![]() |
| Rıfat Ilgaz |
Rıfat Ilgaz Kimdir?
Rıfat Ilgaz, tam adıyla Mehmet Rıfat Ilgaz (8 Mayıs 1911, Cide, Kastamonu – 7 Temmuz 1993, İstanbul), Türk edebiyatının şiir, mizah, roman ve öykü alanlarında eser veren önemli yazarlarından biridir. Öğretmenlik, gazetecilik ve dergicilik deneyimleriyle biçimlenen hayatı, özellikle 1940'lı yıllardan itibaren toplumcu gerçekçi edebiyatın ve mizahın önemli damarlarından biriyle birleşti. Yarenlik, Sınıf, Yaşadıkça ve Hababam Sınıfı gibi eserleriyle farklı toplumsal kesimlerin hayatını edebiyatın konusu haline getiren Ilgaz, geçim sıkıntısı yaşayan işçilerden memurlara, yoksul öğrencilerden öğretmenlere kadar geniş bir insan çevresini gözlemledi.
Ilgaz'ın edebiyat
serüveninde şiir başlangıç noktasını oluştururken, zaman içerisinde toplumsal
gözlem, yergi ve mizah giderek daha belirgin bir yer kazandı. Gençlik
döneminin romantik şiirlerinden uzaklaşıp halkın gündelik hayatına yönelmesi,
onun sanat anlayışındaki en önemli değişimlerden biriydi. Yazarlığı boyunca
karşılaştığı hastalıklar, öğretmenlik görevinden uzaklaştırılması, kitaplarının
toplatılması, tutuklamalar ve hapis cezaları da edebiyat hayatının dışında
kalan tesadüfi olaylar olarak kalmadı; yaşadığı dönemin sosyal ve siyasal
atmosferiyle birlikte düşünüldüğünde, yazdıklarıyla hayatı arasındaki güçlü ilişkiyi
ortaya koydu.
Rıfat Ilgaz'ın Hayatı
Çocukluğu ve Eğitim Yılları
Mehmet Rıfat Ilgaz,
Düyun-ı Umumiye memuru Hüseyin Vehbi Bey ile Fatma Hanım'ın oğlu
olarak 8 Mayıs 1911'de Cide'de dünyaya geldi. Baba tarafından Sivastopol, anne
tarafından Bartın kökenli olan ailesinin geçmişinde denizcilik önemli bir yer
tutuyordu. Ticari gemilerde “kâr uşaklığı” ve “gemi kâtipliği” gibi görevlerde
bulunan babası daha sonra Düyun-ı Umumiye'de memur oldu ve bu görev nedeniyle
aile Cide'ye yerleşti.
Ilgaz, dönemin altı
yıllık ilkokulunun ilk beş yılını Cide'de, son yılını Terme'de tamamladı.
1924'te Kastamonu'da ortaokula başladı. Ailenin geçim sıkıntıları nedeniyle
lise öğrenimini sürdüremeyince Kastamonu Muallim Mektebi'ne girdi ve 1930'da
buradan mezun olarak öğretmenlik mesleğine başladı. Bolu, Gerede, Akçakoca
ve Gümüşova gibi yerlerde görev yapan Ilgaz'ın hayatında öğretmenlik,
sonraki yıllarda edebiyatla iç içe geçecek uzun bir deneyimin başlangıcını
oluşturdu.
1930'lu yıllarda Ankara
Gazi Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü'nde öğrenim gören Ilgaz, 1938'de buradan
mezun oldu ve Adapazarı'nda Türkçe öğretmeni olarak göreve başladı. Fakat
öğrencilik yıllarının son döneminde yakalandığı verem hastalığının ilerlemesi
üzerine İstanbul Süreyya Paşa Sanatoryumu'nda tedavi gördü. Daha sonra
İstanbul'a öğretmen olarak atandı ve İkinci Dünya Savaşı yıllarında önce Karagümrük
Ortaokulu, ardından Nişantaşı Lisesi'nde Türkçe öğretmenliği yaptı.
