ANA SAYFA

Faik Ali Ozansoy Kimdir? Hayatı, Edebi Kişiliği ve Eserleri

 

Faik Ali Ozansoy portre fotoğrafı - Hayatı, edebi kişiliği ve eserleri
Faik Ali Ozansoy

    Faik Ali Ozansoy Kimdir?

Faik Ali Ozansoy (10 Mart 1876 – 1 Ekim 1950), Türk edebiyatında Servet-i Fünun şiiriyle tanınan şair, oyun yazarı, eğitimci ve devlet adamıdır. Asıl adı Mehmet Faik olan Ozansoy, ilk şiirlerini Zahir mahlasıyla yayımladı. Diyarbakırlı şair ve devlet adamı Sait Paşa’nın oğlu, yazar Süleyman Nazif’in kardeşi ve şair Munis FaikOzansoy’un babasıdır. Şiirlerinde aşk, doğa ve hayal gibi bireysel temalardan toplumsal meselelere uzanan bir çizgi izleyen sanatçı, Servet-i Fünun topluluğunun edebî anlayışını benimsemiş; daha sonra Fecr-i Âti topluluğunun kuruluşunda ve başkanlığında rol oynadı. Şiirlerinin yanı sıra manzum tiyatro eserleriyle de tanınan Faik Ali Ozansoy, edebî faaliyetlerini uzun yıllar sürdürürken devlet yönetiminde de çeşitli görevler üstlendi.

Faik Ali Ozansoy’un Hayatı

Ailesi

Faik Ali Ozansoy, 10 Mart 1876’da Diyarbakır’da dünyaya geldi. Edebiyatla yakından ilgilenen bir aile ortamında yetişmesi, sanat anlayışının oluşumunda belirleyici oldu. Babası Sait Paşa, şiirle uğraşan bir devlet adamıydı. Ağabeyi Süleyman Nazif ise Türk edebiyatının tanınmış şair ve yazarları arasında yer alıyordu. Bu aile çevresi sayesinde küçük yaşlardan itibaren klasik Türk şiirini ve yenileşme dönemi edebiyatını tanıma fırsatı buldu.

Faik Ali’nin edebiyatla kurduğu ilişki sonraki kuşaklara da uzandı. Oğlu Munis Faik Ozansoy, şair ve yazar olarak edebiyat dünyasında yer aldı. Böylece Ozansoy ailesi, farklı dönemlerde eser veren üyeleriyle Türk edebiyatında iz bırakan ailelerden biri hâline geldi.

Eğitimi

İlköğrenimini Diyarbakır’da tamamlayan Faik Ali, Diyarbakır Askerî Rüştiyesi’nden mezun olduktan sonra bir yıl idadi eğitimine devam etti. Ardından İstanbul’a giderek Mülkiye Mektebi’nin idadi bölümüne kaydoldu. Öğrencilik yıllarında yaşadığı siyasi sorunlar nedeniyle bir süre tutuklu kaldı ve okuldan uzaklaştırıldı. Ağabeyi Süleyman Nazif’in girişimleri sonucunda yeniden okula kabul edildi.

Mülkiye Mektebi’nden 1901 yılında mezun olan Faik Ali, eğitim hayatı boyunca hem klasik edebiyatın hem de Batılılaşma sürecindeki Türk edebiyatının önemli isimlerini tanıdı. Fuzuli, Nabi ve Nedim gibi divan şairlerinin yanı sıra Namık Kemal, RecaizadeMahmut Ekrem ve Abdülhak Hamit Tarhan’ın eserlerini okudu. Bu birikim, şiirlerinde geleneksel şiir anlayışıyla yenileşme döneminin estetik arayışlarını bir araya getirmesine zemin hazırladı.

Meslek Hayatı

Faik Ali Ozansoy, çalışma hayatına 1901 yılında, ağabeyi Süleyman Nazif’in görev yaptığı Bursa’da maiyet memuru olarak başladı. Ardından Sındırgı, Burhaniye ve Pazarköy’de görev yaptı. II. Meşrutiyet’in ilanından sonra Mudanya kaymakamlığına getirildi. Daha sonraki yıllarda Midilli, Beyoğlu, Üsküdar ve Kütahya’da mutasarrıflık görevlerinde bulundu.

Kamu yönetimindeki görevleri zamanla merkez teşkilatındaki sorumlulukları da kapsadı. Dahiliye Teftiş Heyeti başkâtipliği yapan Ozansoy, bir dönem Diyarbakır valiliğine atandı ancak birkaç ay sonra görevinden ayrıldı. Şubat 1920’de, Ebubekir Hazım Tepeyran’ın dahiliye nazırlığı döneminde Dahiliye Nezareti müsteşarlığına getirildi. Kabine değişikliği sonrasında bu görevinden ayrılmak zorunda kaldı.

Bir süre çeşitli okullarda Türkçe ve Fransızca dersleri veren Faik Ali, yeniden atandığı Dahiliye müsteşarlığından 1931 yılında emekli oldu. Meslek hayatı boyunca devlet hizmetinde bulunmasına rağmen edebiyattan uzaklaşmadı. 1936’da oğlu Munis Faik Ozansoy ile Ankara’da Marmara adlı aylık dergiyi çıkardı. 1 Ekim 1950’de Ankara’da hayatını kaybetti. Vasiyeti üzerine İstanbul’a getirilen cenazesi, Zincirlikuyu Mezarlığı’nda Abdülhak Hamit Tarhan’ın mezarının yanına defnedildi.

Faik Ali Ozansoy’un Edebi Kişiliği

Edebi Kişiliği

Faik Ali Ozansoy’un edebî kişiliğinin oluşumunda aile çevresinde edindiği birikim ve dönemin şiir anlayışları etkili oldu. Klasik Türk şiirinin yanı sıra Tanzimat sonrasında gelişen yeni edebiyatı da yakından takip eden sanatçı, özellikle Abdülhak Hamit Tarhan ve Tevfik Fikret’in şiirlerinden etkilendi. Henüz Mülkiye Mektebi öğrencisiyken 1897’de Servet-i Fünun dergisinde yayımlanan şiirleriyle edebiyat dünyasına adım attı.

İlk şiirlerinde Zahir mahlasını kullanan Ozansoy; aşk, kadın, doğa ve hayal gibi bireysel konulara yöneldi. Duygu ve hayalin öne çıktığı bu şiirlerde, Servet-i Fünun topluluğunun dil ve üslup özellikleri belirgin biçimde görülür. Şairin estetik anlayışında bireysel duyarlılık, şiirsel söyleyiş ve duyguların incelikli biçimde ifade edilmesi önemli bir yer tutar.

II. Meşrutiyet’in ilanıyla birlikte edebiyat ortamında toplumsal ve siyasi meselelere yönelik ilgi arttı. Faik Ali de bu değişimden etkilendi ve şiirlerinde bireysel konuların yanı sıra ülkenin içinde bulunduğu koşullara yer vermeye başladı. Trablusgarp ve Balkan savaşları ile I. Dünya Savaşı’nın etkileri, özellikle vatan sevgisi ve toplumsal sorumluluk düşüncesinin öne çıktığı şiirlerinde hissedilir. 1908’de Mithat Paşa için yazdığı uzun manzume, şairin tarihî ve siyasi konulara yönelişinin örneklerinden biridir.

Faik Ali’nin şiir dışındaki başlıca edebî ilgisi tiyatroydu. Manzum oyunlarında şiirin estetik imkânlarını dramatik anlatımla birleştirdi. Aşk, vatan sevgisi ve tarihî kişilikler gibi temaları işleyen eserleri, onun edebiyatı yalnızca bireysel duyguların ifade alanı olarak görmediğini; dönemin kültürel ve toplumsal meseleleriyle de ilişkilendirdiğini gösterir.

Eserlerinin Özellikleri

Faik Ali Ozansoy’un eserleri, ilk dönemindeki bireysel ve duygusal şiirlerden toplumsal duyarlılığın belirginleştiği manzumelere ve tiyatro metinlerine uzanır. Şiirlerinde aşk, doğa ve hayal gibi temalar önemli bir yer tutarken sonraki döneminde vatan sevgisi, tarih ve siyasi gelişmeler de edebî anlatımına dâhil olur. Bu değişim, şairin yaşadığı dönemin koşullarına karşı duyarlılığını ortaya koyar.

Elhan-ı Vatan, sanatçının toplumsal ve millî konulara yönelen şiirlerini tanımak bakımından önemlidir. Eserde vatan sevgisi ve dönemin siyasi gelişmeleriyle bağlantılı duyarlılıklar öne çıkar. Faik Ali’nin şiir anlayışında duygusal anlatımın korunması, toplumsal meselelerin de lirik bir söyleyişle ele alınmasını sağlar.

Tiyatro alanındaki eserlerinden Payitahtın Kapısında, iki perdelik manzum bir oyundur. Aşk hikâyesiyle vatan sevgisini bir araya getiren eser, şiirsel anlatımın dramatik yapı içinde kullanılmasına dayanır. Altı perdelik Nedim ve Lâle Devri ise adından da anlaşılacağı üzere divan şairi Nedim’in hayatını ve yaşadığı dönemi konu alır. Eserde tarihî çevre ile edebî kişilik arasındaki ilişki öne çıkar. Abdülhak Hamit Tarhan’ın, oyunda aruz ölçüsünün sahneye uygun kullanımını beğendiği aktarılır.

Faik Ali Ozansoy’un eserlerinin özellikleri değerlendirilirken şiir ve tiyatro arasındaki bu ilişki göz önünde bulundurulmalıdır. Şair, manzum tiyatrolarında şiirin ritmini ve söyleyiş olanaklarını korurken tarihî olayları, kişileri ve duygusal çatışmaları sahne anlatımına taşımaya çalışmıştır.

Türk Edebiyatı İçindeki Önemi

Faik Ali Ozansoy, Türk edebiyatında Servet-i Fünun şiirinin temsilcileri arasında yer alması, Fecr-i Âti topluluğunun kuruluş sürecinde üstlendiği görev ve manzum tiyatro eserleriyle öne çıkar. Edebî faaliyetlerini devlet hizmetindeki uzun meslek hayatıyla birlikte sürdürmesi, onun farklı alanlarda sorumluluk üstlenen bir aydın kimliğine sahip olduğunu gösterir.

Faik Ali Ozansoy’un Türk edebiyatındaki yeri, Servet-i Fünun ve Fecr-i Âti arasındaki geçişi, şiir ile tiyatro arasındaki ilişkiyi ve II. Meşrutiyet sonrasında belirginleşen toplumsal duyarlılığı birlikte ele alarak daha iyi anlaşılabilir. 1950’deki ölümüne kadar edebiyatla bağını koruyan sanatçı, şiirleri ve manzum oyunlarıyla Türk edebiyatının yenileşme döneminde iz bırakan isimlerden biri olmuştur.

Faik Ali Ozansoy’un Eserleri

Şiir:

·         Fânî Teselliler, 1900

·         Mithat Paşa, (manzum biyografi) Bursa, Matbaa-i Vilayet, 1324/1908

·         Temâsil, İst.: Tefeyyüz, 1329/1913

·         Elhan-ı Vatan, İst.: Yeni Osmanlı, 1331/1915

·         Şair-i Âzam’a Mektup, İst.: Kitaphane-i Cihan, 1339/1923

Oyun:

·         Payitahtın Kapısında, İst.: Ahmet İhsan ve Şürekâsı, 1336/1918

·         Nedim ve Lâle Devri, Ank.: MEB, 1950.

KAYNAKÇA: “Faik Âli Bey”, Nevsal-i Milli, İst., 1914, s. 17-19; İbnülemin, Şairler, 359-361; Ergun, Şairler, III, 1391-1393; Kaplan, Şiir, 116-119; Akyüz, Antoloji, 414-418; İ. Binark-N. Sefercioğlu, Ölümünün 20. Yıldönümü Münasebetiyle Fâik Âli Ozansoy Bibliyografyası, Ank.: 1970; “Ozansoy, Faik Ali”, TDEA, VII, 164-166; M. F. Anı, “Fâik Âli Ozansoy’un Servet-i Fünun Edebiyatı ve Tevfik Fikret’e Dair Midhat Cemal Kuntay’a Yazdığı Mektuplar”, Doğu Akdeniz, S. 1 (1998), s. 51-64; İ. Parlatır, “Faik Âli Ozansoy”, DİA, XII, 100-101; D. Bayraktar, “Ozansoy, Faik Âli”, YYOA, II, 418.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yunus Emre Kimdir? Hayatı, Edebi Kişiliği ve Eserleri

  Yunus Emre      Yunus Emre Kimdir? Yunus Emre, 13. yüzyılın ikinci yarısı ile 14. yüzyılın başlarında yaşadığı kabul edilen, Türk tasavv...