğitim kurumunun gündelik işleyişini mizahi bir anlatımla ele aldı. Fakat eserin arka planında Ilgaz'ın daha önce şiirlerinde işlediği toplumsal meseleler de bulunuyordu.

Parasız yatılı öğrenciler, düşük maaşlı öğretmenler ve eğitim hayatındaki sınıfsal farklılıklar, Hababam Sınıfı'nın mizahi dünyasını biçimlendiren unsurlar arasındaydı. Bu nedenle eserdeki öğrenci yaramazlıkları, öğretmen-öğrenci çatışmaları ve okul içerisindeki komik durumlar, dönemin eğitim ve toplum yapısına ilişkin daha geniş bir gözlem alanının içerisinde yer alır. Ilgaz'ın amacı, yoksul kesimlerden gelen öğrencilerin ve düşük maaşla çalışan idealist öğretmenlerin hayatları üzerinden sınıf çelişkilerini görünür hale getirmekti.

Hababam Sınıfı'nın tiyatroya ve sinemaya aktarılması, Rıfat Ilgaz'ın tanınırlığını ülke çapında artırdı. Oyunlar Ulvi Uraz tarafından sahnelendi; eser daha sonra Ertem Eğilmez tarafından sinemaya aktarıldı. Hababam Sınıfı 1975'te filme çekildi. Filmin gördüğü büyük ilginin ardından Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı (Ertem Eğilmez, 1975), Hababam Taburu (Hulki Saner, 1975) ve Hababam Sınıfı Uyanıyor (Ertem Eğilmez, 1976) çekildi.

Sinema uyarlamalarında gülmece ve eğlence unsurlarının daha fazla öne çıkması, Ilgaz'ın metnindeki bazı toplumsal eleştiri katmanlarının geri planda kalmasına yol açtı. Buna rağmen Hababam Sınıfı, eğitim sisteminin sorunlarını, ekonomik farklılıkları ve öğretmen-öğrenci ilişkilerini geniş bir izleyici kitlesinin gündemine taşıdı. Eserin yıllar boyunca canlılığını korumasında, okul hayatına ilişkin tanıdık ayrıntılarla daha geniş toplumsal meseleleri aynı anlatı içerisinde buluşturmasının önemli bir payı vardır.

Rıfat Ilgaz'ın başka eserleri de sinemaya uyarlandı. İbişo adlı öyküsü 1980'de İhsan Yüce tarafından, Karartma Geceleri ise 1990'da Yusuf Kurçenli tarafından filme aktarıldı.

Rıfat Ilgaz'ın Edebiyattaki Yeri

Rıfat Ilgaz'ın edebiyat serüveni, gençlik yıllarındaki romantik şiirlerden toplumcu gerçekçi şiire, oradan mizah yazarlığına, romana, tiyatroya ve sinemaya uzanan geniş bir üretim alanı meydana getirdi. Bu farklı türlerin altında ise sıradan insanların hayatına duyduğu sürekli ilgi bulunuyordu. İşçiler, memurlar, öğrenciler, öğretmenler, yoksullar, emekliler ve toplumun gündelik hayatını sürdüren insanları eserlerinin merkezine taşıması, onun edebiyatını geniş bir toplumsal deneyimin tanıklığı haline getirdi.

Ilgaz'ın şiirden mizaha geçişi de bu nedenle kesin bir kopuş şeklinde değerlendirilmek yerine, aynı toplumsal bakışın farklı edebî biçimlerde sürdürülmesi olarak görülebilir. Yarenlik'teki yoksul insanlar, Sınıf'taki öğrenciler, Yaşadıkça'daki toplumsal eşitsizlikler ve Hababam Sınıfı'ndaki eğitim dünyası, farklı türler içerisinde aynı geniş hayat alanının farklı görünümlerini oluşturur. Şairin yergi duygusu, mizah anlayışı ve gerçekçi gözlemi bu eserler arasında bir bağ kurar.

Rıfat Ilgaz'ın hayatı hastalık, geçim sıkıntısı, görevden uzaklaştırılma, tutuklanma, kitaplarının toplatılması ve hapis gibi ağır deneyimlerle kesişti. Buna rağmen yazmayı sürdürdü ve toplumun görünürlüğü sınırlı kesimlerini edebiyatın merkezine taşımaktan vazgeçmedi. Bugün Rıfat Ilgaz adı, özellikle Hababam Sınıfı aracılığıyla çok geniş bir okur ve izleyici kitlesinin hafızasında yer alsa da onun edebiyat mirası bu eserle sınırlı değildir. Yarenlik, Sınıf ve Yaşadıkça, onun toplumcu gerçekçi şiirinin temel duraklarını; mizah yazıları, romanları ve oyunları ise farklı türlerde geliştirdiği toplumsal gözlemi temsil eder.

Rıfat Ilgaz'ın kalıcı tarafı, edebiyatın gündelik hayatla kurduğu ilişkiyi güçlü biçimde sürdürmesinde ortaya çıkar. Onun eserlerinde okul sıraları, sanatoryum odaları, mahalleler, memur masaları, işyerleri ve gazete büroları, dönemin Türkiye'sini anlamaya imkân veren canlı mekânlara dönüşür. Gülmece ile yergiyi, toplumsal gözlem ile insan sıcaklığını bir araya getiren bu edebiyat, Rıfat Ilgaz'ın Türk edebiyatındaki özgün yerini belirleyen temel özelliklerden biridir.

Rıfat Ilgaz’ın Ödülleri

·         Yıldız Karayel ile 1982 Madaralı Roman Ödülü ve 1982 Orhan Kemal Roman Ödülü

·         Ocak Katırı Alagöz ile 1987 Toprak Şiir Ödülü

Rıfat Ilgaz’ın Eserleri

Şiir:

·         Yârenlik, İst.: A. B. Neşriyatı, 1943

·         Sınıf, İst.: Devrim, 1944 (yb Sınıf ve Dosyası, İst.: Çınar, 1989)

·         Yaşadıkça, İst.: Çopuroğlu Mtb., 1947

·         Devam, İst.: Güre, 1953

·         Üsküdar’da Sabah Oldu, İst., 1954

·         Soluk Soluğa, (önceki kitaplarından seçmeler ve yeni şiirler) İst.: Tan Gazetesi ve Mtb., 1962

·         Karakılçık, İst.: Öncü, 1969; Uzak Değil, İst.: May, 1971

·         Güvercinim Uyur mu?, İst.: Doyuran Mtb., 1974

·         Kulağımız Kirişte, İst.: Çınar, 1983

·         Bütün Şiirleri 1937-83, İst.: Çınar, 1983

·         Ocak Katırı Alagöz, İst.: Çınar, 1987

·         Seçme Şiirler, (der. S. Akın-C. Şanal) İst.: Adam, 1998

Roman:

·         Hababam Sınıfı, İst.: Gar, 1957

·         Pijamalılar (Bizim Koğuş), İst.: Gar, 1959

·         Meşrutiyet Kıraathanesi, İst.: Doyuran, 1974

·         Karartma Geceleri, İst.: Zafer Mtb., 1974

·         Sarı Yazma, İst.: Altın Kitaplar, 1976

·         Yıldız Karayel, İst.: Yalçın, 1981

·         Hababam Sınıfı İcraatın İçinde, İst.: Çınar, 1987

Öykü:

·         Radarın Anahtarı, İst.: Düşün, 1957

·         Don Kişot İstanbul’da, 1957 (yb Palavra, İst.: Sınıf, 1972)

·         Kesmeli Bunları, İst.: Tan Gazetesi ve Mtb., 1962

·         Nerde O Eski Usturalar, İst.: Tan Gazetesi ve Mtb., 1962

·         Saksağanın Kuyruğu, İst.: Tan Gazetesi ve Mtb., 1962

·         Şevket Usta’nın Kedisi, İst.: Kitapçılık Servisi, 1965

·         Geçmişe Mazi, İst.: Fahir Onger, 1965

·         Garibin Horozu, İst.: Öncü, 1969

·         Keş, İst.: Sınıf, 1972

·         Tuh Sana, İst.: Sınıf, 1972

·         Bunadı Bu Adam, İst.: Sınıf, 1972

·         Al Altını!, İst.: Sınıf, 1972

·         Altın Ekicisi, İst.: Sınıf, 1972

·         Çatal Matal Kaç Çatal, İst.: Sınıf, 1972

·         Hababam Sınıfı Baskında, İst.: Sınıf, 1972

·         Hababam Sınıfı Uyanıyor, İst.: Sınıf, 1972

·         Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı, İst.: Sınıf, 1973

·         Rüşvetin Alamancası, İst.: Yalçın, 1982

·         Çalış Osman Çiftlik Senin, İst.: Çınar, 1983

·         Sosyal Kadınlar Partisi, İst.: Çınar, 1983

·         Şeker Kutusu, İst.: Çınar, 1990

·         Dördüncü Bölük, İst.: Çınar, 1992

Çocuk Kitabı:

·         Halime Kaptan, İst.: Sınıf, 1972

·         Kumdan Betona, İst.: Cem, 1976

·         Öksüz Civciv, İst.: Okul Sesi, 1979

·         Cankurtaran Yılmaz Küçükçekmece Okyanusunda, Ank.: Kültür Bakanlığı, 1979

·         Bacaksız Kamyon Sürücüsü, İst.: Cem, 1980

·         Bacaksız Okulda, İst.: Cem, 1980

·         Bacaksız Tatil Köyünde, İst.: Cem, 1980

·         Bacaksız Sigara Kaçakçısı, İst.: Cem, 1980

·         Bacaksız Paralı Atlet, İst.: Cem, 1981

·         Küçükçekmece Okyanusu, İst.: Çınar, 1983

·         Apartıman Çocukları, İst.: Çınar, 1984

·         Hoca Nasrettin ve Çömezleri, İst.: Çınar, 1984

Oyun:

·         Karadenizin Kıyıcığında, İst.: Türkiye B., 1965 (1969’da roman olarak da çıktı); Hababam Sınıfı, İst.: Sınıf, 1967

·         Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı, İst.: Sınıf, 1971

Fıkra:

·         Nerde Kalmıştık, İst.: Çınar, 1984

·         Cart Curt, İst.: Çınar, 1984

Anı:

·         Yokuş Yukarı, İst.: Adam, 1982

·         Kırk Yıl Önce, Kırk Yıl Sonra, İst.: Çınar, 1986

·         Fedailer Mangası/Kırk Kuşağı Anıları, (haz. Ö. Yağcı) İst.: Çınar, 1993.

KAYNAKÇA: Necatigil, İsimler, 193-194; Necatigil, Eserler, 216-217; 321; H. Altınkaynak, Edebiyatımızda 1940 Kuşağı, İst., 1977; Karaalioğlu, 275-276; Özkırımlı, TEA, III, 664; M. Kutlu, “Ilgaz, Rifat”, TDEA, IV, 308; D. Hızlan, “Ozan Olarak Toplumla Uzlaşamadık” (söyleşi), Gösteri, S. 20 (Temmuz 1982); A. Bezirci, Yaşayan Sanatçılar: Rıfat Ilgaz, İst., 1988; Kurdakul, Sözlük (1999), 353-354; Özgüç, II, 40-41, 60, 136, 376.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yunus Emre Kimdir? Hayatı, Edebi Kişiliği ve Eserleri

  Yunus Emre      Yunus Emre Kimdir? Yunus Emre, 13. yüzyılın ikinci yarısı ile 14. yüzyılın başlarında yaşadığı kabul edilen, Türk tasavv...