Öğretmenlikten Yazarlığa Uzanan Zorlu Dönem
Rıfat Ilgaz'ın
hayatındaki en belirgin kırılmalardan biri, 1944'te yayımlanan Sınıf
adlı şiir kitabının ardından yaşandı. Yoksul öğrencilerin, işçilerin,
memurların ve toplumun ekonomik bakımdan güçsüz kesimlerinin hayatını şiirin
merkezine taşıyan bu kitap nedeniyle tutuklandı. Edebiyatın toplumsal
meselelerle kurduğu bağ, Ilgaz'ın hayatında böylece doğrudan bir karşılık
buldu.
1946'da Yozgat
Boğazlıyan'da ortaokul öğretmenliği yaptığı sırada yeniden rahatsızlanan Ilgaz,
İstanbul Validebağ Sanatoryumu'nda tedavi gördü. 1947'de öğretmenlik görevinden
alındı ve sanatoryumdan çıkarıldı. Bu tarihten sonra öğretmenlik mesleğine geri
dönmedi. Geçimini ağırlıklı olarak gazetecilik, dergicilik ve yazarlık
yoluyla sağlamaya başladı.
Markopaşa dergisinde ve
derginin kapatılmasının ardından yayımlanan Malumpaşa, Merhumpaşa ve Hür
Markopaşa gibi yayınlarda yazarlık ve yazı işleri müdürlüğü yaptı. 1952'de Adembaba
dergisini çıkardı; Dolmuş, Taş, Karikatür ve Şaka gibi mizah dergilerinde
yazdı. Yeni Gazete, Yenigün ve Yeni Ulus gazetelerindeki çalışmalarının yanı
sıra Cide ve Bartın gazetelerinde köşe yazıları kaleme aldı. 1974'te Yenigün
gazetesinden emekli oldu.
Ailesi ve Son Yılları
Rıfat Ilgaz ilk
evliliğini 1931'de Nuriye Hanım'la yaptı ve bu evlilikten bir kızı oldu.
1939'da Rikkat Hanım'la evlendi; bu evlilikten bir oğlu ve bir kızı dünyaya
geldi. Rikkat Hanım'dan 1949'da ayrıldıktan sonra 1954'te Fikret Hanım'la,
1966'da Yüksel Koptagel'le evlendi. 1974'te ayrıldığı son eşi öykücü Afet
Ilgaz'dan da bir kızı oldu.
Rıfat Ilgaz, 7 Temmuz
1993'te İstanbul'da hayatını kaybetti ve Zincirlikuyu Mezarlığı'na
defnedildi. 1984'ten itibaren oğlu Aydın Ilgaz yönetimindeki Çınar
Yayınları ve Cide Postası gazetesi tarafından Rıfat Ilgaz Edebiyat Ödülü
verilmeye başlandı. Bu ödül, Ilgaz'ın edebiyatla kurduğu bağın ölümünden sonra
da sürdürüldüğünü gösteren önemli bir kültürel miras olarak varlığını korudu.
Rıfat Ilgaz'ın Edebi Kişiliği
Şiire Başlangıcı ve İlk Dönem
Rıfat Ilgaz'ın edebiyat
dünyasına yönelmesinde çocukluk ve gençlik yıllarında okuduğu kitapların önemli
bir payı vardı. Babasının ve ağabeyinin okuduğu Sherlock Holmes
romanlarının yanı sıra Kerem ile Aslı ve Zeycan ile Asuman gibi
halk hikâyeleri onun erken dönem okuma dünyasını şekillendirdi. Edebiyata
şiirle başlayan Ilgaz, henüz on beş yaşındayken yazdığı “Sevgilimin Mezarında”
adlı şiirini 1926'da Kastamonu'daki Nazikter dergisinde yayımladı.
1928'de Açıksöz
gazetesinde yayımlanan “Sazını Çalana” adlı şiirinin dönemin tanınmış
şairlerinden Faruk Nafiz Çamlıbel tarafından beğenilmesi, genç şairin
edebiyat çevresinde dikkat çekmesini sağladı. 1939'a kadar Güneş, Çığır,
Oluş, Yücel, Varlık, Hamle, Uyanış ve Yeni İnsanlık gibi dergilerde
şiirleri yayımlandı. Bu dönemde eski şiirin ölçü ve uyak düzenlerinden
yararlanan Ilgaz, daha çok romantik bireyin duygularına ve gündelik
meselelerine yöneldi. Faruk Nafiz Çamlıbel, Ahmet Kutsi Tecer ve Halit FahriOzansoy gibi şairlerin etkisi bu şiirlerde hissediliyordu.
Ancak Ilgaz, ilerleyen
yıllarda gençlik dönemindeki şiirlerine karşı oldukça eleştirel bir tutum
geliştirdi. Kendi ifadesiyle bu şiirlerin “aylak sınıfın” zevkine seslendiğini
düşünerek onları edebî geçmişinin bir parçası olarak görmedi ve hiçbir kitabına
almadı. Bu tavır, Rıfat Ilgaz'ın sanat anlayışında meydana gelen değişimin ne
kadar bilinçli olduğunu göstermesi bakımından önemlidir. Şair, zaman içerisinde
kendi şiirinin yönünü değiştirdi ve edebiyatının merkezine toplumun geçim
sıkıntısı yaşayan, görünürlüğü sınırlı kesimlerini yerleştirdi.
Yarenlik ve Toplumcu Gerçekçi Şiir
Rıfat Ilgaz'ın kendi şiir
çizgisini belirgin biçimde ortaya koyduğu ilk kitap Yarenlik oldu. Bu
eserle birlikte şiirin dünyasına işçiler, memurlar, emekliler, kapıcılar,
mahalle sakinleri, sanatoryumlarda yaşamını yitiren yoksullar ve çeşitli
biçimlerde hayat mücadelesi veren insanlar girdi. Ilgaz'ın dikkati, gündelik
hayatın içerisinde karşılaştığı insanların geçim koşullarına, kırılganlıklarına
ve toplumsal konumlarına çevrildi.
Yarenlik'teki şiirlerde
sınıf farklılıkları doğrudan sloganlaştırılmadan, insanların yaşadığı somut
hayatlar üzerinden sezdirilir. İş kazasında sakatlanan bir işçi, geçim
sıkıntısı çeken bir memur ya da küçük hayallerle yaşamını sürdüren bir mahalle
insanı, şiirin içerisinde kendi gerçekliğiyle yer bulur. Halk şiiri
geleneğinden gelen söyleyiş özellikleriyle mizahın birleşmesi, Ilgaz'ın şiirine
hem canlı hem de eleştirel bir ton kazandırır. Gülmece, burada insanların
hayatındaki çelişkileri ve toplumsal eşitsizlikleri daha görünür hale getiren
bir anlatım imkânına dönüşür.
Ilgaz'ın bu yönelimi, onu
1940 Kuşağı'nın toplumcu gerçekçi edebiyatı içerisinde kendine özgü bir
yere taşıdı. Garip hareketiyle aynı dönemin gündelik insanına yönelmesine
rağmen şiirinin toplumsal muhalefet boyutu farklı bir çizgide gelişti.
İnsanları gözlemleyen, onların hayat koşullarını şiire taşıyan ve yoksulluğu
romantikleştirmeden anlatmaya çalışan Ilgaz, daha sonraki mizah yazarlığının
temelini de bu dönemde oluşturdu.
Sınıf ve Yaşadıkça
1944'te yayımlanan Sınıf,
Rıfat Ilgaz'ın toplumcu gerçekçi şiirinin daha sert ve görünür hale geldiği
eserlerden biridir. Bir öğretmenin gözünden yoksul öğrencilerin okul içindeki
ve dışındaki hayatını ele alan şiirlerin yanı sıra işçiler, memurlar,
dilenciler, beslemeler ve toplumun ekonomik açıdan güçsüz kesimleri de kitabın
temel insan çevresini oluşturur. Kitabın toplatılması ve Ilgaz'ın altı ay hapis
cezasına çarptırılması, bu şiirlerin dönemin toplumsal koşulları içerisindeki
karşılığını açık biçimde ortaya koydu.
1948'de yayımlanan Yaşadıkça
da Bakanlar Kurulu kararıyla, Sabahattin Ali'nin Sırça Köşk adlı
kitabıyla birlikte yayımlanır yayımlanmaz toplatıldı. Yarenlik'te belirginleşen
toplumsal duyarlılık, Sınıf'ta daha güçlü bir sınıf bilincine dönüşmüş,
Yaşadıkça'da ise daha gelişmiş bir dil ve bakışla ele alınmıştı. Böylece
Ilgaz'ın şiir dünyasında yoksulluk, emek, eğitim ve sınıfsal farklılıklar
giderek daha belirgin bir yer kazandı.
Sonraki Şiirleri
Ilgaz'ın Yeryüzü,
Beraber ve Kaynak dergilerinde yayımladığı şiirlerin bir araya getirildiği Devam
1953'te yayımlandı. 1954'te ise Üsküdar'da Sabah Oldu okurla buluştu.
Yarenlik, Sınıf ve Yaşadıkça döneminde ulaştığı şiirsel yoğunluk ve toplumsal
etki, sonraki kitaplarında aynı seviyede devam etmedi. Üsküdar'da Sabah Oldu
özellikle şiir çizgisindeki bu gerilemenin örneklerinden biri olarak
değerlendirildi.
Daha sonraki yıllarda Soluk
Soluğa, Karakılçık, Uzak Değil, Güvercinim Uyur mu? ve Kulağımız Kirişte
adlı şiir kitaplarını yayımlayan Ilgaz, şiirde önceki dönemindeki güçlü etkiyi
yeniden yakalayamadı. Buna karşılık mizah yazıları, romanları ve oyunları onun
edebiyat içerisindeki görünürlüğünü giderek artırdı.
Rıfat Ilgaz'ın Mizah
Yazarlığı
Rıfat Ilgaz'ın mizah
yazarlığının kökleri, şiirinde geliştirdiği toplumsal gözlem ve yergi
anlayışına dayanır. 1940'ta Yürüyüş dergisinde yazmaya başlayan Ilgaz,
aynı zamanda derginin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. Toplumcu gerçekçi
anlayışın savunulduğu ve 1940 Kuşağı'nın etkili bir muhalefet yürüttüğü
Yürüyüş, 1943'te kapatılınca Ilgaz'ın yazarlık faaliyetleri giderek mizah dergileri
çevresinde yoğunlaştı.
Markopaşa, Malumpaşa,
Merhumpaşa, Hür Markopaşa, Adembaba, Dolmuş ve Taş
gibi dergilerde kurucu, sahip, yazı işleri müdürü ve yazar olarak görev yapan
Ilgaz, dönemin önemli mizah yazarları arasında yer aldı. Sabahattin Ali
ve Aziz Nesin'le birlikte yürüttüğü çalışmalar, mizahın gündelik hayatın
çelişkilerini ve siyasal atmosferi eleştirel biçimde yansıttığı bir yayıncılık
ortamının parçasıydı.
İlhan ve Turhan Selçuk
kardeşlerin yayımladığı Dolmuş dergisinde “Stepne” imzasıyla yazdığı Hababam
Sınıfı ve Bizim Koğuş dizileri büyük ilgi gördü. Rıfat Ilgaz'ın
mizahındaki insan sevgisi, gözlem gücü ve toplumsal eleştiri bu metinlerde daha
geniş bir okur çevresine ulaştı. 1952-1960 yılları arasında Tan gazetesinde
düzeltmenlik yapan, imzasız fıkralar ve röportajlar hazırlayan Ilgaz, sonraki
yıllarda Demokrat İzmir, Akbaba, Vatan, May ve Türk Solu gibi yayınlarda da
çalışmalarını sürdürdü.
Rıfat Ilgaz ve Hababam Sınıfı
Rıfat Ilgaz'ın adını
geniş kitlelere ulaştıran eserlerin başında Hababam Sınıfı gelir.
Dergide “Stepne” imzasıyla yayımlanan metinlerden gelişen eser, öğrencilerin
okul hayatını, öğretmenlerle ilişkilerini ve eğitim kurumunun gündelik
işleyişini mizahi bir anlatımla ele aldı. Fakat eserin arka planında Ilgaz'ın
daha önce şiirlerinde işlediği toplumsal meseleler de bulunuyordu.
Parasız yatılı
öğrenciler, düşük maaşlı öğretmenler ve eğitim hayatındaki sınıfsal
farklılıklar, Hababam Sınıfı'nın mizahi dünyasını
biçimlendiren unsurlar arasındaydı. Bu nedenle eserdeki öğrenci yaramazlıkları,
öğretmen-öğrenci çatışmaları ve okul içerisindeki komik durumlar, dönemin
eğitim ve toplum yapısına ilişkin daha geniş bir gözlem alanının içerisinde yer
alır. Ilgaz'ın amacı, yoksul kesimlerden gelen öğrencilerin ve düşük maaşla
çalışan idealist öğretmenlerin hayatları üzerinden sınıf çelişkilerini
görünür hale getirmekti.
Hababam Sınıfı'nın
tiyatroya ve sinemaya aktarılması, Rıfat Ilgaz'ın tanınırlığını ülke çapında
artırdı. Oyunlar Ulvi Uraz tarafından sahnelendi; eser daha sonra Ertem
Eğilmez tarafından sinemaya aktarıldı. Hababam Sınıfı 1975'te filme
çekildi. Filmin gördüğü büyük ilginin ardından Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı
(Ertem Eğilmez, 1975), Hababam Taburu (Hulki Saner, 1975) ve Hababam
Sınıfı Uyanıyor (Ertem Eğilmez, 1976) çekildi.
Sinema uyarlamalarında
gülmece ve eğlence unsurlarının daha fazla öne çıkması, Ilgaz'ın metnindeki
bazı toplumsal eleştiri katmanlarının geri planda kalmasına yol açtı. Buna
rağmen Hababam Sınıfı, eğitim sisteminin sorunlarını, ekonomik farklılıkları ve
öğretmen-öğrenci ilişkilerini geniş bir izleyici kitlesinin gündemine taşıdı.
Eserin yıllar boyunca canlılığını korumasında, okul hayatına ilişkin tanıdık
ayrıntılarla daha geniş toplumsal meseleleri aynı anlatı içerisinde
buluşturmasının önemli bir payı vardır.
Rıfat Ilgaz'ın başka
eserleri de sinemaya uyarlandı. İbişo adlı öyküsü 1980'de İhsan Yüce
tarafından, Karartma Geceleri ise 1990'da Yusuf Kurçenli tarafından
filme aktarıldı.
Rıfat Ilgaz'ın Edebiyattaki Yeri
Rıfat Ilgaz'ın edebiyat
serüveni, gençlik yıllarındaki romantik şiirlerden toplumcu gerçekçi şiire,
oradan mizah yazarlığına, romana, tiyatroya ve sinemaya uzanan geniş bir üretim
alanı meydana getirdi. Bu farklı türlerin altında ise sıradan insanların
hayatına duyduğu sürekli ilgi bulunuyordu. İşçiler, memurlar, öğrenciler,
öğretmenler, yoksullar, emekliler ve toplumun gündelik hayatını sürdüren
insanları eserlerinin merkezine taşıması, onun edebiyatını geniş bir toplumsal
deneyimin tanıklığı haline getirdi.
Ilgaz'ın şiirden mizaha
geçişi de bu nedenle kesin bir kopuş şeklinde değerlendirilmek yerine, aynı
toplumsal bakışın farklı edebî biçimlerde sürdürülmesi olarak görülebilir. Yarenlik'teki
yoksul insanlar, Sınıf'taki öğrenciler, Yaşadıkça'daki toplumsal eşitsizlikler
ve Hababam Sınıfı'ndaki eğitim dünyası, farklı türler içerisinde aynı geniş
hayat alanının farklı görünümlerini oluşturur. Şairin yergi duygusu, mizah
anlayışı ve gerçekçi gözlemi bu eserler arasında bir bağ kurar.
Rıfat Ilgaz'ın hayatı
hastalık, geçim sıkıntısı, görevden uzaklaştırılma, tutuklanma, kitaplarının
toplatılması ve hapis gibi ağır deneyimlerle kesişti. Buna rağmen yazmayı
sürdürdü ve toplumun görünürlüğü sınırlı kesimlerini edebiyatın merkezine
taşımaktan vazgeçmedi. Bugün Rıfat Ilgaz adı, özellikle Hababam
Sınıfı aracılığıyla çok geniş bir okur ve izleyici kitlesinin hafızasında
yer alsa da onun edebiyat mirası bu eserle sınırlı değildir. Yarenlik, Sınıf
ve Yaşadıkça, onun toplumcu gerçekçi şiirinin temel duraklarını; mizah
yazıları, romanları ve oyunları ise farklı türlerde geliştirdiği toplumsal
gözlemi temsil eder.
Rıfat Ilgaz'ın kalıcı
tarafı, edebiyatın gündelik hayatla kurduğu ilişkiyi güçlü biçimde
sürdürmesinde ortaya çıkar. Onun eserlerinde okul sıraları, sanatoryum odaları,
mahalleler, memur masaları, işyerleri ve gazete büroları, dönemin Türkiye'sini
anlamaya imkân veren canlı mekânlara dönüşür. Gülmece ile yergiyi, toplumsal
gözlem ile insan sıcaklığını bir araya getiren bu edebiyat, Rıfat Ilgaz'ın
Türk edebiyatındaki özgün yerini belirleyen temel özelliklerden biridir.
Rıfat Ilgaz’ın Ödülleri
·
Yıldız Karayel ile 1982 Madaralı Roman
Ödülü ve 1982 Orhan Kemal Roman Ödülü
·
Ocak Katırı Alagöz ile 1987 Toprak Şiir
Ödülü
Rıfat Ilgaz’ın Eserleri
Şiir:
·
Yârenlik, İst.: A. B. Neşriyatı, 1943
·
Sınıf, İst.: Devrim, 1944 (yb Sınıf ve
Dosyası, İst.: Çınar, 1989)
·
Yaşadıkça, İst.: Çopuroğlu Mtb., 1947
·
Devam, İst.: Güre, 1953
·
Üsküdar’da Sabah Oldu, İst., 1954
·
Soluk Soluğa, (önceki kitaplarından
seçmeler ve yeni şiirler) İst.: Tan Gazetesi ve Mtb., 1962
·
Karakılçık, İst.: Öncü, 1969; Uzak Değil,
İst.: May, 1971
·
Güvercinim Uyur mu?, İst.: Doyuran Mtb.,
1974
·
Kulağımız Kirişte, İst.: Çınar, 1983
·
Bütün Şiirleri 1937-83, İst.: Çınar, 1983
·
Ocak Katırı Alagöz, İst.: Çınar, 1987
·
Seçme Şiirler, (der. S. Akın-C. Şanal)
İst.: Adam, 1998
Roman:
·
Hababam Sınıfı, İst.: Gar, 1957
·
Pijamalılar (Bizim Koğuş), İst.: Gar, 1959
·
Meşrutiyet Kıraathanesi, İst.: Doyuran,
1974
·
Karartma Geceleri, İst.: Zafer Mtb., 1974
·
Sarı Yazma, İst.: Altın Kitaplar, 1976
·
Yıldız Karayel, İst.: Yalçın, 1981
·
Hababam Sınıfı İcraatın İçinde, İst.:
Çınar, 1987
Öykü:
·
Radarın Anahtarı, İst.: Düşün, 1957
·
Don Kişot İstanbul’da, 1957 (yb Palavra,
İst.: Sınıf, 1972)
·
Kesmeli Bunları, İst.: Tan Gazetesi ve
Mtb., 1962
·
Nerde O Eski Usturalar, İst.: Tan Gazetesi
ve Mtb., 1962
·
Saksağanın Kuyruğu, İst.: Tan Gazetesi ve
Mtb., 1962
·
Şevket Usta’nın Kedisi, İst.: Kitapçılık
Servisi, 1965
·
Geçmişe Mazi, İst.: Fahir Onger, 1965
·
Garibin Horozu, İst.: Öncü, 1969
·
Keş, İst.: Sınıf, 1972
·
Tuh Sana, İst.: Sınıf, 1972
·
Bunadı Bu Adam, İst.: Sınıf, 1972
·
Al Altını!, İst.: Sınıf, 1972
·
Altın Ekicisi, İst.: Sınıf, 1972
·
Çatal Matal Kaç Çatal, İst.: Sınıf, 1972
·
Hababam Sınıfı Baskında, İst.: Sınıf, 1972
·
Hababam Sınıfı Uyanıyor, İst.: Sınıf, 1972
·
Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı, İst.: Sınıf,
1973
·
Rüşvetin Alamancası, İst.: Yalçın, 1982
·
Çalış Osman Çiftlik Senin, İst.: Çınar,
1983
·
Sosyal Kadınlar Partisi, İst.: Çınar, 1983
·
Şeker Kutusu, İst.: Çınar, 1990
·
Dördüncü Bölük, İst.: Çınar, 1992
Çocuk Kitabı:
·
Halime Kaptan, İst.: Sınıf, 1972
·
Kumdan Betona, İst.: Cem, 1976
·
Öksüz Civciv, İst.: Okul Sesi, 1979
·
Cankurtaran Yılmaz Küçükçekmece
Okyanusunda, Ank.: Kültür Bakanlığı, 1979
·
Bacaksız Kamyon Sürücüsü, İst.: Cem, 1980
·
Bacaksız Okulda, İst.: Cem, 1980
·
Bacaksız Tatil Köyünde, İst.: Cem, 1980
·
Bacaksız Sigara Kaçakçısı, İst.: Cem, 1980
·
Bacaksız Paralı Atlet, İst.: Cem, 1981
·
Küçükçekmece Okyanusu, İst.: Çınar, 1983
·
Apartıman Çocukları, İst.: Çınar, 1984
·
Hoca Nasrettin ve Çömezleri, İst.: Çınar,
1984
Oyun:
·
Karadenizin Kıyıcığında, İst.: Türkiye B.,
1965 (1969’da roman olarak da çıktı); Hababam Sınıfı, İst.: Sınıf, 1967
·
Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı, İst.: Sınıf,
1971
Fıkra:
·
Nerde Kalmıştık, İst.: Çınar, 1984
·
Cart Curt, İst.: Çınar, 1984
Anı:
·
Yokuş Yukarı, İst.: Adam, 1982
·
Kırk Yıl Önce, Kırk Yıl Sonra, İst.:
Çınar, 1986
·
Fedailer Mangası/Kırk Kuşağı Anıları,
(haz. Ö. Yağcı) İst.: Çınar, 1993.
KAYNAKÇA: Necatigil,
İsimler, 193-194; Necatigil, Eserler, 216-217; 321; H. Altınkaynak,
Edebiyatımızda 1940 Kuşağı, İst., 1977; Karaalioğlu, 275-276; Özkırımlı, TEA,
III, 664; M. Kutlu, “Ilgaz, Rifat”, TDEA, IV, 308; D. Hızlan, “Ozan Olarak
Toplumla Uzlaşamadık” (söyleşi), Gösteri, S. 20 (Temmuz 1982); A. Bezirci,
Yaşayan Sanatçılar: Rıfat Ilgaz, İst., 1988; Kurdakul, Sözlük (1999), 353-354;
Özgüç, II, 40-41, 60, 136, 376.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder