![]() |
| Peyami Safa |
Peyami Safa Kimdir?
Kalemin ve Istırabın Ortaklığı
Türk edebiyatı, fırtınalı dönemlerin içinden geçerek kendi sesini bulmuş pek çok kaleme ev sahipliği yapmıştır. Ancak hiçbiri, hayatı boyunca taşıdığı bedensel ve ruhsal acıları Peyami Safa kadar bir edebi cevhere dönüştürememiştir. 2 Nisan 1899'da İstanbul Fatih'te dünyaya gözlerini açan Peyami Safa, sadece bir yazar ve gazeteci değil; aynı zamanda Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatında psikolojik tahlilin sınırlarını çizen müstesna bir dehadır.
Peyami Safa’nın Hayatı
Yetimliğin ve Hastane Koridorlarının Gölgesinde Bir Çocukluk
Peyami Safa’nın kader
çizgisi, daha yolun en başında trajik bir kırılmayla belirlendi. Servet-i Fünun
dönemi şairlerinden olan babası İsmail Safa, Sivas’a sürgüne gönderildikten
sonra 1901 yılında orada vefat etti. Babasını henüz iki yaşındayken kaybeden
Peyami, annesi Server Bedia Hanım ve kardeşleriyle birlikte büyük bir yokluk
içinde İstanbul’a döndü. Onun çocukluğu, yalnızca bir aile dramının değil, koca
bir imparatorluğun yıkılış sancılarının da tam ortasında geçti.
"Ayaklarında delik
pabuçlar, üzerinde eski bir elbise, zayıf nahif bir vücut ile..."
Bu zorlu yetimlik
yıllarına, sekiz-dokuz yaşlarındayken yakalandığı amansız bir kemik hastalığı
(tüberküloz) eklendi. Doktorların "kolunun kesilmesi" yönündeki
kararlarına tek başına direnen çocuk Peyami, ilk gençlik yıllarını hastane
koridorlarında, ıstırap ve kesilme korkusu içinde geçirdi. Bu dönemde
biriktirdiği zengin gözlemler ve hissettiği derin acılar, ileride Türk
edebiyatının başyapıtlarından biri olacak olan Dokuzuncu Hariciye Koğuşu’nun
da ham maddesini oluşturacaktı.
Kendi Kendini İnşa Eden
Bir Entelektüel
Maddi imkânsızlıklar ve
yakasını bırakmayan hastalığı sebebiyle Vefa İdadisi’ndeki öğrenimini on üç
yaşında yarım bırakmak zorunda kaldı. Keteon Matbaası’nda başlayan işçilik
hayatı, Posta-Telgraf Nezareti’ndeki memurluğuyla devam etti. Ancak o, resmi okulların
veremediği eğitimi, geceli gündüzlü çalışarak kendi azim ve iradesiyle kazandı.
I. Dünya Savaşı
yıllarında Boğaziçi’ndeki Rehber-i İttihat Mektebi’nde öğretmenliğe
başladığında (1914), mesleki bir zorunlulukla sarıldığı Fransızca, felsefe ve
psikoloji kitapları, onun entelektüel omurgasını oluşturdu. Bu öğretmenlik
yıllarının izlenimleri ise yıllar sonra Biz İnsanlar romanının
sayfalarında hayat bulacaktı.
Gazetecilik Yılları ve
"Üslup Getiren" Kalem
1918 yılında ağabeyi
İlhami Safa’nın çağrısıyla öğretmenliği bırakan Peyami Safa, ömrünün sonuna
kadar elinden düşürmeyeceği kalemiyle profesyonel olarak hayatını kazanmaya
başladı. İki kardeşin çıkardığı Yirminci Asır adlı akşam gazetesinde
yayımlanan ve ilk otuz-kırk tanesi imzasız çıkan "Asrın Hikâyeleri",
dönemin usta yazarlarının dikkatini çekmekte gecikmedi.
- Yahya Kemal,
genç yazarı "İsmail Safa’nın en güzel eseri Peyami’dir"
sözleriyle taltif ederken,
- Yakup Kadri
ise hayranlığını "Bize bir üslup getirdin" diyerek dile
getiriyordu.
Bu büyük desteklerle
imzasını kullanmaya başlayan yazar; Son Telgraf, Tasvir-i Efkâr, Akşam,
Cumhuriyet, Tasvir, Tan, Ulus, Zafer, Milliyet ve Son Havadis gibi
dönemin en köklü gazetelerinde fıkra, makale ve edebi yazılar kaleme aldı.
Geçim kaygısıyla kaleme
aldığı polisiye ve halk tipi macera eserlerinde, annesinin adından ilhamla Server
Bedi (ve Cingöz Recai serisi) müstearını kullandı. Sanatçı kimliğini ise Çömez,
Safiye Peyman, Serazâd gibi farklı imzaların arkasına gizlese de her zaman
asıl adıyla taçlandırdı.
Kültür Hayatına Yön Veren
Dergiler ve Fikir Kavgaları
Peyami Safa, yalnızca
kendi yazan bir fildişi kulesi aydını değildi; Türk düşünce hayatını örgütleyen
bir fikir işçisiydi. 1936'da Yahya Kemal, Ahmet Hamdi Tanpınar, Ahmet KutsiTecer, Cahit Sıtkı Tarancı ve Faruk Nafiz Çamlıbel gibi devleri bir araya
getirerek Kültür Haftası dergisini çıkardı.
1953-1960 yılları
arasında ise her sayısı adeta bir kitap hacminde olan ve Türk entelektüel
dünyasına yön veren Türk Düşüncesi dergisini 63 sayı boyunca
yayımlatmayı başardı. Aktif siyasetle de ilgilenen yazar, Türk Dil Kurumu ve
Türk Ocağı'nda görev aldı; 1950'de CHP listesinden Bursa milletvekili adayı
olduysa da seçilemedi ve sonraki yıllarda Demokrat Parti'yi destekledi.
Son Büyük Istırap ve Veda
Hayatı acıyla başlayan
Peyami Safa'nın vedası da yine büyük bir evlat acısıyla mühürlendi.
Okuyucularından Nebahat Hanım ile hayatını birleştiren yazarın, üzerine
titrediği tek oğlu Merve, 1961 yılında Erzincan'da yedek subaylık görevini
yaparken aniden vefat etti.
Bu ani kayıp, hayatı
boyunca pek çok bedensel ıstıraba göğüs germiş olan yazarın kalbini tamamen
kırdı. Oğlunun ölümünden sadece iki-üç ay sonra, 15 Haziran 1961'de Kadıköy'de
hayata gözlerini yumdu. Bugün Edirnekapı Şehitliği'nde, ömrü boyunca hasretini
ve acısını çektiği sevdiklerinin yanı başında uyumaktadır.
Hastane koridorlarında
kolunu vermemek için direnen o küçük çocuğun fiziksel ıstırabı, olgunluk
çağında zihinsel ve sosyolojik birer sancıya dönüşmüştür. Peyami Safa'nın
yaşadığı bu çalkantılı hayat, yokluklar ve derin kayıplar, aslında onun
edebiyatımızda çığır açan psikolojik tahlil yeteneğinin ve insan ruhunun
karanlık odalarını aydınlatan dehasının en büyük kaynağı olmuştur.
Peki, bu yaralı hayattan
doğan kalem, Türk romanında nasıl bir ihtilal yarattı? Karakterlerinin iç
dünyasındaki o devasa çatışmalar, Doğu ve Batı arasında sıkışan bir neslin
hikâyesiyle nasıl birleşti?
Peyami Safa’nın Edebi Kişiliği
Kalemin İhtilali: Peyami Safa’nın Edebi Dünyası ve Zihin Sancısı
Bir önceki bölümde,
hayatın en amansız fiziksel ve ruhsal ıstıraplarından süzülerek gelen bir
dehanın biyografisine tanıklık etmiştik. İşte o hastane koridorlarında kolunu
vermemek için direnen çocuğun bedenindeki sızı, olgunluk çağında Türk
edebiyatının yönünü değiştirecek zihinsel ve sosyolojik bir ihtilale dönüştü.
Peyami Safa, sadece bir romancı değil; insan ruhunun derinliklerindeki karanlık
odaları aydınlatan, Doğu ile Batı arasında sıkışmış bir neslin vicdan azabını
kelimelere döken bir fikir işçisidir.
Fikir Savaşçısı ve
Polemiklerin Kalbi
Peyami Safa, edebiyat
sahnesinde sakin bir gözlemci olmadı. Aksine, inandığı estetik ve fikri
değerler uğruna kalemi bir silah gibi kullanmaktan çekinmeyen, dönemin en
keskin polemikçilerindendi. Gazeteciliğin getirdiği dinamizmle; NâzımHikmet, Ahmet Haşim, Nurullah Ataç, Nadir Nadi, Ahmet Emin Yalman, Sabiha ve
Zekeriya Sertel, Muhsin Ertuğrul ve Aziz Nesin gibi dev isimlerle çetin
entelektüel kavgalara girdi.
Onun asıl derdi, Türk
düşünce hayatına yön verecek bir köprü inşa etmekti. 1932 yılında Ankara'da
filizlenen ve devletçi-sol bir çizgi izleyen Kadro hareketine karşı,
İstanbul'da Ahmet Ağaoğlu’nun çevresinde toplandı. Ahmet Hamdi Başar, Mustafa
Şekip Tunç, Hilmi Ziya Ülken, Namık İsmail ve Münir Serim gibi isimlerle
oluşturdukları bu güçlü kültür çevresi, daha sonra onun yönetiminde çıkacak
olan ünlü Kültür Haftası dergisinin de fikri zeminini hazırlayacaktı.
Ulusçuluktan Mistik Arayışa: Düşünsel Dönüşüm
Peyami Safa’nın fikir
dünyası sabit ve donmuş bir yapıya sahip değildi; ülkenin ve kendisinin
geçirdiği dönüşümlere paralel olarak evrildi. Bu evrimi iki temel yapıtı
üzerinden okumak mümkündür:
DÜŞÜNSEL EVRİM ÇİZGİSİ
1938: Türk İnkılâbına
Bakışlar Post-1950: Doğu-Batı
Sentezi
------------------------------ ----------------------------
• Rasyonel ve Garpçı
yaklaşım • Mistik ve İdealist
yönelim
• Cumhuriyet İnkılabı
odaklı • Tarihsel tekamül
vurgusu
• Yeni dil ve tarih
tezleri • İnanç ve ruh
bütünlüğü
1. Rasyonel ve Garpçı
Dönem: Türk İnkılâbına Bakışlar (1938)
Bu ilk önemli düşünsel
yapıtında yazar, ulusal kültürle Batı uygarlığı arasında rasyonel bir denge
kurmaya çalışır. Geçmişteki Türkçülük ve İslamcılık akımlarının kötü bir
imtihandan geçerek sakatlandığını, geriye sadece "garpçılığın" ayakta
kaldığını savunur. Türk ulusçuluğunun benzersizliğini vurgulayarak, yeni dil ve
tarih tezlerine destek verir. Bu dönemde Türk Dil Kurumu (TDK) üyesi olarak
çalışır, hatta dile özleşmeye karşı çıkan eski dostu Mustafa Şekip Tunç'u
eleştirir.
2. Mistik ve İdealist
Dönem: Doğu-Batı Sentezi
Zamanla ve özellikle
hayatının son yıllarında uğradığı ruhsal kırılmalarla yazar, dine ve mistisizme
yöneldi. Bu yöneliş, onun Türk İnkılâbına Bakışlar kitabının ikinci baskısından
bazı bölümleri çıkarmasına ve fikirlerine rötuş yapmasına neden oldu. Bu
dönüşümde, önceleri CHP taraftarıyken 1950’den sonra Demokrat Parti’yi (DP)
desteklemeye başlamasının da payı büyüktü. Ölümünden sonra derlenen bu eserde
artık daha idealisttir:
"Aramızda müfritler
müstessna, hepimiz hem doğulu, hem batılıyız. Doğu-Batı sentezi, bizim, yani
bütün insanların tarih ve ruh yapısı kaderimizdir. İnsan, bütünlüğünü ve
tamlığını ancak bu sentezde bulabilir."
Daha önce Cumhuriyet
inkılabının geçmişe hiçbir şey borçlu olmadığını iddia eden yazar, bu yeni
evrede "İnkılap bir tekamül hamlesidir, her şey eskiden
hazırlanmıştı!" diyerek 1876 ve 1908 Meşrutiyet hareketlerinin hakkını
teslim eder. 1954'ten sonra ise bir zamanlar savunduğu TDK'dan ayrılarak, dili
tasfiye etmeye ve aşırı özleştirmeye çalışanların karşısına dikilir.
Psiko-Sosyal Tahlilin Doruğu: Roman Sanatı
Şiir dışındaki hemen her
alanda eser veren Peyami Safa’nın dehasını asıl taçlandıran tür romandır. Diğer
tüm entelektüel çalışmaları, onun romanları için adeta zengin birer malzeme
deposu işlevi görmüştür.
Onun romanı, Türkiye’nin
içinden geçtiği modernleşme sancılarının, ahlak bunalımlarının, kuşaklar arası
uçurumların ve maddeciliğe karşı manevi değerlerin savaş alanıdır. O, insanı
sadece sosyal bir varlık olarak değil, bilinç ve bilinçaltıyla, sezgileri ve
kader karşısındaki çaresizliğiyle yani bizzat "iç macerasıyla" ele
alır.
Değişmeyen Değişken:
Dörtlü Karakter Şeması
1922'de Sözde Kızlar
ile adım attığı roman dünyasında, 1940'lı yıllara kadar yazdığı eserlerde
(özellikle belirli bir fikri aşılama gayesi güttüğünde) adeta matematiksel bir
şema uygular. Bu trajik aşk öykülerinin ekseninde dört temel figür yer alır:
- Genç Kız:
Maddiyat ile maneviyat, Doğu ile Batı arasında sıkışmış, tereddüt içindeki
figür. (Genellikle zengin ve Batılılaşmış ailelerden seçilir).
- Batılı Erkek:
Maddeyi, bedeni ve yozlaşmış köksüzlüğü temsil eden karakter.
- Doğulu Erkek:
Kalbi, ruhu ve geleneksel-ulusal değerleri temsil eden karakter.
- Yazarın Sesi:
Olayları dışarıdan süzüp bilgece yorumlayan, yerli ve ulusal değerlere
bağlı figür.
Bu çatışmanın sonunda
kadın kahramanlar, ruh ile madde arasında bir seçim yapmak zorunda kalırlar ve
yazarın da edebi tercihi doğrultusunda, doğru olanı yani "Doğu"yu
seçerler.
Başyapıtların Anatomisi
Kendi adıyla yayımlanan
11 romanı (Sözde Kızlar, Şimşek, Mahşer, Bir Akşamdı, Canan, Dokuzuncu
Hariciye Koğuşu, Fatih-Harbiye, Bir Tereddütün Romanı, Matmazel Noraliya'nın
Koltuğu, Yalnızız, Biz İnsanlar), Türk edebiyatında teknik birer devrimdir.
Yazar, sadece içerikle değil, anlatma-gösterme ve bilinç akışı gibi modern
Batılı teknikleri ilk kez başarıyla uygulayarak romanın kuramsal yapısıyla da
ilgilenmiştir.
Roman Adı |
Temel İzlek ve Çatışma Aksı |
Teknik ve Anlatım Özelliği |
|
Dokuzuncu Hariciye
Koğuşu |
Kemik veremiyle boğuşan
15 yaşındaki bir gencin Erenköy'deki bir köşkte Nüzhet'e duyduğu imkânsız
aşk, fakirlik ve hastalık dramı. |
Tamamen otobiyografik
izler taşır. Türk romanında anlatma-gösterme ve bilinç akışı
tekniğinin ilk başarılı örneğidir. |
|
Fatih-Harbiye |
Geleneksel Fatih ile
modern Harbiye semtleri üzerinden Neriman, Şinasi ve Macid üçgeninde yaşanan
Doğu-Batı yarılması. |
Çatışmanın temeline musiki
(Alaturka-Alafranga) yerleştirilmiştir. Yazarın teknik olarak en başarılı
bulduğu eserlerindendir. |
|
Bir Tereddütün Romanı |
I. Dünya Savaşı sonrası
tüm dünyayı saran inançsızlık, ahlak buhranı ve sefalet ortamında bir kadının
evlilik teklifi karşısındaki felç edici kararsızlığı. |
Bireyin
"tereddüt" karşısındaki evrensel dramını inceler. Sanatçı
çevrelerine yönelik sert eleştiriler içerir. |
|
Matmazel Noraliya'nın
Koltuğu |
II. Dünya Savaşı
yıllarında pozitivist ve maddeci değerlerle büyüyen Ferid'in, karşılaştığı
metafizik olaylar karşısında yaşadığı büyük şüphe krizi. |
Ferid, çevresindeki
bilge kişilerin (Vafi Bey ve Yahya Aziz) telkinleriyle huzura kavuşur. Mekan,
insan ve olay uyumu kusursuzdur. |
|
Yalnızız |
Toplumsal ve biyolojik
kişilikleri arasında ezilen üç genç kızın hikayesi; manevi değerlerin
çöküşünün maddeci görüşlerle çözülemeyeceği tezi. |
Düalizm (ikilik)
üzerine kurulmuştur. Karakterlerden Samim'in kurguladığı "Simerenya"
adlı ütopik dünya tasarısı eserin entelektüel omurgasıdır. |
Dile Getirilen İstanbul Türkçesi ve Beyaz Perde
Peyami Safa’nın kırk iki
yıl boyunca durup dinlenmeden ürettiği bu devasa külliyat, dilsel bir şölendir.
İstanbul Türkçesini büyük bir ustalıkla kullanan yazar, yapay bir süslülükten
kaçınmış; düşünsel yoğunluğu yüksek, derinlikli cümleler kurmuştur. En büyük
hassasiyeti ise karakter tasarımı olmuştur; romanlarındaki kahramanları
asla tek tipleştirmemiş, onları kendi kültürel düzeylerine, mizaçlarına ve
karakterlerine uygun biçimde konuşturmuştur. Ancak betimlemelerde "konuşur
gibi yazmaya" daima karşı çıkmıştır.
Onun insan ruhunu adeta
bir röntgen filmi gibi çeken bu görsel ve dramatik anlatımı, Türk sinemasının
da dikkatinden kaçmamıştır. Yarattığı evrenler ve karakterler defalarce beyaz
perdeye taşınmıştır:
- Sözde Kızlar
(Muhsin Ertuğrul, 1924; N. Saydam, 1967; O. Elmas, 1990)
- Dokuzuncu Hariciye Koğuşu
(N. Saydam, 1967)
- Sabahsız Geceler
(E. Göreç, 1968)
- Beyaz Cehennem
(Server Bedi adiyle, M. Erksan, 1954)
- Cumbadan Rumbaya
(Server Bedi adıyla, T. Demirağ, 1960)
- Cingöz Recai
(Server Bedi adıyla, S. Önal, 1969)
1974 yılında, onun tüm
telif haklarını devralan Ötüken Yayınevi tarafından adına düzenlenen
"Peyami Safa Roman Yarışması", bu çilekeş ve dahi kaleme gösterilen
edebi vefanın en güzel nişanelerinden biri olmuştur. O, zayıf bünyesine rağmen
arkasında Türk düşünce ve edebiyat tarihini kökten sarsan, zamana meydan okuyan
bir zihin mirası bırakmıştır.
Peyami Safa’nın Eserleri
Roman ve Öykü:
·
Gençliğimiz, İst.: Orhaniye Mtb.,
1338/1922
·
Sözde Kızlar, 1922
·
Siyah Beyaz Hikâyeler, İst.: Orhaniye
Mtb., 1339/1923
·
Ben, Sen, O, (Server Bedi adıyla) İst.:
Orhaniye Mtb., 1923
·
Aşk Oyunları, İst.: Orhaniye Mtb.,
1340/1924
·
Süngülerin Gölgesinde, İst.: Orhaniye
Mtb., 1340/1924
·
Mahşer, İst.: Orhaniye Mtb., 1340/1924
·
Yürü Yavrum Yürü, (Server Bedi adıyla)
İst.: Orhaniye Mtb., 1340/1924
·
Seni Seviyorum, (Server Bedi adıyla) İst.:
Orhaniye Mtb., 1340/1324
·
Canan, İst.: Orhaniye Mtb., 1341/1925
·
Zıpçıktılar, (Server Bedi adıyla) İst.:
Orhaniye Mtb., 1341/1925
·
Uçurumda İnsanlar, (Server Bedi adıyla)
İst.: Orhaniye Mtb., 1341/1925
·
Resimli Billur Köşk Hikâyesi, (Server Bedi
adıyla), İst.: Orhaniye Mtb., 1341/1925
·
Ateş Böcekleri, İst.: Orhaniye Mtb.,
1341/1925
·
Bir Genç Kız Kalbinin Cürmü, (Server Bedi
adıyla) İst.: Orhaniye Mtb., 1925
·
İstanbul Hikâyeleri, İst.: Sühulet, ty;
Alnımın Kara Yazısı, (Server Bedi adıyla) İst.: Orhaniye Mtb., 1926
·
Kadınlar, (Server Bedi adıyla) İst.:
Orhaniye Mtb., 1926
·
Şimşek, İst.: Akşam Mtb., 1927
·
Hey Kahpe Dünya, (Server Bedi adıyla)
İst.: Türk Neşriyat Yurdu, 1927
·
Karım ve Metresim, (Server Bedi adıyla)
İst.: Ahmet Kâmil Mtb., 1927
·
Bir Akşamdı, İst.: Gündoğdu Mtb., 1928
·
Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, İst.: Resimli
Ay Mtb., 1930
·
Fatih-Harbiye, İst.: Sühulet, 1931
·
Attilâ, (tarihi roman) İst.: Resimli Ay
Mtb., 1932
·
Bir Tereddüdün Romanı, İst.: Sühulet, 1933
·
Sabahsız Geceler, (Server Bedi adıyla)
İst.: Sühulet, 1934
·
Hep Senin İçin, (Server Bedi adıyla) İst.:
Sühulet, 1934
·
Sinema Delisi Kız, (Server Bedi adıyla),
İst.: Semih Lütfi, 1935
·
Çalınan Gönül, (Server Bedi adıyla) İst.:
Semih Lütfi, 1935
·
Cumbadan Rumbaya, (Server Bedi adıyla)
İst.: Şirket-i Mürettibiye B., 1936
·
Dizlerine Kapansam, (Server Bedi adıyla)
İst.: Kanaat, 1937
·
Korkuyorum, (Server Bedi adıyla) İst.:
Sühulet, 1938
·
Deli Gönlüm, (Server Bedi adıyla, 2. bas.)
İst.: Semih Lütfi, 1941
·
Rüya Gibi, (Server Bedi adıyla) İst.:
İnkılâp, 1941
·
Uçurumda Bir Genç Kız, (Server Bedi
adıyla, 2. bas.) İst.: İnkılâp, 1943
·
Kucaktan Kucağa, (Server Bedi adıyla)
İst.: Tasvir Neşriyat, 1943
·
Kanlı Günler, (Server Bedi adıyla) İst.:
Tasvir Neşriyat, 1943
·
İkimiz, (Server Bedi adıyla) İst.: Tasvir
Neşriyat, 1943
·
Fırtına Gecesi, (Server Bedi adıyla) İst.:
Tasvir Neşriyat, 1943
·
Ateş, (Server Bedi adıyla) İst.: İnkılâp,
1944
·
Matmazel Noraliya’nın Koltuğu, İst.:
Nebioğlu, 1949
·
Yalnızız, İst.: Nebioğlu, 1951
·
Beklenen Nişanlı, (Server Bedi adıyla)
İst.: Neşriyat ve Matbaacılık, 1955
·
Biz İnsanlar, İst.: İnkılâp, 1959
Oyun:
·
Gün Doğuyor, İst.: A. İhsan B., 1937
Çocuk Edebiyatı:
·
Bir Mekteplinin Hatıratı-Karanlılar Kralı,
İst.: Keteon Bedrosyan Mtb., 1329/1913
·
Çocuklara Hikâyeler Dizisi (İki Öksüz
Arkadaş, İst.: Orhaniye Mtb., 1341/1925
·
Kuyuya Düşen Çocuk, İst.: Orhaniye Mtb.,
1341/1925
·
Korkunç Bir Akşam, İst.: Orhaniye Mtb.,
1341/1925
·
Küçük Hırsızlar, İst.: Orhaniye Mtb.,
1341/1925
·
Oduncunun Kızı, İst.: Orhaniye Mtb.,
1341/1925
·
Havaya Uçan At-Güvercinlerin Sarayı, İst.:
Orhaniye Mtb., 1341/1925
·
Mavi Sakallı Adam-Falcının Lambası, İst.:
Orhaniye Mtb., 1341/1925
·
İnsan mı Yılan mı?, İst.: Orhaniye Mtb.,
1341/1925
·
Paşa Kızı ile Köylü Çocuğu-Hasan’ın
Rüyası, İst.: Orhaniye Mtb., 1341/1925
·
Cesur Gemici-Deniz Kızı, İst.: Orhaniye
Mtb., 1341/1925)
·
Cesur Çocuklar, (Server Bedi adıyla),
İst.: Gündoğdu Mtb. ve Ktp., 1928
·
Galatasaraylı, (Server Bedi adıyla) Ank.:
Hâkimiyet-i Milliye Mtb., 1931
·
Bir Varmış Bir Yokmuş, (Server Bedi
adıyla) İst.: Matbaacılık ve Neşriyat, 1934
·
Amerikada Bir Türk Çocuğu, (Server Bedi
adıyla) İst.: Matbaacılık ve Neşriyat, 1934
·
Küçük Hikâyeler, (Server Bedi adıyla)
İst.: Matbaacılık ve Neşriyat, 1934
Fikri Eser:
·
Türk İnkılabına Bakışlar, İst.: Kanaat,
1938
·
Felsefi Buhran, 1939
·
Millet ve İnsan, İst.: Akbaba, 1943
·
Mahutlar, İst.: Toprak Dergisi, 1959
·
Nasyonalizm, İst.: Babıâli, 1961
·
Sosyalizm, İst.: Babıâli, 1961
·
Mistisizm, İst.: Babıâli, 1961
·
Doğu-Batı Sentezi, İst.: Yağmur, 1963
·
Nasyonalizm-Sosyalizm-Mistisizm, İst.: A,
1975
Biyografi:
·
Büyük Halaskârımız Mustafa Kemal Paşa,
İst.: Orhaniye Mtb., ty
·
Değerli Kumandanlarımızdan Köprilili Kâzım
Paşa, İst.: Orhaniye Mtb., ty
·
Değerli Kumandanlarımızdan Yakup Şevki
Paşa, İst.: Orhaniye Mtb., ty
·
Muhterem Hariciye Vekilimiz İsmet Paşa,
İst.: Orhaniye Mtb., ty
·
Muhterem Heyet-i Vekile Reisimiz Rauf Bey,
İst.: Orhaniye Mtb., ty
·
İstanbul’un İlk Şerefli Mümessili Refet
Paşa, İst.: Orhaniye Mtb., ty
·
Mussolini Kimdir? Faşizm Nedir?, 1943
·
Marks Kimdir? Marksizm Nedir?, 1943
·
Rousseau Kimdir? Liberalizm Nedir?, 1943
·
Atatürk Kimdir? Kemalizm Nedir?, 1943
·
Ziya Gökalp Kimdir? Türkçülük Nedir?, 1943
·
Makyavel Kimdir? Makyavelizm Nedir?, 1943
Gezi-Röportaj:
·
Büyük Avrupa Anketi, İst.: Kanaat, 1938
Objektif Dizisi:
·
Objektif 1: Osmanlıca-Türkçe-Uydurmaca,
1970
·
Objektif 2: Sanat-Edebiyat-Tenkit, 1971
·
Objektif 3: Sosyalizm-Marksizm-Komünizm,
1971
·
Objektif 4: Din-İnkılâp-İrtica, 1971
·
Objektif 5: Kadın-Aşk-Aile, 1973
·
Objektif 6: Yazarlar-Sanatçılar-Meşhurlar,
1976
·
Objektif 7: Eğitim-Gençlik-Üniversite,
1976
·
Objektif 8: Yirminci Asır-Avrupa ve Biz,
1976
Polisiye (Server Bedi
adıyla):
·
Cingöz Recai’nin Harikulade Sergüzeştleri
dizisi (1924, 10 kitap: Cizgöz’ün Kız Kaçırması, Nazar Boncuğu, Kasa Başında,
Anadolu Kavağı’nda Bir Cinayet, Elmaslar İçinde, Kanlıca Vakası, Kumaş Parçası,
Yangın Yerinde, Cingöz Tehlikede, Cingöz Kafeste)
·
Cingöz Recai Kibar Serseri dizisi (1925,
10 kitap: Cingöz Geldi, Esrarlı Köşk, Karanlıkta Bir Işık, Kadın Cinayeti,
Düşman Şakası, Tütüncünün Ölümü, Aynalı Dolap, Tatavla Cinayeti, Son
Muvaffakıyet, Cingöz’ün Akıbeti)
·
Polis Hafiyesi Kartal İhsan’ın Maceraları
dizisi (1925, 10 kitap: Kartal Pençesi, Baş Kesenler, Boğuk Ses, Çocukları
Çalan, Kanlı Esrarkeşler, Kâğıthane Faciası, Yeraltındaki Ölü, Altı Parmaklı
El, Tekinsiz Ev, Kızıl Çeneli Baş)
·
Cıva Necati’nin Harikulade Sergüzeştleri
dizisi (1927-28, 11 kitap: Alevlerden Sonra, Bacadan Çıkan Duman, Bir Düğün
Gecesi, Bodrumda Kalanlar, Çalınan Vasiyetname, Esrarlı Dolap, İnci Tespih
Sirkati, Japon Masası, Mişon’un Definesi, Tiyatro Baskını, Zifiri Karanlıkta)
·
Çekirge Zehra’nın Harikaları dizisi (1928,
8 kitap: Altın Kupa, Bıçağı Sapla, Denizde Bir Boğuşma, Dolap Deliğinden,
Göztepe Soygunu, İki Sıçrayış, Mezarlıkta Hayalet, O Geceden Sonra)
·
Tilki Leman’ın Harikulade Maceraları
dizisi (ty, 5 kitap: Apartman Baskını, Bir Damla Kan ve Bir Haykırış, Bir
Fincan Süt, Karanlıklara Doğru, Kızıl Maskeli Kadın)
·
Şarlok Holmes’e Karşı Cingöz Recai dizisi
(1926-28, 15 kitap: Kaybolan Adam, Karanlıkta Hücum, Han Baskını,
Yerin Dibinden Sesler, Gece Tuzağı, Ateşten Gözler, Sekiz Adım Kala, Al Kanlar
İçinde, Gece Kuşları, İmdat, Şeytani Tuzak, Sahte Şarlok, Domuz Sokağı Vakası,
Polis Tuzağı, Cingöz’ün Ziyafeti)
·
Cingöz’ün Esrarı, İst.: Orhaniye Mtb.,
1341/1925
·
Kanlı Mektup, İst.: Ahmet Kâmil Mtb., 1927
·
Üç Buçuk Parmak, İst.: Ahmet Kâmil Mtb.,
1927
·
Arsen Lüpen İstanbul’da Cingöz Recai ile
Birlikte ve Karşı Karşıya, İst.: Yeni Neşriyat, 1935
·
Ben Casus Değilim, İst.: Maarif
Kitaphanesi, 1945
·
Kral Faruğun Elmasları Peşinde, İst.: Ayda
Bir, 1955
·
Beyaz Cehennem, İst.: Türkiye Ticaret
Mtb., 1955
·
Sultan Aziz’in Mücevherleri, İst.:
İnkılâp, 1962
·
Zeyrek Cinayeti, İst.: Cingöz Neşriyat,
1968
Ders Kitabı:
·
Cumhuriyet Mekteplerine Millet Alfabesi,
1929
·
Cumhuriyet Mekteplerine Alfabe, 1929
·
Cumhuriyet Mekteplerine Kıraat, 5 c., 1929
·
Yeni Talebe Mektupları, 1931
·
Büyük Mektup Nümuneleri, 1932
·
Türk Grameri, 1933; Okul Grameri, 1941
·
Dil Bilgisi, 1942; Fransız Grameri, 1942
·
Türkçe İzahlı Fransız Grameri, 1948
Çeviri:
·
Üç Kardeş (Lemonnier; Server Bedi adıyla),
1334/1918
·
Katil Kim? (C. Farrére), 1923
·
Engerek Düğümü (F. Mauriac), 1934
·
Bozkurt (H. C. Armstrong), 1955.
KAYNAKÇA: C. S. Tarancı,
Peyami Safa: Hayatı ve Eserleri, İst., 1940; H. M. Ebcioğlu, “Peyami Safa
Hakkında Ne Diyorlar?”, Yedigün, 6 Kânunısani 1941; M. Baydar,
Edebiyatçılarımız Ne Diyorlar?, İst., 1960, s. 170-173; Y. Hacaloğlu,
Sevenlerinin Kalemiyle Peyami Safa, İst., 1962; H. Z. Ülken, Türkiye’de Çağdaş
Düşünce Tarihi, c. II, Konya, 1966, s. 743-747; T. Ulaş, “Görüş Açısı ve
Matmazel Noraliya’nın Koltuğu”, Yeni Dergi, S. 46 (Temmuz 1968), s. 54-56; E.
Göze, Peyami Safa-Nâzım Hikmet Kavgası, İst., 1969; Kudret, II, 300-326;
Alangu, 100 Ünlü, II, 1111-1121; A. H. Tanpınar, Edebiyat Üzerine Makaleler,
(haz. Z. Kerman) 2. bas., İst., 1977, s. 361-364; V. Bürün, Peyami Safa ile 25
Yıl, İst., 1978; Moran, 185-218; N. Z. Bakırcıoğlu, Başlangıcından Günümüze
Türk Romanı, İst., 1983, s. 122-134; E. Göze, Peyami Safa, Ank., 1987; O. Okay,
Sanat ve Edebiyat Yazıları, İst., 1990, s. 225-234; M. Tekin, Peyami Safa’nın
Roman Sanatı ve Romanları Üzerinde Bir Araştırma, Konya, 1990; O. Söylemez,
“Safa, Peyami”, TDEA, VII, 402-406; A. N. Lee, Peyami Safa’nın Romanlarında
Doğu-Batı Meselesi, İst., 1997; E. Üyepazarcı, Korkmayınız Mr. Sherlock Holmes,
İst., 1997, s. 198-209; B. Ayvazoğlu, Peyami: Hayatı, Sanatı, Felsefesi, Dramı,
İst., 1998; M. Tekin, Romancı Yönüyle Peyami Safa, İst., 1999; Necatigil,
Eserler, 64, 74, 126, 151, 262, 267, 346, 355, 392; Özgüç, I, 28, 92, 153, 320,
334, 358, 369; II, 379.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder